26
Eki

[…]
Gerçekten sevdiğimiz, ama uzun zamandır karşılaşmadığımız birisiyle karşılaştığımızda, bir yeraltı treni gibi hızla kendi yolunda gitmekte olan içinde bulunduğumuz an, şaşalayarak yavaşlar. Bir şeylerin değişmesini o kadar çok isteriz ki, değişmemesi olasılığının düşüncesi bile bizi çok üzeceği için, bazen bu şaşalama anında durmak istesek bile yolumuza devam ederiz. Onun için, bazen soğuk davranırız. Yüzeysel oluruz. Şakaya vururuz. Duygularımız taşmasın diye ilgisiz kalırız. Duygulara sadakat az rastlanan bir yetenektir. Kendi duygularımıza sadakat. Ona çok çalışmak gerekir.
[…]

Daha çok Radikaldeki haftalık sinema yazılarından tanıdığım Fatih Özgüven, ilk hikaye kitabı Bir Şey Oldu‘dan sonra arayı açmadı, Hiç Niyetim Yoktu‘yu da yayınladı - yukarıdaki alıntı da bu kitaptaki iki kişili hikaye‘den.
İki kitap da bir solukta okunuyor, bu kadar kısa olmaları fena halde hayal kırıklığı yaratıyor; kaçırmayın…

16
Tem

Dil yaşan ve kendi kendine gelişen bir şey kabul ediyorum. Zamanla kendi içine yeni kelimeler alacak, türetecek, kullanım biçimi değişecektir. Ama zaman zaman düşünüyorum : Acaba ben mi çok yaşlandım? Benim kullandığım dil mi çok değişti? Artık gençler gözlük takmak yerine giyiyor olabilir mi?

Bir okur olarak kendimi doğru değerlendiremiyorum ama iyi bir okur olduğumu zannetmiyorum. Bir çok şeyde olduğu gibi okuduklarımda da belli takıntılarım var. Bilim kurgu ve fantastik kurgu, okumaktan ( hatta izlemekten - film, anime, çizgi-roman v.s. ), pek bir hoşlandığım iki kurgu türüdür. Bu türün ne yazık ki Türkçe çevirileri genellikle oldukça kötü olmakta fakat derdim bu türü eleştirmek değil.

Genel olarak ülkemizde çeviriler bir şekilde özensizleşti. Bir çevirinin bir dilden başka dile değil bir kültürden başka bir kültüre olması gerektiği artık pek umursanmıyor.

Örneğin bir kitapta National Geographic Magazine’i Ulusal Coğrafya Dergisi diye çevirmeye özen gösteren bir çevirmen, gezegen yerine planet kelimesini kullanabiliyor.

Her karşılaştığımda ( ki bu sıralar çok karşılaşıyorum ) homurdadığım bir başka örnek ise “Amerikan Sivil Savaşı” terimi. Türkçe’de savaşın soğuk olanı var ama sivil olanı yoktur. Hangi internet sözlüğüne1 “civil war” yazarsanız size karşılık olarak “iç savaş” getirecektir.

Çözüm var mı? Yoksa “faylları opın etmeden rikortları sörçemezsin” şeklinde bir jargonla konuşan iş kolunda çalışan biri olarak acaba hiç konuşmasam ( yazmasam ) daha mı iyi?

Notlar :
1- Tembeliz ya o yüzden İnternet sözlüğü.
2- Verilen örnekler ne yazık ki bilim kurgu ya da fantastik kurgu kitaplardan değildir.