özgürlük için
Pardus logosu indir
Bilgisayarınızda Pardus'a geçmek mi istiyorsunuz? İlk Adımlar bölümünde aradığınız tüm cevapları bulacaksınız.
Özgürlükİçin.com, Pardus'un yaygınlığını artırmak ve bilgi paylaşımı için kurulan bir topluluk sitesidir.
İlk Adım
Pardon
Topluluk & Forum
Gezegen
Haberler
Temalar
Oyunlar
Paketler
Nasıl
25 Ağustos

Bu hafta sonu büyük bir şirketin bir şubesinde bilgi işlem sorumlusu olarak çalışan yüksek öğrenim görmüş bir gençle tanıştım. Bu kişi kendisini "Mikrosoftcu" olarak tanımladı ve bu tanımı nasıl kullanmaya başladığını anlattı.

Birkaç yıl önce Antalya'da düzenlenmiş seminer şeklindeki bir Microsoft etkinliğine katılmış. Her ne kadar özel ve kamu sektöründeki bilgi işlem yöneticilerinin ağırlıkta olduğu bir toplantı olsa da sektördeki teknik personelin de katılımı sağlanmış. Microsoft ürünleri kullanarak yetişmiş bu gencin o güne kadar Linux ve özgür yazılım üzerine pek fikri ve merakı yokmuş, Linux dünyasını "geçici bir heyecan" olarak görmüş her zaman (konuştuğumuzda hala öyleydi).

Bu seminerde "Linux fanatiği" diye tanımladığı bir grup da varmış. Seminer boyunca bu kişiler Microsoft ürünlerini ve projelerini anlatma derdindeki konuşmacıları sorular ve çeşitli görüşleriyle terletip müdehale etmişler hatta bazı anlarda tartışmaya varan konuşmalar geçmiş ve ortam gerilmiş. Sonunda bu agresif Linux taraftarları çizdikleri hoş olmayan tablo ile seminerdeki pek çok kişinin antipatisini kazanmayı başarmış. Sonuçta bu genç bilişimci arkadaş Linux hakkındaki düşüncelerinin o günden sonra iyice keskinleşerek Linux'a karşı antipatiye dönüştüğünü ve "iyiki Microsoft varmış" diye düşündüğünü söyledi.

Kendisi özel ders veren bir arkadaşımın öğrencisi olduğundan ve kısa bir ders arasında lafladığımızdan muhabbeti pek koyulaştıramadık, ancak anlattıkları bana yetti. Kaş yapalım derken göz çıkarmak böyle bir şey işte.

23 Ağustos

Pardus için yazdığım çevrimdışı güncelleme yardımcısını kurulum CD'sinde bulunmayan PyQt4 ile geliştirmişim. Geliştirmişim diyorum çünkü bu trajik-komik durumu interneti olmayan bir kullanıcının test ederken aldığı "
ImportError: No module named PyQt4" hatasıyla anlamış olmamdan dolayı yaşadığım dumuru hala üzerimden atamadım. :D

Bu sabah programı pek içimden gelmeyerek PyQt'ye uyarlamak için biraz kurcaladım ama bu iki kütüphanenin birbirinden temel farklılıkları olduğunu anlayınca bu işi şimdilik bir kenara bırakıp programı bir komut satırı aracına dönüştürmenin daha az acı vereceğine karar verdim. Bu projeyi Qt ve özellikle QtXml'i tanımak için yapmıştım, beni teselli eden herhalde bu amacıma ulaşmış olmam oldu. Tabii bunu yaparken işe yarar bir şeyler ortaya çıkmasını da istiyordum.

Ancak kodlarla boğuşurken bu defa farklı olarak üyesi olduğum www.live365.com'dan bir Smooth Jazz [1] kanalını Amarok ile açtım. Kod yazarken ihtiyaç olan konsantrasyon, meditasyon, navigasyon vs.için oldukça etkili olduğunu fark ettim. Genelde sıkı bir Jazz dinleyicisi değilim ama sesi fazla açmadan yan taraftaki bir caz kulübünden odaya süzülen melodiler havasında dinlenen bu tür Cazın "Cazz'n Gazz" etkisini de hiç hafife almayın ve deneyin derim.

[1] http://www.live365.com/stations/bo67

31 Temmuz

05.07.2008 Tarihinde Bimer aracılığı ile yaptığım başvuru metni;

Ulaştırma Bakanlığı - Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına bağlı İnternet Dairesi Başkanlığının bir hizmeti olan ve amacı aileleri internet kullanımı konusunda bilinçlendirmek olan http://www.guvenliweb.org.tr adresinde bir site yayınlanmaktadır.

Bu sitede bilgisayarları daha güvenli hale getirmek için yapılan açıklamaların hepsi Windows işletim sistemi temel alınarak yapılmıştır, buna gerekçe olarak bir bölümde bu sistemin daha yaygın kullanıldığı öne sürülmüştür.

Ancak Windows sisteminden daha güvenli olduğu bilinen Linux temelli (Pardus ve Ubuntu gibi) işletim sistemlerinden bilgilendirme amaçlı da olsa bu sitede neden hiç bahsedilmemiştir?

Özellikle ülkemizde TUBITAK bünyesinde geliştirilen, binlerce kullanıcısı olduğu bilinen ve tamamen ücretsiz ve özgürce dağıtılan Pardus sisteminin güvenlik avantajları konusunda ailelere neden hiç bilgi verilme gereği duyulmamıştır.

Aynı sitede, özellikle gençler arasında yaygın kullanılan diğer sistemler dışlanarak sadece Windows işletim sisteminin açıklanması, ticari bir ürün olan Windows'un üreticisi Microsoft firması ile Telekomünikasyon Başkanlığı arasında bu konuda ticari bir ilişki olduğunu düşündürmektedir, bu doğru mudur?


31.07.2008 Tarihinde aldığım cevap;

Sayın İmrek,

Başbakanlık İletişim Merkezine yapmış olduğunuz başvuru ilgisi nedeniyle Kurumumuza yönlendirilmiştir. Başvurunuzda söz etmiş olduğunuz konu ile ilgili olarak İletişim daire başkanlığımızdan alınan bilgi aşagıda belirtilmiştir.
22.05.2008 tarihinde yayın hayatına başlamış bulunan http://www.guvenliweb.org.tr sitesi ile genelde toplumumuzu, özelde ise çocukları, aileleri ve eğiticileri bilinçlendirerek "internetin doğru, etkin ve güvenli kullanımının" sağlanması hedeflenmektedir.

Güvenli Web internet sitesinde kullanıcıları bilinçlendirmek amacıyla yer alan içerikler bilgisayarların işletim sistemleri arasında herhangi bir fark gözetmeksizin yayınlanmakta olup, içeriğin daha da zenginleştirilmesi adına sürekli olarak çalışmalar yürütülmektedir. Fakat bu içeriğin internet kullanıcılarının sağlayacağı katkılar ile daha da zenginleştirilebileceği düşünülmektedir ve içeriğe ilişkin olarak siteye katkıda bulunmak isteyenlerin iletisim@guvenliweb.org.tr e-posta adresine gönderecekleri içerikler, teklif ve öneriler mutlak surette degerlendirmeye alınacaktır.

Ayrıca, Başkanlığımızın http://www.guvenliweb.org.tr sitesinde yayınlanan içeriklerin temin edildiği kurum, kuruluş ve kişiler ile herhangi bir şekilde ticari bir ilişkisi olmadığı hususunda bilgilerinizi rica ederim.

Bilgilerinizi rica ederiz.


http://www.guvenliweb.org.tr/guvenli_bilgisayar.html Adresindeki metnin yapılmış olan değişiklikten sonraki hali. Önceden bu sitede Linux hakkında tek kelime yoktu.


2. Güvenli Yazılımlar Seçin

Her bilgisayar programı aynı oranda güvenli değildir. Bazı programlar, diğerlerine göre çok daha fazla hata/açık içerirler. Hatta bazı programlar, yalnızca başka bilgisayarlara zarar vermek amacıyla yazılmıştır. Bu nedenle güvenli yazılımları tercih etmek önemlidir. Genel olarak, büyük açık kaynak kodlu yazılım projeleri, pek çok kişi tarafından geliştirilip denetlenebildiğinden daha az güvenlik açığı içerirler. Siz de güvenli yazılımlar kullanmaya Firefox ve Thunderbird ile başlayabilirsiniz. Saldırılar daha çok Windows işletim sistemine yapıldığından risklerinden tamamen uzaklaşmak için Linux tabanlı işletim sistemlerini kullanabilirsiniz. Örneğin Pardus, Tübitak UEKAE tarafından geliştirilen kolay kullanılabilir, Türkçe bir Linux dağıtımıdır. Ya da kullandığınız işletim sisteminin güvenlik güncelleştirmelerini yüklemelisiniz.


Ayrıca verilen cevapta koyu olarak işaretlediğim bölüm özgürlükiçin.com topluluğuna bir mesaj niteliğinde :)

30 Temmuz

Soru: Emekleme aşamasındaki bir "python coder" bu konuyu proje olarak seçerse ne olur?
Cevap : pogy.tar.gz

İlgililerin paketteki README dosyasını okumasını... (Henüz beta bile olmadığını düşünerek pisilemedim.)

25 Temmuz

Son zamanlarda telefon dinlenme olayları nedeniyle pek çok kişinin farkına vardığı "dijital paranoya" da denilebilecek bir ruh hali her geçen gün yayılıyor. Bir haber sitesindeki [1] yazıya bakılırsa dinleme işi çocuk oyuncağı. Tek yapmanız gereken dinlemek istediğiniz kişinin telefonuna 5-10 saniye içinde küçük bir yazılım yükleyivermek :)

Aslında bu konuda özel bir telefonu kurbana hediye etmek ve "Man in the middle" gibi gelişmiş yöntemler olsa da bizi ilgilendiren yöntem "software injection".

Çünkü bidiğiniz gibi mobil cihazlar artan bir ivmeyle bilgisayarlaşıyor ve yeni cihazlar kullanıcı tarafından sonradan değiştirilebilen işletim sistemleri ile geliyor. Bu da doğal olarak virüs programcıları ve cracker'lar için yeni bir eğlence alanı. Yani yakında casusluk, crack veya henüz karşılaşmadığımız suçlar için internette pek çok program dolaşıyor olacaktır (Belki de dolaşıyor). Bu işin bu kadar ayağa düşmesi de ister istemez herkeste bir endişeye neden olacak.

Böyle güvenlik endişelerinin paranoyaya dönüştüğü bir dünyada herkesin güvenebileceği bir mobil işletim sistemine ihtiyacı olacağı açık. Bu açıdan bakınca Linux temelli mobil sistemlerin yıldızı parlayacak bence.

[1] http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=21518

19 Temmuz


Başbakanlığın "Lisanslı Yazılım Kullanılması" konulu 2008/17 sayılı genelgesini http://forum.pardus-linux.org/viewtopic.php?f=188&t=16850 adresinden öğrendim. Bu genelge Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa dayanarak resmi kurumlardaki lisanssız yazılımların lisanslarının acilen satın alınmasını veya medyalardan silinmesini emrediyor.

Özünde çok doğru bir iş olsa da ilgili forum sayfasındaki yorumlardan da anlaşılacağı gibi bu işin nereye varacağını yani bu işten kimin karlı çıkacağını tahmin etmişsinizdir. Bu genelge ilk bakışta Pardus için bir fırsat gibi görünse de kamu kurumlarının ve kamu personellerinin mevcut durumu göz önüne alınınca insanın neşesi kaçıyor.

Çok kaba bir hesap yapmak istedim ve http://ilsis.meb.gov.tr/home/DevletKurumlari.pdf adresindeki belgeye ulaştım, bu belgede 1683 sayfada ortalama 33 kamu kurumu listelenmiş.

1683 x 33 = 55.539 adet MEB'e bağlı kamu kurumu görünüyor. Bu sayıya küçük köy okullarından büyük liselere kadar okullar dahil.

Eski bir bilgisayarın Windows XP (240-YTL) ve Office 2007 Home (140-YTL) lisansına ihtiyacı olduğunu varsayalım ve çok saf düşünürsek her kurumda eski ve lisanssız 3 bilgisayar için;

380 x 3 x 55.539 = 63.314.460-YTL Sadece MEB için.

Şimdi siz olsanız ne yapardınız?

a) Bu parayı IMF'den alıp Microsoft'a öderdim.
b) Bill Gates'i Türkiye'ye davet eder rakı masasında pazarlık ederdim.
c) Fikir ve Sanat Eserleri Kanununu yürürlükten kaldırırdım
d) Bu makinalara Pardus kurar, itiraz eden memurları OOXML teknik dokümanından sınava sokardım.
e) Hiçbiri

15 Temmuz



Bakalım zaman bulup bitirebilecek miyim? Aslında sistemdeki mevcut paketleri ve depo indekslerini tarayan birkaç python sınıfı yazdım, hatta konsoldan güncellenecek paket listesini bile aldım, yani işin özü tamam gibi ama derlenip toparlanması ve hata ayıklaması var. Hadi hayırlısı...


5 Temmuz


Dansguardian'ı anlatmaya gerek yok aslında, bilmeyenler için kısaca açık kaynaklı, büyük sunucu sistemlerde ve gömülü cihazlarda çok yaygın olarak kullanılan (belki SmoothGuardian'dan tanıdığınız) ve pek çok ödül almış bir internet filtre yazılımıdır. Ancak Türkiye'de bu yazılımı kullanmak sizi cezadan kurtarmıyor.

Ne cezası diyorsanız; Bilindiği üzere, 5651 sayılı acayip bir Kanuna dayanılarak hazırlanan İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcılar Hakkında Yönetmeliğin (1 Kasım 2007 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.) 5. maddesinin birinci fıkrasının c bendinde, ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcıların Başkanlık tarafından onaylanan içerik filtreleme yazılımı kullanmaları gerektiği belirtilmektedir.

Evet anladığınız üzere Dansguardian ve pek çok özgür filtre yazılımı bu lüzumsuz Başkanlık tarafından onay almamış, aslında neden almadığını anlamak pek zor değil gibi, gidip şu sayfaya baktığınızda bazı firmaların çoktan filtre pazarını parsellemeye başladığını görüyorsunuz.

Hadi kör topal bir kanun çıkardınız, bari uygulamayı adil yapın, nerdeeee.....


3 Temmuz


Adobe son yıllarda Flex geliştirme aracı ve Apollon altyapısıyla Gelişmiş İnternet Uygulamaları (GİU - Rich Internet Application (RIA)) konusunda büyük atağa geçmişti, hatta Microsoft'un rakip teknolojisi Silverlight'ı bile daha daha doğmadan piyasadan silmek üzere diyebiliriz.

GİU yazılımları web siteleri ve masaüstü uygulamalarını birleştiren ve yüksek programlanabilir bir platformdan bağımsız kullanıcı arabirimi imkanı tanıyor. Ancak web geliştiricileri GİU yazmak konusunda her zaman bir tereddüt yaşıyorlardı. Çünkü dinamik içeriğe sahip ve swf animasyonu olarak kullanılan GİU yazılımları google ve yahoo gibi tarayıcılar tarafından tam olarak indekslenemiyordu. Bu bir web sitesi için gerçekten büyük handikap.

Ancak Adobe bu engeli kaldırmak için arama motorlarının bu dinamik içerikleri indeksleyebilmesi için gerekli bilgileri goole ve yahoo ile paylaştı.

Bu sevindirici bir haber gibi görünse de bu bilgileri herkesin kullanımına açmak yerine sadece google ve yahoo'ya vermesi büyük hayal kırıklığı. Bu olay Adobe'nin son yılarda açık kaynağa olan ilgisine hatta bazı projeleri açık kaynağa taşıma projelerine ters düşen bir gelişme oldu.

1 Temmuz

Pardus geliştirici listelerinde bugün gördüğüm bir gönderide Erkan TEKMAN'ın yazdığı şu cümle beni kahkahalara boğdu;

"Sanırım konuştuğunuz kişiler sadece bilgisayar okur yazarı, yani okur yazar
değil..."

Böylece yeni bir insan tipi tanımlanmış oluyor, çok yaşayın :DD

30 Haziran


Bill Gates için ne derlerse desinler zamanlama konusunda hep en doğru kararı verdiği kesin.

Windows 3.1'in piyasaya çıktığı dönemlerde PC'lerde genel olarak Ms-Dos kullanılıyordu ancak Apple'ın pencereleri yavaş yavaş kullanıcıları etkilemeye başlamıştı. Ayrıca grafik monitörler (max 640x480) ve ekran kartlarının fiyatları hızla düşüyordu. Eğer Bill Windows için elini çabuk tutmasaydı ve 95-98 gibi iki yeni sürümü kısa sürede çıkarmamış olsaydı pekala yeni gelişmekte olan X Sunuculu Linux sistemler pazar payını hızla ele geçirebilirdi.


DirectX çıktığında da DOS4GW diye hatırladığım ve DOS altında +1MB belleği kullanmaya yarayan bir araçla yazılan oyunlar vardı veya oyun firmaları DOS altında çalışan kendi araçlarını geliştiriyordu. Çünkü Windows altında bir oyunun isteyeceği direk donanıma erişim izinleri yoktu ve oyunlar hala DOS platformuna yazılıyordu. Eğer Windows'a oyun desteği sağlayan DirectX biraz gecikseydi oyun firmaları bu konuda çok esnek olan Linux ortamına yönelebilirdi. Ayrıca DirectX, Windows'u bir ofis sistemi olmaktan çıkardı.

Ve sonunda Bill, Microsoft'daki yazılım işlerinden el etek çekip kendini hayır işlerine adadığını açıkladı. Zamanlama yine müthiş; mühendisler 5 yıl labratuvara kapanıp neredeyse yeni işletim sistemi yazıyorlar, sistem piyasaya çıkmadan kırılıyor, yıllanmış virüslerce hırpalanıyor, istenilen satış rakamlarına ulaşılamıyor, insanlar satın almak için servis paketlerini bekliyor ve kurulu gelen sistemlerden silinip eski sürümü yükleniyor.

En son bir forumda bir kullanıcının Vista ile USB aygıtlarla başının dertte olduğunu okuyunca "hah tamam!" dedim, Vista'nın başarısızlığı daha bir ortaya çıktıkça Bill pasifikte balık tutuyor olacak.


Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın insanı nasıl rezil ettiğine en güzel örneğin F-Q kalvye konusundaki beyanlardan oluşacağına eminim.

Bu konuda konuşan her 10 kişiden 9'u fikir birliği etmişcesine F klavyenin eski ve köhne bir standart olduğuna ve Q klavyenin son teknoloji ürünü modernlik abidesi olduğuna inanıyor. Bu kişiler genelde gençler veya uzun yıllar F klavye kullanmış orta yaşlılar. Genelde de eğitim seviyesi yüksek kişiler.

Sizde böyle düşünüyorsanız sıkı durun!

  • Q Klavye standardı ilk olarak Christopher Latham Sholes tarafından 1867′de icat ettiği yazı makinesinde kullanıldı. F Klavye çalışmaları ise 1946'da başladı ve 1955'de Türkçe stadardı olarak kabul edildi.
  • Q Klavye harflerin rastgele dizilmesiyle oluşturuldu (bir rivayete göre de Sholes'un makinesinin adı olan "Type Writer" yazısındaki harflerin klavyenin en üstünde yer alması için dizayn edildi :) F klavye ise yabancı ve Türk uzmanların oluşturduğu bir komisyonca TDK sözlüğündeki ~30.000 kelimede geçen harflerin sayıları ve parmakların fiziksel güçleri hesaplanarak oluşturuldu.
  • F Klavye standardı ile Dünya Steno Yarışmalarına katılan yarışmacılarımız 28 defa dünya birincisi oldular ve 14 defa dünya rekoru kırdılar.
Sonuçta 10 parmak yazmıyorsanız bunlar size bir şey ifade etmeyecektir ama en azından F klavyeyi aşağılayıp Q standardını göklere çıkarmak gibi komik bir duruma düşmemek için aklınızda bulunsun.

Sonunda e-devlet hizmetlerine ulaşım e-devlet kapısı denilen bir proje ile tek çatı altına toplanacak, kapının logosu da seçilmiş (solda). Ancak e-devlet hizmetleri kapısına kavuşmuş olsa da pencerelerden kurtulamadığı gibi gittikçe batıyor.

Ne demek istediğimi anlamışsınızdır, maalesef e-devlet hizmetlerinin hemen hepsi belli bir koordinasyon ve standardizasyon denetiminden geçmeden inşa edildiğinden her kurum kendi imkanlarıyla bir şeyler ortaya çıkarıp vatandaşa sunuyor.

Ancak pek çok e-devlet hizmetine vatandaşların erişebilmesi için ücretli olarak satılan Windows işletim sisteminin internet tarayıcısını kullanma zorunluluğu getiriliyor. Bu da ücretsiz ve kamuya açık özgür standartları kullanan işletim sistemleri ve tarayıcıları kullanan vatandaşları bu hizmetlerden mahrum bırakıyor. Bu açıkca kamu kurumları açısından ciddi bir hukuki sorun oluşturuyor, çünkü devlet vatandaşına kamu hizmeti alabilmesi için özel bir şirketin ürününü satın almasını şart koşmuş oluyor. Bu konuda BİMER aracılığı ile yapılan bilgilendirme ve uyarılar hiç bir pratik çözümle sonuçlanmıyor maalesef.

Gerçekte bu sorunu çözmek Tubitak-UEKAE gibi bir kuruma denetleme yetkisi verilerek ve bir yönetmelik ile basit çerçeve standartlar belirlenerek zaman içinde çözülebilecek olsa da bu konuda hiçbir adım atılmıyor olması sorunun hep ileriye ötelenerek katlanmasına neden oluyor.

Sonuçta bu konuda kamu'nun adım atmasını beklersek daha çok bekleriz, onun için özgür yazılım gönüllülerinin bu konuda sesini bir şekilde duyurması gerekiyor. Sizce neler yapabiliriz?


Bizim işyerine yeni PC alındı, bazı sebeplerden dolayı marka model seçemedik ve maalesef vista yüklü geldi. Vista'nın yerine geçtiği bayağı eski makinada DOS tabanlı bir program vardı ve Win98 kullanıyordu arkadaş. Tabii vista'ya geçince bir şok yaşadı, win tabanlı yeni program alındı o da vista da sorunlu kuruldu vs.uzatmayalım 2 günde bıktı arkadaş isyan etti başlarım vsitasına falan :D

Bu iki günde güvenlik adına hiçbir yenilik görmedim vista da, sadece dosya klasör izinleri NT'de olduğu gibi ayrıntılı kullanıma açık, ama öntanımlı ayarlar ile gelmiş ve kısıtlamalar yapılmış, yeni kullanıcı grupları var galiba mesela program kurmak kaldırmak için bir kullanıcı var sistemde vs. Bu özelikler aslında NTFS'den geliyor ama XP'de öntanımlı olarak kapalıydı isteyen açıyordu.

Microsoft mühendisleri sonunda Linux ve OSX'in güvenilk mantığına benzer bir yaklaşımı seçmiş çaresizlikten diye yorumluyorum.

Görsellik açısından her zaman ki gibi iyi çalışmışlar, zaten Microsoft'un görselliği, güvenlik ve sağlamlığın önünde tutma geleneği devam ediyor. Ancak işler artık eskisi gibi değil KDE4 ve Compiz-Fusion ile karşılaştırılırsa Vista için geliştirilmiş görsellik bir avantaj olamaktan çok durumu kurtarmak anlamına geliyor. Özellikle KDE4'ün üstün programlanabilir yapısı şu anda henüz yeni olmasından dolayı kendini göstermiyor, ancak 2008 içinde özgür camianın özgür hayalgücünün KDE4 masaüstünü plasmoidlerle ve diğer eklentilerle şenlendireceği kesin.

Herşey bir tarafa KDE4'ü 256MB Ram taşıyan PIII PC'de yağ gibi çalıştırdıktan sonra 2GB Ram bulunan bir çift çekirdek sistemde Vista'nın bazen nasıl kasıldığını görünce Bill'in o kadar programcıyı niye hala kapının önüne koymadığını merak ediyorum. Ancak önceki yazıda belirttiğim gibi Bill iyi bir zamanlama ustası :)

Bir diğer konu maliyet, bu kadar donanıma ve Vista'ya para yatırıp üstüne bir de Office 2007 paketi satın almak nasıl bir ruh halidir? Ancak daha kötüsü su gibi para döküp aynı işlevselliği harcadığı paranın üçte birine alacağı bir PC'ye Pardus kurarak sağlayabileceğini öğrenen kişilerin durumu. Şimdiden geçmiş olsun :)

Ancak her şeye rağmen DirectX ve oyunlar konusunda Microsoft'un elini sıkmak ve hakkını yememek lazım. Sanırım tutunacağı tek kale o kaldı ve sıkı sıkı tutuyor :)

Daha doğrusu benim keşfetmemi bekliyormuş :)

https://addons.mozilla.org/en-US/firefox/addon/3362

Rss, atom gibi beslemeleri olmayan sayfaları düzenli olarak tarayarak değişiklikleri rapor eden bir eklenti.

Gözlerinize inanabilirsiniz... Evet yaklaşık 15dk. içerisinde Linux kurulu PC'nizde Crysis veya diğer son teknoloji ürünü oyunları oynayabilirsiniz gerçekten. Ancak bu Linux'un maarifeti değil, yok yok Microsoft'da DirectX kodlarını açmadı henüz :)

Aslında teoride oldukça basit bir teknoloji sayesinde sadece oyunlar değil pek çok uygulama uzaktan çalıştırılabiliyor. Bir sunucu üzerinde çalışan uygulamayı istemci bilgisayarınızdan kullanabiliyorsunuz. Bir web tarayıcı ve yüklediğiniz küçük bir servis programı aracılığı ile kurulan mp4 stream bağlantısı ile sunucuda çalışan performans canavarı uygulamaları bir low-end PC'de bile kullanabilirsiniz. Yani aslında bu olaya internetten etkileşimli bir video seyretmek de diyebiliriz.

Ancak anlamış olduğunuz gibi Crysis gibi bir oyunu şu anda internetten oynamanız teoride mümkün olsa da bunun için internet bağlantınızın bant genişliğinin Türkiye şartlarında bir hayli iyi olması lazım, örneğin teoride 1024x768 çözünürlükte bir video için minimum 4Mbps bir bant genişliği gerekli.

Evet arkadaş Ubuntu üzerinde Crysis oynuyor;






Bu hizmeti veren www.streammygame.com 'a üyelik ve 640x480 çözünürlükte mp4 hizmeti ücretsiz, 1280x720 için 10 USD karşılığı 1 yıllık kredi almanız gerekiyor. Çünkü uygulama sunucunuz yerel ağınızda da olsa streammygame sunucularındaki kullanıcı kimliği olmadan kullanamıyorsunuz.

Bu internet gerçekten şeytan icadı... :)


- Abi Türkler mail'e e-posta diyormuş duydun mu?
- Ha ha ha, hi hi, hadi yaa...


Google ekibinin verimliliği beni her zaman etkiliyor, işte yeni bir hizmet daha GrandCentral. İlk bakışta bir nevi sesli e-posta hesabı gibi görünen proje, Beta aşamasında olduğu halde WebCall ve Mobile Access gibi ilginç özellikler sunması ile o kadar da basit olmayacağını şimdiden haber veriyor.

Henüz sadece ABD'deki kullanıcılara açık olan hizmete http://www.grandcentral.com/signup/not_right_now adresinden kayıt olarak Türkiye için hizmete girdiğinde ilk haberdar olanlardan birisi olabilirsiniz.


Bu aslında iyi bir şey, çünkü her iki sistemin de üstün ve eksik yönlerinin anlaşılmasında bayağı faydalı oluyor ayrıca her iki sistemin de mükemmel olmadığını bir kez daha hatırlıyoruz.

Ancak fanatik kullanıcıların göremediği bir gerçek var ki o da her iki sistemin gelişim çizgisinin çok farklı olmasından dolayı adil bir karşılaştırma yapmanın imkansız olması.

80'lerden başlayıp bundan 2-3 yıl öncesine kadar geçen zamanı düşünürsek;

Windows 3.0'ın tanıtım seminerinde Bill'in söylediği bir cümle şöyle; "Biz okuma yazma bilen herkesin bilgisayar kullanabilmesini amaçlıyoruz" (kelime kelimesine hatırlamıyorum ama bu anlamda bir şeydi) Yani Windows her zaman ekranda sağa sola tıklayarak kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamaları çizgisinde gelişti. Sonuçta da genel masaüstü ihtiyaçlarını karşılama çizgisinde görsel olarak gelişerek güvenlik ve sağlamlığı ikinci plana itti.

Linux ise tam aksine genel masaüstü kullanıcılarına hitap eden bir sistem olmadı, olmadı derken bunu amaçlamadı, bunun yerine bilgisayar ağları ve çeşitli sunucu işlemleri gibi çok üstün olduğu çizgide gelişti. Linux kullanıcıları da zaten sistem teknisyenleri-yöneticileri, üniversite çevreleri, network uzmanları gibi genel masaüstü kullanıcılarından farklı bir kesimdi ve yine Linux uygulamalarının geliştiricileri de bu kişilerdi.

Onun için Windows ve Linux'u kafa kafaya karşılaştırmak pek adil değil, ancak biliyoruz ki bu tablo son yıllarda değişmeye başlıyor.

Bunun nedeni de çok açıkca Linux kullanıcı ve geliştirici sayısının artmasıyla birlikte Linux'un zayıf olduğu masaüstü verimliliğinin her gün artan bir ivmeyle gelişerek Windows'un pazar payına ciddi tehdit oluşturması.

Bugünkü tablo ise şöyle;
Her gün yüzlerce Linux dağıtımının binlerce geliştiricisi yeni özellikler ve geliştirmelerle kullanıcıların masaüstü ihtiyaçlarını karşılayacak etkili çözümler üretmek için çalışıyor, sonuçta Linux'da Açık Kaynak'tan gelen inanılmaz bir enerji, canlılık ve gelişim söz konusu. Ancak Microsoft'un böyle bir imkanı yok.

Microsoft'un tutunacağı tek dal DirectX kaldı ve hem bunu nakite çevirebilmek hem de rekabete yeni bir soluk katabilmek için son bir hamleyle apar topar bir çok eksiği ve sorunu olan Vista'yı piyasaya sürdü.

Sonuçta eğer karşılaştırma yapılacaksa bu Masaüstü-Linux ile Windows arasında yapılmalı ve pratik kullanıma sahip Masaüstü-Linux'un geçmişi de son yıllardan ibaret. Yani Linux derken aslında yeni yeni gelişmeye başlayan Masaüstü-Linux'dan bahsediyoruz genelde.

Bu açıdan bakınca Linux tarafında daha her şeyin yeni başlamakta olduğunu ve Microsoft tarafından bakınca da gerçek rekabetin önümüzdeki birkaç yılda can yakacak seviyeye ulaşacağını görebiliriz.

Peki bu iş nereye gidecek diye sorulursa, buna Win-Linux gibi dar bir açıdan bakmak yanlış olur derim. Ancak çok açık olan şey şu; Önümüzdeki 10 yıl İnternet-İşletim Sistemi-Mobil İletişim-Multimedya dörtlüsü birbirinden ayrılamayacak şekilde homojen bir hale gelecek ve böyle bir ortamda açık kaynak çok avantajlı bir yere sahip olacak.

Peki ya Microsoft? Bence Microsoft kapalı kaynak kodlu bir çekirdeği olan ama açık kaynaklı framework yapısı sunan yeni bir işletim sistemi fikriyle yola devam etmek zorunda kalacak.


Bir süredir üzerinde çalıştığım pinp sonunda görücüye çıktı.

Yaklaşık 1 aydır Python ve PyQt öğrenmek için ne yapabilirim diye düşünürken en kestirme yolun bir proje üzerinde çalışmak olduğuna karar verdim ve daha önceden "Pardus'da şu da olsa iyi olurdu" dediğim birkaç fikirden bir tanesi olan internet paylaşımı üzerine çalışmaya başladım.

Proje beklediğimden çabuk çalışır hale geldi. Pinp, bilgisayarınıza bağlı olan interneti ikinci bir ethernet kartınız varsa buna bağlı bilgisayarlara da paylaştırma işini tek tıklamayla yapmanızı sağlıyor. Ancak bu sürüm bir nevi Beta olduğundan henüz hata kontrolü veya durum bilgilendirme gibi özellikleri yok, ama denediğim kadarıyla işini iyi yapıyor.

Pardus ekibi bu yaz İnternet paylaşımı için bir staj projesi açıklamış. Umarım stajerler iyi iş çıkarır, o zamana kadar PINP ile idare edin.

Linux ile 1,5 yıl önce tanıştığımda acaba bende bir gün Linux için program yazabilir miyim? diye düşünmüştüm, her şey tahmin ettiğimden çok daha hızlı gelişti. Bu özgür yazılım ve açık kaynak Dünyası gerçekten çok eğlenceli bir yermiş.

Proje Adresi: http://sourceforge.net/projects/pinp/