22
Kas

Gün içinde Özgürlükİçin.com’da ayrıntılarını bulabileceğiniz Bilişim ‘08 ile ilgili ntvmsnbc’de çıkan bir haberi buradan da paylaşmak istedim. Haberin linkine buradan ulaşabilirsiniz.

Tübitak’tan Kamu ve Kobilerde Pardus atağı
Tübitak UEKAE Pardus Proje Yöneticisi Tekman, başka kurumların da Pardus kullanmasını teşvik edecek bilgi birikimine sahip olanları Pardus gönüllüsü olmaya çağırdı.

NTV-MSNBC
Güncelleme: 13:33 TSİ 21 Kasım 2008 Cuma

ANKARA - Tübitak Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Enstitüsü (UEKAE), kamu kuruluşlarında ve KOBİ’lerde kurulu bilgisayarların ulusal Linux dağıtımı Pardus İşletim Sistemi ile çalıştırılması için “Göç Ortaklığı” projesini başlattı.

TÜBİTAK UEKAE bünyesinde yaklaşık 20 kişilik bir kadrı ve yüzlerce gönüllü ile 2003 yılından beri geliştirilen ulusal Linux işletim sistemi dağıtımı Pardus’un proje yöneticisi Erkan Tekman, TBD tarafından gerçekleştirilen Bilişim’08 zirvesinde yapılan “Açık Kaynak ve Dökümanlar Türkiye İçin Bir Gelecek mi” başlıklı oturumda deneyimli profesyonelleri Pardus gönüllüsü olmaya çağırdı.

Pardus’un TÜBİTAK bünyesinde yaklaşık 20 kişilik çekirdek bir kadro ile yüzlerce gönüllü ile geliştirilmeye devam ettiğini anlatan Tekman, “Ohloh” isimli internet sitesinin yaptığı aştırmanın Pardus’un uluslararası özgür yazılımlar arasında çok iyi bir seviyede olduğunu ortaya koyduğunu aktardı.

Tekman, proje kapsamında daha önce özgür yazılım kullanan bir takım firmalarla ortaklıklar kurulduğunu ve Pardus tabanında üretilen yazılımların daha da geliştirilmesi, ayrıca kurumlara teknik destek verecek yetkinlikte yazılım firmalarının ortaya çıkması üzerine çalıştıklarını söyledi.

GÖÇ ORTAĞI OLUN ÇAĞRISI
Erkan Tekman, özgür yazılım konusunda daha önce çalışmış, kendi firmasında özgür yazılımları kullanmaya başlamış firmalara çağrıda bulunarak, başka kurumların da ücretli yazılımlardan özgür yazılım dünyasına göç etmelerine ön ayak olabilmeleri için bu firmalara “Göç Ortağı Olun” dedi.

www.ozgurlukicin.com adresindeki internet sitesinden Pardus hakkında merak edilen sorulara cevap bulunabileceğini belirten Tekman, yeni projelerinde de tabelalarında “Pardus Göç Ortağı” yazan firmaların bulunacağını, bu firmaların hem kendi tanıtımlarını yapacaklarını hem de yazılım hizmeti alınmak istendiğinde tüm ilgilileri Pardus’a teşvik edeceklerini söyledi.

“Pardus Göç Ortağı” projesi ile firmalarla sözleşme imzaladıklarını ve firmadan bir ön çalışma yapmasını istediklerini dile getiren Tekman, “Projede kamu kurumları, belediyeler ve özel sektör ve kişisel kullanıcılar var. Ana amaç, tüm Türkiye’deki kurumları Pardus’a göç ettirmek” dedi.

1
Kas

Bilmeyenlere küçük bir giriş yaparak konuya başlayalım. Bir süre önce (~ 21 gün) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Özel Hukuk alanında yüksek lisans eğitimime başladım. İlginç bir şekilde bu yıl tam da istediğim gibi en çok ders fikri mülkiyet hukuku alanında açıldı ve ben de bulabildiğim tüm fikri mülkiyet hukuku derslerini seçtim.

Derslerimden birisi Bilgisayar Programları’nın Fikri Mülkiyet Hukuku’nda Korunması adını taşıyor. Yüksek lisans eğitimi lisans düzeyinden farklı olarak öğrencilerin yaptıkları seminer ödevleri ile yürüyor. Benim aldığım seminer ödevi tam da bizim ilgili olduğumuz alanla ilgili. Açık kaynak kodlu programların fikri mülkiyet hukukunda korunulabilirliği konusunda bir ödev hazırlamaya başladım. Daha önce Türk hukuk çevrelerinde çok yazılmadığı için yapacağım ödevde özgür yazılım / açık kaynak kodlu yazılım ayrımından başlayarak biraz daha temel kavramları da açıklamaya çalışan bir ödeve imza atmak istiyorum.

Sizlerden istediğim özgür yazılımlar ile ilgilenip de yaptıkları işin hukuki boyutunu merak edenlerdensiniz neleri merak ettiğinizi bana bildirmeniz. Elimden geldiğince bu konuları da ödeve dahil etmeye çalışacağım.

Şimdiden teşekkürler…

13
Eki

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz günlerde Gimp’in yeni sürümünün çıktığı konusunda güzel bir haber yapmıştık. Haberimizde sevgili Ozan Çağlayan’ın Gimp’i paketleyeceğini yazmıştık.

Gimp’in yeni sürümü Ozan tarafından paketlendi ve yakında Pardus depolarında yerini alacak =) Eğer o ana kadar sabretmek istemiyorsanız Gimp’i kendiniz de derleyebilirsiniz.

Gimp’i güncel bir Pardus 2008′e kurabilmeniz için öncelikle bağımlılıklarından bir kısmını derlemeniz lazım. Benim sistemimde bu bağımlılıklar babl ve gegl kütüphanelerinin yeni sürümleri oldu.

Bu durumda Gimp kurabilmek için sırası ile babl, gegl kütüphanelerini derlemeli ve sonra Gimp’i kurmalsınız.

6
Eki

Uzun süredir blog yazmıyorum. Özgürlükİçin projeleri, yapılacak işler, hayat, okul ve staj derken son derece yoğunum. Bugün sizlere hepsi bir yana önümüzdeki bir hafta hayatımızı durduracak bir etkinlikten bahsetmek istiyorum.

Cebit, her yıl olduğu gibi bu yıl da Tüyap’ta yapılacak olan ve bilişim dünyasının kalbinin atılacağı fuarda bu yıl Pardus standı da yerini alıyor. Bu olaydan daha önemlisi belki Cebit tarihinde ilk defa tanıtılacak bir ürün, üreticisi tarafından değil kullanıcısı ve topluluğu tarafından tanıtılacak. Özgürlükİçin topluluğu, daha ilk günden beri sürekli büyüyen, Pardus’a katkı veren, geliştiren, soran ve bir özgür yazılım topluluğunun yapması gereken çoğu işi önce öğrenen sonra da layıkıyla yapan bir topluluk.

İşte bu topluluk 7-12 Ekim tarihleri arasında, Cebit fuarında Pardus standının yürütülmesi işlerini üstleniyor. Çeşitli sürprizlerle, etkinliklerle, seminerlerle topluluk Cebit fuarının en renkli standlarından birini oluşturmak üzere haftalardır sıkı bir şekilde çalışyor.

Eğer siz de Pardus’a gönül verenlerdenseniz ya da Pardus ile tanışmak istiyorsanız, 7-12 Ekim tarihleri arasında Cebit fuarında Pardus standında bizleri ziyaret edebilir ve ilgi çekici aktivitelerimizle seminerlerimize katılabilrisiniz.

Eğlence başlasın… :)

21
AğU

Asus eeePc’nin içinde bir yerlerde gizlenmiş bir pars bulduk…

17
AğU

Ayrıntılı fotoğraflar ve Pardus kurulum denemeleri yakında yine bu adreste… (Eren’e sevgilerle…)

Güncelleme:

;)

7
AğU

Yaklaşık bir yıl önce hemen hemen bu tarihlerde, yine böyle bir başlık atarak minik bir tatile çıktığımın haberini vermiştim. Geçen bir yılda Özgürlükİçin’de çok çok güzel işler yapıldı malumunuz. Bizler de elimizden geldiğince çalıştık ve şimdi izninizle bir süre dinlenmek istiyorum.

14 Ağustos tarihinde geri dönmüş olmayı planlıyorum. Döndükten sonra yapacak çok iş, sizlere hazırladığımız büyük süprizler var…

Eylül ayında Özgürlükİçin’i izlemeye devam edin…

24
Haz

Ödül

Bundan önceki gezegen yazımda ben ve SedA’nın final sınavları nedeni ile bir süre buralarda olmayacağını söylemiştik. Sınavların ilk haftasını geride bırakırken sıra geldi ikinci ve daha zor olan haftaya. Bu haftanın dün depoladığımız moralle çok başarılı geçeceğine inanıyorum. Morali nereden mi depoladık ve neden yazının başlığında herkese teşekkür ediyorum sorularının cevabı için okumaya devam edin.

Bildiğiniz gibi bir süredir çeşitli sivil toplum kuruluşlarının ve üniversitelerin etkinliklerinde Özgürlükİçin olarak çeşitli seminerler veriyoruz. Özgür yazılım projelerinde topluluğun önemini ve Özgürlükİçin’i, OOXML’i ve neden karşı çıkılması gerektiğini, Pardus 2008 ve getirdiği yenilikleri dilimiz döndüğünce anlatmaya çalışıyoruz.

Cuma gecesi ise yine bildiklerimizi anlatmak ve seminer vermek maksadıyla bu sefer LKD’nin düzenlemiş olduğu 2. Özgür Yazılım Konferansı’na katılmak için ben, Ali Işıngör ve Seda Ankara’ya doğru yola çıktık. Eğlenceli bir yolculuktan sonra cumartesi sabaha karşı Ankara’ya varan ekibimiz daha önce hiç Ankara görmemiş Seda’ya kısa bir Ankara turu yaptırdıktan sonra konferansa ev sahipliği yapan TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nin Söğütözü’nde bulunan ve benim incelediğim kadarıyla çok modern olan kampüsüne geçtik.

Saat 12:30′da başladığımız ilk sunumda ben ve Seda OOXML’in teknik eksiklikleri ile hukuki sakıncaları hakkında katılımcıları bilgilendirme fırsatı bulduk. Devam eden sunumda ise bu sefer Ali Işıngör’ün de katılımı ile özgür yazılımlarda topluluğun önemini ve özgürlükiçin topluluğunun araçları ile yapısını katılımcılara anlattık.

Verilen yemek arasını takiben başlayan son sunumumuzda biraz da takvimimizi aşarak yaklaşık 2 saat boyunca Pardus 2008′i ve getirdiği yenilikleri özetle anlatmaya çalıştık. Konferansın en yoğun katılımlarından biri olan toplantıda dinleyiciler ile diyalog halinde geçen süre hem bizler hem de tüm katılımcılar için son derece yararlı oldu.

Asıl güzel haberi dönüş biletini çoktan aldığımız için katılamadığımız ödül töreninde aldık. Bildiğiniz gibi Özgürlükİçin LKD’nin her yıl geleneksel olarak düzenlediği yılın penguenleri ödül töreninde en iyi görsel / basılı içerik çalışması dalında ödüle adaydı. LKD üyelerinin yaptığı oylama neticesinde Özgürlükİçin aday olduğu dalda yılın pengueni ödülünü aldı. 1. doğumgününe sayılı günler kalan Özgürlükİçin’in böyle bir ödül alması bizim için son derece sevindirici bir haber.

Geçtiğimiz bir sene boyunca bizler elimizden geldiğince Pardus etrafında bilinçli, yararlı ve üretken bir topluluk kurmak için çalıştık. Amacımız sadece birkaç kişinin yazdığı diğerlerinin okuduğu bir belgelendirme merkezinden daha fazlasını yaratmaktı ve ben bu amaca yavaş yavaş yaklaştığımızı düşünüyorum. OOXML konusunda bilinçli bir şekilde hareket eden topluluğumuz banner ve butonları blog sayfalarında, forumlarda imzalarında yayınladılar, imza kampanyamıza destek oldular, duydukları / buldukları haberleri bizimle paylaştılar ve Türkiye’nin oyunun değiştirilmesi için yaptığımız çalışmada çok faydalı oldular. Topluluk aslında Özgürlükİçin’e de yön verdi. Karşılaştıkları hataları bildirdiler, yeni özellik önerilerinde bulundular ve Özgürlükİçin’i Django ile yazılmış en başarılı ve gelişmiş içerik yönetim sistemlerinden biri haline getirdiler.

İçeriğimizin oluşmasında, politikalarımızın oluşmasında, forumda kategorilerin ve mesajların oluşmasında topluluğumuz hep çok önemli görevleri kendiliğinden ve büyük bir başarı ile yerine getirdi. E-Dergi konusunda ise her geçen sayıda yeni bir başarıya koşuyoruz ve bu konuda orta vadede çok güzel gelişmeler olabileceğinin müjdesini verelim.

Pardus 2008′in test ekibinin kurulması ve Pardus’un ilk defa bu kadar fazla donanım üzerinde bu kadar sıkı bir programla test edilmiş olması ve bir Pardus bileşeni olan Yalı’nın arayüz metinlerinin tamamen topluluk tarafından hazırlanması, hata takip sistemine yaptığımız bildirimler ve çoğu zaman insanların sorunlarına forumda bulduğumuz çözümler bizi gerçekten Türkiye’nin en önemli özgür yazılım topluluklarından biri haline getirdi.

Bu yüzden topluluğun her üyesine ayrı ayrı ve özel bir teşekkür etmek istiyorum.

Geçtiğimiz bir senede başta Ali Işıngör ve bendeniz olmak üzere hayatlarımızın diğer taraflarını, ailelerimizi, sevdiklerimizi ihmal ederek çoğu zaman geceli gündüzlü Özgürlükİçin çalıştık ve bugün geldiğimiz bu ilk noktada çok şey yaptığımızı ama yapacak daha çok şey olduğunu görüyoruz. Bu süre zarfında çok farklı ve özel insanlarla -bu topluluktan insanlarla- tanışma ve çalışma fırsatı buldum. Onlara da özel bir teşekkür gönderelim.

Eminim özgürlükiçin’in 2. yaş günü zamanı geldiğinde ve geriye dönüp baktığımızda arkamızda çok daha genişlemiş bir topluluk ve kazanılmış bir çok başarı göreceğiz. Bunları sizin desteğinizle yapacağız.

Kişisel olarak ben bir özgür yazılımın en önemli farkının onun bir topluluğa sahip olması olarak görüyor ve bir özgür yazılımın topluluğu ne kadar güçlüyse yazılımın o kadar güçlü olduğuna inanıyorum.

Sizler ile Pardus çok daha güçlü… Herkese teşekkürler…

15
Haz

Bundan dört sene önce ve tam olarak 20 Haziran 2004′te ÖSS’ye girmiş olan ben bugünlerde hala nasıl kazandığımı bir türlü kavrayamadığım İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin son demlerini yaşıyorum. Dört senede bitirmenin ömürden beş sene götürdüğü söylenen bu okulun ömründen ömür gitmiş mezunlarından biri olabilmemiz için ben ve sevgili SedA’nın önünde 15 günlük bir zaman dilimi içinde atlatılması gereken dokuz final kaldı. Bu süre içinde pek sesimiz soluğumuz çıkmayabilecek bile olsa özgürlükiçin’in içerik yönetiminin ve diğer işlerin (bekleyin göreceksiniz :P) aksamaması için elimizden geleni yapacağız.

Kısacası bize şans dileyin :P

7
Haz

Geçtiğimiz günlerde takip etmeyi çoktan bıraktığım bir sitede neler oluyor diye şöyle bir dolaşayım dedim. Sitede gördüğüm telif hakları ile ilgili bir konu oldukça ilgimi çekti. Tamamını okuma fırsatım ne yazık olmadı ama ne zamandır bloguma yazmak istediğim bir konu hakkında aklımda bir kıvılcım çakmasına neden olacak kadar konuyu okudum.

Bundan yaklaşık 5-6 sene önce -Pardus daha yokken ve o zamanlar bir linux dağıtımını kurmak şu ana göre görece olarak daha zorken- sağdan soldan öğrendiklerimi bir araya getirerek linux kullanmaya başladığımda linux ile ilgili en çok sevdiğim şeylerden biri özgür olmasıydı. Eğer sevmiyorsam sağını solunu değiştirebilecek kendime uyarlayabilecek ve hatta kafama estikçe dağıtabilecektim. Yaşasın demiş ve linux kullanmaya başlamıştım. O günden bu yana Linux ve özgür yazılım savunduğum değerlerin bir yansıması oldu benim için. Her insanın sahip olduğu kadar bazı siyasi görüşlere sahiptim ve bu fikirlerin ilgilendiğim alan olan bilişim sektöründe izdüşümü özgür yazılım, açık standartlar ve bu bağlamda Linux idi. Bilginin ve bu bilgiye erişimin sahibinin olmaması, insanların bilgiye özgürce, eşit ve hızlı olarak ulaşması aslında kafamdaki fikirlerin somut bir şekle bürünmüş haliydi ve bu uğurda çalıştığım için kendimi çok şanslı hissediyorum.

Neyse kendimi çok anlattım aslında söyleyeceklerim farklıydı. İlk zamanlarda özellikle GPL’in verdiği özgürlükler ile başım dönmüş ve fikir haklarına, onları koruyan düzenlemelere karşı bir insan olmuştum. Bugünlerde o zaman takındığım bu düşüncenin ne kadar basit ve yüzeysel olduğunu daha iyi anlıyorum. Aslında fikir haklarına karşı çıkmak bir özgür yazılım savunucusunun yapması gereken son şey herhalde.

Peki neden? Hukuk fakültelerinde haklar kategorileri gösterilirken fikir hakları ayrı bir kategori olarak anlatılır. Bu haklar ne şahsi haklarınız gibi tamamen size aittir ne de eşya üzerindeki haklarınız gibi ete kemiğe bürünmüştür. Eşya ile şahsiyetinizin kesiştiği yerde aklınızdaki ile ürettiğiniz arasında silik çizgilerin üstüne oturur fikir haklarınız. Hukuk düzeni yaptığınız evi koruduğu gibi yazdığınız kitabı bestelediğiniz şarkıyı ya da kodladığınız bilgisayar programını korumalıdır ve zaten korumaktadır. Peki bu koruma gerekli midir? Evet gereklidir. Soru gereksizdir bile. Madem insanı diğer tüm canlılardan ayıran düşünebilmesidir o halde bu düşüncenin ürünü de korumayı hak etmektedir.

İnsanlar düşüncelerinin ürünlerini çoğu zaman diğer insanlarla paylaşmazlar. Örneğin yazdığım onlarca makaleyi şu ana kadar harici hard diskim dışında kimseyle paylaşmayan ben elbette bu makalelerin istenmeyen bir şekilde dağıtılmasını, kopyalanmasını istemem ve bunu engelleyebilmek için bu makaleleri hukuk düzenin korumasını isterim.

Biraz fazla konuştuğumun farkındayım hadi vites atalım ve konuyu somutlaştıralım. Hani yazının başında bir siteden bahsetmiştim. Efendim bu sitede yaşanan bir fikir hakkı ihlali sonucunda çıkan tartışmada fikir haklarının ne kadar gerekli olduğu tartışılmış hatta Linux kullanıcısı fikir haklarını savunmalı mıdır konusuna kadar olay gitmiştir. Biz bildiğiniz gibi çeşitli lisans modelleri ile fikir haklarımızın kullanımını serbest bırakıyoruz. Bu demek değildir biz eserlerimiz üzerinde hukukun bize verdiği haklardan vazgeçiyoruz. Bizler sadece o sözleşmenin koşullarına uyan herkese içinde eserlerimizi değiştirme, tekrar dağıtma gibi çok büyük haklar olan bir özgürlük sunuyoruz. Peki madem bu özgürlükleri sunuyoruz o halde neden haklarımızı koruyalım. Cevabı üst cümlede saklı. Aslında biz bu hakları herkese sunmuyoruz. Sadece GPL ve benzeri lisans modellerinde o lisans modelinin şartlarına uymayı taahhüt edenlere bu hakkı sunuyoruz. Örneğin GPL’de kodumuzun kapatılmasına izin vermiyor ya da lisansın değiştirilmesine izin vermiyoruz. Örneğin Creative Commons’da NC ibaresi koyarak eserlerimizin ticaret konusu yapılmasını engelliyoruz. İşte bu yüzden verdiğimiz özgürlüğün herkese doğru şekilde ulaşması için fikir haklarının korunmasına ihtiyaç duyuyoruz.

Tabi bir de özgür olmayan içerik var. Bilgisayar programları, filmler, kitaplar, şarkılar. Bizi korsan yapan tüm ilgi çekici şeyler! Aslında fikir hakları korunmasa, telif hakları olmasa ne güzel iç birimiz korsan olmayacaktık! Bari en azından ülkemizde üretilmeyen eserler korunmasaydı değil mi!! Özgür yazılımı sadece kullanmaktan öteye bir adım gittiyseniz ve bu fikri destekliyorsanız siz aslında fikir haklarının bir koruyucusunuz demektir. Örneğin, korsan kitap almamalı, kullandığınız programlar lisanslı olmalı, müzik çalmamalısınız. Bunu yapan insanları uyarmalısınız. Yapmanız gereken bir önemli şey ise çevrenize özgür lisansları tanıtmak olmalı. Copyright yerine Copyleft’i anlatmalı, eğer paylaşırlarsa bilginin ve eserlerin değerlerinin nasıl çoğalacağını insanlara anlatmalısınız. Eser sahiplerine eserlerini paylaşmak için alternatifleri olduğunu anlatın. Eğer onlara özgür lisansları doğru anlatırsanız fikir hakları koruması kimse için bir öcü haline gelmez de bizim özgürlüğümüzü koruyan düzenlemeler olur.

İşte bu yüzden, insanların bilgiye, kültüre, eğlenceye eşit olarak ulaşmasını istiyorsanız korsanlık yapmak yerine, korsanı desteklemek yerine insanlara özgür lisansları anlatın, özgür lisansların yayılması için çalışın, bu lisansları dilimize çevirin, ama korsanlık yapmayın, insanların korudukları eserlerini onların haklarına aykırı olarak dağıtmayın ve kendinizle çelişmeyin!

Aklımdan geçenleri çok dağını bir şekildi anlattım sanırım. Eğer isterse gezegen yöneticimiz bu yazıyı gezegenden atabilir biraz uzun ve özensiz oldu =)

16
May

akin@life ~ $ free
total used free
Mem:  2027 0
Swap:  299 0

akin@life ~ $ reboot

=)

2 gün boyunca bilgisayarım yanımda olmasına rağmen muhtemelen internetten uzak olacağım. Bu süre zarfında Özgürlükİçin’de yapılması gereken işlerin bir listesini çıkarmayı ve döndükten sonra da bizi bir adım daha ileriye taşıyacak bu yapılacaklar listesini svn’de yayınlamayı ayrıca birkaç yazı yazmayı ve yapılacak işlerin bir programını çıkarmayı planlıyorum. Sanıyorum bu süre zarfında en büyük yardımcım hep kullandığım FreeMind olacak.

Kendime verimli size eğlenceli bir haftasonu diliyorum =)

9
May

Özgürlükİçin editörümüz sevgili SedA aramıza katıldıktan sonra “geek” olma yolunda hızla ilerliyor. En son bu sabah 2008 geliştirici sürümüne gelen güncellemelere bakıp, hafta sonunda open office merge edilir herhalde cümlesini kuran SedA’yı zaman zaman konsolda root olup pisi up yaparken yakalıyoruz.

Geçen gün ofiste birden internet bağlantısının kopmasını takiben geçen bir cümlede

-a: arkadaşlar modemi yeniden başlatıyorum. modemden ip alın tekrar
-s: network up $connection_name ile alıyoruz değil mi?
-a: ??

Kim demiş bayanlar terminal kullanmaz diye…

2
May

Bilenler bilir sıkı bir oyun severimdir. Hemen hemen doksanlı yıllardan beri atari salonlarından sega master sistemlere, amiga’dan commodore 64′e ve daha sonra PC’ye geçtim. Şimdilerde boş zamanımı -tamam kabul artık yok- PlayStation (1-2-3), PSP, Nintendo DS, Wii gibi cihazlarla dolduruyorum fakat sanırım bugün Özgürlükİçin forumlarında okuduğum bir haber beni PC dünyasına geri döndürecek.

Efendim aslında oyun sunucusu açacağımızdan zaten çeşitli noktalarda bahsetmiştik. Zaten bir süredir aktif olan sunucuda “test” adı altında oyun oynuyorduk. Sağolsun sevgili SedA’nın bizi “arkadaşlar bunlar adresi size vermiyor yoksa kendileri oynuyorlar” diye afişe etmesinden sonra bugün itibari ile Özgürlükİçin Oyun Sunucusu siz sevgili üyelerimizin hizmetine girmiş bulunuyor. Sevgili Uğur ve Eren’e bu konuda çalıştıkları için teşekkürler. Bu arada biz açtık diye söylemiyorum kendisi Türkiye’nin en hızlı oyun sunucuları listesinde ilk sıralarda =)

Sunucuya bağlanmak için UrbanTerror’ü çalıştırmanız ve play online demeniz ve daha sonra Get New List butonu ile yeni sunucu listesini almanız gerekmekte. Beraber oyun oynamak için sizi de bekleriz…

Not: Eğer oyunu daha önceden kurmadıysanız ve 800 mb gibi bir download sizin için fazlaysa oyunun pisi paketi bu ay dergimiz LINUXnet tarafından dağıtılıyor…

21
Nis

Bugün güzel bir haberi vermek için yazıyorum. Özgürlükİçin gün geçtikçe daha hızlı adımlarla gelişmeye devam ederken bugün aramıza yeni bir editör katıldı. Sevgili Seda Akay, bugünden itibaren Özgürlükİçin süreçlerinde bizimle beraber çalışacak. Forumda da yöneticilik yapacak olan Seda “SedA” Akay’a topluluğumuzun da yapacağı işte destek olacağına eminim =)

Başarılar Seda…

10
Nis

OOXML’in standart olmasının ardından çok şeyler yazılabilir çok şeyler söylenebilir. Microsoft’un lobi çalışmaları, ülkelerin usulsüzlükleri bir yana en azından biz Özgürlük İçin topluluğu olarak bir anlamda kendi kapımızın önünü süpürdük ve ülkemizin evet oyu vermesini engelledik.

Aslında belki de bu konu ile ilgili mücadele bundan sonra başlıyor. Microsoft’un BRM toplantısında da temsilciliğini yapan lobi grubu geçtiğimiz günlerde OOXML ile ilgili en hafif hali ile “sevimsiz” bir açıklama yaparak WTO TBT (Dünya Ticaret Örgütü - Ticarette teknik engellerin kaldırılması antlaşması) uyarınca ileride andlaşmaya taraf devletlere karşı hukuki hakların kullanabileceğini ve devletlerin bu konuda dikkatli olmasını istedi.

Hemen açıklayalım bu ne demek. WTO dünyada her ülkenin kendi özel ticaret standartları olması ve bunların diğer ülkelerle ticarette sorun çıkarması nedeni ile standartların andlaşmaya taraf devletlerin tamamı tarafından tanınması için bir çalışma başlattı. Bunun sonucunda örneğin ülkenizde uzunluk ölçüsü olarak X birimi geçerliyken ticaret yaptığınız ülkede Y birimi geçerliyse birbirinizin birimlerini tanımak zorunda kalıyor ve ” Birim X olmazsa hayatta ticaret yapmam” diyemiyorsunuz.

Peki bunun OOXML ile ilgisi ne diyeceksiniz. Artık OOXML de bir standart olduğuna göre sözleşmeye taraf devletlerin benim ülkemde sadece ODF kullanılır demesi TBT kurallarına aykırılık olarak yorumlanma tehlikesine neden olabilir.

Bu durumda ilerleyen aylarda ilginç hukuki çatışmalar görmemiz mümkün…

Biz ne yapabiliriz sorusuna gelelim. Dilimize neden OOXML’e karşı olduğumuzu belirtecek metinler kazandırmaya, çeviriler yapmaya devam edebilir; devletin ilgili kademelerine bu belgelerin ulaşmasını sağlayabiliriz. Bu sayede daha çok insanı bilinçlendirebilir ve OOXML’in kullanılmasını engelleyebiliriz.

Desteğiniz ve ilginiz bizim için hala çok önemli…

6
Nis

Merhabalar,

Özgürlükİçin zaman zaman beni de çok şaşırtan bir hızla büyümeye devam ediyor. Bu süreç içersinde Özgürlükİçin’in ilk yayına başladığı sunucu artık ilginiz karşısında zaman zaman kilitlenmeye başlamıştı. Bu günden itibaren geçtiğimiz yeni sunucu ile hem artık işlemci gücü ve ram kapasitesi yüksek bir sunucuda çok daha sağlıklı bir hizmet vermeye devam edeceğiz hem de bundan sonra sizin için hazırladığımız güzel sürprizleri birer birer açıklamaya başlayacağız.

Çok kısa bir süre içinde Pardus için çalışan, üreten ve paylaşan bir topluluk oluşurken bizim için durmaksızın çalışan sevgili eski sunucumuza da buradan bir teşekkür edelim.

Desteğinizle hep daha iyi günlere…

Not: Blogumun admin panelini bozduğum bir anda Özgürlükİçin’de de yakında yayına alacağımız KBlogger yazısı ile yardıma yetişen ve bu satırları yazmamı sağlayan sevgili H. Gökhan "dreamore" Sarı’ya da buradan bir teşekkür yollayalım ;)

16
Mar

Dün akşam Özgürlükİçin Forumlarında yeni mesaj filtresini sevgili Uğur Çetin ile birlikte yazmayı bitirdik. Bu tarih bundan büyükse ama şundan küçükse bir de şu buradan farklıysa diye düşüne düşüne yaptığımız bu filtrede sevgili Denis ve Ahmet’in de katkıları büyüktü. Kendilerine de teşekkürler…

Tüm bunları yaptıktan sonra bundan altı ay önce nerede olduğumuzu hatta Özgürlükİçin projesine başlarken nerede olduğumuzu düşündüm. Benim açımdan 30 Mayıs 2007 Çarşamba günü ilk mesajımı özgürlükiçin e-posta listesine attıktan sonra yapılanlar ve gelişim hızı aslında baş döndürücü.

Şimdi dönüp biraz geçmişe bakıyorum da Özgürlükİçin’de editörlük görevinin bana da verildiği gün olan 12 Temmuz tarihi ile bugün arasında çok fark var. Yazılarının kalitesi, topluluk üyelerinin olgunluğu ve paylaşımcılığı ile Özgürlükİçin, Türkiye’nin en önemli özgür yazılım portallarından biri haline geldi. (alçak gönüllü olmakta fayda var :)) Bunun yanında Özgürlükİçin, genel yapısına bakıldığında kolay özelleştirilebilir ve Django’nun her nimetinden faydalanan sürekli geliştirilen bir içerik yönetim sistemi de oldu aynı zamanda.

Linux ile ilgili haber yapan çoğu web sitesi artık haberlerini Özgürlükİçin haberlerinden derleyip yayına alıyorlar. Tanıdık tanımadık bir çok web sitesinde özgürlükiçin ve ooxml’e hayır bannerları dönüp duruyor. Ülkemizde çıkan “tek” Linux içerikli dergiye Nisan sayısı için verdiğimiz katkı 1 Nisan tarihinde Özgürlükİçin topluluğunun ne kadar büyüdüğünün ama dahası ne kadar olgunlaştığının güzel bir kanıtı olacak. Bunların hepsi bu topluluğun sayesinde oldu. Teşekkürler…

Özgürlükİçin, geçen süre zarfında aslında sadece kendi içeriğini geliştirmedi. Pardus topluluğunun değerli katkıcılarını Pardus-Wiki adresine yönlendirerek bu çok önemli projenin Vikipedi’den sonra Türkiye’nin en sık güncellenen en çok dil desteği veren Wiki’si olmasını da sağladı görüşündeyim. Durduğumuz bu yerin özellikle Pardus 2008′in de çıkması ile birlikte daha ileriye gitmesi gerektiğine şüphe yok. Bunu da sizlerin desteği ile sağlayacağımıza inanıyorum.

Özgür yazılım bilincinin yeni yeni oluştuğu ülkemizde artık daha az karanlıkta koşarak yolumuzu daha rahat bulabiliyoruz. Yardımınız için teşekkürler…

Aşkla çalışmaya devam…

Not: Söylemeden duramayacağım :) Orta vadeye yakın bir yerlerde güzel süprizlerimiz var size…

8
Mar

anyway, i can try
anything it’s the same circle
that leads to nowhere and i’m tired now diye başlayan güzel bir şarkı vardır Yann Tiersen’e ait.

Son iki gündür okuduklarım bana bu sözleri mırıldanma ihtiyacı hissettirdi. Özgür yazılımı kullanan insanların sayısı gün geçtikçe artıyor diye sevinirken; bazen insanların bu yazılımları sadece kullandıkları ve fakat bu işin arkasında yer alan özgür yazılımın felsefesini anlamadıklarını düşünmüyor değilim. Özgür ya da açık kaynak kodlu yazılımı -siz nasıl telaffuz etmek isterseniz- koruyan iki temel kavram var.

a) Bu ürünlerin markaları

b) Bu ürünlerin lisansları ve fikri mülkiyet hakları

Özgür yazılımı alırım kafama göre kullanırım kimseye sormam diye algılamak son derece yanlış. GPL - ve türevleri - ancak içlerinde belirttiği şartları sağlamanız durumunda size o yazılımı özgürce kullanma yetkisini verirler.

Bir eser niteliğinde olan bilgisayar programı sizin ülkenizde üretilmese bile bu onun lisansına aykırı bir biçimde kullanılmasının yerel hukukunuzda illegal bir statü oluşturmayacağı anlamına g e l m e z .

Umuyorum yüksek lisans çalışmamı özgür yazılımın hukuki temellerini anlatmak konusuna adayacağım. Bu zamana kadar eğer biraz nedir bu özgür yazılım diye anlamak istiyorsanız fikir ve sanat eserleri kanuna göz atın. En azından GPL’i bir kere okuyun…

27
ŞUb

Son yıllarda ülkemizde artan özgür yazılım ve linux kullanımının somut göstergesi olan bir olaydan bahsedeceğim sizlere. Bir süredir dirsek temasında olduğumuz dergilerden biri olan PcNet’in verdiği güzel haberleri sizlerle paylaşmak için sabırsızlanıyorduk ve sonunda bugün güzel haberi sizlere de verebiliyoruz.

Ülkemizde tamamı Linux ile ilgili olan tek dergi -bana göre efsane!- Linux.Net tekrar aramıza dönüyor. Başlangıçta Nisan ayında özel sayı olarak çıkması beklenen Linux.Net son anda yapılan bir değişiklikle Mart ayında yayına alındı. her neyse, bundan sonra aylık olarak PcNet dergisi ile birlikte ücretsiz olarak dağıtılacak!

Nisan sayısından itibaren PcNet dergisi, Özgürlükİçin topluluğu ile bir içerik ortaklığı çalışması yürütmeyi planlıyor. Bu başlık altında içerik ortaklığının hangi konularda ve nasıl olacağını tartışalım istiyoruz. Linux.Net, topluluk üyelerimizin dergiye yazacağı yazılar karşılığında kendilerine belirli bir telif ücreti ödemeyi kabul etti, bunu da hemen belirtelim :)…

Bana kalırsa, düzenli eğitim bölümlerinin yanında donanım testleri ve nasıl yazıları ile paket yazıları yazmamız, Linux.Net okuyacak binlerce Pardus kullanıcısına sesimizi duyurmanın güzel bir yöntemi olacaktır. Özgürlükİçin topluluğu üyelerinin giderek artan oranlarda Linux.Net dergisinin içeriğini oluşturmasını hedefliyoruz.

Lütfen aklınıza gelen yazı başlıkları ile konuları bu bölüme bildirin.

Sevgiler…

demişim tam bu adreste… Bekleriz

21
ŞUb
OOXML ve ECMA saolsunlar her geçen an beni biraz daha güldürüyorlar. ECMA, OOXML’e ne kadar hakim olduğunu bir kez daha gösterdi. Fransa ve Hindistan’ın aynı konuda olan ve hemen hemen aynı kelimelerle yazılan itirazına iki farklı karar vererek bizi bir kez daha şaşırttı. Fransa’nın itirazını haklı bulan ECMA, Hindistan’ın itirazını doğrudan reddetti. Öyle görülüyor ki OOXML her [...]