Takvimler 27 Eylül 2007 gününü gösterirken dünya için pek de önemli olmayan bu gün benim için özel bir anlam ifade ediyordu. Çünkü o günde aynı yılın Mart ayında e-posta listesi üstünden ve daha sonrasında bugün Pardus kullanıyorsam bunu sonsuz sabrı ile sağlayan pek sevdiğim insan İsmail Dönmez’in buluşturmasıyla tanıştığım sevgili Ali Işıngör, bazıları tarafından son derece iyi bilenen Artistanbul’un arka bahçesinde Özgürlükİçin’de gelecekte yapılacak işler için birine daha ihtiyaç duyduklarını ve eğer okulum da izin verirse bu kişinin ben olmamı istediğini dile getiriyordu. Özgürlükİçin’in henüz emeklediği o dönemde bendeniz Artistanbul ekibi dışında sitenin yönetim paneline ulaşma yetkisi almış olan ilk kişiydim -12 Temmuz 2007- ve Ekrem gönderdiğim yazıları okuyup siteye eklemek zorunda kaldığı için benden çoktan nefret ediyordu.
Herneyse, 27 Eylül tarihinden itibaren Özgürlükİçin.com’un editörü olarak hayatımda tanıdığım en güzel insanlarla birlikte çalışmaya başladım. O günden bu yana bu yazıyı okuyan sizlerin de katkısıyla adeta ince bir iğne oyası işler gibi Özgürlükİçin’i ileriye götürmek için çalıştık çabaladık. Kimi zaman tığı elimize de batırdık ama çoğu zaman işimizi doğru yapmaya çalıştık. O günlerden bugüne aklımda çok güzel anılar kaldı. Özgürlükİçin’in günlük ziyaretçi sayısının 300 olduğu gün yaptığımız kutlamalar, ilk e-dergiyi çıkarmayı başardığımız gün beklemediğimiz bir kişiden aldığımız teşekkür mesajına koca koca adamlar olmamıza rağmen çocuklar gibi sevinmemiz, ziyaretçi sayımız binleri, on binleri, yüz binleri bulmaya başladığında yaşadığımız sevinçler bunlardan bir kaçı…
Ekip benimle, Ali abi dışında sık sık değişikliklere uğrasa bile ofisimizin bitmek tükenmek bilmeyen neşesi, yapılan şakalar, ciddi çalışmalar, kimi zaman sabahlamalar ve pek sık olmasa da yaşanan tartışmalarla birlikte iki koca yılı profesyonel olarak Özgürlükİçin’in gelişmesi ve büyümesi için harcamak hayatımda şu ana kadar yaptığım şeyler arasında yaşadığım en güzel deneyimdi diyebilirim. Umutsuz zamanlarımız da oldu elbette. Her gün işe gidip ben bu işi yapamıyorum yerime daha iyisini bulun demelerim ve Ali abinin yahu bir git işte cevapları hala aklımda…
Yaşanan güzel şeyler sadece ofisin sınırları içinde de kalmadı. Geçen iki yıl içinde Pardus için ve Özgürlükiçin adına pek çok seminer verme ve bu güzel ülkenin çok çeşitli yerlerine gitme şansına da sahip oldum. Onlarca iyi insanla organizasyonlar yapmak, -bazılarının taleplerini yerine getiremesem de- yüzlerce belki binlerce kişiye Pardus’u tanıtmaya ve anlatmaya çalışmak bana çok şey kattı ve öyle umarım ki beni davet edenler insanlar için de bir nebze olsun faydam olmuştur.
Biraz aşağıda isim isim teşekkür etmek istediğim bir kaç kişi var. Onları da zikrettikten sonra neden böyle bir yazı yazdığımı da açıklayacağım:
Ekrem Seren, Denis Kürov, Hüseyin Berberoğlu: Özgürlükİçin’in benden önceki ve benimle birlikte destekçileri, kodlayıcıları, has adamları olan sevgili dostlarım… Beraber başladığımız bir işi bize devrettiniz ve şimdi pek görüşemiyor olsak bile ara ara bizi izlediğinizi biliyorum. Umarım sizleri memnun edebilecek işler yapmışızdır.
Pınar Eskikan ve Hande Güner: Dergimize kadın eli değmesini sağlayan bu birbirinden yetenekli grafiker insanları. Mizanpajı heceleyerek bile doğru okuyamazken dergi böyle olsun görseli şöyle kullanalım ay kalk ben yaparım gibi tüm tırıvırılarıma katlandınız ya artık size karada ölüm yok =)
Seda Akay: Pek sevgili dostum, çokça benim iteklememle iş arkadaşım… İlk zamanlarda ne konuştuğumuzu anlamasan da ara ara Linux kullanıyorum çünkü politik olarak doğru buluyorum tadında ki “Seda bi git” dediğim açıklamalarınla ama daha çok şirinliğinle, sevimliliğinle Özgürlükİçin’e kadın elinin değmesini sağlayan ilk insansın… Seviyorum seni…
Gözde Orgun: Eğer bir kardeşim olsaydı bu kadar sevebileceğim tatlı Gözde… Yaptığı hiç bir şeyden utanmayan bizleri çalışkanlığınla, azminle, iyi niyetinle kısacası herşeyinle bir süre insanlığımızdan utandırdın… Bu yüzden sana gıcığım… Bak hatta yine gıcık oldum!
Gizem Belen: Uzun bir süre beraber çalışamasak bile umuyor ve inanıyorum ki burası bana yaşattığı tüm o güzellikleri sana da yaşatacak. Arkadaşlığın için pek müteşekkirim…
Uğur Çetin: bana katlandığın, sitenin bitmesine kaç satir kaldı ugur sorularımda cinnet geçirmediğin ve ozgurlukicin’e kattığın o buyuk emeğin için sana sonsuz teşekkür ederim. 68:65:72:20:73:65:79:20:67:6f:6e:6c:75:6e:63:65:20:6f:6c:73:75:6e
Gökhan Özkan: Daha ilk günden iyi anlaşmaya başladığım, çok sevdiğim farkında olmasan da en iyi arkadaşlarım listesinde top 5′de yeri olan insansın. Daha yapacak çok işimiz, gidecek çok yolumuz var. Düğün arabasını senin kullanacağını hatırlatırım
Ahmet Aygün: Sana duygusal bir şeyler yazacaktım ama aklıma senin “Akın, sen ortalama bir insana göre hassas bense ortalama bir hayvana göre duygusuzum” sözün geldi… Hep olmak istediğim gibi bir adamsın ve öyle kalacaksın eminim… Her şey için sağol… Beni kıramayıp her başımız derde girdiğinde bize yardım ettiğim için, gerektiğinde sabahladığın için, gerektiğinde Özgürlükİçin sunucularında rm -rf kodunu çalıştırdığın için… Her şey için sağol
Deniz Ege: Saçları olmasa aynı boyda olacağımız kocaman insan yavrusu
Hayatın gel gitlerine kendini artık daha fazla kaptırmadan ilerlemek istediğin yol her neyse oraya konsantre olarak yürümen dileğiyle
Eren Türkay: Bu arada sen bile reşit oldun… Artık hiç bir şey eskisi gibi olmaz eminim!
Pardus ekibi: Ekip olarak hepiniz her yardım istediğimizde bizi kırmadınız ve elinizden geleni yaptınız. Eğer sırtınızdan biraz yük aldıysak ne mutlu!
Ahmet Hiçyılmaz: Sevgili Ahmet… Sayende artık bir abim yok demiyorum… Kahkasıyla, neşesiyle, gülmesi ile eğlenmesiyle, SSK yokuşlarını arşınlamasıyla, ihale dosyası hazırlamasıyla senden çok şey öğrendim.
Özlem Işıngör: Ofisimizin gerçek ve tek patroniçesi, gördüğüm en nazik en düşünceli en tatlı hanım. Ne diyebilirim ki iyi ki varsınız.
Ali Işıngör: İki yılda çoğu zaman ailemden, arkadaşlarımdan hatta sevgilimden daha fazla gördüğüm, en çok ortak arkadaşım olan, kalbi kocaman olan, mükemmeliyet delisi adam… Zor günleri de iyi günleri de beraber geçirdik ve zaman zaman birbirimizi boğazlamak istesek bile hayatımda şu ana kadar geçirdiğim en güzel iki yıldı. Bana bu fırsatı verdiğin, destek olduğun, beraber çalıştığımız için çok mutluyum ve minnettarım…
Kubilay, Ali Erkan, Başak Sarıca, Ceyhun, Hakan Hamurcu, Hakan Öztaş, Anıl, Gökmen, Enis Hürkan ve adını buraya yazmayı çok istediğim ama gecenin bir yarısında unuttuğum diğer tüm dostlarım. İyi ki vardınız ve iyi ki Özgürlükİçin’e katkı verdiniz. Sizler olmasaydınız bu gün burada olamazdık.
Ve elbette sevgili -her iki anlamda da- Ekin… Bir kısmında daha farkında olmasan da hayatıma kattıkların, değiştirdiklerin ve burada saymaya kelimelerin yetmeyeceği her diğer şey… Sana bir düşün içinde bir düş mü bütün gördüğümüz ve göründüğümüz diye sormuştum ve sen o günden beri bana öyle olmadığını gösteriyorsun… Teşekkür ederim.
Ve elbette bu satırları okuyan sizler… Belki sadece arada sırada uğruyorsunuz Özgürlükİçin’e ya da en çok sevdiğiniz site burası. Belki yeni keşfettiniz belki iki yıldır biz büyürken yanımızdaydınız. Belki bizi seviyor ya da belki bizi sevmiyorsunuz. Belki öylesiniz belki böylesiniz. Benim için farketmez… Verdiğiniz katkı, öğrettikleriniz, yazılarınız, davetleriniz, dostluklarınız, her şey ama her şey benim için harikanın da ötesinde bir deneyimdi. Aranızda kırdıklarım, cevap veremediklerim mutlaka olmuştur. Beni lütfen affetsinler.
Eğer buraya kadar okuduysanız zaten artık anlamışsınızdır ama söylemekte fayda var. Bugünden geçerli olmak üzere Özgürlükİçin’de iki yıldır yürütmekte olduğum görevimi benden sonra gelmesini umduğum sevgili arkadaşlarıma devretmek üzere bırakıyorum. Henüz resmiyet kazanmaması nedeni ile açıklamayacağım ama yakın da bir şekilde duyabileceğiniz gibi bir yerlerde Pardus için çalışmaya devam ediyor olacağım. Elbette vakit buldukça forumda, dergide, yazılarda Özgürlükİçin’e destek vermeye devem edeceğim.
Bu yazıda pek çok defa söylediğim gibi her şey ama her şey için herkese ama herkese çok teşekkürler… Bundan bir yıl sonra dönüp tekrar özgürlükiçin’e baktığımda çok daha iyi işler, çok daha büyük bir topluluk göreceğime eminim. Ve ilk günden bu yana olduğu gibi Özgürlükİçin’de bir tutam da olsa tuzum olduğu için gurur duyuyor olacağım.
Vakit az, gidilecek yol çok… Yaşasın Özgürlük için!














Efendim yıllar yıllar içinde Linux dünyası geliştikçe bu dünya içine giren her bir takım insan farklı nedenlerle Linux kullanmaktan hoşnut olurlar. (Hoşnut olmayanlar da vardır elbet ama bir Türk düşünürün dediği gibi gidene boşver gelene hoşgel demekten başka çaremiz yok) Kimisi oh para vermiyoruz gibi pragmatik nedenlerle bir kısmısı olmm özgür yazılım süper diyerekten diğer bir kısmısı sırf kullanmak diğerlerine göre daha havalı geldiğinden benim gibiler de tüm bu saydıklarım -ve sayamadıklarım (bknz güvenlik, hız, kararlılık, vs)- dışında bir de orada burada şurada ve tee uzakta bile Linux kullanabildikleri için Linux ile uğraşmayı severler.
Son iki yıldır -resmi olarak Özgürlükİçin’in profesyonel yöneticilerinden biri olmamdan itibaren yani- hukuk kitaplarını, İngilizce konuşuyor olsak must read diye niteleyeceğim kitapları ve işimi ilgilendiren kitapları saymazsak doğru düzgün kitap okuyacak vakti pek bulamıyorum. Bunun suçunu işe atmaktan çok aslında son iki yılda elimden geldiğince çok işime kendimi adamam da aramak lazım. Herneyse konu gerçekten bu değil =)
Eğer siz de benim gibi oyun bağımlısıysanız pek çok oyun için normalde kullandığınız işletim sisteminden farklı bir işletim sistemine bağımlı kalmanın sıkıntısını yaşarsınız. Şirketler son yıllarda oyunlarını cross-platform çıkarmaya başlamış olsa bile eski oyunlar için bu durum ne yazık ki mümkün değil. Civilization serisine olan bağımlılığına son bir yılda ara vermek zorunda kalan sevgili patronum için bugün Pardus 2009 üstünde Civilization 4′ün Complete sürümünü kurmayı denedik ve bunda başarılı olduk. Hazır başarı kazanmışken bu durumu bir de bloga aktarayım demeyi de ihmal etmedim.
MsXML3′ün kurulumundan sonra geriye yapmamız gereken tek şey olarak oyunu sisteme kurmak kalıyor. CD sürücünüzü dosya yöneticisi yardımıyla açın ve daha sonra setup.exe dosyasına sağ tıklayıp Wine ile çalıştır seçeneğini seçin. Ben kurulumda GameSpy ve Register seçeneklerini daha sonradan bir sorun yaşamamak için etkisizleştirdim. Eğer Gamespy sizin için çok önemli değilse tavsiyem bu yönde olacaktır.







