11
Eki

Özgürlük İçin E-dergisi Haziran sayısında[1], Xfce’nin kurulumu ve kullanımı ile ilgili bir makale yazmıştım. Yazık ki, yazı biraz Slim giriş yöneticisinin depoya girişine kesin gözüyle bakmam nedeniyle, tek bir noktasında yanıltıcı olmuştu ve Xfce kullanıcıları da, “Slim depoda yok.” diyerek sorunlarını dile getirmişlerdi[2]. Slim’in depoya girememesinin sebebi, Pardus’un ihtiyaçlarını karşılayamayacak kadar basit ve bu tür ihtiyaçları karşılayabilmek için de deli gibi yamalamanın gerekli oluşuydu.

Nedir bu ihtiyaçlar diye soracak olursanız.. Bildiğiniz gibi Pardus araçları, 2008.0 sürümüyle PolicyKit & Dbus desteklemeye başladı ve biz Xfce kullanıcıları birden network-manager, package-manager ve benzeri uygulamaları kullanamaz olduk. PolicyKit, programların kullanım ve işlem izinlerini; gücünü dbus’tan alarak sistem genelinde evrenselleştiriyor. Bunu, en iyi şu görüntü ile anlayabilirsiniz:

http://cekirdek.pardus.org.tr/~bahadir/files/comar-pk.mpeg

PolicyKit, aynı zamanda harici disklerinizi, usb belleklerinizi kullanabilmeniz için gerekli izinleri de paylaştırmaktadır, ve hatta PolicyKit olmadan sisteminizi X oturumunu kullanarak yeniden başlatamıyor, kapatamıyorsunuz (işte bu yüzden Slim, playground’umda beklemededir). Bu nedenle PolicyKit, bir masaüstü oturumu için olmazsa olmaz bir niteliğe sahiptir.

Xfce’de Policykit’i çalıştırabilmek için -şimdilik- kdebase paketine, daha doğrusu kdebase paketinin içinden çıkan kdm giriş yöneticisine ihtiyacımız var. Sırayla şu adımları uygulayın:

  1. Eğer kdebase servisi pasifse, sistem açılışında çalışacak şekilde ayarlayın:
    # service kdebase on
  2. Xfce menüsü > Ayarlar > Açılışta Çalıştırılan Uygulamalar seçeneğini seçin ve oraya yeni bir uygulama ekleyin. Kafanıza göre isim ve açıklama girin; ama Komut satırı şu şekilde olmalı:
    /usr/libexec/policykit-kde –no-exit
  3. Sisteminizi yeniden başlatın.

Evet, adımlarımız bu kadar. Bundan sonra Ağ Programcığı, Paket Yöneticisi gibi programları kullanabiliyor olmanız gerekiyor.

Diğer taraftan, aşağıdaki görüntüyle küçük bir sürprizimizi paylaşalım:



Pardus And Xfce from Gökmen Görgen on Vimeo.

Eh Firefox’u açık unutunca, X oturumu doğal olarak biraz geç açılıyor.
KDM mi? Hayır değil =)

—-
[1] http://www.ozgurlukicin.com/e-dergi/
[2] http://www.ozgurlukicin.com/forum/nasil/1551/?page=1

10
Eki

Temel Bilgi Teknolojileri dersinde hocamdan böyle bir soru gelmişti, hep sıklıkla duyduğum şeyi o an birden anlamsız bulmaya başlamıştım: “Ekran koruyucu.. ekranı korur? Ne saçma ya? Ekranı niye korusun? Screen Saver? Allah Allah ne mantıksız..”

Neyse. Bir ara geliştirici eposta listelerimize, şaka yollu olarak “İçtim ben” mesajları düşüyordu[1], bilen bilir. screensaver Böylece bilgisayarı açık bir halde bırakıp gitmenin ne derece korkunç bir “HACKING” yöntemi olduğunu gözlemlemiş olduk. Sizce de öyle değil mi, bir sitenin sunucusunun açık dizin izinlerinden faydalanıp, “Bu site hacklenmiştir” şeklinde tarayıcımıza yazı yazdırmak nasıl bir HACKING ise (aslında ona hacking denmiyor; ama şimdi konuyu saptırmayayım), bilgisayarı öylece bırakıp gitmek de bir nevi açıktır.

KDE’nin zannedersem kendi ekran kilitleme ve ekran koruyucu modu var. Xfce içinse xscreensaver isimli programı kullanabilirsiniz. Sadece iki adımlık iş:

1) “sudo pisi it xscreensaver” ile gerekli programı kur.
2) Tuvalete gittiğinde, bilgisayarın başından kalktığında, “ctrl + alt + delete” tuş kombinasyonunu kullan.

Dipnot: Ekran korucuyu sistemi kilitler. Gönül rahatlığıyla tuvalete gidebilmemiz için. Tabi benim fikrim..

—-
[1]: http://liste.pardus.org.tr/gelistirici/2008-July/012741.html

6
Eki

Pardus kanalına girip, “Merhaba, benim bilgisayarımda ses problemim var.” veya benzeri bir sorunu paylaştığınız zaman sizden çoğunlukla ilk istenen, /sysinfo çıktısı oluyor. Bu çıktı ile, sisteminizin donanımının, çekirdek bilgilerinin vesaire kısa bir özetini diğer insanlarla paylaşmış oluyorsunuz. Irc istemcisi olarak Xchat kullanıyorsanız, contrib deposundaki xchat-xsys’yi kurmanızı tavsiye ederim:

sudo pisi it xchat-xsys

Sistem bilgilerini yollamak için, #pardus kanalında /SYSINFO yazmayı deneyin.

Sistem bilgileri hakkında ayrıntılı bilgi yollamanın ikinci yolu ise hardinfo programını kullanmak. O da contrib deposunda yerini aldı:

sudo pisi it hardinfo

Programın ana penceresindeki Generate Report butonu, sisteminizin bilgilerinin html çıktısını vermektedir. Dilerseniz kendi sunucunuza bu html’yi gönderip, diğer kullanıcılar veya ilgilenenlerle sistem özelliklerini gerekli durumlarda paylaşabilirsiniz. Nasıl yapacağınız üzerine örnek bir videoyu buraya ekledim:


Hardinfo on Pardus from Gökmen Görgen on Vimeo.

Dipnot: Hardinfo’da dağıtım ile ilgili bilgileri doğru yansıtmadığını daha dün farkettim. Bugün yamasını yaptım, kısa zamanda depoda yerini alır =)

Biz katkıcılar, Pardus’un hatalarını yakalayabilmek için Pardus’u normal bir kullanıcıdan daha fazla kurcalıyoruz. Doğrusu her katkıcı, suyunu çıkarana kadar programları silip kaldırmayı, uzun süre güncellememeyi, 20 tane programı aynı anda çalıştırmayı deniyor mudur, bilmiyorum; ama Xfce tutkunu olduğum için, denemelerimi de hep o yönde yapıyorum.

Geçen gün aklıma geldi ve kde-i18n-* ile glibc-language* dil paketlerini kaldırmayı denedim. Sonra bir an, Xfce’de dil ayarlarını nereden değiştireceğim üzerine kara kara düşünmeye başladım. Dil paketleri olmadığı için KDM varsayılan dil olarak İngilizce ayarlıyor ve Xfce açılırken de İngilizce seçilmiş bir şekilde açılıyor.

Sinirlendim, Tasma zaten genellikle KDE’ye has bir şey olduğu için kullanamıyorum. O sinirle kdebase‘i de sildim! KDM de gitti. Dil de İngilizce olarak kaldı, çattık belaya..

Ama daha dur bakalım, bizim müdürümüz vardı ya hani sistem açılışından, gerekli ayarlamaları yapmasından sorumlu müdürümüz.. /boot/grub/grub.conf dosyasında kernel satırına müdüre şunları tembih ettim:

mudur=language:tr;keymap:trq

Bu kadarcıkmış. Sistemi yeniden başlattığımda, Türkçe’yi ne kadar özlediğimin ayırdına vardım :-P

19
Eyl

Pardus Kullanıcıları eposta listesine şöyle bir eposta[0] düştü:

Merhaba,
Adıyaman Üniversitesi olarak yeni satın aldığımız bilgisayarların tümünde Pardus kullanmaya başladık. öncelikle idari personelin mevcut bilgisayarları Pardus yüklü bilgisayarlar ile değiştirildi. Aslında bilgisayarlar yenilendiğinden ve yeni bilgisayarlara da Pardus yüklediğimizden bu geçiş hızla gerçekleşti.
Bilgisayar laboratuvarlarını da Pardus’a geçirmek için planlarımızı oluşturmaya başladık. İlke olarak zorunluluk yoksa tüm iş ve işlemlerimiz için açık kaynak kodlu yazılımları tercih edeceğiz. Yaptıkları iş nedeniyle diğer işletim sistemlerini kullanmak zorunda olan personelimizi de openoffice ve firefox kullanması yönünde teşvik ediyoruz.

Geçişin ağımızı rahatlatacağını, sistem yönetimin kolaylaştıracağını düşünüyoruz. Tabii ekonomik olarak da kamu kaynaklarının verimli kullanıldığını düşünüyoruz. Aynı işi özgür ve ücretsiz yazılımlar ile yapabilecekken yazılımlara lisans ücreti ödemeyi düşünmüyoruz. İşimiz gereği veri alış verişi yaptığımız kamu kurumlarının internet sitelerine uyum ise geçişin en zorlu tarafını oluşturuyor. Bazı sitelere internet explorer olmaksızın nasıl girilebileceği tam bir muamma.

PHP ile kolayca ve her tarayıcıyı destekleyebilecek biçimde hazırlanabilecek siteler asp,java vb. ile ve sadece internet explorer destekli hazırlanıyor. Bu siteleri hazırlayanlar hem kendileri belirli bir işletim sistemine mahkum durumunda kalıyorlar hem de kullanıcılarını bu sisteme mahkum etmeye destek vermiş oluyorlar.

Söyleyecek çok şey olmasına karşın aslolanın iş olduğunu düşünüyoruz. Üniversitemiz yeni ve küçük bir üniversite ama hızla büyüyoruz. Açık kaynak kodlu yazılımlara yapacağımız katkılar da gittikçe artacaktır. Biz Adıyaman Üniversitesi olarak açık kaynak kodlu yazılımları tercih ederek bir adım atmış olduk.

Bundan sonraki adımda Üniversitemizde kullandığımız çeşitli yazılımları (öğrenci işleri, personel ve maaş otomasyonları gibi) açık kaynak dünyasına kazandıracağız.



Bülent ŞENER
Adıyaman Üniversitesi
Bilgi İşlem Daire Başkanı V.

Sorunlar yok değil. Ama başlamak, bitirmenin yarısıdır.

[0]http://liste.pardus.org.tr/pardus-kullanicilari/2008-September/043043.html

16
Eyl

Ne de olsa kardeşler. İkisi de GTK’den gücünü alıyor, ikisi de aynı güzelliği paylaşıyorlar. Geçtiğimiz günlerde xfce_iconXfce 4.6 alpha sürümünün duyurusu yapılır yapılmaz paketlemeye başladım. Fakat obsolote olan paketler, var olan paketlerin bağımlılıklarının tekrar elden geçirilmesi zorunluluğu ve benzeri durumlar nedeniyle Xfce 4.6 sürümüne geçişimiz biraz sancılı olacak.

Neyse ki pisi denen bir şey var! Geliştirici dostu paket yöneticimizin gücünü kullanarak bir nebze rahatlamak bir yana, bununla beraber Pardus & Xfce4 ikilisini kullanan arkadaşlarıma da bir iki güzellik yapmaya niyetliyim. Varsayılan masaüstü düzeni ile ilgili bir güzellik olabilir :-P

14
Eyl
KDE4 çıkınca hiç anlam verememiştim, her yerden "KDE4 yüklemek istiyorum, nasıl nasıl nasıl" hıçkırıkları duyuluyordu. Daha stabil değil demek kimseyi durduramamıştı. Aynı şey bugün bana oldu. Stephan'dan Xfce4.6_alpha'nın çıktığı haberi geldi, bense yerimde duramıyordum. Paketleyip yüklemem lazımdı bir şekilde:



Daha alpha. Sürüm takvimi şu sayfada[0] verilmiş. Alfa olarak kullanmak bile şahane; ama depo politikamız gereği paketlerin kararlı olmasına özen gösteriyoruz. O sebeple, azıcık sabır..

[0] http://wiki.xfce.org/milestones_to_46
19
AğU
Irc'ta veya cabbar'daki python'ca konuşmalarımız, dayanışmalarımız toz olmasın, lazım olduğunda bu bilgileri tekrar tekrar bakalım, diğer lazım olacaklar da google'dan arattığında bu konuşmaları, yazışmaları veya makalelerimizi bulabilsinler diye, "notumsu" bir günlük oluşturduk. Bazen de yazdığımız programlara katkıcı aramak için, veya bilemediğimiz, çözemediğimiz bir sorunun çözümünü hep birlikte çözebilmek için de bu günlüğü kullanıyoruz.

Sloganımız:
"Jabber'da, Irc'de anlatacağıma, buraya yazarım; kafadan silinir, buradan silinmez!"

Hepinizi bekliyoruz[1]. RSS Okuyucu'nuza eklemeyi unutmayın!

[1]: http://pythontr.blogspot.com/
11
AğU
Python ile programlama yaparken ekip arkadaşım Mirat'le beraber (hatta ona çaktırmadan) bir kural listesi oluşturduydum. Paylaşayım dedim:

-- programı Türkçe yapalım, çeviri işini sonra düşünürüz. (glade türkçe çünkü)
-- noktalama işaretlerinden önce boşluk bırakılmaz, sonra bırakılır.
-- operatörlerden hem önce, hem de sonra boşluk bırakılır.
-- (), {} ve []'lerden önce boşluk bırakılmaz, sonra bırakılır; hatta bir alt satıra konulur.
-- eğer çıktı ekrana yazdırılacaksa " "; yazdırılmayacaksa ' ' kullan.
-- her fonksiyonun altına açıklama gir.
-- Türkçe'mizi güzel kullanalım, trafik kurallarına uyalım.
-- her fonksiyon, sınıf, döngü ve try - except arasında bir satır boşluk olsun.
-- tab asla kabul edilmez, 4 boşluk şart.
-- emacs veya vim'in güzelliği, gereksiz boşlukları göze batırıp (hele ki emacs'te) kodu kirli göstermesindedir. gereksiz boşluklar, emacs'te kırmızı arkaplan, vim'de ise nokta şeklinde gözükür.

Evet çok acemice; ama biz bunları uyguluyoruz.
7
AğU
Silverlight ilk çıktığında sinir olmuştum, biz linux kullanıcıları gene hangi zıkkımı kullanmaya mecbur olacağız diye.. Gerçi hala da mecbur değiliz, ki aslında hiçbir şeye mecbur değiliz (bkz: flash kapalı kaynak diye youtube'a girmeyenler).. Fakat bir şeyin çözümü olunca da paylaşmak gerek, öyle değil mi?

1) İlk önce şu zıkkıma girelim: http://www.microsoft.com/silverlight/default.aspx
2) Sonra şu zıkkıma girip Firefox eklentisini indirelim: http://www.go-mono.com/moonlight/
3) Sonra Firefox'u yeniden başlatıp şu zıkkıma bir daha girelim, kontrol hesabı: http://www.microsoft.com/silverlight/default.aspx
4) Sonra da Mono'ya teşekkür edelim.

NOT: Bir de Sun'ın JavaFXPad'ı varmış.. Bir el atmak lazım.
23
Tem
Burak'ın review'e aldığı Gnome paketlerini kontrol ederken, şöyle ilginç bir görüntü ortaya çıktı:


Şu masaüstü yöneticileri ile ilgili gereksiz, işe yaramaz, sonu gelmez, bir sonuç elde edilemeyecek tartışmalar süredursun, Xfce tayfasından olan ben, Gnome'un nimetlerinden nasıl faydalanabiliriz diye kara kara düşünmekteyim.

Bkz: xfapplet
Bkz: network-applet
Bkz: gnome-desktop // he ya, beğenmeyen xfdesktop yerine gnome-desktop kullanabiliyor.

Dipnot: Nautilus illa ki gnome-desktop istiyor, onu da beraberinde çalıştırıyor. Konqueror ise masaüstünden bağımsız. Gerçi Thunar diye bir bücür varken..
20
Tem
4
Tem
Pardus 2008 çıkalı bir hafta oldu, bu hafta süresince tek bir laf etmemiş olmam, onu hiç beğenmediğim anlamına gelmiyor elbette. Ufak tefek hatalar olsa da, bir önceki sürüme göre çok çok daha iyi konumda olduğunu söylemeden duramayacağım: Yeni kernel, yeni GCC, yeni Pardus uygulamaları ve güncel sürümler vesaire..

Diğer taraftan, Pardus kullanıcılarının eleştirileri de kaçınılmazdı. Elbette kötü bir şey değil, bu eleştiriler sayesinde Pardus'un gelişimi sürüyor, kullanıcıların istekleri değerlendiriliyor, hatalar bir bir düzeltiliyor ve tüm bunlar şahsi istekler olarak değil, toplam kullanıcı kitlesi açısından ele alınıyor. Yani filan kişi, filan konuda bir tedirginliği dile getirirken, ayrıca genel kullanıcıları da düşünüyor. Mesela bir programın kurulması, fakat çalışmaması problemini tek bir kullanıcı dile getirmiş olsa bile, aynı programı kurmak isteyebilecek diğer kullanıcılar da sorunun çözülmesi halinde bu çözümden yararlanabileceklerdir.

Buraya kadar tamam. Peki ya bahsi geçen fikir, sorun veya o şey şahsa yönelik ise? Bir kullanıcı hem Pardus gönüllüsü (geliştiricisi) olup, hem başka bir linux dağıtım daha kullanması dışlanılası bir olay mıdır? Hem katkıda bulunup, hem genel Linux kullanıcılarını düşünmek bir aptallık mıdır? Birisine kural gereği "Sayın kullanıcımız, burada küfür etmek, kabaca konuşmak veya konu dışına çıkmak yasaktır." diye uyarmak hayvanlık mıdır, nedir? İnsan bir yerden sonra düşünüyor, "Yau enayi misin, sana bir şey kazandırmayan insanlara niye yardım ediyorsun?" diye..

Kimsenin ne dediğine aldırmadan devam eden insanlar da gördüm, çok şükür. Güzel güzel Pardus'u kullanır, hata bulursa onu düzeltmeye çalışır, yapamazsa hatayı bildirir, başı sıkıştığında pardus-kullanicilari listesine eposta gönderir, boş zamanındaysa da gelir özgürlükiçin forumlarında destek olmak istediğini dile getirir. Ne mutluyum ki, ben de o insanların arasındayım.

Ama bu değerli kitlenin bir güzel huyu daha var: "Bir konu senin amacından uzaksa, seni zerre ilgilendirmiyorsa, sus." Olay bu, bu kadar..

Albert Einstein: "Bana politikayı neden beceremediğimizi soruyorlar, politika fizikten daha zor da ondan."

Sustum ben.
29
May
Bir Emacs Muse denemesi..
22
Nis
XFCE düşkünü olduğumdan herhalde, sürekli GTK+ uygulamaları paketlemek için elimden geleni yapıyorum. Bu konuda diğer geliştiricilerin katkısı azımsanacak gibi değil, kabul ediyorum hala emekleme aşamasındayım. Hele Transmission'u (şuan review'de, geliştiricilere duyurulur [1]) öyle bir paketlemişim ki, pisilenir pisilenmez hemen atmışım review'e..

Neyse ki bu tip acemiliklerime rağmen, yine de bir katkım olduğunu düşünüyorum. Eğer gerçekten öyleyse, ne mutlu bana. Özellikle Sonata konusunda çok iddialıyım: Bence her MPD (Music Player Daemon) kullanıcısının hiç olmazsa bir kere denemesi gereken basit ve sade bir istemci, buram buram python kokuyor :-D

# pisi it sonata


Akın'a sözüm var, en kısa zamanda güzel bir Sonata yazısı yazacağım. Biraz da geçici MPD makalesi niteliğinde olacak, özelliklerini öğrendikçe onu da yazarız. ;-)

Not: Bu arada Sonata'nın geliştiricisi stonecrest'e buradan teşekkür etmek isterim, Pardus'u download sayfasında belirttiği için[2]. Thanks stonecrest ;-)


[1]: http://svn.pardus.org.tr/pardus/playground/review/applications/network/transmission/
[2]: http://sonata.berlios.de/download.html
17
Nis
Son birkaç haftadır microsoft seminerlerine katılıyorum. "gencsengeleceksin" konferansı, microsoft lansmanı vesaire.. Ve dikkat ediyorum hemen hemen hepsi de aynı tip şeyleri anlatıyorlar. Bunlara bir şey oldu demeden düşünemiyorum. Özellikle üstünde durulan "özgürlük", "açık kaynak" konularına bu aralar neden bu kadar yoğunlaştıklarını bilemiyorum. Belki de hep böyleydiler, bu konuda bir bilgim yok. Ama konferansta dağıttıkları formlarda şunu yazmadan edemedim:

"Ne oldu da açık kaynak ve benzeri kavramlara ilgi duyar oldunuz? Neden açık kaynak savaşımındasınız?"


Bir de slaytlarda yer alan "Açık kaynak, açık standart, açık hede ayrı kavramlardır." gibisinden bir cümleye acayip gülesim geliyor. Benim bundan anladığım, "microsoft kodları açacak" haberlerinin üstüne, kıvırabilmek için böyle bir kavram karmaşası yaratılıyor.

İkinci dikkat ettiğim nokta, "Hem tasarımcı, hem kod yazarı olunmaz." üzerineydi. Pekala belli bir ölçüde katılabilirim bu söze, ama sonraki slaytta yer alana katılmam mümkün değil: "Blend ile bunu pekala yapabilirsiniz." Evet, hem kod yazarı, hem tasarımcı olmak gerçekten zor bir şey, ama bunun için yeni bir programa ihtiyacınız yine de yok.

Benim içimi daraltan, sıkıntı yaratan olay, bir kullanıcı, bir kod yazarı veya bir tasarımcı olarak paralı bir işletim sisteminin beni bir işi yapabilmek için belli bir programa, belli kısıtlı özelliklere veya lisansa zorlamasıdır. İster kodu açık olsun, ister kapalı; isterse paralı olsun, isterse parasız, taviz veremeyeceğim tek konu "özgürlük"tür. Kendi donanımımda ve kendi çalışmalarımda, kendi ürettiğim yazılımlarda gerçekten neler olup bittiğini belli bir noktaya kadar bilebilmek pekala can sıkıcı..

Son gittiğim seminerde de falanca bir eğitim firması çalışanı, microsoft sertifikalarının ne kadar gerekli olduğundan bahsediyordu. Adeta "Siz sertifika alın bize para lazım. Siz bu sertifikayı almazsanız, bilgilerinizi ispatlayamazsınız ve sizi hiçbir firmada çalıştırtmayız." der gibiydiler. Reklam doluydu seminer, başka diyebileceğim bir şey yok. Hele sertifikanın gerekliliği üzerine verdiği örnek iyice hayranlık bıraktırıcı bir konu: Eleman dişçiye gitmiş, önünde çok uzun sıra varmış, doktora microsoft sertifikasını gösterince hemen ameliyata alınmış.

Vay haline! Yüz kişinin önünde bu çalışan nasıl oldu da olayı gönül rahatlığıyla anlatabildi ki? Ben şimdi düşünmez miyim, diğer insanlara haksızlık edildi diye? Meğer ne gurur duyulası bir sertifikaymış, bu sertifikayı alınca sanki toplumun kralı kesiliveriyoruz ha? Alın bu sertifikayı, sokun bir tarafınıza o haldeyse! Ben doktor olsam sizin adınızı soyadınızı kapıma yazdırırdım:

"Bu ismi yazılı olanlar sizin hakkınızı yemeye çalıştılar."
10
ŞUb
Pardus'ta xfce kurulumu ile ilgili belge pardus-wiki'mizde mevcut [1]. (Aa! Pardus'ta xfce var mıydı? Hehe :P)
Daha fazla bilgi için de [2] bağlantısına bakın.

XFCE ile ilgili çoğu ayarları, Ayar Yöneticisi'nden yapıyoruz. XFCE menüsünden Ayarlar > Ayar Yöneticisi diyerek programı çalıştırabilirsiniz:



Simge teması ve stillerinizi Kullanıcı Araüyüzü'nden, pencere görünümlerini de Pencere Yöneticisi'nden değiştirebiliyorsunuz.

Gelelim şimdi yeni bir simge seti veya pencere görünümü yüklemek nasıl olacak? Hemen [3]'teki bağlantıya girip GANT ismindeki simge setini indirelim. Sıkıştırılmış dosyayı açtıktan sonra, Ev dizininden .icons'un içine atıyoruz. Eğer öyle bir dizin yoksa, .icons adında dizin oluşturuyoruz. Ardından Kullanıcı Arayüzü'nden Simge Teması sekmesinden simgemizi seçiyoruz.

Şimdi de pencere görünümü yüklemeyi deneyelim. [4] bağlantısından Candido pencere görünümünü örnek olarak indirip sıkıştırılmış dosyayı açalım. Arşivden çıkan dizinleri, ev dizinimizdeki .themes dizininin içine atıyoruz (eğer öyle bir dizin yoksa oluşturuyoruz) Pencere Yöneticisi'nden Candido'yu seçiyoruz.



Not: Fare imleç teması yüklemek istediğinizde, arşivi açıp yine aynı şekilde .icons dizinine atıp Ayar Yöneticisi'nden Fare'yle ilgili ayarları kurcalamanız yeterli ;)

[1]: http://tr.pardus-wiki.org/NASIL:Xfce4
[2]: http://tr.pardus-wiki.org/NASIL:Xfce4_Kullan%C4%B1m%C4%B1
[3]: http://xfce-look.org/content/show.php/GANT?content=23297
[4]: http://xfce-look.org/content/show.php/Candido-Xfwm4?content=36745
25
Oca
[03:14] gkmngrgn: işlemci sıcaklığı 75 derece oldu durup dururken, yanmaz dimi?
[03:15] mstf: ben 95 gördüm :D
[03:15] gkmngrgn: yau niye artar ki bu sıcaklık..
[03:16] mstf: top çıktısına bak
[03:17] gkmngrgn: nspluginviewer'i firefox kullanıyor muydu?
[03:17] mstf: onu öldür
[03:17] mstf: konqueror onunla flash açıyor :D

İşlemci sıcaklığının normalden fazla olmasının sebebini anlayabilmenin en güzel yolu, "top" komutu. Bu linkte[1] yer alan hatayı dikkate almakta fayda var.

[1]: http://bugs.pardus.org.tr/show_bug.cgi?id=6730
22
Oca
Bilgisayara ilk ilgimin oyunlardan geldiğini pek inkar edemem. Indiana Jones serisi, Estetica, Alone In The Dark ve tabi ki Prince Of Persia.. Bunlar aklıma gelenler sadece. Zaman zaman eskiye gidip bitiremediğim oyunları tekrar oynayıp bitiresim geliyor.

Hemen araştırmaya başladım, dosbox adında bir emülatörün varlığından haberdar oldum (kendimi wine'a hazırlamıştım oysa, aheh). İkinci süprizimse, Pardus'ta dosbox'un kurulu geliyor olması. Hemen abandoia.com'a girip Alone In The Dark'i indirdim.



Stajım ve uğraşlarım dışında kalan zamanımda wiki'ye küçük bir dosbox yazısı eklemeyi planlıyorum. Nostaljiyi sevenler için =).
31
Ara
Tabi ki buna itiraz yok.. Peki, Amarok tasarımcı dostu mudur? Evet, buna da evet! Onlarca Amarok betiği[1] arasından tek bir tanesinin ne yapabildiğini size göstermek isterim[2]:



Bir amarok eklentisiyle bir şarkı listesi oluşturmak işte bu kadar kolay.. Daha fazlası için lütfen => [1]

[1]: http://www.kde-apps.org/index.php?xcontentmode=56
[2]: http://www.gokmengorgen.net/docs/amarok.html