[…]
Gerçekten sevdiğimiz, ama uzun zamandır karşılaşmadığımız birisiyle karşılaştığımızda, bir yeraltı treni gibi hızla kendi yolunda gitmekte olan içinde bulunduğumuz an, şaşalayarak yavaşlar. Bir şeylerin değişmesini o kadar çok isteriz ki, değişmemesi olasılığının düşüncesi bile bizi çok üzeceği için, bazen bu şaşalama anında durmak istesek bile yolumuza devam ederiz. Onun için, bazen soğuk davranırız. Yüzeysel oluruz. Şakaya vururuz. Duygularımız taşmasın diye ilgisiz kalırız. Duygulara sadakat az rastlanan bir yetenektir. Kendi duygularımıza sadakat. Ona çok çalışmak gerekir.
[…]
Daha çok Radikaldeki haftalık sinema yazılarından tanıdığım Fatih Özgüven, ilk hikaye kitabı Bir Şey Oldu‘dan sonra arayı açmadı, Hiç Niyetim Yoktu‘yu da yayınladı - yukarıdaki alıntı da bu kitaptaki iki kişili hikaye‘den.
İki kitap da bir solukta okunuyor, bu kadar kısa olmaları fena halde hayal kırıklığı yaratıyor; kaçırmayın…





















