15
Şub

Siz hareket ettikçe sizin hareketinizden enerji alan ve yapıldığı teknolojiye bağlı olarak ya içerisindeki pili şarj eden ya da içindeki zemberek sayesinde mekanik olarak kurma işlemini gerçekleştirerek çalışmaya devam eden saatler. İngilizcesi “Automatic Watches” olunca Türkçesi biraz anlam karmaşasına yol açıyor olsa da başka mantıklı bir çeviri gelmedi aklıma..

Mekanik olanlar ortalama 1-2 gün boyunca durdukları yerde çalışmaya devam edebilirler. Pil şarj eden modeller ise genelde 1-2 gün sonrası uyku konumuna geçerek mekanik aksamı çalıştırmak yerine sadece saatin bilgisini dijital olarak tutarlar ve herhangi bir hareket ile şarj edilmelerini takiben mekanik aksamı gerçek zamana göre güncellerler.

Eski işlerimi toparlarken, okunmamış maillerimi okurken fark ettim ki Türkiye’deki otomatik özgür yazılım saatini harekete geçiren ve onu sürekli olarak şarj eden bir ekip ile çalışıyorum (Zorunlu hizmetin ardından bugün işte ilk günüm..) Sadece bu ofiste çalışan insanlardan bahsetmiyorum; hata giren, yorum yapan, saati çok hızlı şarj edeyim derken hızını alamayan ama her yönüyle bir şekilde bir sonraki adım için enerji üreten insanlardan bahsediyorum.

Özgürlükİçin‘in hazırladığı PodCast‘i dinledim biraz önce; resmen duygulandım yahu -arada Pardus Piyango talihlileri de açıklandı – :) Sonrasında Beyin‘de gezindim bir süre; gerçekten ele alınabilecek o kadar güzel yeni fikir var ki..

Sevgili Necdet Yücel‘e ve 64bit ekibindeki tüm arkadaşlara da 64bit Pardus sürümü için gösterdikleri müthiş çaba içinde ayrıca büyük bir teşekkür etmek istiyorum, zira özgür yazılımlarda yapılacak işler için konuşmak çok kolaydır fakat bir şeyler yapmak, işleri sonuca bağlamak her zaman sıkıntılı olur.

Bakalım ilerleyen günlerde zembereği gerebilmek için neler yapacağız..

28
Oca

Hani şu anda bu yazıyı okuduğunuz o plastik kutunun içindeki her şey. Her gün değişiyor teknoloji. Bazen tekrarlıyor kendisini bazen yeniliyor..

Bakış açılarımız değişiyor, alışkanlıklarımız değişiyor, teknoloji bazen ayak uyduruyor bazen bize yön veriyor.

3 sene öncesine kadar dokunmatik cihazlar yanlış tasarımlarının kurbanı kalemlerle birlikte pek bir kullanışsızdılar ama teknolojiktiler (!). Sonra birileri dokunmatik bir cihazın gerçekten dokunulabilir bir şey olmasını akıl etti ve gerçekleştirdi. iPhone mobil dünyayı sağdan sola geçirdi. Sadece o incecik, dokunulabilir, kompakt donanımı ile değil, üzerinde çalıştığı müthiş donanımın hakkını veren yazılımları ile de çok büyük bir değişime sebep oldu.Mobil dünyanın donanım üreticileri iPhone‘a bakarak donanım üretmeye başladılar. Yazılım üreticileri mobil MacOsX ‘i temel aldılar. Büyük abiler mobil yazılım pazarına girmeye karar verdi vs. vs.

Mobil pazarın en önemli oyuncusu Nokia bile Apple‘ın mükemmel bir şekilde gerçeğe dönüştürdüğü bu yaklaşımı yeni yeni keşfetmeye başladı.. Binlerce modele sahip olmasına rağmen hiçbir Nokia modeli iPhone’un yakaladığı başarıyı yakalayamadı.. Hatta birkaç yüz tanesi bile tek başına iPhone ile başa çıkamadılar..

Teknoloji durmuyor ya yerinde hani değişiyor, yeniliyor ya kendini.. E-book (elektronik kitap) denilen, başta pasif monochrome ekranları, elektronik mürekkebi ile geldi. Önce gerçek kağıttan kitapların en büyük oyuncusu Amazon el attı e-book işine.. Kindle’ı çıkarttı kısmen başarılı oldu.. Ekran okuma için gerçekten çok başarılıydı, müzik dinleyebiliyordunuz ve internete girebiliyordunuz siyah-beyaz.

Apple ?

Durmadı tabi, tablet bir bilgisayar çıkaracağı söylentileri dolaşmaya başladı.. Bir sürü tasarımcı olası iTablet tasarımlarını ortaya attılar (isim bile çelişkili idi iTablet, iSlate ..). Artık Apple’ın tasarım yaklaşımını anlamış olacaklar ki (sadece basit) ortaya atılan olası tasarımların hemen hemen hepsi dün Steve Jobs‘ın biz Dünyalılara duyurduğu iPad ile hemen hemen aynıydı.

Yine yaptılar. Steve Jobs efsanevi tanıtımı sırasında iPad’in yerini şu şekilde tarif etti; “herkesin telefonu ve dizüstü bilgisayarı var, biz bunların yanına üçüncü bir teknoloji yerleştirmeyi hedefledik ve sanırım başarılı olduk“.

Steve Jobs işe geri döndükten sonra ilk olarak büyük yanlışı düzeltti Intel‘e geçti. Masaüstü ve Dizüstünde çok değerli olan bu adımı yenilenmiş gri-siyah tasarımlı iMac‘ler izledi. iPod‘un başarısını ve gelişimini söylemeye gerek yok herhalde :) Arada o müthiş tasarımcılarının elinden MacBook Air çıktı.. iPhone ile dokunulabilen efsaneyi yarattıktan sonra yine yeni bir efsane ile aramızda. FSF‘nin dediği gibi iBad olabilir özgürlük için; ama teknolojinin bu kadar gelişmiş olması heyecan verici.. Hep Apple yapıyor olsa da ben mutlu oluyorum :)

22
Oca

Evet, “saçma” ydı askerlik, bitti. Pek söylenebilecek bir şey yok aslında; hala gereksiz bence, hala yanlış ve hala “saçma”. Bitti işte ;) Geride kalanlara sabır dilemekten başka bir şey gelmiyor, gelemiyor.. Geride kalanlar derken; hem askerden sivile dönmek için bekleyenler hem de “sabırsızlıkla” askere gitmek için bekleyenlerden bahsediyorum ;)

Bakalım yeni günlerde bizleri neler bekliyor olacak ;) Artık içtima yok..

Güncelleme: “saçma” nın TDK sözlükteki karşılığı : “Mantık kurallarını bozan, tersine çeviren.” Böyle yani =)

10
Ağu

Birlikte çalışmaktan çok mutlu olduğum arkadaşlarımdan ve sevdiklerimden zorunlu olarak bir süreliğine ayrı kalıyorum; 5-6 aylığına Jandarma Er olarak, aşağıdaki bu güzel evleri ile ünlü olan Safranbolu’ya gidiyorum ;)

Safranbolu Evleri, Yücel Ünlü - Nisan 2007

Görüşmek üzere…

3
Tem

Bu yıl KDE ve Gnome vakfının birçok sponsorun da desteği ile birlikte düzenlediği Desktop Summit ‘09 için biraz önce Kanarya Adaları‘na geldik Gökçen ile birlikte. 03-11 Temmuz arasında olacak, Akademy ve GUADEC katılımcılarının bir arada yer alacağı etkinliğin son günleri ise İspanyolca sunumlar ile öncelikli Kanarya Adaları sakinleri ve İspanyol ziyaretçilere adanmış olacak.

KDE 4 ile bu seviyede bütünleşmiş başka bir Linux dağıtımının olmadığını düşünürsek, Pardus’un bu etkinliğe katılıyor olması gayet heyecan verici ;)

28
May

Ekibin ve özellikle sürüm yöneticisinin özverili çalışmaları ile harika bir iş çıktı yine :) Buradan da görebileceğiniz gibi Pardus 2009 Alpha kullanıcıların denemesi için ftp sunucularında yerini aldı, birçok yeni Pardus aracı ve en iyi özgür yazılımların en güncel sürümleri ile gelen Pardus 2009 Alpha ‘yı bu adresten indirebilirsiniz ;)

Asıl sürüme ne kaldı ki :)

Yenileri de geldi:


7
May

Daha hafif ve daha uzun ömürlü bir pil ömrü için terchi edebileceğiniz en iyi notebooklardan biri Sony’nin Vaio ailesinden TZ serisi… Makine hafif, gerçekten hızlı, SSD ve ATA olmak üzere iki diski var ve Linux ile arası gayet iyi üstüne üstlük pilide 5 saatten fazla gidiyor.

0811951654

3-4 gün önce geldi yeni bilgisayarım, Pardus 2009 test deposundan devşirme bir sistem kurdum, SD Kart dışında herşey kurulumun ardından çalıştı, herhangi bir iş yapmama gerek kalmadı :)

Günlük olarak kullandığım diğer yazılımları da kurduktan ve bir müddet kullandıktan sonra Yalı testleri için bir sanal makine kurmam gerekti; VirtualBox’ı derledim depodan, test isolarımı bağladım ve sistemi açtım… Kurulum süresince dikkatimi çeken yavaşlığı o sırada arka tarafta derlenme sürecindeki paketlere bağladım, fakat iş gittikçe tatsızlaşmaya başlıyordu… Sonra ofistekilerle soruna bakarken, Bahadır VirtualBox’ın sağ alt köşesindeki VT (Virtualization) simgesinin pasif olduğunu fark etti …

vt-disabled

İşlemci tarafından desteklenen bu özelliğin BIOS’tan Sony tarafından kapatıldığını ve açılması için herhangi etik bir yol olmadığını ve bu konuda geçerli bir sebeplerinin de olmadığını öğrendiğimde bir titreme oldu bende :) Tabi bunu kabullenmek ve güzelim işlemcinin güzelim özelliğinden mahrum kalmak ayıp olurdu :)

Google’da bu konuda bir şeyler aradığınızda benim gibi dert yanan bir sürü insana rastlayabilirsiniz. Sağolsunlar kendi aralarında tartışıp Sony’ye bile şikayet mektupları yazmalarına rağmen Sony tarafından herhangi bir olumlu tepki alamamışlar. Fakat bazı insan evlatları BIOS’un bunu değiştirmek için herhangi bir arabirimi olmamasına aldırmadan, BIOS’un mevcut ayar dosyasını dump ederek gerekli değişiklikleri yapıp geri yükleme yöntemini kullanmış ve başarılı olmuşlar :)

Değişiklik yaptıkları modellerin arasında benim TZ398U yoktu haliyle :) biraz araştırdıktan sonra hangi anahtar değerini değiştireceğimi buldum ve artık VT desteği ile çok daha hızlı bir şekilde sanal makine kullanabiliyorum :)

vt-enabled

Adımları kısaca açıklamak gerekirse;

  1. DOS için bu adresten FreeDos’un 8Mb’lık minik isosunu indirip bir CD’ye yazın,
  2. BIOS dump için gerekli program symcmos’u buradan indirin,
  3. CD ile boot ettikten sonra “symcmos -v2 -LDUMPDOSYASI.TXT” ile BIOS ayarlarınızın bir kopyasını alın,
  4. Sonra bu dosyada modelinize göre uygun anahtarı bulup 0000 olan değerini 0001 yapın *,
  5. Kaydettiğiniz dump dosyasını yine aynı aracı kullanarak “symcmos -v2 -UDUMPDOSYASI.TXT” komutu ile BIOS’a geri yazın, bu kadar :)

* Ayrıntılı bir anahtar tablosu bu adreste bulunuyor, genelde TZ serileri için 0363 doğru anahtar değeri.

20
Mar

Biraz önce Bora‘nın yeni keşfettiği blogları gezerken rastladım, direkt kopyalıyorum kendisinden;

“Airplot!”u duydunuz mu? Sanırım duymadınız. “Airplot!” bir Greenpeace eylemi. Kısaca anlatayım; İngiliz hükümeti Londra’daki Heatrow havaalanına yeni bir pist yapmak istiyor ve Greenpeace bununla mücadele ediyor. Neden mi?

  • Pistin yapılması için bir kasabanın yıkılması gerekiyor. Bu yaklaşık 700 kişinin evlerinden ve işlerinden olması demek.
  • 3. pistin inşası ile Heatrow, İngiltere’nin küresel ısınmaya en çok katkıda bulunan varlığı haline geliyor.
  • Bu pistin çevresinde yer alan 114 okul inip kalkan uçaklar nedeniyle işlevselliğini yitirecek ve verimsizleşecek.
Airplot!

Airplot!

Peki Greenpeace ne yaptı? 3. pisti çevreleyecek arazinin tam ortasında bir arsa satın aldı! Evet yanlış duymadınız, arazinin ortasında bir arsası var Greenpeace’in! İşin hukuksal boyutu burada devreye giriyor.  Yasal olarak tapunun üzerinde 4 gerçek veya tüzel kişinin adı yazabiliyor. Bunlar Emma Thompson, komedyen Alistair McGowan, İngiliz parlamenter adayı Zac Goldsmith ve Greenpeace UK. Bunlar dışında bir de “beneficiary owners” diye birşey var ki biz(ler) de orada devreye giriyoruz. Bir arsanın sınırsız sayıda “hak sahibi” sahibi olabiliyor yasal olarak!

Peki hükümet bu “sorunu” nasıl çözmeyi düşünüyor? İstimlak ederek. Şanslıyız ki bu iş göründüğünden çok daha zor olacak onlar için zira bir arsanın “kamu yararına” istimlak edilebilmesi için tüm hak sahiplerine bizzat ulaşılması ve yazılı izinlerinin alınması gerekiyor. Yani siz Türkiye’den biri olarak hak sahibi olursanız oraya pist yapmak için sizin de yazılı izniniz gerekecek!

Bu durum pist inşaatının en az yıllarca ertelenmesi ve hatta iptalinin gündeme gelmesi demek!

Pek siz ne yapabilirsiniz? Greenpeace’in arsası üzerinde hak sahibi olabilirsiniz! Bunu nasıl yapacaksınız peki? Sadece şu adresteki formu dolduracaksınız ve arsanın bir parçası sizin olacak!

Ben de arsa üzerindeki hak sahiplerinden biriyim artık :)

18
Mar

Pardus bu sene de kabul edilen projeler arasında :) Yeni heyecanlar, yeni insanlar bizleri bekliyor; 2005 yılından beri 100 ülkeden 2500 öğrenci bu öğrencilere hocalık yapan 2500 mentor (sorumlu) kod aşkına Google tarafından destekleniyor ve özgür yazılım dünyasına hatırı sayılır katkılar sağlıyor. Bu büyük çalışmanın içinde yer alıyor olmakta bütün Pardus ekibi için ayrı bir mutluluk :)

İlgilenebileceğiniz projelerin bir listesi burada, GSOC 2009 resmi sitesi burası ve burada da kabul edilen projelerin bir listesi yer alıyor.

13
Şub

Malum Pardus 2009 ile ilgili çalışmalarımız hızla sürüyor, mevcut araçların KDE 4 ve Teknolojileri ile uyumlu bir şekilde çalışması için ilk adımı Servis Yöneticisi için atmıştım, sıra masaüstünde en çok kullandığımız araçlardan biri olan Ağ Yöneticisi’ne geldi; bakalım bizleri neler bekliyor:

nm-applet

Ekran görüntüsüne tıklayarak eğlenceli ve teknoloji kokan bir kaydı izleyebilirsiniz ;) Ayrıca burada da Ağ Yöneticisi Veri Motoru ile ilgili bir kayıt mevcut ;)

(Henüz geliştirilme aşamasında olduğunu unutmayın)

28
Oca

Kde 4.2 yayınlandı, gün geçtikçe daha zevkli hale gelen gelişiminin ardınan ortaya çıkan son sürüm ile ilgili daha detaylı bilgi burada ;)

19
Oca

Amerika kıtasındaki KDE geliştiricilerinin daha rahat katılabilmesi için KDE Vakfı Akademy etkinliği ile birlikte ikinci bir etkinlik daha yapmaya karar verdi, her 6 ayda bir; önce Akademy(Avrupa’da) sonrasında ise Camp KDE(Amerika’da) etkinliği gerçekleştirilecek. “KDE 4.0 Sürüm Etkinliği” adı ile ilk kez geçen sene, “Camp KDE” adı ile de ikinci kez bu yıl gerçekleşen etkinliğe Gökçen ile birlikte katıldık (hala buradayız :))..

KDE & Distros

KDE People

KDE People & Gökçen

Bu yılki etkinlik bir hafta sürüyor ve Jamaika‘da gerçekleştiriliyor. Buradaki takvimden de görebileceğiniz gibi ilk iki gün seminerler ardından planlanmamış (BoF) seminerler ve KDE geliştirme günleri yapılacak. Bende Marcus D. Hanwell(Gentoo) ile birlikte Pazar günü (bu arada doğum günümdü Pazar :)) “KDE ve Dağıtımlar” başlıklı bir sunum yaptım (pdf) , Marcus öncelikle Gentoo’da KDE paketlerini nasıl yaptıklarını, ne tip problemlerle karşılaştıklarını ve bunlarla ilgili buldukları çözümleri anlattı. Ardından bende Pardus için geliştirdiğimiz araçları ve 2009 sürümü için neler planladığımızı anlattım. Güzel geçti, 2009′da kullanılmak üzere geliştirdiğim Servis Yöneticisi ve Plasmoid’ini pek bi beğendiler, bizde mutlu olduk tabi :)

Service-manager

Bu arada 2009 ile ilgili aklınızda birşeyler oluşması adına şu videoyu izlemenizi tavsiye edeyim ;)

11
Ara

Açık kaynak yazılımlar ile ilgili söyleşi tadında podcast yayını yapan bir site SourceCast. Yeni keşfettiğim bu güzide çalışmada 6. bölüm için Pardus incelemesi yapıldığını görünce küçük bir şok yaşadım önce, sonra küçük bir tebessüm eh birazda gurur duydum hani :) Pardus’la ilgili söyleşi iki arkadaşın sıra ile zaman zaman birlikte yaptıkları bir konuşma gibi olmuş, kendi cümleleri ile Türkçe’ye çevirdim (arada aksandan dolayı yuvarlanan cümleler olabilir), ayrıca podcasti buradan dinleyebilirsiniz (7. dakikadan sonra Pardus incelemesi başlıyor ortalama yarım saat) . Bu arada podcastin açılışını da Istanbul Not Constantinople ile yapmışlar.

JD’nin Pardus görüşleri;

Pardus genel olarak Türk kullanıcılar için tasarlanmış yeni bir Türkçe Linux dağıtımı. Görünüşe göre Pardus yeni kullanıcı ile ileri seviye bir Linux kullanıcısı arasındaki kullanıcılar için tasarlanmış. İlk olarak iyi özelliklerden bahsedelim;

Ciddi olarak neredeyse kusursuz ve kolay kullanışlı kurulum yazılımı Fedora ile gelen Anaconda‘dan, Ubuntu ile gelen Ubiquity‘den ya da Debian ve ArchLinux kurulum yazılımlarından daha kolay. Kurulum yazılımı (YALI) öntanımlı olarak KDE 3.5.10 ve neredeyse aklınıza gelebilecek tüm codec paketlerini sisteme kuruyor; Divx, QuickTime, RealPlayer, WindowsMediaPlayer, Flash ve Java hepsi yükleniyor. Ve unutmadan DVD decyrpt öntanımlı geliyor. Yüzde yüz emin değilim ama sanırım ATI ve Nvidia için kapalı kaynak sürücülerini de öntanımlı içeriyor.Kurulum yazılımına geri dönersek; yeni bir kullanıcı ile ileri seviye bir kullanıcının ihtiyaçlarını harmanlamış ve bunları etkileyici bir dille sunuyor.

Masaüstüne geldiğimizde herşey çok güzel, güzelden kastım harika bir turuncu tema, mavi-gri karışımı bir KDE renk teması, harika bir paket yöneticisi arayüzü ve yapılandırma sihirbazı bulunuyor. Bu arada kolay paket yapabiliyor olmak gayet akla yatkın ArchLinux’taki kadar kolay olmasada; kesinlikle Debian’ın deb ya da RedHat’ın rpm paket yapımından daha kolay olduğunu söyleyebilirim.

Kötü özelliklerinden bahsedecek olursak;

Kurulum gerçekten çok yavaş, benim için kendi makinemde (ki gayet güçlü bir makineye sahibim -makine detaylarını veriyor-) Ubuntu’nun kurulması ortalama 20 dk. alıyor; Pardus ise 45 ila 50dk arasında kurulabiliyor. Kişisel olarak söyleyebilirim ki bu süre elde ettiğiniz sonuca değiyor fakat bazı insanlar kurulumun daha hızlı olmasını isteyebilir. GNOME ya da KDE4 kurmak & kullanmak çok zor, herhangi bir yerden ne kurulacağını seçemiyorsunuz. GNOME için tanımlanmış bir paket deposu yok ve sanıyorum KDE4′ü de kaynak kodundan derlemek zorundasınız. Bunu pek beğenmedim fakat en azından birşeylerin otomatik yapılması gerekiyor. Ayrıca iyi yanlarından bahsederken değindiğim gibi PiSi paket formatı PKGBUILD ‘ten daha kolay olmasa da kesinlikle deb ya da rpm’den daha kolay.

Sonuç olarak benden 9 puan alıyor, neden 10 almadığına gelince size masaüstü yöneticisi seçme imkanı sunmuyor; ki bu bazen bazı kullanıcılar için en büyük problem haline gelebiliyor; sizin de bildiğiniz gibi bazı insanlar KDE iyi der bazıları kötü. İleri seviye kullanıcı için ise 10 üzerinden 4 veriyorum; Ubuntu kadar kötü olmasa da, birşeyler derlemek için kurmanız gerekenler çok fazla, kendi paketlerinizi yapmak pek kolay değil, paket deposunda gördüğüm kadarı ile pek fazla paket yok; Türk hükümeti tarafından geliştiriliyor olmasına rağmen bu yönden bakıldığında küçük bir projeymiş gibi gözüküyor. Ayırca yine 9 veriyorum ki kırdığım 1 puan yılın neredeyse 2009 olduğu bu dönemlerde KDE4 ile kurulabilen bir hali olmayışından. Bu işi ekstra bir Cd ya da DVD  ve kurulumda seçim olanağı ile çözebileceklerini düşünüyorum.

Yazılım seçimleri için 6 veriyorum çünkü yüklü yazılımlar gayet güncel; Firefox gibi. Komünite işleri için 1.5 puan veriyorum; gördüğüm kadarı ile forumları yok, wiki ise görünüşte güzel olmasına rağmen Ubuntu,ArchLinux ya da Fedora wikisi ile karşılaştırılamayacak kadar az içerik var, IRC kanalı ise söylemesi üzücü ama tam bir şaka; en son iki ay önce uğradığımda sadece sekiz kişi vardı, sekiz ! Size yardıma hazır çok fazla bir komünite yok anlayacağınız. Çok fazla yardım ihtiyacınız olmasa da durum bu. Performans ile ilgili ise pek bir test yapadım ne yazık ki.

Jeremy’nin Pardus görüşleri;

Öncelikle kurulum yazılımı muhteşem, göümülü teması ile sanki gerçek üstü bir yapısı var. Kendi dilini bir yerlerde ayrıca seçmeye alışık olmayan bir Amerikalı için ilk kez bir Linux dağıtımında İngilizce dilini ayrıca seçmek durumunda kaldım, ki normalde bu düşünemeyeceğiniz birşey. Sonunda biri bizleri dışladı. Fakat kurulum yazılımının güzelliği yanında kurulum korkunç derecede yavaştı, kurulum sırasında Mandrake’de de gördüğüm Pardus’un önemli özellikleri ile ilgili bilgi verici güzel slaytlar olmasına rağmen yaklaşık bir saatimi aldı. JD: Benim görüşlerimde atladığım bir nokta var; aslında bir forumları varmış fakat o da yeterince aktif değil.

Framebuffer dizüstü bilgisayarımda çalışmadı, zannedersem sadece Ubuntu ile 1024×768 çözünürlükte kullanabilmiştim fakat Pardus’ta 800×600′de kullanabildim ve herseferinde bu ayarı yenilemek zorunda kaldım. Gerçi bu sorun benim makinem ile de ilgili olabilir. KDE 3.5.10 bence iyi bir seçim, çünkü benim favori masaüstü ortamım KDE ve görünüşe bakılırsa KDE4 şu an için piyasaya sürülebilecek durumda değil . İlk defa giriş yaptığınızda sizi Kaptan karşılıyor, alt tarafta şişko bir kaptan figürü olan iyi tasarlanmış bir arayüz ve ilk girişte yapmanız gereken önemli işleri hızlıca yapabiliyorsunuz ki diğer dağıtımlarda da olması gereken bir özellik. Ve asıl şok şimdi geliyor ki benim meşhur olmayan berbat Broadcom 43xx kablosuz ağ kartımı bu uzaktaki çok uzaktaki yeni kullanıcı dağıtımı Pardus kurulumdan hemen sonra kullanılabilir hale getirdi. Ubuntu’daki gibi yasaklanmış sürücüleri açmak, yeni depolar eklemek ya da firmware sürücüleri aramak zorunda kalmadım. Kurdum ve çalıştı !

Anahtar zinciri ise tıpkı Mac OSX’deki gibi biryerlerde birşey yapmak istediğinizde bir pencere ile parolanızı soruyor ve sizi daha fazla rahatsız etmiyor. JD: Debian’da da aynı. Ağ yöneticisini kullanıyorlar fakat KDE’yi en son kullandığımdakinden farklı bir şekilde çok daha kullanıcı dostu olmuş. Güzel değişiklikler yapılmış. KNetwork yazılar üzerine kurulu idi, Pardus takımı ise güzel dokunuşlar ile daha grafiksel bir arayüz hazırlamışlar. Yakuake’nin öntanımlı olarak kurulu gelmesine çok sevindim ki benim favori programlarımdan biridir. TASMA ise değiştirilmiş KControl’den farklı olmasına rağmen daha güzel olmuş.

JD: Görünüşe göre Pardus herşeyde bir değişiklik yapmış fakat hepsi iyi yönde olmuş daha kötüye gitmemiş.

Yeni kurulum yapmış birinin açtığı Firefox’ta; adres çubuğuna about:plugins yazarak kaydırma çubuğunu hareket ettirmesi yüzümde bir tebessüme neden oldu. Pisi ‘nin tam olarak nasıl okunduğunu bilmiyorum fakat Paket yöneticisi fena değil. Sanırım python tabanlı bir GUI kullanılmış, bana kalırsa Gentoo Portage takımı ile görüşmeliler  ve onların yaptığı gibi bir çalışma yapmalılar;hız konusunda. Hız gerçekten acı verici durumda. Paket yapma konusunda ise Rpm ve Deb’den iyi olmalarına rağmen PKGBUILD ya da EBUILD ‘den daha karışık ve zorlar. JD: Ayrıca XML de her zaman kötüdür. Ayrıca bazı oyunlar aradım ve bulamadım (Enemy territory gibi) fakat bunun sınırlı kaynak nedeniyle olabileceğini düşünyorum sonuçta bir oyun ortalama 600- 700 mb civarında. Sunucuda barındırmak masraflı olabilir.

Benim puanlamama gelince genel anlamda 10 puan veriyorum, evet tam olarak mükemmel denilemez fakat bana kalırsa Ubuntu’dan daha ileri bir durumda. İleri seviye kullanıcılar için ise 7 puan veriyorum; sistemde kurulu olması gereken geliştirme araçlarının öntanımlı yüklü olmaması ileri seviye kullanıcılar için bir eksi. JD: Daha önce de dediğim gibi iki Cd ya da DVD ile bu sorunu çözebileceklerini düşünüyorum. Bana kalırsa Ubuntu’daki gibi build.essentials benzeri bir yapı olsa ve sadece bir hareket ile gerekli tüm geliştirme araçlarını kurabiliyor olsakta yeterli. Ayrıca 2 puan da çok yavaş olan kurulum süreci için ve güncellemelerdeki ( ya da paket kurulumlarındaki) yavaşlık için veriyorum. Yazılım seçimleri için ise 7 veriyorum; öyle ki bilmediğiniz bir codec için bile gerekli yazılımlar yüklenmiş geliyor. Komünite için 5 veriyorum; wiki güzel gözüküyor, Ubuntu’daki kadar olmasa da forumda da bir hareket var; yani demek istediğim Ubuntu forumda sadece eski kayıtları arayarak bile çözüme gidebiliyorsunuz.IRC senin dediğin gibi ölü fakat IRC’ye pek önem vermiyorum fakat forumlar tam olarak kullanıldıklarında dev arşivleri ile önemli yerler haline gelebiliyorlar. Performans için ise 5 veriyorum ve genel skor olarak Fedora ile aynı olacaktır -ki tamamen güncelleyemedim- en önemli nedeni de gerçekten çok yavaş olan kurulum / güncelleme süreci.. Ayrıca bir çalışan CD olmaması da kötü olmuş.

Ortak görüşleri  – kapanış -

Pardus daha önce denediğimiz dağıtımlar arasında son kullanıcı için büyük olasılıkla en iyi dağıtım. Ve artık son kullanıcılar için yeni bir şampiyonumuz var ! Ayrıca son kullanıcı için düşündüğünüzde indirmek zorunda olmadığınız koca bir DVD ve yapmak zorunda olmadığınız bir çok ileri seviye kullanıcı işini de unutmamak gerekir. Öyle ki ananenizin evine gidip gönül rahatlığıyla Pardus kurabilirsiniz; ananeniz ortaya çıkacak “yeni güncellemeler var” yazan küçük baloncuklara tıklayıp sistemini güncel tutabilir. Ta ki Pardus projesi bitene ya da Pardus takımından birileri futbola, Pardus geliştirmekten daha fazla önem verene kadar :)

Önümüzdeki günlerde de Aaron Seigo ‘nun konuk olduğu KDE4 konulu bir podcast yayınlayacaklarmış benden söylemesi ;)

10
Kas

Bir süredir sevgili Doruk ısrarla Yalı ile kurulum yaparken ortaya çıkabilecek olası CD okuma problemleri vesilesi ile kurulumun yarıda kesilmesinden dert yanmakta, belirli aralıklarla kulağımı çınlatmakta idi. En bir eski yazılımların dahi desteklediği bu basit özellik adına bir şeyler yapılması gerektiğine dair son yazdıkları [#] sevgili Faik‘i pek bir hislendirmiş olacak ki, bu konuyu basit bir halde nasıl çözebileceğini düşünmeye başladı.

Yapmış olduğumuz “Pair programming” seansının ardından işi Yalı’da çözdük :)

Kendi görüşümü yine de eklemeden geçemeyeceğim; CD okuma problemlerinde tekrar deneme yapmanın ne kadar işe yarayacağından hala şüpheliyim ve fakat belki bir gün birinin işine yarar bu özellik belki kimbilir..

9
Kas

Google Summer of Code bünyesinde projelendirilen çalışmalar KDE SVN deposunda etkilerini göstermeye başladı;

Günümüz monitörlerinin çoğunda geniş ekran kullanıldığını düşündüğünüzde bu tip arayüz değişikliklerinin kullanıcının verimi konusunda büyük etkisi olduğunu farkedebilirsiniz.

Pardus 2007.3 Beta
Pardus 2007.3 Beta
20
Eyl

Pardus büyüyor, öle böle değil; Gökçen ve Ozan ve de Fatih aramıza katıldılar. Üçüne de çeşitli mülakat soruları sorduk, bir örnek vermek gerekirse;

 soru : Açık kaynak yazılımlarda veritabanı parolalarını nasıl saklarız ?

 cevap : Abi niye saklıyoruz parolaları ?

Her biri de aynı cevabı verdi ve işe alınmaya hak kazandılar. Şimdilik staj sürecinde başladıkları projeleri bitirmekle meşgul olsalarda ileride güzel işler yapacakları kesin ;) Hayırlı ossun.

Sormadan edemiyeceğim; Türkiye'de, staj sürecinde, stajyerler tarafından bu kadar fazla özgür yazılım üreten başka bir proje var mı bildiğin ? 

27
Ağu

Bir Türk Hacker(!) ‘ı ile yapılan muhteşem bir röportajdan alıntılar;

Hack kavramını nasıl tanımlarsınız?
Kısaca hedefi ele geçirmek ve şifre kırmak olarak tanımlarım.
Hangi programlama dillerini biliyorsunuz?

PHP, ASP, HTML
Kendi yazdığınız önemli programlar var mı?
(Cgi-Tarayıcı Yapım aşamasında) ve MSN saldırı sistemi
Windows mu, Linux mu? Neden?
Windows derim çünkü saldırı anında kendini kapatabiliyor. Linux ise saldırı geldiği an kendini kasıp işlemciyi bile yakabilir ve direk kaynak kodlarını dışarı verip dışardan girişi sağlar. Bu da bir eksi not olur Linux için.
ASP mi PHP mi? Neden?
Asp daha mantıklıdır, fakat Asp Sql server kullanılırsa daha güvenlidir Access veri yolu belirtmek zorunluluğu vardır. Bu sebepten dolayı ftp’den tarama yapsalar rahatlıkla veri yolunu bulup bilgilere sıza bilirler.
devamı burada
18
Ağu

Yine bir Türkiye rezilliği.. T.C. Fatih 2.Asliye Hukuk Mahkemesi 2007/195 Nolu Kararı gereği erisim engellenmistir. wordpress.com’a girince bunu görüyoruz, Ne güzel değil mi ? Not: Engelleme işini bile becerememişler üff.

14
Ağu

Efendim malumunuz Türkiye’deki en süper özgür yazılım projesi olan Pardus için çalışmaktayız ;) Tabi proje özgür olunca daha bi mutlu oluyor insan :)

Peki bu özgür yazılım nasıl bir şeydir ki bu kadar insan bundan bahsediyor ? Gelelim naçizane örneğimize;

Pardus’un popüler bir uygulaması olan ve ilk kez Suse için geliştirilen Sysinfo için (Pardus kullananlar bilir, diğerleri de araştırsın) birkaç değişiklik yaptık; çeşitli düzenlemeler, fixler vb. Sysinfo’nun ilk geliştiricisinin tasarladığı disk bölümlerini gösterme kısmı hoşumuza gitmedi. Biraz css, biraz c++ (evet sysinfo c++ ile yazılmış html üreten bir uygulama :) ) güzel bir hale getirdik. Sürüm sonrasında kde-apps.org’taki sysinfo’nun suse dışındaki diğer dağıtımlara göre paketlenmesi fırtınasına dayanarak Pardus’taki değişiklikleri göstermek adına bir tane de Pardus Sysinfo girdisi yarattım. Bir ya da iki gün geçmedi ki bizim yaptığımız değişiklikler diğer dağıtımlar için olan Sysinfo paketlerine de girivermiş :) Çok ama çok basit bir örnek olsa da paylaşmak adına özgür yazılım böle bişi ;)

Not: Tabi hala özgür yazılım projelerinde veritabanı parolalarının nasıl saklandığını bilemiyoruz (!)

Not2: Üsttekinden daha önemli; yeni dönem stajyerlerimiz de geldiler arı gibi çalışıyorlar ;)