16
AğU

Hafta sonu Trakya gezisini bir beden büyüterek gerçekleştirdik. Bir günümüz daha olsaydı tam süper olacak olan gezimiz aşağıdaki haritada da görüleceği üzere Çatalca, Saray, Vize, Demirköy, Dupsina Mağarası, Üsküp, Kırklareli, Edirne, İstanbul hattında gerçekleşti. Yeşil gidiş hattımızı fuşya’da dönüş hattımızı göstermektedir.

Cumartesi sabah saat 8:00 sularında çıktığımız yolculuğumuz 620 KM ardından pazar akşamı 18:30 gibi sonlandı.

Yola çıkmadan önce tam olarak nereye nasıl gideceğimize karar vermemiştik. Aklımızda Dupsina Mağrasına ve İğne Adaya doğru gitmek vardı ama birazda durumu bakarak karar verecektik. Kırklareli civarında konaklamayı düşünüyorduk. Kendimizi garantiye almak için çadırı da yüklendik ama mümkünse bir otel ya da pansiyonda kalmak niyetindeydik.

Saray, Vize yolu gene büyük bir keyifle geçti. Motor kullanmak için ( düşük cc’li motor :) ) şahane bir yol. Vizeden sonra Demirköy’e saptık. Çok keyifli olabilecek bir yola mıcır döktükleri için bayağı bir zorlandık. Halbuki, orman içinde geniş hafif virajlı şahane bir yoldu. İgne Adaya gitmekten vaz geçtik ama benzin durumumuz pek parlak olmadığından Demirköy’e kadar gittik.

Demirköy’den Dupsina Mağarası’na gitmek üzere tabelaları takip ederek 30 KM sonra mağaraya vardık. Mağara hakkında okuduğumuz kadarıyla Trakya’nın 2. en uzun mağarasıymış. Bende bugüne kadar gezdiğim en büyük mağara hissini uyandırdı ama öznel bir durum sanırım :)

Ardından daha önce hakkında okumuş olduğumuz gözlemeciyi arayıp bulduk. Tamam çok aramadık :) . Gözleme, ayran, çay ve tekrardan yol.

Saat 5 gibi Kırklareli’ne vardık. Yol pek bir keyifliydi ama yorulmuşuz da… Şehir içinde ben çevreye bakınıp kime sorsam derken bir servis otobüsü şöförü benim şaşkın halimi görüp imdadıma yetişti. Bize tavsiye ettiği oteli bulduk ve yerleştik. Ardından kopan telsiz mikrofonunu tamir ettirebilme umuduyla çarşıya gittik. Neredeyse Kırklareli’nin tüm elektronikçilerini dolaştık ama kabloyu tamir ettirmek mümkün olmadı.

Ertesi gün sabah erkenden yola çıkıp Edirne’ye gittik. Bir saat civarında süren yolculuğumuzun ardından arkadaşlarla buluşup, günün ikinci kahvaltısına Avcı Köşkünde başladık. Geri dönüş zamanı gelmişti.

Geldiğimiz yoldan mı yoksa TEM’den mi diye düşünürken daha kısa sürede döneceğimiz için TEM yolunu seçtik. 10 küsür saatte vardığımız Edirne’den, geriye TEM üzerinden geldiğimiz için 3.5 saate döndük. Dönüş yolundan aldığımız keyif harcadığımız saatle doğru orantılı. Edirne İstanbul arasında TEM otoyolunda 150 cc’lik bir motor ile yolculuk hiçte keyifli olmuyor. Bir müddet sonra sıkılıp, yorulmaya başlıyorsunuz…

Şimdi sırada Saroz Körfezi, Gelibolu ve Gökçeada var.

30
Tem

Aslında motorlarla gezmek için öyle çok da uzaklaşmaya gerek yokmuş, İstanbul’un içinde kocaman bir orman varmış :)
Belgrad Yolları
Belgrad Ormanı piknik için İstanbul’un en tercih edilen alanı galiba. Yıllarca çeşitli etkinliklerle piknik için gittiğimiz bu yeri Bahçeköy girişindeki piknik alanından ibaret sanan ben pek bir yanılıyormuşum. Arka taraflarda yürüyerek, bisikletle ya da uygun bir motor gidilebilecek yollar, yerler varmış. ( Araba ve koşullar için uygun olmayan motorlara yazıktır o yollara sokmayın :) ) Enduro’cu abiler zaten oralarda geziyorlar. Sanırım bize ve motorlarımıza bakıp gülmeseler de gülümsüyorlardır… Durumumuzu sanırım şuradaki ilk fotoğraf en iyi anlatıyor :)

Bu sıcaklarda daha uzaklar gitme fırsatını bulamıyorsanız kesinlikle kaçırmayın derim. Hatta yanınıza mayonuzu alıp, Kilyos, Gümüşdere ya da o civarda canınızın çektiği herhangi bir koyda denize de girebilirsiniz…

21
Tem

Biliyorsunuz geçen sene Barış’ın yaptığı motor yolculuğu karşısında hasedimden çatır çatır çatlamıştım. Daha o seferin etkisini üzerimizden yeni yeni atmaya başlamışken ( ufak ufak motorla gezmeye başladık ya hemen kendini bişi sanıyo insan :) ) Barış yeni bir yolculuk bombası daha patlattı.

Üstelik bir de bunları Fotoğraflı Gez Rehberi isimli bir sitede bir araya toplamaya karar vermiş. Bakınız ve yolculuk düşlerine dalınız…

9
Tem

Hafta sonu küçük bir topluluk olarak Kıyıköy yolculuğu yaptık. Tabii ki hedef gene varılacak yer değil, yolun kendisiydi. Ama vardığımız yerden de kesinlikle memnun kaldık. Deniz, kum, güneş, dere, yemek, rüzgar daha ne isteyeyim…

Çatalca - Saray - Kıyıköy - Vize arasındaki yolun özellikle motor yolculuğu için şahane bir yol olduğunu belirteyim. En kısa zamanda tekrarlamak niyetindeyiz.

Motorlar ile yolculuk yapmanın tek kötü yanı elleriniz meşgul olduğu için manzara fotoğrafları çekemiyorsunuz ama karşılık olarak yolun sadece sarsıntısını ve görüntüsünü değil rüzgarı ve doğanın kokusunu da alıyorsunuz.

Not : Bu arada blog adını “hakan.uygun.geziyor” diye değiştirsem mi acaba :P

2
Tem

Hafta sonu İstanbul’da toplanan penguenleri ekip :) Ağva’ya küçük bir kaçamak yaptık. Motorlarımız, çadırımız ve biz iyi bir ekiptik…

Gene yapacağız, herkeslere de tavsiye ederiz.

19
Haz

Sanırım artık kabul etmek gerek, Bozcaada insanda alışkanlık yapıyor. Özellikle yaz aylarının kavuran sıcaklarında püfür püfür esen rüzgarı, buz gibi soğuk sularıyla denizi ve şahane şaraplarıyla haksız da sayılmayız hani.

CBF-150

Genelde adaya otobüsle 3-4 günlüğüne giderdik, hatta son seferinde en az dört günlüğüne gitmeli yoksa çok yorucu oluyor diye yazmışım. Fakat bu sefer bir değişiklik yaptık. Motorlar ile en kısa Bozcaada yolculuğunu gerçekleştirdik. Cuma öğleden sonra yola çıkıp pazar gecesi döndük. Bu sefer hedef, Bozcaada’ya gitmekti, yani adanın kendisi değil gidiş-dönüş yolculuğuydu.

Motorlar

Endurocu abilerimizle ( 2 V-Strom, 1 Transalp, 1 Dragstar ve iki CBF-150 ) birlikte Bozcaada yollarına düştük. 150cc’lik Honda CBF-150′ler için biraz zorlu ve uzun bir yolculuktu :)

23
May

Evet itiraf ediyorum, geçen sene ve bu sene başında sürücü belgesi sahibi olmadan trafikte araç kullanıyordum.

Aslında B sınıfı sürücü belgesini için 7-8 yıl önce sınava girip hak kazanmıştım ama gidip sürücü belgesinin kendisini almamıştım. A2 içinde geçen sene trafiğe çıkmadan önce sınava girip hak kazanmıştım ve iki belgeyi bir arada alıp bir taşla iki kuş vuracaktım. Ama ( evet işte o her şeyi değiştiren büyük “ama”lardan ) emniyet müdürlüğüne gidip belgeyi almaya kalktığımda bana B belgesinin başka bir ilçeden alınması gerektiğini oradaki işlemleri bitirdikten sonra tekrar onlara gelip almış olduğum B sürücü belgesini imha edeceklerini ve yerine B + A2 sürücü belgesi verecekleri söylediler. Bende suratım asık bir şekilde çıktım. Çıkış o çıkış. Bu yaz başında sinirlerimi aldırıp yeniden sürücü belgesi alma girişime başlayana kadar ( ki bana kalsa gene uğraşmazdım herhalde :) )

Neyse efendim sonuç olarak bugün itibari ile B + A2 sürücü belgeme sahip olarak trafikte gönül rahatlığıyla dolaşacağım… Hepimize geçmiş olsun.