özgürlük için
Pardus logosu indir
Bilgisayarınızda Pardus'a geçmek mi istiyorsunuz? İlk Adımlar bölümünde aradığınız tüm cevapları bulacaksınız.
Özgürlükİçin.com, Pardus'un yaygınlığını artırmak ve bilgi paylaşımı için kurulan bir topluluk sitesidir.
İlk Adım
Pardon
Topluluk & Forum
Gezegen
Haberler
Temalar
Oyunlar
Paketler
Nasıl
19 Temmuz


Başbakanlığın "Lisanslı Yazılım Kullanılması" konulu 2008/17 sayılı genelgesini http://forum.pardus-linux.org/viewtopic.php?f=188&t=16850 adresinden öğrendim. Bu genelge Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa dayanarak resmi kurumlardaki lisanssız yazılımların lisanslarının acilen satın alınmasını veya medyalardan silinmesini emrediyor.

Özünde çok doğru bir iş olsa da ilgili forum sayfasındaki yorumlardan da anlaşılacağı gibi bu işin nereye varacağını yani bu işten kimin karlı çıkacağını tahmin etmişsinizdir. Bu genelge ilk bakışta Pardus için bir fırsat gibi görünse de kamu kurumlarının ve kamu personellerinin mevcut durumu göz önüne alınınca insanın neşesi kaçıyor.

Çok kaba bir hesap yapmak istedim ve http://ilsis.meb.gov.tr/home/DevletKurumlari.pdf adresindeki belgeye ulaştım, bu belgede 1683 sayfada ortalama 33 kamu kurumu listelenmiş.

1683 x 33 = 55.539 adet MEB'e bağlı kamu kurumu görünüyor. Bu sayıya küçük köy okullarından büyük liselere kadar okullar dahil.

Eski bir bilgisayarın Windows XP (240-YTL) ve Office 2007 Home (140-YTL) lisansına ihtiyacı olduğunu varsayalım ve çok saf düşünürsek her kurumda eski ve lisanssız 3 bilgisayar için;

380 x 3 x 55.539 = 63.314.460-YTL Sadece MEB için.

Şimdi siz olsanız ne yapardınız?

a) Bu parayı IMF'den alıp Microsoft'a öderdim.
b) Bill Gates'i Türkiye'ye davet eder rakı masasında pazarlık ederdim.
c) Fikir ve Sanat Eserleri Kanununu yürürlükten kaldırırdım
d) Bu makinalara Pardus kurar, itiraz eden memurları OOXML teknik dokümanından sınava sokardım.
e) Hiçbiri

30 Haziran


Bill Gates için ne derlerse desinler zamanlama konusunda hep en doğru kararı verdiği kesin.

Windows 3.1'in piyasaya çıktığı dönemlerde PC'lerde genel olarak Ms-Dos kullanılıyordu ancak Apple'ın pencereleri yavaş yavaş kullanıcıları etkilemeye başlamıştı. Ayrıca grafik monitörler (max 640x480) ve ekran kartlarının fiyatları hızla düşüyordu. Eğer Bill Windows için elini çabuk tutmasaydı ve 95-98 gibi iki yeni sürümü kısa sürede çıkarmamış olsaydı pekala yeni gelişmekte olan X Sunuculu Linux sistemler pazar payını hızla ele geçirebilirdi.


DirectX çıktığında da DOS4GW diye hatırladığım ve DOS altında +1MB belleği kullanmaya yarayan bir araçla yazılan oyunlar vardı veya oyun firmaları DOS altında çalışan kendi araçlarını geliştiriyordu. Çünkü Windows altında bir oyunun isteyeceği direk donanıma erişim izinleri yoktu ve oyunlar hala DOS platformuna yazılıyordu. Eğer Windows'a oyun desteği sağlayan DirectX biraz gecikseydi oyun firmaları bu konuda çok esnek olan Linux ortamına yönelebilirdi. Ayrıca DirectX, Windows'u bir ofis sistemi olmaktan çıkardı.

Ve sonunda Bill, Microsoft'daki yazılım işlerinden el etek çekip kendini hayır işlerine adadığını açıkladı. Zamanlama yine müthiş; mühendisler 5 yıl labratuvara kapanıp neredeyse yeni işletim sistemi yazıyorlar, sistem piyasaya çıkmadan kırılıyor, yıllanmış virüslerce hırpalanıyor, istenilen satış rakamlarına ulaşılamıyor, insanlar satın almak için servis paketlerini bekliyor ve kurulu gelen sistemlerden silinip eski sürümü yükleniyor.

En son bir forumda bir kullanıcının Vista ile USB aygıtlarla başının dertte olduğunu okuyunca "hah tamam!" dedim, Vista'nın başarısızlığı daha bir ortaya çıktıkça Bill pasifikte balık tutuyor olacak.


Bizim işyerine yeni PC alındı, bazı sebeplerden dolayı marka model seçemedik ve maalesef vista yüklü geldi. Vista'nın yerine geçtiği bayağı eski makinada DOS tabanlı bir program vardı ve Win98 kullanıyordu arkadaş. Tabii vista'ya geçince bir şok yaşadı, win tabanlı yeni program alındı o da vista da sorunlu kuruldu vs.uzatmayalım 2 günde bıktı arkadaş isyan etti başlarım vsitasına falan :D

Bu iki günde güvenlik adına hiçbir yenilik görmedim vista da, sadece dosya klasör izinleri NT'de olduğu gibi ayrıntılı kullanıma açık, ama öntanımlı ayarlar ile gelmiş ve kısıtlamalar yapılmış, yeni kullanıcı grupları var galiba mesela program kurmak kaldırmak için bir kullanıcı var sistemde vs. Bu özelikler aslında NTFS'den geliyor ama XP'de öntanımlı olarak kapalıydı isteyen açıyordu.

Microsoft mühendisleri sonunda Linux ve OSX'in güvenilk mantığına benzer bir yaklaşımı seçmiş çaresizlikten diye yorumluyorum.

Görsellik açısından her zaman ki gibi iyi çalışmışlar, zaten Microsoft'un görselliği, güvenlik ve sağlamlığın önünde tutma geleneği devam ediyor. Ancak işler artık eskisi gibi değil KDE4 ve Compiz-Fusion ile karşılaştırılırsa Vista için geliştirilmiş görsellik bir avantaj olamaktan çok durumu kurtarmak anlamına geliyor. Özellikle KDE4'ün üstün programlanabilir yapısı şu anda henüz yeni olmasından dolayı kendini göstermiyor, ancak 2008 içinde özgür camianın özgür hayalgücünün KDE4 masaüstünü plasmoidlerle ve diğer eklentilerle şenlendireceği kesin.

Herşey bir tarafa KDE4'ü 256MB Ram taşıyan PIII PC'de yağ gibi çalıştırdıktan sonra 2GB Ram bulunan bir çift çekirdek sistemde Vista'nın bazen nasıl kasıldığını görünce Bill'in o kadar programcıyı niye hala kapının önüne koymadığını merak ediyorum. Ancak önceki yazıda belirttiğim gibi Bill iyi bir zamanlama ustası :)

Bir diğer konu maliyet, bu kadar donanıma ve Vista'ya para yatırıp üstüne bir de Office 2007 paketi satın almak nasıl bir ruh halidir? Ancak daha kötüsü su gibi para döküp aynı işlevselliği harcadığı paranın üçte birine alacağı bir PC'ye Pardus kurarak sağlayabileceğini öğrenen kişilerin durumu. Şimdiden geçmiş olsun :)

Ancak her şeye rağmen DirectX ve oyunlar konusunda Microsoft'un elini sıkmak ve hakkını yememek lazım. Sanırım tutunacağı tek kale o kaldı ve sıkı sıkı tutuyor :)


Bu aslında iyi bir şey, çünkü her iki sistemin de üstün ve eksik yönlerinin anlaşılmasında bayağı faydalı oluyor ayrıca her iki sistemin de mükemmel olmadığını bir kez daha hatırlıyoruz.

Ancak fanatik kullanıcıların göremediği bir gerçek var ki o da her iki sistemin gelişim çizgisinin çok farklı olmasından dolayı adil bir karşılaştırma yapmanın imkansız olması.

80'lerden başlayıp bundan 2-3 yıl öncesine kadar geçen zamanı düşünürsek;

Windows 3.0'ın tanıtım seminerinde Bill'in söylediği bir cümle şöyle; "Biz okuma yazma bilen herkesin bilgisayar kullanabilmesini amaçlıyoruz" (kelime kelimesine hatırlamıyorum ama bu anlamda bir şeydi) Yani Windows her zaman ekranda sağa sola tıklayarak kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamaları çizgisinde gelişti. Sonuçta da genel masaüstü ihtiyaçlarını karşılama çizgisinde görsel olarak gelişerek güvenlik ve sağlamlığı ikinci plana itti.

Linux ise tam aksine genel masaüstü kullanıcılarına hitap eden bir sistem olmadı, olmadı derken bunu amaçlamadı, bunun yerine bilgisayar ağları ve çeşitli sunucu işlemleri gibi çok üstün olduğu çizgide gelişti. Linux kullanıcıları da zaten sistem teknisyenleri-yöneticileri, üniversite çevreleri, network uzmanları gibi genel masaüstü kullanıcılarından farklı bir kesimdi ve yine Linux uygulamalarının geliştiricileri de bu kişilerdi.

Onun için Windows ve Linux'u kafa kafaya karşılaştırmak pek adil değil, ancak biliyoruz ki bu tablo son yıllarda değişmeye başlıyor.

Bunun nedeni de çok açıkca Linux kullanıcı ve geliştirici sayısının artmasıyla birlikte Linux'un zayıf olduğu masaüstü verimliliğinin her gün artan bir ivmeyle gelişerek Windows'un pazar payına ciddi tehdit oluşturması.

Bugünkü tablo ise şöyle;
Her gün yüzlerce Linux dağıtımının binlerce geliştiricisi yeni özellikler ve geliştirmelerle kullanıcıların masaüstü ihtiyaçlarını karşılayacak etkili çözümler üretmek için çalışıyor, sonuçta Linux'da Açık Kaynak'tan gelen inanılmaz bir enerji, canlılık ve gelişim söz konusu. Ancak Microsoft'un böyle bir imkanı yok.

Microsoft'un tutunacağı tek dal DirectX kaldı ve hem bunu nakite çevirebilmek hem de rekabete yeni bir soluk katabilmek için son bir hamleyle apar topar bir çok eksiği ve sorunu olan Vista'yı piyasaya sürdü.

Sonuçta eğer karşılaştırma yapılacaksa bu Masaüstü-Linux ile Windows arasında yapılmalı ve pratik kullanıma sahip Masaüstü-Linux'un geçmişi de son yıllardan ibaret. Yani Linux derken aslında yeni yeni gelişmeye başlayan Masaüstü-Linux'dan bahsediyoruz genelde.

Bu açıdan bakınca Linux tarafında daha her şeyin yeni başlamakta olduğunu ve Microsoft tarafından bakınca da gerçek rekabetin önümüzdeki birkaç yılda can yakacak seviyeye ulaşacağını görebiliriz.

Peki bu iş nereye gidecek diye sorulursa, buna Win-Linux gibi dar bir açıdan bakmak yanlış olur derim. Ancak çok açık olan şey şu; Önümüzdeki 10 yıl İnternet-İşletim Sistemi-Mobil İletişim-Multimedya dörtlüsü birbirinden ayrılamayacak şekilde homojen bir hale gelecek ve böyle bir ortamda açık kaynak çok avantajlı bir yere sahip olacak.

Peki ya Microsoft? Bence Microsoft kapalı kaynak kodlu bir çekirdeği olan ama açık kaynaklı framework yapısı sunan yeni bir işletim sistemi fikriyle yola devam etmek zorunda kalacak.


27 Haziran

Aslında bir sürü neden sayılabilir. Bu yazıda, Pardus kullanma nedenlerinden biri olabilecek, Pardus kurulumu ile birlikte gelen programlardan bahsetmek istiyorum.

Eğer normal bir kullanıcıysanız yani bilgisayarınızı internete girmek, müzik dinlemek, film izlemek gibi amaçlar için kullanıyorsanız, Pardus işletim sistemini bilgisayarınıza kurup Pardus’u başlattığınızda, ihtiyacınız olan tüm programlar kullanıma hazır bir şekilde sizi bekliyor olacak! Ayrıca Pardus geliştiricileri, tüm programların güncel sürümünün çıkıp çıkmadığını sizin için takip etmekte, yeni sürüm çıkmışsa hemen paketleyip depoya eklemektedir. Bu sayede tüm programlar güncel tutuluyor. Sizin yapmanız gereken tek şey “pisi up” komutu (veya PiSi arayüzü) ile bu güncellenen paketleri depodan bilgisayarınıza yüklemek :)

Pardus kurulumundan sonra bilgisayarınızda yüklü olacak olan programlar şunlar;

  • Çokluortam
    • Müzik Çalar (Hemde last.fm uyumlu) : Amarok
    • Video Oynatıcı : Kaffeine, KMPlayer (Media Player muadili)
    • CD ve DVD Kaydedici : K3B (Nero muadili)
  • Grafik Programları
    • Resim Düzenleyici : Gimp (Photoshop muadili)
    • PDF Görüntüleyici : KPDF (Foxit PDF Reader muadili)
    • Resim Gösterici : Gwenview
    • Fotoğraf Yönetimi : digiKam
    • Boyama Programı : KolourPaint
    • Ekran Yakalama Programı : KSnapShot
  • İnternet
    • Web Tarayıcısı : Firefox (Windows muadili yok!), Konqueror
    • Anında Haberleşme Hizmeti : Kopate (MSN Messenger, Yahoo Messenger, Google Talk vb. servislerin tümüne bağlanılabiliyor.)
    • IRC İstemcisi : Konversation (mIRC muadili)
    • Posta İstemcisi : KMail (Outlook muadili)
    • BitTorrent İstemcisi : KTorrent (Azureus, uTorrent vb. muadili)
  • Ofis
    • OpenOffice.org Kelime İşlemci (MS Word muadili)
    • OpenOffice.org Hesap Tablosu (MS Excel muadili)
    • OpenOffice.org Sunu (MS PowerPoint muadili)
    • OpenOffice.org Veritabanı (MS Access muadili)
    • OpenOffice.org Çizim
    • OpenOffice.org Formül : Matematiksel Formül Yazımı
  • Paket Yöneticisi : PiSi (Program Ekle/Kaldır Muadili)
  • Ve dahası…

Yazının başında da dediğim gibi, Pardus işletim sistemini kurduğunuz anda bu programlar hazır ! Üstelik bu programların hepsi 30 dakika içinde kuruluyor!

Pardus’un son sürümünü indirmek için buraya tıklayın…

Bu yazıyla alakalı yazılar

23 Mart

Bir süredir çoğunluğu Windows 2003 Server ve bir kısmı da IBM AIX olan sistemler için güvenlik açıklarını test edebilen ve bunları ayrıntılı raporlayabilen uygulamaları araştırıyordum. Piyasada bu amaca hizmet eden ve kullanıcıya birbirinden farklı seçenekler sunan bir çok uygulama mevcut. Bu uygulamalar içinde gerek kullanışlılık gerekse güvenilirlik açısından benim en çok beğendiklerim, Nessus ve LANguard Network Security Scanner oldu.
Continue reading "Sunucuların Güvenlik Testi ve Takibi"

Bir süredir çoğunluğu Windows 2003 Server ve bir kısmı da IBM AIX olan sistemler için güvenlik açıklarını test edebilen ve bunları ayrıntılı raporlayabilen uygulamaları araştırıyordum. Piyasada bu amaca hizmet eden ve kullanıcıya birbirinden farklı seçenekler sunan bir çok uygulama mevcut. Bu uygulamalar içinde gerek kullanışlılık gerekse güvenilirlik açısından benim en çok beğendiklerim, Nessus ve LANguard Network Security Scanner oldu.
Continue reading "Sunucuların Güvenlik Testi ve Takibi"

1 Ocak

Tarayıcınız ekranı kaplar durumda değil iken pencerenin sol üst köşedeki logoya tıklayın, bir menü açılmalı (Windows’ta ALT+Boşluk ile de açabilirsiniz).  Bu menü de Taşı ve Yeniden Boyutlandır seçenekleri var.. Bunları çalıştırmayı deneyin..

Eğer Taşı’ya mouse ile tıklar ve  taşımaya çalışırsanız taşımaz çünkü buradaki seçenekler klavye yardımı ile bir şeyler yapmak içindir. Yani ALT+Boşluk > Taşı deyip klavyenin yön tuşları ile aktif pencereyi istediğimiz yere taşıyabilir, Yeniden Boyutlandır seçeneğini kullanırsak klavye yardımı ile pencereyi yeniden boyutlandırabiliriz…

Bu da benden bir ipucu olsun :) Pardus’ta ALT+F3, Windows’ta ALT+Space sonrası açılan menüyü kullanarak işlerinizi çok hızlandırabilirsiniz.. Özellikle ekranı kaplarken…

Bu yazıyla alakalı yazılar

26 Temmuz


Bu aralar, buluttan nem kapar oldum. Bazen fark ediyorum, haksız yere çevreme de çattığım oluyor, ne yazık ki. Ama sakin sakin, bilgisayar başına geçtiğim vakit, bir şeyler illaki beni germek zorunda sanki…

***

Msn’de son günlerde bir zararlı salgını olduğunu yazmıştım [1]. Web günlüğüme hemen bir iki yorum düştü. Hem günlüğümdeki yazıyı yazarken, hem de gelen ilk yorumlara verdiğim yanıtta, böyle bir sorunla karşılaşmadığımı da dile getirmişim. Ancak, yazılan ilk yorum “Msn’i sistemden kaldırıp sisteme tekrardan kurulması sonucu düzeldiğini” belirtirken, bundan iki saat sonra yazılan yorumda ise “üç gündür bu sorunla karşı karşıya olduğunu ve nasıl kurtulabileceğini” soruyor. Peki, senden iki saat önce yazılmış yorumu neden okumuyorsun?

Sonrası daha da beter, akşamına girilen ve gereksiz olduğunu düşünüp sildiğim diğer yorumlar arasından bir tanesi “hey dostum, ben de aynı sorunu yaşıyorum bana hemen çözüm yolunu söylersen çözerim, ilgine teşkürler dostum” şeklindeydi. İşte o an, içimden “Hey dostum ben de bu sorunu hiç yaşamadım, biliyor musun dostum? Üstelik bir de önceden yazılanları bir okusaydın ya dostum” yanıtını verecektim ama zaman kaybı olurdu düşüncesiyle vazgeçtim.

***

Pardus-Linux.Org forumunda kaç kere soruldu, kaç kere yanıtlandı. Ama nedendir, halen soruluyor… Mesela, en sıcak örneklerden bir kaçı;

Bir kullanıcı, bir konu başlığı açıyor ve başlığı açarken yazdığı mesaj aynen şu; “merhaba çalışan cd beryl kurulumu oluyormu yani kurulan pardusta aynı oluyormu“. Bir kere, Beryl ile ilgili soru, forumda onbin kere sorulmuş ve bu konuda forumda bir araştırma yapsaymış, bulması hiç de zor olmayacakmış. İki, ne sorduğunu anlayamıyorum, çünkü her ne kadar bir çok Türkçe kelime ve ek doğru veya yanlış bir biçimde yan yana getirilmiş olsa da, bir arada sağlıklı bir cümle oluşturamıyor.

Bir diğer örnek, Knight Online‘ın, Silkroad Online‘ın, Pardüs’e üzerinde çalıştırılıp çalıştırılamaması ve bunun Türkiye’deki internet cafe’lerde Pardus’un yayılmasını nasıl etkileyeceği. Hayır efendim, tüm camia yanlış biliyor, Pardus değil, Pardüs! Bu konu da, en az onlarca kez forumda konuşuldu, tartışıldı… Ancak, hayır! Konunun tekrardan açılması, tekrardan tartışılması, aynı sebeplerin bir daha aynen gösterilmesi gerekir! On kere konuşuldu… Knight Online‘ın ve Silkroad Online‘ın Pardus üzerinde neden çalışamadığına o kadar çok değindik ki, burada bahsetmiyorum bile. Ancak, sadece bu iki oyunun çalışmasıyla, Pardus, Türkiye genelinde internet cafe’lerde yaygınlaşamaz. Neden mi? İşte sorulması mantıklı olabilecek ve seve seve yanıt verebileceğim kısım burasıdır.

Bir internet cafe’ye gidildiği vakit, Kadıköy’de sıkça karşılaşabileceğimiz gibi ya bilgisayar oyunları oynanır veya daha ciddi, öemeli bir amaç için internet kullanılır. Ancak, ben, her iki amaçla da kullanan bir insan olarak, ne tür sıkıntılar olabileceğine değiniyorum. Evinde, iş yerinde, kısacası bilgisayar başında durabileceğim her türlü zaman diliminde Microsoft Windows XP kullanmış bir kullanıcı, Linux kurulu bir bilgisayarın başına geçti.. E-postasına ulaştı, Msn’ini açtı, USB Bellek veya disket, her ne ise, onu da taktı ve sistem bunları gördü, güzel… Ancak, hemen bir internet sayfası açtı. Örneğin… ILSIS [2]! Evet, ILSIS! Ama o da ne? “Tarayıcınız İlsisWeb tarafından şu an için desteklenmiyor. Tarayıcınızı IE 5.0 veya daha üstüne güncelleyiniz.” yazısıyla karşılaşıyor. Hemen, Microsoft Office ile hazırlanmış bir dokümanı Open Office ile açmaya çalışıyor. Nasıl yani? Tablolar, şablonlar kaymış, yazılar taşmış!.. Sonra *bu kadar sorundan sonra nasıl oluyorsa* işini güvenle bitirdiğine inanıyor ve hazır gelmişken biraz da bilgisayar oyunu oynamak istiyor…

Knight Online‘ın ve Silkroad Online‘ın Linux üzerinde neden çalışamadığı ile ilgili konuya da biraz yanıt olarak şunu söyleyebilirim ki; bir internet cafe sadece bu iki oyunla dönmemektedir. Size, çok çeşitli oyunlar sunan bir internet cafe’nin yaklaşık bir oyun listesini sunmak istiyorum:

Age of Empires, Age of Mythology, Battlefield, Bloodrayne, Call of Duty, Civilization, Command & Conquer, Company of Heroes, Diablo, Doom, Driver, Dungeon Siege, Dungeons & Dragons Online, Elder Scrolls IV - The Oblivion, Eve Online, Fable, Fifa, Flatout, Grand Theft Auto, Guild Wars, Half-Life, Heroes of Might & Magic, Lord of the Rings Online, Lord of The Rings: Battle for Middle-Earth, MotoGP, NBA, Need for Speed, Neverwinter Nights, Nox, Overlord, Prince of Persia, Pro Evolution Soccer, Quake, Ragnarok Online, Rune, Sacred, Star Wars Galaxies Online, Star Wars: Battlefront, Star Wars: Jedi Knight 2, Star Wars: Knights of the Old Republic, Starcraft, Ultima Online, Unreal Tournament, Warcraft, Warhammer 40K, World of Warcraft, Worms…

İşte yukarıdaki oyunlar, Kadıköy’de ismini verebileceğim üç tane internet cafe’de oynanabilen oyunların uzun bir listesi. Korkutucu değil mi? Bazıları oyunların ikincileri, üçüncüleri, bilmem kaçıncıları çıktı, o çıkanlara da ek paketler ve modifikasyonlar hazırlandı, yamaları yayınlandı. Bunları da hesaba katın, Linux’ta bunların kaçı performans, ağ bağlantısı ve diğer açılardan sorunsuz olarak çalışacaktır? On tanesini geçmez, açık konuşayım. İsterse hepsini Cedega [3] ile çalıştırmayı denesin, hiç birinin Windows’taki kadar kararlı bir biçimde Linux kurulu bir sistemde çalışabilmesi mümkün değildir.

Bu da işin oyun kısmıydı. Şimdi, kimi okuyucuların kafasında bir kaç soru oluşmuştur, onları da yanıtlayayım.

Ofis uygulamalarında sorun, Open Office ve diğer alternatifleriyle hiç bir şekilde uyumlu çalışamayan Microsoft Office ürünündedir. ILSIS’te sorun, sayfa tasarımcısının dünyada ve Türkiye’de sadece Microsoft Internet Explorer kullanıldığını düşünecek kadar dar görüşlü olmasıdır. Oyun piyasasındaki sorun, oyun geliştiricilerinin *belki de haklı olarak* Linux tarafından umdukları kârı elde edememeleridir.

Sanki, tüm suçu başka taraflara atarmışım gibi bir izlenim bıraktı, değil mi? Ama aslında Open Office ile hazırlanan ve doğru dosya türünde kaydedilen bir doküman, Microsoft Office ile sorunsuzca açılabilir. Aslında, bir internet sayfasının Microsoft Internet Explorer haricinde başka bir internet tarayıcıda çalışması için ayrıca bir iş gücü sarf edilmez. Doom, Unreal Tournament, Quake ve daha bir çok oyunun da Linux sürümü bulunmaktadır, demek ki Linux için oyun geliştirmek teknik açıdan zor değilmiş, geliştirilmiş kaliteli örnekleri varmış…

Demek ki neymiş? Yazılımların geliştirilmesi aşamasında belirlenen stratejileden dolayı, Linux’un internet cafe’lerde yaygınlaşması engelleyen en büyük sorun, açık kaynak olan alternatiflerini adamdan saymamasıymış.

Demek ki neymiş? Sadece Knight Online‘ın ve Silkroad Online‘ın Pardus üzerinde çalıştırılabilmesiyle, Pardus, internet cafe’lerde hemen yaygınlaşamazmış.

***

Gene forumlarda sıklıkla rastlanan bir konu, Pardus’un yazılışı. Linux’u belki telaffuz edilemiyor olabilir, hak veririm. Ama aynı durum Pardus için de aynen geçerli. Hem de sayfanın her tarafında Pardus yazıyorken, bu nasıl “Pardüs“, “Pardüş“, “Pardüs’e“, “Pardus’e” şeklinde evrim geçirebiliyor ve geçirdiği evrime göre ek alabiliyor? Hmm, bu konu da forumda bir çok kez konuşulmuştu, şimdi hatırladım…

***

Sonuç? Gereksiz yere onlarca kere tartışılan bir konuda çözme ulaşılamadığında, bunu internette başka kaynaklarda aramak çoğu kullanıcının aklına gelmiyor. Başka kaynakları da bir tarafa attım, ilk danıştığı sayfada da aratmıyor diyebilirim. Ancak, bir soru sorulduğu vakit anında cevaplanmasını istiyor.

Peki, cevaplayacak olanlar kim? Uzaylılar mı? Eru mu? Saylonlar mı? Değil, insan! Uzaylılar zaten foruma ihtiyaç duymaz, Eru’nun işi ne? Saylonlar aramızdaysa zaten geçmiş olsun :) Ama insan ise, öncelikle saygı, anlayış ve sabır gerekir. Yardımcı olacak kimsenin de sizi anlayabilmesi için olabildiğince doğru kullanılmış kelimeler ile anlaşılabilir Türkçe cümleler oluşturulması gerekir. İlgili sayfalarda gereksiz konu çöplüğünün oluşmaması için, ilgili sayfa içerisinde araştırmak gerekir. Ve bir kez daha üstüne basa basa söylüyorum, karşınızdakine karşı anlayışlı olmanız gerekmektedir. Çünkü, o bir gönüllüdür. Kimse onun kafasına tabaca dayayıp da size yardımcı olmasını istememektedir. Onu da uğraşından soğutmamak gerekir…

***

Yazdım ve biraz da rahatladım. Ve, okuyanların akıllarında oluşabilecek bir izlenime ters bir düşünceyle, gerek #pardus@freenode.net‘te, gerekse forumlarda, bir gönüllü olarak kullanıcılara yardım etmeye devam edeceğim ve elimden geldiğince onları araştırmaya yönelteceğim. Ancak, şu yazdıklarımı okuyanların da, neler demek istediğimi iyice anlamasını isterim.

Saygılar…

[1] http://egetun.wordpress.com/2007/07/23/msnde-zararli-salgini/
[2] http://ilsis.meb.gov.tr
[3] http://www.cedega.com

8 Temmuz


Dün, bir arkadaşımın bilgisayarının çökmesi üzerine, Windows’u baştan kurmaya karar verdik. Kendisi, daha önce ısrarlarım neticesinde Pardus’u denemiş, Amarok sağ olsun bayağı sevmiş, ama müzik kayıtları yaptığı için ihtiyaç duyduğu ve alıştığı uygulamalara Linux ortamında ulaşamadığı için Windows’a geri dönmüştü.

Dün Windows XP’yi kurduktan sonra, masaüstüne ilk girişinde “Windows kritik bir hatadan kurtarıldı” ve “explorer hata raporu gönderimi” hatalarıyla karşılaştık. Şaşırmamıştım, çünkü benzerlerini daha önce bir kez daha yaşamıştım. Ama asıl sorulması gereken, bu noktaya nasıl geldi?

Arkadaşımın bilgisayarı, internete henüz geçtiğimiz gün bağlanabildi. Çok de önemli olmayan bir sebepten ötürü Emniyet Genel Müdürlüğü internet sitesine girilmesiyle başladı. Ekranda komut satırı (Ms-dos penceresi) açıldı, bir şeyler kurdu ve o an bilgisayar kapandı. Bir daha açılması zahmetli oldu. Artık o bilgisayar zararlıların işgali altındaydı. Arkadaşım sebebini bilmiyordu.

Her Windows kullanan arkadaşıma, eğer Windows kullanmaya devam edeceklerse tavsiye ettiğim üç yazılım AVG, AdAware ve Register Mechanics oluyor. Ancak, bilgisayarına el attığım tüm arkadaşlarım bilir ki, ben Windows kullanmam ve uzun süre Windows kullanmayınca da doğal olarak unutuyorum. Evimdeki bilgisayarda bir dakikada çözebildiğim sorunları, arkadaşımda bir kaç dakikada ancak çözebiliyordum.

Örneğin, bir uygulama kilitlendiğinde onu yok edemiyorum. “Windows Görev Yöneticisi” denen pencere kilitlendiğinde, onu sonlandıramıyorduk. Masaüstündeki simgeler kaybolunca, tekrardan “Windows Görev Yöneticisi“nden explorer.exe’yi yok edip, yeni görev olarak gene explorer.exe’yi seçiyorduk. Başlat çubuğuna tıklayamayınca, ALT+F2 tuş kombinasyonuyla Linux’ta olduğu “Komut Çalıştır” penceresi gelmiyor, CTRL+R tuş kombinasyonuyla Windows 98′de açılan “Çalıştır” penceresi nedendir Windows XP’de gelmiyordu. Windows oturumu her açıldığında kendiliğinden açılan Windows Live Messenger’ı kapatabilmek için Denetim Masası değil, “Çalıştır” penceresinden “msconfig” yazarak ilgili ayrı bir menüden ayarlayabiliyorduk. Yüklenen en ufak sürücünün sorunsuz çalışması için, her bir sürücünün kurulumu ardından bilgisayarı bir daha baştan başlatıyorduk. Daha donanım sürücülerinin kurulumunun ardından, keyfi amaçlı uygulamaları (mesela Winamp, Lastfm ve oyunları) sisteme kuramadan, bilgisayarın ağırlaştığını hissediyorduk.

Birkaç saat dahi olsa, Windows ile karşılaşmam benim için oldukça yorucu oldu. Evime dönüp, Pardus kurulu bilgisayarımı açınca, gerçekten rahatlamıştım.

Bu yaşadıklarımı aynen de yazma ihtiyacı hissettim. Beni, vaktiyle Linux ile tanıştıran Kaan ve Ayla’ya, “abi ya, sen Fedora kullanıyorsun, bak üç gün önce Pardus çıkmış, bir de onu dene” diyen Mertcan’a teşekkürlerimi sunarım.

Gerek çevremdeki Windows kullanan, bilgisayarla haşır-neşir olan arkadaşlarım benim Linux hayranlığımdan, gerekse yazımı Özgürlük İçin Gezegeni’nden okuyacak olan Linux camiası da konunun içeriğinden ve birazcık da başlıktan ötürü bana tepki gösterebilirler. Ama dün son bir kez daha bazı şeyleri rahatlıkla fark edebildim.

Dün bilgisayarına Windows kurduğumuz arkadaşım başta olmak üzere bir çok kullanıcı Linux’a başlarda soğuk bakabilir, biraz kurcaladığında sevinebilir ve arkadaşım gibi kimi sorunlar yaşadığında hemen Windows’a dönebilirler. Ancak, kimileri de benim gibi sorunun çözümlerini arayabilir ve Linux’a hakim olabilir. Kimisi Windows’u daha rahat bulabilir, kimisi de Linux’u.

Ancak, sık sık forumlarda ve kimi günlüklerin yorumlarında gördüğüm kadarıyla, çoğunluk nedendir bir fanatiklik içinde.

Bırakın, karşınızdaki hangi platformda rahatsa, orada yoluna devam etsin ve buna da saygı duymasını bilin. Sizin yapmanız gereken, *her ne kadar ben de vaktiyle sık sık yapmış olsam da* başta Windows olmak üzere Microsoft’un ürünlerini ve hizmetlerini kötülemek değil, onlara karşılık gelen alternatif çözümleri tanıtmak, göstermektir. Son tercih, her zaman kullanıcınındır ve tercihlere her zaman saygı gösterilmelidir.

Tahmin ediyorum ki çevremde Microsoft Windows XP kullanan bir çok arkadaşım lisans sorunuyla [1] karşı karşıya… Kendi adıma konuşayım, ben o uyarı penceresini gördüğümde, bir sonraki sefere bilgisayarımdaki verilere sağlıklı bir biçimde ulaşıp ulaşamayacağım konusunda endişelenirdim. En azından öyle bir korkum yok ;)

Son olarak, söz konusu ekran görüntüsü, benim Windows XP kurduğum bilgisayardan alınmamıştır!

Saygılarımla…

[1] http://egetun.googlepages.com/winxplisans.jpg