6
Eyl

Komedi.

Şu an, bir süredir Pardus-Linux.Org forumunda yaşananlar, ama özellikle bugün karşılaştığım tutum karşısında hayrete düşmüş bulunmaktayım.

Söz konusu forumda, açılan bir konu başlığına [1] [2] yazdığım cevap, forumda şu an yönetici olmayan, ama yönetici haklarına sahip bir kullanıcı [3] tarafından, sözde hakaret içerdiği gerekçesiyle, kişisel görüşümle “sindirilemeyen” açıklamalar yüzünden silinmiş. Forumu yürüten sayın Bahri‘ye [4] bile gösterilmeden silinen bir yazı. Silinsin varsın, cevabımdan iki dakika sonra silindiğini görünce çok öfkelenmiştim ama, konu kişiselleştirmek gereksiz, iki taraf arasını açmak gereksiz.

İki taraf? Evet, çünkü bu kişinin tutumları sebebiyle, Pardus’un adını da taşıyan bir oluşum kişisel görüşümce kirletildi. Ve kendisini tebrik etmek gerekir, bilinçsiz davranışları sebebiyle kutuplaşmalar oldu.

***

Önce, cevap yazdığım mesaja [1] bir bakalım. Ne olmuş, ne bitmiş? Özgürlük İçin listesinden [5] alınan alıntılar sunulmuş, bu alıntılar da “cedega pisisine korsan diyenlerin yasaları. :)” şeklinde bir başlıkla [1] belirtilmiş. Söz konusu yazıda, arkadaşlar mahkeme kararıyla WordPress’e erişimin engellenmesi ile ilgili kendi görüşlerini bildirmişler. Bu, onların kendi görüşleridir. Peki, Özgürlük İçin [6] çatısında yer alan insanların görüşlerini bir suçmuş gibi yansıtmakla nereye vardığınızı halen çözemedim ama, silinen yazımda yer alan görüşleri aynen burada da yansıtayım.

***

Söz konusu üyenin [3] kendi yasası nasıldır? Kullanım şartları [7] gereği teknik destek karşılığı üç aylık 15$ gibi bir ücret talep edilen bir uygulama ve bunun Pardus adını taşıyan, Pardus’un resmî bir yayın organı olmasa bile adını kullanan ve iki seneyi aşkın bir süredir gönüllü olarak kullanıcıların yararlandığı bir yapıda warez [8] olarak, özgür yazılımın felsefesine de aykırı olarak sunulması. Bu konu, yöneticiler içerisinde konuşuldu, tartışıldı ve ilgili uygulamanın PiSi paketinin adresinin forumdan kaldırılması sonucuna bağlandı. Ancak, söz konusu üyemiz yılmadı, ne pahasına olursa olsun bu uygulamanın warez [8] adresini yayınlamakta özgür olduğunu savundu ve bunu kendi günlüğünde, buna bağlı olarak da Pardus-Linux.Org Gezegeni’nde [9] yayınladı. Ama üslubunda [10] [11] bir sıkıntı vardı.

Özgür yazılım felsefesine karşı çıkmak, forum kurallarına aykırı davranmak, başka bir forum yöneticisinin yazısını daha kimsenin okumasına izin vermeden ve görüşünü almadan kendi keyfiyle silmek, lisansına aykırı davranarak bir uygulamayı keyfine göre dağıtmak ve bunu savunmak, bu kişinin kendi keyfi yasası değildir de, ne olabilir ki? Bu üye, geçmişteki hatalarını ne şekilde kapatabilir ki, bir başkasının açıklarını arar, her fırsatta kullanıcıları kışkırtır ve kendisine yöneltilen eleştirilerin hiç birini dikkate almadan, kendi belirlediği çizgide ilerleyebilir? Peki, bu tutumlarına karşın, diğer forum yöneticilerinin tutumu nedir?
Şu anki kişisel görüşüm; koca bir hiçtir.

Her fırsatta, Özgürlükİçin.Com ve Pardus-Linux.Org için de üstlendiğim yükü taşıyacağımı dile getirmiştim ancak, insanı önem verdiği bir konuda soğutmakta oldukça başarılısınız. Her kim olursa olsun, kendi bahçesinde istediğini yapmakta özgürdür. Ancak, bu bahçede yapılanların gürültüsü veya kirliliği başka bir ortama sıçradığında, her zaman tepki gösterecek birileri olacaktır.

***

Bu üye, kendi günlüğünde istediğini yazıp çizebilir. Ancak, Linux camiasında yanlış sözler söylendiğinde, Pardus gönüllülerinin de emek verdiği bir oluşumda Pardus’un ve bu oluşumun adını kirletecek bir davranış sergilediğinde, bu oluşumda bir yönetici olarak benim de yapılan yanlışı söylemek, gereken yerde ispat etmek görevimdir. Forum üzerinde nasıl bir karar alınıyorsa, nasıl bir tutum sergileniyorsa, aynısı bu forumun bağlı olduğu tüm oluşumlar için geçerli olmalıdır. Wiki’si [12] oldun, Gezegen’i [9] olsun. Ama an gelir, bu oluşumda diğer yöneticilerde bu tutumlara karşın sessiz kalırlarsa veya gidilen yolun muhakemesi yapılmazsa, o zaman iş çığırından çıkar.

Umarım, eskiden yöneticisi olduğum ama pek de dikkate alınmadığım Pardus-Linux.Org gibi bir oluşum, şu ana kadar ki sorunlarını, özellikle son bir aydır yaşananları çözümlemenin yolunu bulur. Peki, ben bu çözümlemede yer almayacak mıyım? İşin doğrusu, artık yapabileceğim bir şey kalmadı, çünkü ne konuda tepki gösterdiysem ya dikkate alınmadım ya da yazdıklarım siliniyordu. Şu andan itibaren de gönüllü forumundaki yöneticilik haklarımı da kaybetmiş bulunmaktayım. Ben de, bugün öğlen saatlerinde forum yöneticilerinde Bahri [4] ile yaşananlardan şikayetçi olduğumu belirtirken, “(…) kendisini sıkıştıran her yazı silinecekse, yönetici haklarımı da alın o zaman.” demiştim. İsabet olmuş. Son bir aydır yaşananlar, ileride hizmete girecek olan Özgürlükİçin.Cım forumunda benzeri olayların yaşanmaması adına, iyi bir tecrübe olmuştur.

Yazık, çok yazık…

***

Yazımda, belirtmeyi istediğim birkaç şey daha var. Linux dağıtımlarının bir çoğu Genel Kamu Lisansı (GPL) altındadır ve genellikle ücretsiz dağıtılırlar. Ancak, Linux’un özü, ücretsiz olması değil, açık kaynaklı olmasıdır. Arka planda çarklar dönerken, her şey yolunda gidiyormuş gibi size sırıtan bir yapı değil, dönen çarkları gözlemleyebildiğiniz ve yeterli teknik bilginiz varsa da dönen çarklara hükmedebileceğiniz bir yapıdır. Linux da dahil olmak üzere, tüm işletim sistemleri üzerinde ücretsiz yazılımlar gibi, ücretli yazılımlar da mevcuttur.

Kimse, kişisel bilgisayarınızda kullandığınız yazılımların lisanslı sürüm olup olmadığını zorla sorgulayamaz. Ama, lisanssız bir yazılım kullanıyorsanız dahi, bununla gurur duyulmaması gerekir ve desteklememek gerekir. Sizin çıkaracağınız bir albüm veya yazacağınız bir kitaptan, maddi bir kazanç ummuyorsanız dahi, sizin eseriniz üzerinden oturduğu yerde haksız *maddi veya manevi* kazanç elden birileri olursa, bunu ne kadar olumlu karşılayabilirdiniz?

Son olarak, bu yazıyla ilgili görüşlerini paylaşmak isteyen herkes, günlüğümde yorum [13] yazabilir. Ahlak sınırları aşılmadığı sürece, istediğiniz iddialarda da bulunun, yazılanlar silinmez…

Saygılarımla.
Hak edene saygılarımla…

[1] http://forum.pardus-linux.org/viewtopic.php?t=10160&highlight=
[2] http://imaj.at/22399
[3] http://forum.pardus-linux.org/profile.php?mode=viewprofile&u=12
[4] http://forum.pardus-linux.org/profile.php?mode=viewprofile&u=4
[5] http://liste.pardus.org.tr/ozgurlukicin/
[6] http://www.ozgurlukicin.com
[7] http://www.cedega.com/license.php?source=1
[8] http://tr.wikipedia.org/wiki/Warez
[9] http://gezegen.pardus-linux.org/
[10] http://www.r-3.org/blog/?p=24
[11] http://imaj.at/22403
[12] http://wiki.pardus-linux.org
[13] http://egetun.wordpress.com/2007/09/06/yazik/#respond

26
Tem

Bu aralar, buluttan nem kapar oldum. Bazen fark ediyorum, haksız yere çevreme de çattığım oluyor, ne yazık ki. Ama sakin sakin, bilgisayar başına geçtiğim vakit, bir şeyler illaki beni germek zorunda sanki…

***

Msn’de son günlerde bir zararlı salgını olduğunu yazmıştım [1]. Web günlüğüme hemen bir iki yorum düştü. Hem günlüğümdeki yazıyı yazarken, hem de gelen ilk yorumlara verdiğim yanıtta, böyle bir sorunla karşılaşmadığımı da dile getirmişim. Ancak, yazılan ilk yorum “Msn’i sistemden kaldırıp sisteme tekrardan kurulması sonucu düzeldiğini” belirtirken, bundan iki saat sonra yazılan yorumda ise “üç gündür bu sorunla karşı karşıya olduğunu ve nasıl kurtulabileceğini” soruyor. Peki, senden iki saat önce yazılmış yorumu neden okumuyorsun?

Sonrası daha da beter, akşamına girilen ve gereksiz olduğunu düşünüp sildiğim diğer yorumlar arasından bir tanesi “hey dostum, ben de aynı sorunu yaşıyorum bana hemen çözüm yolunu söylersen çözerim, ilgine teşkürler dostum” şeklindeydi. İşte o an, içimden “Hey dostum ben de bu sorunu hiç yaşamadım, biliyor musun dostum? Üstelik bir de önceden yazılanları bir okusaydın ya dostum” yanıtını verecektim ama zaman kaybı olurdu düşüncesiyle vazgeçtim.

***

Pardus-Linux.Org forumunda kaç kere soruldu, kaç kere yanıtlandı. Ama nedendir, halen soruluyor… Mesela, en sıcak örneklerden bir kaçı;

Bir kullanıcı, bir konu başlığı açıyor ve başlığı açarken yazdığı mesaj aynen şu; “merhaba çalışan cd beryl kurulumu oluyormu yani kurulan pardusta aynı oluyormu“. Bir kere, Beryl ile ilgili soru, forumda onbin kere sorulmuş ve bu konuda forumda bir araştırma yapsaymış, bulması hiç de zor olmayacakmış. İki, ne sorduğunu anlayamıyorum, çünkü her ne kadar bir çok Türkçe kelime ve ek doğru veya yanlış bir biçimde yan yana getirilmiş olsa da, bir arada sağlıklı bir cümle oluşturamıyor.

Bir diğer örnek, Knight Online‘ın, Silkroad Online‘ın, Pardüs’e üzerinde çalıştırılıp çalıştırılamaması ve bunun Türkiye’deki internet cafe’lerde Pardus’un yayılmasını nasıl etkileyeceği. Hayır efendim, tüm camia yanlış biliyor, Pardus değil, Pardüs! Bu konu da, en az onlarca kez forumda konuşuldu, tartışıldı… Ancak, hayır! Konunun tekrardan açılması, tekrardan tartışılması, aynı sebeplerin bir daha aynen gösterilmesi gerekir! On kere konuşuldu… Knight Online‘ın ve Silkroad Online‘ın Pardus üzerinde neden çalışamadığına o kadar çok değindik ki, burada bahsetmiyorum bile. Ancak, sadece bu iki oyunun çalışmasıyla, Pardus, Türkiye genelinde internet cafe’lerde yaygınlaşamaz. Neden mi? İşte sorulması mantıklı olabilecek ve seve seve yanıt verebileceğim kısım burasıdır.

Bir internet cafe’ye gidildiği vakit, Kadıköy’de sıkça karşılaşabileceğimiz gibi ya bilgisayar oyunları oynanır veya daha ciddi, öemeli bir amaç için internet kullanılır. Ancak, ben, her iki amaçla da kullanan bir insan olarak, ne tür sıkıntılar olabileceğine değiniyorum. Evinde, iş yerinde, kısacası bilgisayar başında durabileceğim her türlü zaman diliminde Microsoft Windows XP kullanmış bir kullanıcı, Linux kurulu bir bilgisayarın başına geçti.. E-postasına ulaştı, Msn’ini açtı, USB Bellek veya disket, her ne ise, onu da taktı ve sistem bunları gördü, güzel… Ancak, hemen bir internet sayfası açtı. Örneğin… ILSIS [2]! Evet, ILSIS! Ama o da ne? “Tarayıcınız İlsisWeb tarafından şu an için desteklenmiyor. Tarayıcınızı IE 5.0 veya daha üstüne güncelleyiniz.” yazısıyla karşılaşıyor. Hemen, Microsoft Office ile hazırlanmış bir dokümanı Open Office ile açmaya çalışıyor. Nasıl yani? Tablolar, şablonlar kaymış, yazılar taşmış!.. Sonra *bu kadar sorundan sonra nasıl oluyorsa* işini güvenle bitirdiğine inanıyor ve hazır gelmişken biraz da bilgisayar oyunu oynamak istiyor…

Knight Online‘ın ve Silkroad Online‘ın Linux üzerinde neden çalışamadığı ile ilgili konuya da biraz yanıt olarak şunu söyleyebilirim ki; bir internet cafe sadece bu iki oyunla dönmemektedir. Size, çok çeşitli oyunlar sunan bir internet cafe’nin yaklaşık bir oyun listesini sunmak istiyorum:

Age of Empires, Age of Mythology, Battlefield, Bloodrayne, Call of Duty, Civilization, Command & Conquer, Company of Heroes, Diablo, Doom, Driver, Dungeon Siege, Dungeons & Dragons Online, Elder Scrolls IV - The Oblivion, Eve Online, Fable, Fifa, Flatout, Grand Theft Auto, Guild Wars, Half-Life, Heroes of Might & Magic, Lord of the Rings Online, Lord of The Rings: Battle for Middle-Earth, MotoGP, NBA, Need for Speed, Neverwinter Nights, Nox, Overlord, Prince of Persia, Pro Evolution Soccer, Quake, Ragnarok Online, Rune, Sacred, Star Wars Galaxies Online, Star Wars: Battlefront, Star Wars: Jedi Knight 2, Star Wars: Knights of the Old Republic, Starcraft, Ultima Online, Unreal Tournament, Warcraft, Warhammer 40K, World of Warcraft, Worms…

İşte yukarıdaki oyunlar, Kadıköy’de ismini verebileceğim üç tane internet cafe’de oynanabilen oyunların uzun bir listesi. Korkutucu değil mi? Bazıları oyunların ikincileri, üçüncüleri, bilmem kaçıncıları çıktı, o çıkanlara da ek paketler ve modifikasyonlar hazırlandı, yamaları yayınlandı. Bunları da hesaba katın, Linux’ta bunların kaçı performans, ağ bağlantısı ve diğer açılardan sorunsuz olarak çalışacaktır? On tanesini geçmez, açık konuşayım. İsterse hepsini Cedega [3] ile çalıştırmayı denesin, hiç birinin Windows’taki kadar kararlı bir biçimde Linux kurulu bir sistemde çalışabilmesi mümkün değildir.

Bu da işin oyun kısmıydı. Şimdi, kimi okuyucuların kafasında bir kaç soru oluşmuştur, onları da yanıtlayayım.

Ofis uygulamalarında sorun, Open Office ve diğer alternatifleriyle hiç bir şekilde uyumlu çalışamayan Microsoft Office ürünündedir. ILSIS’te sorun, sayfa tasarımcısının dünyada ve Türkiye’de sadece Microsoft Internet Explorer kullanıldığını düşünecek kadar dar görüşlü olmasıdır. Oyun piyasasındaki sorun, oyun geliştiricilerinin *belki de haklı olarak* Linux tarafından umdukları kârı elde edememeleridir.

Sanki, tüm suçu başka taraflara atarmışım gibi bir izlenim bıraktı, değil mi? Ama aslında Open Office ile hazırlanan ve doğru dosya türünde kaydedilen bir doküman, Microsoft Office ile sorunsuzca açılabilir. Aslında, bir internet sayfasının Microsoft Internet Explorer haricinde başka bir internet tarayıcıda çalışması için ayrıca bir iş gücü sarf edilmez. Doom, Unreal Tournament, Quake ve daha bir çok oyunun da Linux sürümü bulunmaktadır, demek ki Linux için oyun geliştirmek teknik açıdan zor değilmiş, geliştirilmiş kaliteli örnekleri varmış…

Demek ki neymiş? Yazılımların geliştirilmesi aşamasında belirlenen stratejileden dolayı, Linux’un internet cafe’lerde yaygınlaşması engelleyen en büyük sorun, açık kaynak olan alternatiflerini adamdan saymamasıymış.

Demek ki neymiş? Sadece Knight Online‘ın ve Silkroad Online‘ın Pardus üzerinde çalıştırılabilmesiyle, Pardus, internet cafe’lerde hemen yaygınlaşamazmış.

***

Gene forumlarda sıklıkla rastlanan bir konu, Pardus’un yazılışı. Linux’u belki telaffuz edilemiyor olabilir, hak veririm. Ama aynı durum Pardus için de aynen geçerli. Hem de sayfanın her tarafında Pardus yazıyorken, bu nasıl “Pardüs“, “Pardüş“, “Pardüs’e“, “Pardus’e” şeklinde evrim geçirebiliyor ve geçirdiği evrime göre ek alabiliyor? Hmm, bu konu da forumda bir çok kez konuşulmuştu, şimdi hatırladım…

***

Sonuç? Gereksiz yere onlarca kere tartışılan bir konuda çözme ulaşılamadığında, bunu internette başka kaynaklarda aramak çoğu kullanıcının aklına gelmiyor. Başka kaynakları da bir tarafa attım, ilk danıştığı sayfada da aratmıyor diyebilirim. Ancak, bir soru sorulduğu vakit anında cevaplanmasını istiyor.

Peki, cevaplayacak olanlar kim? Uzaylılar mı? Eru mu? Saylonlar mı? Değil, insan! Uzaylılar zaten foruma ihtiyaç duymaz, Eru’nun işi ne? Saylonlar aramızdaysa zaten geçmiş olsun :) Ama insan ise, öncelikle saygı, anlayış ve sabır gerekir. Yardımcı olacak kimsenin de sizi anlayabilmesi için olabildiğince doğru kullanılmış kelimeler ile anlaşılabilir Türkçe cümleler oluşturulması gerekir. İlgili sayfalarda gereksiz konu çöplüğünün oluşmaması için, ilgili sayfa içerisinde araştırmak gerekir. Ve bir kez daha üstüne basa basa söylüyorum, karşınızdakine karşı anlayışlı olmanız gerekmektedir. Çünkü, o bir gönüllüdür. Kimse onun kafasına tabaca dayayıp da size yardımcı olmasını istememektedir. Onu da uğraşından soğutmamak gerekir…

***

Yazdım ve biraz da rahatladım. Ve, okuyanların akıllarında oluşabilecek bir izlenime ters bir düşünceyle, gerek #pardus@freenode.net‘te, gerekse forumlarda, bir gönüllü olarak kullanıcılara yardım etmeye devam edeceğim ve elimden geldiğince onları araştırmaya yönelteceğim. Ancak, şu yazdıklarımı okuyanların da, neler demek istediğimi iyice anlamasını isterim.

Saygılar…

[1] http://egetun.wordpress.com/2007/07/23/msnde-zararli-salgini/
[2] http://ilsis.meb.gov.tr
[3] http://www.cedega.com

24
Tem

Zamanında “Nokia N-Gage’imden memnunum, ama cep telefonumu değiştirmem gerektiğinde, Apple iPhone almaya niyetliyim…” demiştim [1] ama, sanırsam bu sözü söylemek için erken davranmışım. Zira, iPhone’un oldukça eksikleri [2] ve açıkları [3] var. Ama bu sabah, Fatih Arslan‘ın yazısını [4] okuyunca, OpenMoko [5] için umutlanmaya başladım. Bakalım, memleketimizde de kullanılabilecek mi?

[1] http://egetun.wordpress.com/2007/06/30/sonunda-iphone/
[2] http://www.macdunyasi.com/2007/06/30/son-kez-iphone-gercekleri/
[3] http://www.chip.com.tr/feeds.asp?bolum=konu&id=4070
[4] http://blog.arsln.org/openmokonun-bize-getirdigi-oglanustu-avantajlar/
[5] http://www.openmoko.com/

14
Tem

Bugün, Artistanbul ofisinde güzel bir toplantımız oldu. Özgürlükİçin.Com‘un açılışını ve gelecek planlarını ofisin bahçesinde, mangal keyfiyle konuştuk, tartıştık. Yeni insanlarla, özellikle de Eren Türkay’la tanıştığıma oldukça sevindim. Ben şu Özgürlük İçin Forumu Nasıl Olmalı [1] yazımı en iyisi elden geçireyim, bir kaç yeni fikir ekleyeyim ve fikirlerimi bir daha öne süreyim. Ya da siz, sürülmüşüyle başlayan tartışmayı biraz ilerletin de bir yol katedelim diyorum…

Fotoğrafların geri kalanı da geliyor, az kaldı…

15 Temmuz 2007 Güncellemesi: Fotoğraflara PicasaWeb [2] albümünden veya doğrudan arşiv dosyasından [3] erişebilirsiniz, geldiler :)

 

[1] http://egetun.wordpress.com/2007/06/19/ozgurluk-icin-forumu-nasil-olmali/
[2] http://picasaweb.google.com/egetun/Özgürlük İçin Açılış Kutlaması
[3] http://egetun.googlepages.com/2007.07.14_-_Ozgurluk_Icin_Acilis_Ku.bz2

8
Tem

Dün, bir arkadaşımın bilgisayarının çökmesi üzerine, Windows’u baştan kurmaya karar verdik. Kendisi, daha önce ısrarlarım neticesinde Pardus’u denemiş, Amarok sağ olsun bayağı sevmiş, ama müzik kayıtları yaptığı için ihtiyaç duyduğu ve alıştığı uygulamalara Linux ortamında ulaşamadığı için Windows’a geri dönmüştü.

Dün Windows XP’yi kurduktan sonra, masaüstüne ilk girişinde “Windows kritik bir hatadan kurtarıldı” ve “explorer hata raporu gönderimi” hatalarıyla karşılaştık. Şaşırmamıştım, çünkü benzerlerini daha önce bir kez daha yaşamıştım. Ama asıl sorulması gereken, bu noktaya nasıl geldi?

Arkadaşımın bilgisayarı, internete henüz geçtiğimiz gün bağlanabildi. Çok de önemli olmayan bir sebepten ötürü Emniyet Genel Müdürlüğü internet sitesine girilmesiyle başladı. Ekranda komut satırı (Ms-dos penceresi) açıldı, bir şeyler kurdu ve o an bilgisayar kapandı. Bir daha açılması zahmetli oldu. Artık o bilgisayar zararlıların işgali altındaydı. Arkadaşım sebebini bilmiyordu.

Her Windows kullanan arkadaşıma, eğer Windows kullanmaya devam edeceklerse tavsiye ettiğim üç yazılım AVG, AdAware ve Register Mechanics oluyor. Ancak, bilgisayarına el attığım tüm arkadaşlarım bilir ki, ben Windows kullanmam ve uzun süre Windows kullanmayınca da doğal olarak unutuyorum. Evimdeki bilgisayarda bir dakikada çözebildiğim sorunları, arkadaşımda bir kaç dakikada ancak çözebiliyordum.

Örneğin, bir uygulama kilitlendiğinde onu yok edemiyorum. “Windows Görev Yöneticisi” denen pencere kilitlendiğinde, onu sonlandıramıyorduk. Masaüstündeki simgeler kaybolunca, tekrardan “Windows Görev Yöneticisi“nden explorer.exe’yi yok edip, yeni görev olarak gene explorer.exe’yi seçiyorduk. Başlat çubuğuna tıklayamayınca, ALT+F2 tuş kombinasyonuyla Linux’ta olduğu “Komut Çalıştır” penceresi gelmiyor, CTRL+R tuş kombinasyonuyla Windows 98′de açılan “Çalıştır” penceresi nedendir Windows XP’de gelmiyordu. Windows oturumu her açıldığında kendiliğinden açılan Windows Live Messenger’ı kapatabilmek için Denetim Masası değil, “Çalıştır” penceresinden “msconfig” yazarak ilgili ayrı bir menüden ayarlayabiliyorduk. Yüklenen en ufak sürücünün sorunsuz çalışması için, her bir sürücünün kurulumu ardından bilgisayarı bir daha baştan başlatıyorduk. Daha donanım sürücülerinin kurulumunun ardından, keyfi amaçlı uygulamaları (mesela Winamp, Lastfm ve oyunları) sisteme kuramadan, bilgisayarın ağırlaştığını hissediyorduk.

Birkaç saat dahi olsa, Windows ile karşılaşmam benim için oldukça yorucu oldu. Evime dönüp, Pardus kurulu bilgisayarımı açınca, gerçekten rahatlamıştım.

Bu yaşadıklarımı aynen de yazma ihtiyacı hissettim. Beni, vaktiyle Linux ile tanıştıran Kaan ve Ayla’ya, “abi ya, sen Fedora kullanıyorsun, bak üç gün önce Pardus çıkmış, bir de onu dene” diyen Mertcan’a teşekkürlerimi sunarım.

Gerek çevremdeki Windows kullanan, bilgisayarla haşır-neşir olan arkadaşlarım benim Linux hayranlığımdan, gerekse yazımı Özgürlük İçin Gezegeni’nden okuyacak olan Linux camiası da konunun içeriğinden ve birazcık da başlıktan ötürü bana tepki gösterebilirler. Ama dün son bir kez daha bazı şeyleri rahatlıkla fark edebildim.

Dün bilgisayarına Windows kurduğumuz arkadaşım başta olmak üzere bir çok kullanıcı Linux’a başlarda soğuk bakabilir, biraz kurcaladığında sevinebilir ve arkadaşım gibi kimi sorunlar yaşadığında hemen Windows’a dönebilirler. Ancak, kimileri de benim gibi sorunun çözümlerini arayabilir ve Linux’a hakim olabilir. Kimisi Windows’u daha rahat bulabilir, kimisi de Linux’u.

Ancak, sık sık forumlarda ve kimi günlüklerin yorumlarında gördüğüm kadarıyla, çoğunluk nedendir bir fanatiklik içinde.

Bırakın, karşınızdaki hangi platformda rahatsa, orada yoluna devam etsin ve buna da saygı duymasını bilin. Sizin yapmanız gereken, *her ne kadar ben de vaktiyle sık sık yapmış olsam da* başta Windows olmak üzere Microsoft’un ürünlerini ve hizmetlerini kötülemek değil, onlara karşılık gelen alternatif çözümleri tanıtmak, göstermektir. Son tercih, her zaman kullanıcınındır ve tercihlere her zaman saygı gösterilmelidir.

Tahmin ediyorum ki çevremde Microsoft Windows XP kullanan bir çok arkadaşım lisans sorunuyla [1] karşı karşıya… Kendi adıma konuşayım, ben o uyarı penceresini gördüğümde, bir sonraki sefere bilgisayarımdaki verilere sağlıklı bir biçimde ulaşıp ulaşamayacağım konusunda endişelenirdim. En azından öyle bir korkum yok ;)

Son olarak, söz konusu ekran görüntüsü, benim Windows XP kurduğum bilgisayardan alınmamıştır!

Saygılarımla…

[1] http://egetun.googlepages.com/winxplisans.jpg