25
Eki

Takvimler 27 Eylül 2007 gününü gösterirken dünya için pek de önemli olmayan bu gün benim için özel bir anlam ifade ediyordu. Çünkü o günde aynı yılın Mart ayında e-posta listesi üstünden ve daha sonrasında bugün Pardus kullanıyorsam bunu sonsuz sabrı ile sağlayan pek sevdiğim insan İsmail Dönmez’in buluşturmasıyla tanıştığım sevgili Ali Işıngör, bazıları tarafından son derece iyi bilenen Artistanbul’un arka bahçesinde Özgürlükİçin’de gelecekte yapılacak işler için birine daha ihtiyaç duyduklarını ve eğer okulum da izin verirse bu kişinin ben olmamı istediğini dile getiriyordu. Özgürlükİçin’in henüz emeklediği o dönemde bendeniz Artistanbul ekibi dışında sitenin yönetim paneline ulaşma yetkisi almış olan ilk kişiydim -12 Temmuz 2007- ve Ekrem gönderdiğim yazıları okuyup siteye eklemek zorunda kaldığı için benden çoktan nefret ediyordu.

Herneyse, 27 Eylül tarihinden itibaren Özgürlükİçin.com’un editörü olarak hayatımda tanıdığım en güzel insanlarla birlikte çalışmaya başladım. O günden bu yana bu yazıyı okuyan sizlerin de katkısıyla adeta ince bir iğne oyası işler gibi Özgürlükİçin’i ileriye götürmek için çalıştık çabaladık. Kimi zaman tığı elimize de batırdık ama çoğu zaman işimizi doğru yapmaya çalıştık. O günlerden bugüne aklımda çok güzel anılar kaldı. Özgürlükİçin’in günlük ziyaretçi sayısının 300 olduğu gün yaptığımız kutlamalar, ilk e-dergiyi çıkarmayı başardığımız gün beklemediğimiz bir kişiden aldığımız teşekkür mesajına koca koca adamlar olmamıza rağmen çocuklar gibi sevinmemiz, ziyaretçi sayımız binleri, on binleri, yüz binleri bulmaya başladığında yaşadığımız sevinçler bunlardan bir kaçı…

Ekip benimle, Ali abi dışında sık sık değişikliklere uğrasa bile ofisimizin bitmek tükenmek bilmeyen neşesi, yapılan şakalar, ciddi çalışmalar, kimi zaman sabahlamalar ve pek sık olmasa da yaşanan tartışmalarla birlikte iki koca yılı profesyonel olarak Özgürlükİçin’in gelişmesi ve büyümesi için harcamak hayatımda şu ana kadar yaptığım şeyler arasında yaşadığım en güzel deneyimdi diyebilirim. Umutsuz zamanlarımız da oldu elbette. Her gün işe gidip ben bu işi yapamıyorum yerime daha iyisini bulun demelerim ve Ali abinin yahu bir git işte cevapları hala aklımda…

Yaşanan güzel şeyler sadece ofisin sınırları içinde de kalmadı. Geçen iki yıl içinde Pardus için ve Özgürlükiçin adına pek çok seminer verme ve bu güzel ülkenin çok çeşitli yerlerine gitme şansına da sahip oldum. Onlarca iyi insanla organizasyonlar yapmak, -bazılarının taleplerini yerine getiremesem de- yüzlerce belki binlerce kişiye Pardus’u tanıtmaya ve anlatmaya çalışmak bana çok şey kattı ve öyle umarım ki beni davet edenler insanlar için de bir nebze olsun faydam olmuştur.

Biraz aşağıda isim isim teşekkür etmek istediğim bir kaç kişi var. Onları da zikrettikten sonra neden böyle bir yazı yazdığımı da açıklayacağım:

Ekrem Seren, Denis Kürov, Hüseyin Berberoğlu: Özgürlükİçin’in benden önceki ve benimle birlikte destekçileri, kodlayıcıları, has adamları olan sevgili dostlarım… Beraber başladığımız bir işi bize devrettiniz ve şimdi pek görüşemiyor olsak bile ara ara bizi izlediğinizi biliyorum. Umarım sizleri memnun edebilecek işler yapmışızdır.

Pınar Eskikan ve Hande Güner: Dergimize kadın eli değmesini sağlayan bu birbirinden yetenekli grafiker insanları. Mizanpajı heceleyerek bile doğru okuyamazken dergi böyle olsun görseli şöyle kullanalım ay kalk ben yaparım gibi tüm tırıvırılarıma katlandınız ya artık size karada ölüm yok =)

Seda Akay: Pek sevgili dostum, çokça benim iteklememle iş arkadaşım… İlk zamanlarda ne konuştuğumuzu anlamasan da ara ara Linux kullanıyorum çünkü politik olarak doğru buluyorum tadında ki “Seda bi git” dediğim açıklamalarınla ama daha çok şirinliğinle, sevimliliğinle Özgürlükİçin’e kadın elinin değmesini sağlayan ilk insansın… Seviyorum seni…

Gözde Orgun: Eğer bir kardeşim olsaydı bu kadar sevebileceğim tatlı Gözde… Yaptığı hiç bir şeyden utanmayan bizleri çalışkanlığınla, azminle, iyi niyetinle kısacası herşeyinle bir süre insanlığımızdan utandırdın… Bu yüzden sana gıcığım… Bak hatta yine gıcık oldum!

Gizem Belen: Uzun bir süre beraber çalışamasak bile umuyor ve inanıyorum ki burası bana yaşattığı tüm o güzellikleri sana da yaşatacak. Arkadaşlığın için pek müteşekkirim…

Uğur Çetin: bana katlandığın, sitenin bitmesine kaç satir kaldı ugur sorularımda cinnet geçirmediğin ve ozgurlukicin’e kattığın o buyuk emeğin için sana sonsuz teşekkür ederim. 68:65:72:20:73:65:79:20:67:6f:6e:6c:75:6e:63:65:20:6f:6c:73:75:6e ;)

Gökhan Özkan: Daha ilk günden iyi anlaşmaya başladığım, çok sevdiğim farkında olmasan da en iyi arkadaşlarım listesinde top 5′de yeri olan insansın. Daha yapacak çok işimiz, gidecek çok yolumuz var. Düğün arabasını senin kullanacağını hatırlatırım ;)

Ahmet Aygün: Sana duygusal bir şeyler yazacaktım ama aklıma senin “Akın, sen ortalama bir insana göre hassas bense ortalama bir hayvana göre duygusuzum” sözün geldi… Hep olmak istediğim gibi bir adamsın ve öyle kalacaksın eminim… Her şey için sağol… Beni kıramayıp her başımız derde girdiğinde bize yardım ettiğim için, gerektiğinde sabahladığın için, gerektiğinde Özgürlükİçin sunucularında rm -rf kodunu çalıştırdığın için… Her şey için sağol

Deniz Ege: Saçları olmasa aynı boyda olacağımız kocaman insan yavrusu :P Hayatın gel gitlerine kendini artık daha fazla kaptırmadan ilerlemek istediğin yol her neyse oraya konsantre olarak yürümen dileğiyle

Eren Türkay: Bu arada sen bile reşit oldun… Artık hiç bir şey eskisi gibi olmaz eminim!

Pardus ekibi: Ekip olarak hepiniz her yardım istediğimizde bizi kırmadınız ve elinizden geleni yaptınız. Eğer sırtınızdan biraz yük aldıysak ne mutlu!

Ahmet Hiçyılmaz: Sevgili Ahmet… Sayende artık bir abim yok demiyorum… Kahkasıyla, neşesiyle, gülmesi ile eğlenmesiyle, SSK yokuşlarını arşınlamasıyla, ihale dosyası hazırlamasıyla senden çok şey öğrendim.

Özlem Işıngör: Ofisimizin gerçek ve tek patroniçesi, gördüğüm en nazik en düşünceli en tatlı hanım. Ne diyebilirim ki iyi ki varsınız.

Ali Işıngör: İki yılda çoğu zaman ailemden, arkadaşlarımdan hatta sevgilimden daha fazla gördüğüm, en çok ortak arkadaşım olan, kalbi kocaman olan, mükemmeliyet delisi adam… Zor günleri de iyi günleri de beraber geçirdik ve zaman zaman birbirimizi boğazlamak istesek bile hayatımda şu ana kadar geçirdiğim en güzel iki yıldı. Bana bu fırsatı verdiğin, destek olduğun, beraber çalıştığımız için çok mutluyum ve minnettarım…

Kubilay, Ali Erkan, Başak Sarıca, Ceyhun, Hakan Hamurcu, Hakan Öztaş, Anıl, Gökmen, Enis Hürkan ve adını buraya yazmayı çok istediğim ama gecenin bir yarısında unuttuğum diğer tüm dostlarım. İyi ki vardınız ve iyi ki Özgürlükİçin’e katkı verdiniz. Sizler olmasaydınız bu gün burada olamazdık.

Ve elbette sevgili -her iki anlamda da- Ekin… Bir kısmında daha farkında olmasan da hayatıma kattıkların, değiştirdiklerin ve burada saymaya kelimelerin yetmeyeceği her diğer şey… Sana bir düşün içinde bir düş mü bütün gördüğümüz ve göründüğümüz diye sormuştum ve sen o günden beri bana öyle olmadığını gösteriyorsun… Teşekkür ederim.

Ve elbette bu satırları okuyan sizler… Belki sadece arada sırada uğruyorsunuz Özgürlükİçin’e ya da en çok sevdiğiniz site burası. Belki yeni keşfettiniz belki iki yıldır biz büyürken yanımızdaydınız. Belki bizi seviyor ya da belki bizi sevmiyorsunuz. Belki öylesiniz belki böylesiniz. Benim için farketmez… Verdiğiniz katkı, öğrettikleriniz, yazılarınız, davetleriniz, dostluklarınız, her şey ama her şey benim için harikanın da ötesinde bir deneyimdi. Aranızda kırdıklarım, cevap veremediklerim mutlaka olmuştur. Beni lütfen affetsinler.

Eğer buraya kadar okuduysanız zaten artık anlamışsınızdır ama söylemekte fayda var. Bugünden geçerli olmak üzere Özgürlükİçin’de iki yıldır yürütmekte olduğum görevimi benden sonra gelmesini umduğum sevgili arkadaşlarıma devretmek üzere bırakıyorum. Henüz resmiyet kazanmaması nedeni ile açıklamayacağım ama yakın da bir şekilde duyabileceğiniz gibi bir yerlerde Pardus için çalışmaya devam ediyor olacağım. Elbette vakit buldukça forumda, dergide, yazılarda Özgürlükİçin’e destek vermeye devem edeceğim.

Bu yazıda pek çok defa söylediğim gibi her şey ama her şey için herkese ama herkese çok teşekkürler… Bundan bir yıl sonra dönüp tekrar özgürlükiçin’e baktığımda çok daha iyi işler, çok daha büyük bir topluluk göreceğime eminim. Ve ilk günden bu yana olduğu gibi Özgürlükİçin’de bir tutam da olsa tuzum olduğu için gurur duyuyor olacağım.

Vakit az, gidilecek yol çok… Yaşasın Özgürlük için!

12
Eki

wdtvEfendim yıllar yıllar içinde Linux dünyası geliştikçe bu dünya içine giren her bir takım insan farklı nedenlerle Linux kullanmaktan hoşnut olurlar. (Hoşnut olmayanlar da vardır elbet ama bir Türk düşünürün dediği gibi gidene boşver gelene hoşgel demekten başka çaremiz yok) Kimisi oh para vermiyoruz gibi pragmatik nedenlerle bir kısmısı olmm özgür yazılım süper diyerekten diğer bir kısmısı sırf kullanmak diğerlerine göre daha havalı geldiğinden benim gibiler de tüm bu saydıklarım -ve sayamadıklarım (bknz güvenlik, hız, kararlılık, vs)- dışında bir de orada burada şurada ve tee uzakta bile Linux kullanabildikleri için Linux ile uğraşmayı severler.

Böyle bir giriş yapma nedenimi açıklayayım. Haftasonunda elime geçen çok sevimli bir cihaz oldu. Bilenler benim ne kadar gadget meraklısı olduğumu bilirler. Bu sevimli cihazın adı WDTv. Western Digital firmasının ürettiği bu avuç içi- en azından benim avuç içim- cihaz televizyonunuza composite (han bildiğimiz tanıdığımız sarı beyaz kırmızı kablo) ya da HDMI üstünden bağlanıyor ve hemen hemen her dosya biçiminde olan videoları, müzikleri, resimleri gösteriyor. Üstündeki optik ses çıkışı sayesinde dijital ses çıkışı alabiliyor ve DTS ya da Dolby decoderi içinde olan bir ses sistemiyle -bakınız evimdeki logitech z5500- tarihi eser görmüş japon gibi UuuUUuu diyerek filmlerinizi saran ses- hastayım bu tabire- efektleri ile izleyebiliyorsunuz. Bunu yapabilmeniz için cihazın üstünde olan iki adet usb çıkışına bir harici bellek bağlamanız yeterli. Cihaz şu ana kadar denediğim tüm dosyaları biz yıllardır bu işi yapıyoruz dercesine yüksek başarımla oynatmayı başardı. Diğer bir değişle bu arkadaşı out-of-box tadında da çok rahat kullanabilirsiniz tavsiye ederim.

Buraya kadar her şeyi iyi güzel ama bunun Linux ile ilgisi delikanlı diyenler için şöyle açıklayayım. Bu işi yapan her cihazda olduğu gibi -şu dandirikten olan DVD okuyucuları vs hariç- bu cihaz da aslında özel bir işlemciye ve video decode etme yetisine sahip bir entegreye sahip mini mini bir bilgisayar. İçinde sevimli bir flashlanabilir ROM’u ve az ama öz -64 mb- bir RAM’i, mütevazi ama kendine verilen görevli layıkıyla yerine getiren 300 Mhz gücünde bir işlemcisi var. Böyle bir cihaza sevdiğiniz bir Linux dağıtımını lödönk diye kurmanız mümkün değil elbette. İşlemci mimarisinin x86 tabanlı olmaması bu cihaza özel modüllerin bulunması gibi sebeplerden dolayı bu cihazların arka planında Linux kullanıldığını son kullanıcının anlaması pek mümkün değil. WD firması bu cihaz için yazdığı mini bir dağıtımın kaynak kodlarını açmış durumda. Bu sebeple piyasada bu cihaz için çok sayıda resmi olmayan güncelleme bulunmakta. Bu güncellemeler sayesinde.

Cihaza her yerden SSH/Telnet ile ulaşabilir.

Bir FTP sunucu kurabilir

Bir usb wireless dongle yardımıyla cihazı internete bağlayabilir

Pake sistemi sayesinde cihaza yeni yazılımlar yükleyebilir

Film izlemediğiniz zamanlarda cihazın torrent ya da rapidshare gibi sistemler üstünden bağlı bulunduğu diske dosya indirmesini sağlayabilir

720p’ye kadar olan filmlerinizi ağınızda bulunan bir başka bilgisayar üstünden stream edebilirsiniz gibi cihazın değerini iki üç katına çıkaran çok sayıda özelliği eklemeniz mümkün.

Başta da söylediğim gibi cihazın out-of-box hali hali hazırda zaten bu cihazı alma amacınızı tamamen karşılıyor. Bununla birlikte madem aldık ben uyurken hattım boş kalmasın download yapsın ya da salondaki TV’ye odamdan film stream edip misafirlere hava atayım gibi kaygılarınız varsa cihazın resmi olmayan firmware’lerini de yükleyebilirsiniz.

Bunu nasıl yapacağınızı öğrenmek için wiki.wdtv.org adresini ziyaret edebilir hele bir dur biri benden önce yapsın diye düşünürseniz gelecek hafta sonunda yazmayı planladığım WDTv macerası yazısını bekleyebilirsiniz.

O zamana kadar baktığınız her yerde pengueni görmenizi dilerim ;)

Be Linux…

30
Eyl

Bir süredir İstanbul Barosu Staj Eğitim Merkezi’nde devam etmekte olan eğitim nedeniyle Özgürlükİçin’den biraz uzakta kaldım. Kasım ayına kadar pek beraber olamayacak olsak bile genellikle forumu okuyor olacağım.

Döndüğümde pek çok güzel haberin, yeni bir sürümün ve her zaman ki gibi çok iyi hazırlanmış bir e-derginin beni bulacağından eminim…

22
Eyl

kalbülkitabSon iki yıldır -resmi olarak Özgürlükİçin’in profesyonel yöneticilerinden biri olmamdan itibaren yani- hukuk kitaplarını, İngilizce konuşuyor olsak must read diye niteleyeceğim kitapları ve işimi ilgilendiren kitapları saymazsak doğru düzgün kitap okuyacak vakti pek bulamıyorum. Bunun suçunu işe atmaktan çok aslında son iki yılda elimden geldiğince çok işime kendimi adamam da aramak lazım. Herneyse konu gerçekten bu değil =)

Bugün sevgili Ekin ile kendimizi 1 saat boyunca kitap almaya adadık ve uzun bir süredir almayı planladığım kitapların bir kısmını alma şansına sahip oldum. Bu kitapların bir kısmı bir şekilde okuduğum ama kütüphanemde bir türlü yer almayan kitaplardan oluşurken geri kalan kısmıysa henüz okuma fırsatı bulamadığım kitaplar. Önümüzdeki bir ay boyunca -en azından- İstanbul Barosu’nun değerli stajyer avukatlar için hazırladığı eğitim programı olan Staj Eğitim Merkezi’nin müdavimi olacağımdan kitap okumaya bol bol zamanım olacak. Hani olmaz ya belki merak eden çıkar diye bu bir ayda okumayı planladığım kitaplar için bir liste çıkartayım dedim. Kimbilir belki birinin ilgisini çekecek bir kitabı okumayı planlıyor olabilirim.

Pek değerli kültür bakanlığımız elinde tüm veriler olmasına rağmen bir adet ISBN veritabanı oluşturma zahmetine girmediğinden aldığım kitaplara ilişkin bilgileri ne yazık ki bu kitapları satan sitelere bağlantılar vererek sizlere sunacağım. Bak bu da başka bir yazının konusu olsun.

The Worldwatch Institute Dünyanın Durumu 2009

Isınmakta olan bir dünyaya bakış adı altında yayınlanan bu çalışma aslında her yıl Worldwatch tarafından yayınlanan dünyanın durumu raporunun 2009 sürümü. Küresel ısınma ve iklim değişimi konusunda hem mevcut durumu anlatan hem de öneriler sunan bu kitap özellikle 2009 gibi bilim adamlarına göre harekete geçilmezse dünyanın ikliminde söz sahibi olacak olan bir yılda yayınlandı. Tema ve İş Bankası Kültür Yayınlar’nın katkılarıyla Türkçe konuşan okuyucuyla buluşan kitabın çevirisi Ayşe Başçı’ya ait. Bu arada benim gibi sonnotlardan hoşlanmayan bir okursanız üzülerek söyleyeyim kitap not sistemi olarak sonnotları benimsemiş durumda. Her ne kadar okuyucunun ana konuya olan konsantrasyonunu korumayı sağlasa da ben sonnotların daha dikkat dağıttığını düşünüyor ve dipnotları seviyorum.

Kitabın raf fiyatı 16 TL

idefix bağlantısı

Edgar Allan Poe Bütün Öyküleri I

Dost Körpe’nin kitap sırtını Edgar Allan Poe’nun süslediği 5 ciltlik çevirisini kitapların toplamda çok pahallı olması ve aynı çevirinin tek ciltlik sürümünün taşınamaz boyutlarda olması nedeniyle bir türlü edinememiştim. Bu yüzden bu yeni baskı imdadıma yetişti diyebilirim. Hasan Fehmi Nemli tarafından bir saat ustası titizliğinde çevrilen bu güzel öyküler şu an başucu kitabım olmuş durumdalar.  Çevirmenin yazarın özgün notları yanında okuyucunun öykülerin derinine inmesini sağlayan yerinde dipnotları sayesinde öyküler keyifle okunuyor. Poe’nun kendine has derin anlatım tarzı ve kafanızda canlandırmayı başardığı tekinsiz dehşet ortamı benim gibi herhangi bir H.P. Lovecraft öyküsünü korkudan bitiremeyen biri için biraz fazla korkutucu olsa bile bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum.

Kitabın raf fiyatı 19 TL

Hepsiburada bağlantısı

Vida ile Tornavida

Witold Rybczynski tarafından kaleme alınan bu kitap çoğu kitabını severek okuduğm Tübitak Popüler Bilim Kitapları serisine ait. Geçtiğimiz binyılın en yararlı ve vazgeçilemez aletini arıyan yazar Leonardo da Vinci’nin icadı olan ve bugün hepimiz için vazgeçilmez hale gelen vida-tornavida ikilisinin ilginç serüvenini anlatıyor. Kitap hem ilginç bir konuya sahip olması hem de eğlenceli uslübu nedeniyle alışveriş sepetinde yerini aldı. Kitabın çevirisi Hüseyin Özel’e ait.

Kitabın raf fiyatı 6.5 TL

Tübitak bağlantısı

Fahrenheit 451

Ray Bradbury’nin bu klasik haline gelmiş ütopyası ismini kitap kağıtlarının tutuştuğu derece olan 451 dereceden alıyor. On yıldır kitap yakan ama neden yaktığını sorgulamayan bir itfaiyecinin üstünden sansüre ve totaliter yönetimlere yönelen harika bir eleştiri bu kitap. Eğer okumadıysanız şiddetle tavsiye ederim. İthaki yayınlarından çıkan baskısının arkasında yazdığı gibi okuyun ve kendinizi yeni baştan kurun! Ben muhtemelen kitabın tükenen bir baskısını satın aldım. Bu baskıyı dilimize kazandıranlarsa Zerrin ve Korkut Kayalıoğlu.

Kitabın raf fiyatı 6 TL

idefix bağlantısı

Saate bakıyorum da sabahın dördünde hatta buçuğunda sırasını bekleyen diğer kitaplar ve biraz uyku beni yatağa çağırıyor. Aldığım diğer kitapları ise gelecek yazıya bırakarak yavaş yavaş EoT demeye başlayayım. Unutmadan kullandığım fotoğraf for the love of books adıyla chocolate geek kullanıcısı tarafından çekilmiş ve CC-by-nc-sa lisansı ile yayınlanmış. Kendisinin aslı şurada

Hepimizin daha fazla okuyabildiği günleri görebilmek umuduyla…

EoT

14
Eyl
koto logosu

Özgürlükiçin seminerleri 2008 yılının yaz aylarını devirmemizin ardından yavaş yavaş bu yıl oturmasını istediğimiz yoğunluğa ulaşamaya başladı. Pek çok yerden gelecek aylarda gerçekleştirmek üzere seminer davetleri almanın yanı sıra Eylül ayının kalan günlerinde de Kocaeli’ne konuk olacağız.

Kocaeli Ticaret Odası’nın davetlisi olarak 15 Eylül günü Kocaeli’nde Pardus ve özgür lisanslama konulu bir seminer vereceğim. Öyle sanıyorum ki bu yıl verdiğim 36. seminer ve gittiğim 10. il olacak =) Seminerde bana Gizem eşlik edecek ve bu onun ilk semineri olacağı için biraz heyecanlı. Benim için heyecanlanacak bir başka durumsa sevgili Ekin‘in de bu seminerde bizi izlemek için bizimle gelmesi olacak.

Eğer Kocaeli’ne yakın bir yerdeyseniz 15 Eylül günü saat 11-12:30 arasında Ticaret Odası’nın meclis salonunda bizi bulabilirsin. Tüm seminerlerde olduğu gibi katılım ücretsiz ve herkese açık.

4
Eyl

civ4completeEğer siz de benim gibi oyun bağımlısıysanız pek çok oyun için normalde kullandığınız işletim sisteminden farklı bir işletim sistemine bağımlı kalmanın sıkıntısını yaşarsınız. Şirketler son yıllarda oyunlarını cross-platform çıkarmaya başlamış olsa bile eski oyunlar için bu durum ne yazık ki mümkün değil. Civilization serisine olan bağımlılığına son bir yılda ara vermek zorunda kalan sevgili patronum için bugün Pardus 2009 üstünde Civilization 4′ün Complete sürümünü kurmayı denedik ve bunda başarılı olduk. Hazır başarı kazanmışken bu durumu bir de bloga aktarayım demeyi de ihmal etmedim.
Malzeme Listesi

Güncel bir Pardus

Paket yöneticisinden kurulmuş Wine paketi

Oyunumuzun CD’si – Elbette oyunumuzu orijinal olarak satın aldık. Eğer bunu yapmadıysanız ve hala okumaya devam ediyorsanız lütfen pencereyi kapatın-

Yapılacaklar

Civ4 ve iki ek paketini içeren bu oyunu yüklemek sanıldığı gibi kolay değil. Bu işi yapmadan önce Wine ile uzunca bir süre cebelleşmek gerekti. Kolayıma geldiğinden nasıl yaptığımızı konsol üstünden anlatacağım. Şimdi lütfen CD’yi bilgisayarınıza takın karşınıza bir konsol açın ve sırayla adımları uygulamaya başlayın.

Bu arada Wine üstünde directX 9.c kurulması için gereken bilgileri sevdiğim bir siteden aldım. Kendisini şurada bulabilirsiniz.

1- Yeni bir prefix yaratmak: Wine’ın bir windows benzetimi yaratması için öncelikle daha önce yaratmadıysanız konsolda

wineprefixcreate

komutunu verin ve yeni bir benzetim yaratın.

2- DirectX 9.c kurmak: Oyunumuzu doğru bir şekilde yüklemek için sistemimizde öncelikle DirectX’in varlığı gerekiyor. DirectX ile ilgili DLL dosyalarına aşağıda yer alan komutu kullanarak ulaşabilir ve bu dosyaların sisteminizde gerekli yerlere kopyalanmasını sağlayabilirsiniz.

/usr/bin/wget http://howto.landure.fr/gnu-linux/installer-directx-9-0c-avec-wine/mscoree.dll \
–output-document=$HOME/.wine/drive_c/windows/system32/mscoree.dll

/usr/bin/wget http://howto.landure.fr/gnu-linux/installer-directx-9-0c-avec-wine/streamci.dll \
–output-document=$HOME/.wine/drive_c/windows/system32/streamci.dll

/usr/bin/wget http://howto.landure.fr/gnu-linux/installer-directx-9-0c-avec-wine/gm.dls \
–output-document=$HOME/.wine/drive_c/windows/system32/drivers/gm.dls

Şimdi sıra geldi bu dosyaları benzetimimizin kayıt defteri sistemine kaydetmeye. Bunun için sırasıyla aşağıda yer alan komutları verin.

/usr/bin/wget http://howto.landure.fr/gnu-linux/installer-directx-9-0c-avec-wine/directx.reg \
–output-document /tmp/directx.reg
/usr/bin/regedit /tmp/directx.reg

Artık elimizde DirectX kurmak için yeterli bir alt yapı var. Şimdi sıra geldi DirectX kurulumuna. Öncelikle DirectX yükleyicisini bilgisayarımıza indirelim.

/usr/bin/wget http://howto.landure.fr/gnu-linux/installer-directx-9-0c-avec-wine/directx_mar2008_redist.exe \
–output-document=/tmp/directx_redist.e
xe

Daha sonra Wine benzetimi içinde bir klasör oluşturalım ve yükleyici içinde yer alan dosyaları buraya açalım.

/bin/mkdir $HOME/.wine/drive_c/DIRECTX
/usr/bin/cabextract -d $HOME/.wine/drive_c/DIRECTX /tmp/directx_redist.exe

Dosyalar açıldıktan sonra kuruluma geçebilir. Kurulumda karşınıza gelecek ekranda ileri ileri tuşuna basarak devam edebilirsiniz.

/usr/bin/wine “C:\DIRECTX\DXSETUP.exe”

3- MSXML3 Kurulumu: DirectX kurulduğuna göre şimdi oyunun en önemli ikinci ihtiyacına geldi. Civ 4 pek çok işini evrensel bir dosya sistemi olan XML üstünden yapıyor. Bu özellikle üçüncü kişilerin oyun üstünde değişiklikler yapmasına elveren bir sistem. Oyun XML dosyalarını işlemek için MS XML 3 isimli parser’dan yararlanıyor. Bu programın sisteme kurulması için de öncelikle bu tip programları sisteminize otomatik olarak kuran betikler topluluğu olan WineTricks’e ihtiyaç duyuyoruz.

Şimdi önce Winetricks’i Windows benzetimimize kuralım

/usr/bin/wget http://www.kegel.com/wine/winetricks \
–output-document=$HOME/.wine/winetricks

Şimdi sıra MS XML’in kurulmasını sağlayan betiği çalıştırmaya geldi. Bunun için de şu komutu veriyoruz.

/bin/sh $HOME/.wine/winetricks msxml3

civilization-4-2MsXML3′ün kurulumundan sonra geriye yapmamız gereken tek şey olarak oyunu sisteme kurmak kalıyor. CD sürücünüzü dosya yöneticisi yardımıyla açın ve daha sonra setup.exe dosyasına sağ tıklayıp Wine ile çalıştır seçeneğini seçin. Ben kurulumda GameSpy ve Register seçeneklerini daha sonradan bir sorun yaşamamak için etkisizleştirdim. Eğer Gamespy sizin için çok önemli değilse tavsiyem bu yönde olacaktır.

Oyun yüklenirken internet üstünden oyunun son yamalarını çekebilirsiniz. Bir collection sürümü olduğu için oyunun içinde gelen asıl Civ 4 ve Warlords paketleri zaten son sürümündeler. Eğer isterseniz son paket olan Beyond The Sword paketi için son yama olan 3.19′u indirebilirsiniz.

Oyunun yüklenişi bittikten sonra çalıştırmayı denediğinizde karşınıza gelecek olan ekran ne yazık ki sinirlerinizi bozacak. Wine henüz bir kopya koruma sistemi desteğine sahip olmadığından oyun orijinal çalıştırma dosyasıyla ne yazık çalışmıyor.

Bu yüzden oyunu CD istemeyen çalıştırma dosyasıyla çalıştırmanız gerekiyor. Bu durum siz oyunun orijinal sürümüne sahip oldukça engellenemez olan hata düzeltme hakkınız içine girdiğinden gönül rahatlığıyla dosyayı değiştirebilirsiniz. Ben dosyalar için game copy world sitesini kullandım. İndirdiğim dosyaları /home/kullaniciadi/.wine dizini içinde yer alan C sürücüsü içinde oyunu kurduğunuz dizine atabilirsiniz. Beyond The Swords’un son sürümü olan 3.19 için bir no-cd dosyası bulamadığım için oyunu bu sürüme güncelledikten sonra çalıştırma şansım olmadı. Eğer dosyayı bulamazsanız 3.17 sürümünü takip edebilirsiniz.

Gelecek yazılarda görüşünceye kadar şimdilik hoşçakalın!

15
Ağu

Bir önceki yazımda Pardus ile 3G keyfini yaşamak için nelere ihtiyacımı olduğundan kısaca bahsetmiştim. Bu yazıda ise yine 3G modem aracılığıyla konsoldan nasıl SMS gönderip alabileceğimizi ve bu sayede bağlantı kotamızı nasıl kontrol edebileceğimi öğrenmeye çalışacağız =)

Pardus 2009 kurulu bilgisayarımızda SMS alıp göndermemiz için miniterm programını bilgisayarımıza kurmamız gerekiyor. Bunu nasıl yapacağınızı bildiğinizi varsayıyor ve yapacaklarınızı yavaş yavaş anlatmaya başlıyorum :)

1- Minicom’u ayarlamak

Minicom öntanımlı olarak seriporta baktığı için öncelikle ayar ekranında bu durumu düzeltmemiz gerekiyor. Konsolda minicom -s komutuyla minicom programını ayar modunda başlatın. Bu arada programı bu şekilde çalıştırmak için yetkili kullanıcı olmanız gerekiyor.  Program çalıştıktan sonra aşağı ok tuşuyla Serial Port Setup kısmına gelin ve bu ayara girin. Açılan ekranda A tuşuna basarak  Serial Device ayarını /dev/ttyUSB0 şeklinde değiştirin ve iki defa enter tuşuna basarak ayarı kaydedin.

Daha sonra save setup as dfl seçeneğini seçin ve Exit seçeneği ile ayarları kaydedip programa girin. Ayarı doğru yaptıysanız modemle irtibata geçilecek ve komutlarınız beklenecektir. Ayarları DFL olarak kaydettiğimiz için gelecek sefer minicom programını -s parametresi olmadan çalıştırabilirsiniz.

Bilmeniz gereken komut verirken ilk konu seriport üstünde çalıştığımız için bir komutta harf hatası yapmanız halinde komutu düzeltmenizin mümkün olmaması. Bu durumda enter tuşuna basın ve aynı komutu tekrar vermeye başlayın =) Bu yüzden benim gibi kolaya kaçarak komutları kopyala yapıştır yapmanızda fayda var.

Şimdi modeme erişebildiğimize göre önce cihazımızı text (SMS) moduna geçirelim.  Bunun için AT+CMGF=1 komutunu verip enter’a basıyoruz. Karşılığında OK cevabını aldıysak devam edebiliriz.

Şimdi sıra geldi mesaj göndermeye. Bunun için AT+CMGS=”mesaj göndereceğiniz numara” komutunu veriyoruz. Eğer cevap olarak > işareti geldiyse artık mesajınızı yazmaya başlayabilirsiniz. Mesajınızda Türkçe karakter kullanmamaya ve enter tuşuna basmamaya özen gösterin. Mesajınızı bitirdiğinizde ctrl ve z tuşuna aynı anda basarak mesajınızı gönderin.

Mesajınız gönderildikten bir kaç dakika sonra AT+CMGL=”all” komutuyla sim kartınızda bulunan tüm mesajları okuyabilir ve data hattınıza gelen mesajları okuyabilir ve dolayısıyla kotanızı da okuyabilirsiniz.

Yaptıklarımızı kotamızı öğrenmek için uygulamamız gerekirse sırasıyla şunları yapın.

AT+CMGF=1
AT+CMGS=”2260″
Bu komuttan sonra mesaj olarak KALAN MB yazın ve ctrl z tuşuna basın. Biraz bekledikten sonra mesajlarınızı kontrol etmek için aşağıda yer alan komutu verin.

AT+CMGL=”all”

SIM kartınızın mesaj kapasitesi dolmaya başlarsa AT+CMGD=”silmek istediğiniz mesajın numarası” komutuyla mesajları karttan silebilirsiniz.

Sanırım hepsi bu kadar… Umarım size yararlı olur.

3G hizmetinin ülkemizde 30 Temmuz tarihinden itibaren verilmeye başlamasıyla birlikte ben de çok mutlu olanlar kervanına katıldım. Bunun temel nedeni sevdiklerimle görüntülü konuşma yapacak olmam ya da maçın önemli anlarını cebimde görebilecek olmaktan çok hızla ve kolayca her yerden İnternete erişebilecek olmamdı. Bunun için gerekli olanlar yaklaşık iki yıldır her türlü kahrımı çeken sevgili dizüstü [...]
5
Ağu

Yok efendim sunucu sorunuymuş, yok efendim tatil telaşıymış, yok başka başka tırt dertlermiş derken bir türlü buraya ilgi göstermemiştim.

Artık kendime aite bir sunucuda yazacağım böylece tırt nedenlerden oturu burası kapanmayacak. Sağolsun veritabanını da kaybettiğimizden dolayı artık sıfırdan yazmaya başlayacağız ;)

Hadi bakalım…

1
May

Özgürlükİçin sunucuları planlı bakım çalışması kapsamında 1 Mayıs 2009 tarihini 2 Mayıs 2009 tarihine bağlayan gece 03:00 ile 06:00 saatleri arasında erişime kapalı olacaktır.

Bakım çalışmalarının bitiminin ardından Özgürlükİçin tüm servisleri ile sabah saatlerinde tekrar aktif hale gelecektir. Kesinti için özür dileriz…

23
Mar

Geçen hafta karşılaştığımız gezegen ile ilgili sorunu sanıyorum aştık ve bu andan itibaren gezegeni tekrar çalıştırmaya başladık.

Bir sorunla karşılaşırsanız lütfen bildirmekten çekinmeyin.

19
Şub

Uzun süredir bloguma bir şey yazamıyorum. İş, okul, kurs, staj yoğunluğu derken bir türlü vakit bulamadım. Bugün mutlu bir gelişmeyi haberdar etmek için bir blog girdisi yazmak istedim.

Yarın öğleden sonra saat ikide Akdeniz Üniversitesi BESYO Konferans Salonun’unda Akdeniz Üniversitesi Bilgisayar Topluluğu tarafından düzenlenen Linux ve Özgür Yazılımlar Seminer’inde Özgür Yazılım Fikri ve Pardus konulu bir seminer vereceğim. Bu vesile nedeni ile yarın sabah hayatımın bir kısmını da geçirmiş olduğum Antalya’ya hareket edeceğim.

Antalya’da olan tüm herkesi bu seminere katılması için bekliyorum

4
Şub

Özgürlükİçin.com’da bir süredir yürüttüğümüz yeni sunucuya geçme çalışmaları sona geldi. Bu hafta sonuna kadar tüm DNS sunucularının güncellenmesi ile yeni sunucuya geçişimiz tamamlanacak.Bu süre zarfında ara ara bazı görselleri görüntülemenizde ve siteye erişmenizde bir takım sıkıntılar yaşarsanız bize bildirmekten çekinmeyin.

Sunucuya geçiş tamamlandıktan sonra yakın zamanda yeni süprizlerimi duyurmaya başlayacağız. Bizi takip etmeye devam edin ;)

26
Ara

Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşım posta kutusuna düşen bir e-postayı bana da iletti. E-postanın başlığında Özgür Yazılımın Hukuki Zaferi yazıyordu ve içeriğinde ise geçtiğimiz aylarda Amerikan Yüksek Mahkemesi’nin verdiği bir kararın önemine ilişkin bilgiler yer alıyordu.

Buraya kadar her şey normaldi taa ki e-postanın sonunda yer alan kaynağı görene kadar. Hukuk ve Adalet isimli bir web sitesinden alınan haber gözüme son derece tanıdık görünmüştü ve hatta cümleler benim cümlelerime benziyordu. Kısa bir düşünme anından sonra haberin aslında tarafımdan yazıldığını ve Creative Commons Lisansı ile Oİ’de yayınlandığını hatırladım.

Özgür lisansların zaferi haberinin lisans ihlali ile yayınlanması benim için son derece üzücü oldu. Bakalım e-posta yolladığım hukuk ve adalet web sitesi nasıl bir yanıtla dönecek…

23
Ara

Yarın İzmir EMO’da sevgili Serdar Soytetir ile birlikte dilimiz döndüğünce “Özgür Yazılım ve Pardus Nedir?” konusunu anlatıyor olacağız.

İzmir yakınlarında olan herkesi saat 17:30′da İzmir EMO’nun Çankaya semtinde bulunan şubesine bekleriz.

22
Kas

Gün içinde Özgürlükİçin.com’da ayrıntılarını bulabileceğiniz Bilişim ‘08 ile ilgili ntvmsnbc’de çıkan bir haberi buradan da paylaşmak istedim. Haberin linkine buradan ulaşabilirsiniz.

Tübitak’tan Kamu ve Kobilerde Pardus atağı
Tübitak UEKAE Pardus Proje Yöneticisi Tekman, başka kurumların da Pardus kullanmasını teşvik edecek bilgi birikimine sahip olanları Pardus gönüllüsü olmaya çağırdı.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 13:33 TSİ 21 Kasım 2008 Cuma

ANKARA - Tübitak Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Enstitüsü (UEKAE), kamu kuruluşlarında ve KOBİ’lerde kurulu bilgisayarların ulusal Linux dağıtımı Pardus İşletim Sistemi ile çalıştırılması için “Göç Ortaklığı” projesini başlattı.

TÜBİTAK UEKAE bünyesinde yaklaşık 20 kişilik bir kadrı ve yüzlerce gönüllü ile 2003 yılından beri geliştirilen ulusal Linux işletim sistemi dağıtımı Pardus’un proje yöneticisi Erkan Tekman, TBD tarafından gerçekleştirilen Bilişim’08 zirvesinde yapılan “Açık Kaynak ve Dökümanlar Türkiye İçin Bir Gelecek mi” başlıklı oturumda deneyimli profesyonelleri Pardus gönüllüsü olmaya çağırdı.

Pardus’un TÜBİTAK bünyesinde yaklaşık 20 kişilik çekirdek bir kadro ile yüzlerce gönüllü ile geliştirilmeye devam ettiğini anlatan Tekman, “Ohloh” isimli internet sitesinin yaptığı aştırmanın Pardus’un uluslararası özgür yazılımlar arasında çok iyi bir seviyede olduğunu ortaya koyduğunu aktardı.

Tekman, proje kapsamında daha önce özgür yazılım kullanan bir takım firmalarla ortaklıklar kurulduğunu ve Pardus tabanında üretilen yazılımların daha da geliştirilmesi, ayrıca kurumlara teknik destek verecek yetkinlikte yazılım firmalarının ortaya çıkması üzerine çalıştıklarını söyledi.

GÖÇ ORTAĞI OLUN ÇAĞRISI
Erkan Tekman, özgür yazılım konusunda daha önce çalışmış, kendi firmasında özgür yazılımları kullanmaya başlamış firmalara çağrıda bulunarak, başka kurumların da ücretli yazılımlardan özgür yazılım dünyasına göç etmelerine ön ayak olabilmeleri için bu firmalara “Göç Ortağı Olun” dedi.

www.ozgurlukicin.com adresindeki internet sitesinden Pardus hakkında merak edilen sorulara cevap bulunabileceğini belirten Tekman, yeni projelerinde de tabelalarında “Pardus Göç Ortağı” yazan firmaların bulunacağını, bu firmaların hem kendi tanıtımlarını yapacaklarını hem de yazılım hizmeti alınmak istendiğinde tüm ilgilileri Pardus’a teşvik edeceklerini söyledi.

“Pardus Göç Ortağı” projesi ile firmalarla sözleşme imzaladıklarını ve firmadan bir ön çalışma yapmasını istediklerini dile getiren Tekman, “Projede kamu kurumları, belediyeler ve özel sektör ve kişisel kullanıcılar var. Ana amaç, tüm Türkiye’deki kurumları Pardus’a göç ettirmek” dedi.

1
Kas

Bilmeyenlere küçük bir giriş yaparak konuya başlayalım. Bir süre önce (~ 21 gün) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Özel Hukuk alanında yüksek lisans eğitimime başladım. İlginç bir şekilde bu yıl tam da istediğim gibi en çok ders fikri mülkiyet hukuku alanında açıldı ve ben de bulabildiğim tüm fikri mülkiyet hukuku derslerini seçtim.

Derslerimden birisi Bilgisayar Programları’nın Fikri Mülkiyet Hukuku’nda Korunması adını taşıyor. Yüksek lisans eğitimi lisans düzeyinden farklı olarak öğrencilerin yaptıkları seminer ödevleri ile yürüyor. Benim aldığım seminer ödevi tam da bizim ilgili olduğumuz alanla ilgili. Açık kaynak kodlu programların fikri mülkiyet hukukunda korunulabilirliği konusunda bir ödev hazırlamaya başladım. Daha önce Türk hukuk çevrelerinde çok yazılmadığı için yapacağım ödevde özgür yazılım / açık kaynak kodlu yazılım ayrımından başlayarak biraz daha temel kavramları da açıklamaya çalışan bir ödeve imza atmak istiyorum.

Sizlerden istediğim özgür yazılımlar ile ilgilenip de yaptıkları işin hukuki boyutunu merak edenlerdensiniz neleri merak ettiğinizi bana bildirmeniz. Elimden geldiğince bu konuları da ödeve dahil etmeye çalışacağım.

Şimdiden teşekkürler…

13
Eki

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde Gimp’in yeni sürümünün çıktığı konusunda güzel bir haber yapmıştık. Haberimizde sevgili Ozan Çağlayan’ın Gimp’i paketleyeceğini yazmıştık.

Gimp’in yeni sürümü Ozan tarafından paketlendi ve yakında Pardus depolarında yerini alacak =) Eğer o ana kadar sabretmek istemiyorsanız Gimp’i kendiniz de derleyebilirsiniz.

Gimp’i güncel bir Pardus 2008′e kurabilmeniz için öncelikle bağımlılıklarından bir kısmını derlemeniz lazım. Benim sistemimde bu bağımlılıklar babl ve gegl kütüphanelerinin yeni sürümleri oldu.

Bu durumda Gimp kurabilmek için sırası ile babl, gegl kütüphanelerini derlemeli ve sonra Gimp’i kurmalsınız.

6
Eki

Uzun süredir blog yazmıyorum. Özgürlükİçin projeleri, yapılacak işler, hayat, okul ve staj derken son derece yoğunum. Bugün sizlere hepsi bir yana önümüzdeki bir hafta hayatımızı durduracak bir etkinlikten bahsetmek istiyorum.

Cebit, her yıl olduğu gibi bu yıl da Tüyap’ta yapılacak olan ve bilişim dünyasının kalbinin atılacağı fuarda bu yıl Pardus standı da yerini alıyor. Bu olaydan daha önemlisi belki Cebit tarihinde ilk defa tanıtılacak bir ürün, üreticisi tarafından değil kullanıcısı ve topluluğu tarafından tanıtılacak. Özgürlükİçin topluluğu, daha ilk günden beri sürekli büyüyen, Pardus’a katkı veren, geliştiren, soran ve bir özgür yazılım topluluğunun yapması gereken çoğu işi önce öğrenen sonra da layıkıyla yapan bir topluluk.

İşte bu topluluk 7-12 Ekim tarihleri arasında, Cebit fuarında Pardus standının yürütülmesi işlerini üstleniyor. Çeşitli sürprizlerle, etkinliklerle, seminerlerle topluluk Cebit fuarının en renkli standlarından birini oluşturmak üzere haftalardır sıkı bir şekilde çalışyor.

Eğer siz de Pardus’a gönül verenlerdenseniz ya da Pardus ile tanışmak istiyorsanız, 7-12 Ekim tarihleri arasında Cebit fuarında Pardus standında bizleri ziyaret edebilir ve ilgi çekici aktivitelerimizle seminerlerimize katılabilrisiniz.

Eğlence başlasın… :)

21
Ağu

Asus eeePc’nin içinde bir yerlerde gizlenmiş bir pars bulduk…