14
Kas
Bugün indirdiğim birkaç flv dosyasını avi'ye çevirmem gerekti, liste uzun olsaydı bir betik yazmayı düşünüyordum ama sağ tıklayıp yapmak daha güzel olurdu dedim. Önceden flv'leri kaffeine ile otomatik oynatmak için Tasma>Masaüstü Seçenekleri>Dosya İlişkileri yolundan bir video/Flv girdisi yapmıştım.

Sonra /usr/kde/3.5/share/apps/konqueror/servicemenus dizininde convert_to_avi.desktop adında bir dosya açıp içine şunları yazdım;

[Desktop Action Convert_to_avi]
Exec=konsole -noclose -nomenubar -notabbar -notoolbar -nohist -e ffmpeg -i %u %u.avi
Icon=avi.png
Name=Convert to avi
Name[tr]=Avi biçimine dönüştür

[Desktop Entry]
Actions=Convert_to_avi;
Encoding=UTF-8
Name=convert_to_avi
Name[tr]=convert_to_avi
ServiceTypes=video/Flv

Artık .flv dosyasına sağ tıklayıp Eylemler menüsünden "Avi biçimine dönüştür" seçerek kolayca .avi dosyasını alıyorum.
11
Kas
Bugün birden kapımda iki delikanlı belirdi ve Akbank'tan geliyoruz bir isteğiniz şikayetiniz var mı? diye sordu. Olmaz olur mu, sizi allah gönderdi :)

+ İnternet şubeniz Pardus ile kullanılamıyor.
- Firefox'mu kullanıyorsunuz?
+ Evet tabii ki.
- Bunu internet sayfamızdaki dilek ve şikayet bölümünden iletirseniz...
+ Üç veya dört defa yazdım, bir düzelme olmadığı gibi hiçbir cevap gelmedi.
- Allah allah en azından olumsuz da olsa cevap verilmesi gerekirdi.
+ Bencede, ama ben umudumu yitirdim artık yazmıyorum.
- Hangi işlemleri yapamıyorsunuz?
+ Hemen hemen hiçbirisini, ..., ..., ve ... bankasının internet şubelerinde hiç sorun yaşamıyorum.
- Tamam ben notumu alayım, Firefox ve neydi?
+Pardus İşletim Sistemi
- Nasıl? Par...
+ Paris, Adana, Rize, Denizli, Urfa, Sinop
- Neden Pardus kullanıyorsunuz?
+ Ekonomik, güvenlik ve ahlaki nedenlerim var, diğer sistemlerde virüs ve şifre çalma yazılımları ile burun buruna çalışıyoruz, Pardus'da bunlar için endişelenmiyorum daha güvenli, ihtiyacım olan tüm programlar da hazır yüklü geliyor, üstelik hiçbir sınırlama yok ve hızlı. Banka olarak güvenliğe herşeyden daha çok önem vermesi gerektiği halde Akbank'ın bunu hiçe sayması çok garip.
- Bu Windows'a benziyor mu? (Biri bilgisayarıma uzanıyor)
+ İlk bakışta evet ama çok şükür ki tüm programlar farklı, farklı çalışıyor.
.....


Nedendir bilmiyorum hala umutsuzum.
9
Kas
Bildiğiniz gibi 2004 yılında Microsoft ile el sıkışan hükümet 2005 yılında yayınlanan bir genelge ile ülke çapında "Bilgisayarlı Eğitime Destek" kampanyası başlattı.

Seferberlik ilan eden hükümet bu kampanya için alınan yazılım ve donanımlar için tebliğ çıkartarak KDV istisnası getirdi. "Ülkemizde eğitime ayrılan kamu kaynakları istenilen düzeyde değildir" ifadesinin bulunduğu genelge ile bağışta bulunanlara İl Valileri tarafından teşekkür belgeleri düzenlenerek tören ile verilmesi ve tüm taşra teşkilatlarında hizmet içi eğitim seferberliği başlatılması istendi ve bir web sitesi hizmete açıldı. Sitede şöyle bir bilgi var;

"PROJE HEDEFİ: Eğitim kurumlarımıza 1 Milyon Bilgisayar kazandırmak."

"Bakanlığımız bünyesindeki toplam 35.581 ilköğretim okulunda 130.430 bilgisayar, toplam 6.861 ortaöğretim okulunda ise 95.895 bilgisayar bulunmaktadır. "

Yani eğitim için en az 750 bin bilgisayar daha alınması hedeflenerek alınacak sistemleri tarif eden güzel bir teknik şartname hazırlanmış. Şartnamenin 3 maddesi şöyle;

"İsteklilerin teklif ettikleri tüm kişisel bilgisayarlar ve lazer yazıcılar; Windows Vista işletimsistemi için Microsoft donanım uyumluluk listesinde (HCL) bulunmalı ve ihale dosyasında bu durum belgelenmelidir."

Şartnamenin geri kalanı da Microsoft ürünlerine atıf ile doldurulmuş ancak bunun nedeni de bir maddede açıklanmış, bilindiği gibi MEB'in hemen tüm hizmetleri Microsoft bağımlısı;

"Teklif edilen tüm donanım ve yazılım Milli Eğitim Bakanlığı‟nın şu an kullandığı teknoloji ile tamamen uyumlu olmalı ve birlikte çalışabilmelidir. "

Aslında bunları bilmeyen pek yoktur, eski bir konu ve zamanında çok eleştirildi.

Şimdilerde ise özgürlükiçin topluluğu ve özgür yazılım gönüllüleri Liselerde seminer ve eğitim çalışmaları yapmak için çalışıyor. Yaptıkları şey hükümetin ve MEB'in politikalarına, yaptıklarına tamamen aykırı ve dışarıdan bakıldığında arkasında Başbakanın ve M.E.Bakanının durduğu kocaman bir kampanyayı hiçe sayan bir baltalama çalışması gibi görünüyor.

Bu seminerler MEB'in ironik olarak "Ülkemizde eğitime ayrılan kamu kaynakları istenilen düzeyde değildir" fikrinden yola çıkarak yaptığı kampanyalar ve tüm okul yönetimine ve öğretmenlere hizmet içi eğitimlerle oluşmasını sağladığı etkiyi (Microsoft bağımlılığını) kırmaya yönelik bir harekettir.

Bu seminerlere izin veren, ilgi ve yakınlık gösteren yöneticiler ve öğretmenler gerçekten çok cesur insanlar olmalı.

Ayrıca;
http://armuting.blogspot.com/2008/04/microsoft-meb-var-msn-yok-musun.html
http://armuting.blogspot.com/2008/04/nerede-bu-linux-nerede-bu-pardus.html
4
Kas
AIGLX'in yazarı Kristian Høgsberg'in yeni bir X sunucu projesi ile uğraştığını www.phoronix.com'un haberinden öğrendim. Wayland adını verdiği proje Kernel 2.6.29'a eklenen "kernel-mode-setting" ve Compiz-Fusion ile kullandığımız compositing özelliklerini barındıracakmış. Kernel-mode-setting gelişmesi henüz yolun başında olsa da (2009'da Ubuntu ve Fedora ile kullanıcılara ulaşabilir) sistem açılışını hızlandırdığına vurgu yapılıyor, ayrıca kernel yüklendiği andan itibaren kullanıcı kendini grafik ortamda bulacak, yani konfor ve hız demek, belki daha önemlisi grafik kartı üreticileri dolaysıyla kullanıcılar Linux sürücüleri konusunda daha rahat edecek.

Her neyse konu Wayland, zaten Linux kullanmaya başladığımdan beri merak ediyordum bütün masaüstü dağıtımlarında çok farklı pencere yöneticileri ve çeşitli yazılım seçenekleri var ama X sunucu tıpkı Kernel gibi baş köşeyi tutmuş. Bu pek sorgulanan bir konu değil, "X sunucu kararlı ve büyük bir proje, işini iyi yapıyor, kapı gibi maşallah, macera aramanın alemi yok." gibi kalıplaşmış bir düşünce var sanırım. Ancak birileri X sunucudan artık rahatsız olmuş ve maceraya yelken açmış.

Wayland henüz çok taze bir proje ve kaynak kodlara bakınca bir lisansı bile olmadığını gördüm. Aslında beni bu yazıyı yazacak kadar heyecanlandıran şey ise Wayland'ın küçük gömülü sistemler, cep telefonları veya işte öyle ufak tefek oyuncaklarda çalışabilecek kadar hafif tasarlanıyor olması, öntanımlı Wayland bulunan bir "Pardus 2013 Mobile Edition" veya masaüstümde geliştirdiğim Qt arayüzü bulunan bir programı kernel çalıştırabilen her türlü cihazda kullanabileceğimi düşünmek (mesela bir araba, buzdolabı, çim biçme makinesi) heyecan verici bir şey.
DPT'nin 2009 - 2011 Kamu Bilgi ve İletişim Teknolojisi Projeleri Hazırlama Kılavuzu [1] yayınlanmış, kamu kurumları BİT projeleri için DPT'nin klavuzuna uygun başvuru yapmak zorunda, bu kılavuzun "3.1.İlke ve Politikalar" bölümündeki ifadeler şöyle;

  • Proje ve uygulamalarda, herhangi bir teknoloji tercihini öne çıkartmayan ve teknolojik bağımlılık yaratmayan çözümlerin benimsenmesi,
  • Kullanıcı / vatandaş odaklı uygulamaların öncelikle gerçekleştirilmesi,
  • Açık standarda dayalı ürün/hizmetlerin alınması, mükerrer ve birbiriyle örtüşen yatırımlardan kaçınılması,
Aslında her geçen gün devlet kurumlarının özgür yazılımları daha çok tercih ettiği bir dünyadan bakınca bu belgede daha keskin ifadeler bulunmasını bekliyor insan ama sonuçta iş başvuruda değil değerlendirme sürecinde, umarım değerlendirme kriterlerinde ilke ve politikalar gözardı edilmez. Başta MEB olmak üzere tüm kurumlara duyurulur.

[1] http://www.bilgitoplumu.gov.tr/yatirim/2009KamuBITKilavuzu.doc
[2] http://www.bilgitoplumu.gov.tr/yatirim/index.asp
29
Eki
Bu güzel bayram gününde çok daha umut dolu ve heyecanlı şeyler yazmak , gönüllere Cumhuriyet enerjisini aktarmak isterdim ama bu halimize de şükür diyecek durumdayız. Biliyorsunuz geçen gün tahliye olduk, eh artık sabıkalı olduğumuzu ziyaretçilerin bilmesi iyi olur diye düşünerek aşağıdaki grafiği bundan böyle sayfamın bir köşesinde bulunduracağım.


24
Eki
T.C. Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesi 20.10.2008 tarih ve 2008/2761 sayılı kararı gereği günlük sayfama erişimin engellendiğini öğrendim, ne bir duruşma çağrısı, ne bir karar, ne bir tebliğ aldım, yargısız infaz edildim, sesim soluğum kesildi sansürlendim.

İki yıldır bağırıyoruz, internet sitelerini TV kanalı gibi gören bir kanun, koltuk sevdasından bu kanuna arka çıkanlar, bu kanun sayesinde Türkiye'de istediği siteyi yasaklatabileceğini bilen hainler ile bunlara maşa olan cahil vatandaşlarımız yüzünden kendi kendimizi mağdur ediyoruz.
23
Eki
Pardus, 2007 sürümüyle beraber geniş kitlelere ulaşmayı başarabildi, ben 2008 sürümünün, 2007'den 2007.3'e kadar olan yükselen kalite ivmesini devam ettiremediğini düşünüyorum ama bu kullanıcı kitlesinin genişlemesini etkilemedi. Bunda mevcut kullanıcıların Pardus ile bir gönül bağı kurmuş olduğunu ve yeni kullanıcılar açısından da Ulusal Dağıtım fikrinin çekiciliğinin önemli rol oynadığını düşünüyorum. Bu kadar hızlı büyüyen bir toplulukta da projeye katkı yapmak isteyen her seviyeden kullanıcı olması beklenen bir durumdur.

Kullanıcıların az bir kısmının Linux konusunda tecrübeli ve yetkin kişilerden oluştuğu büyük çoğunluğunda AWB (Ağır Windows Bağımlılığı) olan kullanıcılar olduğu forum ve e-posta listelerinden anlaşılıyor. Bu çoğunluğun belgelendirme, çeviri ve hata raporlama konusunda planlı bir şekilde bilinçlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. AWB'den dolayı bu durumdaki kullanıcıların pek çoğu Linux dağıtımlarını birilerinin bir yerlerde kendi halinde kodladığı kendisinin de sadece inidirp kurup kullanacağı bir sistem olarak görüyor. Katkı konusunu da program yazmak olarak anlıyor. Bu konuda wiki sayfalarında belgeler var isteyen gider okur denilebilir ancak ben wiki sayfalarını sadece ne aradığını ve nerede bulacağını bilen kişilerin okuduğunu düşünüyorum. Bu durumda Pardus ekibince kullanıcılara tek adres olarak gösterilen özgürlükiçin sitesinin "Katkı" konusunda yol gösterici, bilinçlendirici ve özendirici yeni bölümleri ve projeleri olması gerektiğini düşünüyorum. Özgürlükiçin bugüne kadar hep içeriden dışarıya bir bilgi akışını sağlama yönünde gelişti, en son "Beyin" projesiyle dışarıdan içeriye akışı sağlayan bir gelişme sağlandı. Artık bundan sonraki adımların özelde "Katkı" konusunda ve genelde dışarıdan içeriye yönelik olması gerekiyor.

Bunları yazmama neden olan şey aslında ileri seviye bir kullanıcının aşağıdaki adreste gördüğüm pisi paketleri [1] , bu arkadaş Pardus'u kullanmış, kullanmakla kalmamış katkı da yapmış. Ama bu paketleri Pardus deposu yerine kişisel sayfasında yayınlamış. Acaba neden Pardus deposuna girmemiş, katkı için başvurmamış mı? başvurmak istemiş bilgi mi bulamamış? geri mi çevrilmiş? diğer dağıtımlar için yaptığı paketlere bakınca Pardus için de iyi bir katkıcı olabileceğini ama neden Pardus'un bu kişiyi kazanamadığını merak ettim. Daha korkunç bir soru acaba bu kişi gibi kendi halinde paketleme yapan kaç kişi var?

Pardus'un bir contrib deposu var ancak bu depoya herkes paket gönderemiyor, bu konudaki teknik konuları bilmiyorum ama contrib deposunun en az temel depo kadar formalite taşıdığını ve test süecine tabi olduğunu sanıyorum. Ben resmi depolarda olmayan paketlerin bulunduğu (belki kullanıcıların kendi yaptığı programlar için) kullanımı tamamen kullanıcıların sorumluluğunda olacak testleri ve bakımı kullanıcılar tarafından yapılacak ama Pardus sunucularından hizmet verecek daha özgür bir depo hayali kuruyorum.

Bu konuda zaten www.pardus-linux.org sitesi açtığı depo ile önemli bir adım atmıştı, ben bu depoların ve sitelerin ülkemizde ve Dünya'da daha da çoğalmasının Pardus'a her zaman fayda sağlayacağını düşünüyorum. Ama bu konularda öncülüğü Pardus ekibinin yapmasını da bekliyorum.

Belki yazılacak daha çok şey vardır ama aklıma gelenleri hızlıca yazdım.

[1] http://www.maccusfoto.nl/maxmenu/rpms.html
21
Eki
Biraz stres atmak için http://tux.crystalxp.net/ de ne var ne yok bir bakayım dedim...









10
Eki
Bir kamu hizmeti olan e-devlet uygulamalarından tüm vatandaşların eşit olarak faydalanabilmesi için bu hizmetleri kullanmaya yarayan yazılımların da herkes tarafından ulaşılabilir ve kamunun kullanımına açık olması gerekir.

Ancak ne yazık ki bugüne kadar bazı kamu kurumları bu gerçeği görmezden gelerek vatandaşların bu hizmetlere ulaşabilmesi için ücretli olarak satılan bazı özel şirketlerin yazılımlarını kullanmasını zorunlu tutmuştur. Bu durum çok açıkca hizmetlere ulaşım eşitliğini ve özgürlüğünü kısıtladığı gibi, verilen hizmeti bir nevi paralı hale dönüştürmekle kalmayıp bazı özel şirketlerin de dolaylı olarak devlet tarafından desteklendiği görüntüsünü vermektedir. Her ne kadar bürokratik ve siyasi idarelerin genelde bu teknik konulardan haberi olmasa da oluşan bu tablo e-devlet hizmetleri için büyük bir hukuki sorundur.

Nihayet kamu internet sitelerine çeki düzen verecek çalışmalar geç kalmış da olsa yapılıyor. Bu konuda "Kamu İnternet Siteleri Standardizasyonu Kılavuzu" [1] adıyla yayınlanmış bir taslak çalışması var. Bu belgenin "2.3 Yazılım ve Donanım" [2] bölümünde internet sitelerinin tek bir işletim sistemi ve tarayıcı özelliklerine göre tasarlanamayacağı, nasıl olması gerektiği belgelendirilmiş.

Umarım kısa sürede uygulamaya geçer...

25
Eyl
Önceki yazıda Django ile veritabanı kullanımı örneği yapacağımı yazmıştım ama url adresleri ile oynarken çok eğlenceli şeyler çıktı ortaya yazmadan edemedim.

Önceki örnekteki urlpatterns listemiz aşağıdaki gibiydi;

from deneme.dersler import dersindex, ders1, ders2

urlpatterns = patterns('',
('^$', dersindex),
('bolum1', ders1),
('bolum2', ders2),
)

Buradaki ilk değerin boş olduğunu görüyorsunuz, bu değeri ihtiyaç halinde ön-ek (prefix) olarak kullanabilirsiniz. Şöyle;

from deneme.dersler import *

urlpatterns = patterns('deneme.dersler',
('^$', dersindex),
('bolum1', ders1),
('bolum2', ders2),
)

Peki şöyle bir import yazdıysak?

from deneme.dersler import *
from deneme.makale import *

#Şöyle

urlpatterns = patterns('deneme.dersler',
(r'^$', dersindex),
)

urlpatterns += patterns('deneme.makale',
(r'^$', makaleindex),
)

Bu r'^$' ifadesinde önceki örnekten farklı olarak bir "r" ekledim, bu zorunlu olmasada Python'a bu ifadenin string değil raw olduğunu anlatıyor ve kullanılması iyi olur.

Ayrıca Python'un 255 karakterlik bir fonksiyon arguman limiti var, yani büyük bir sitenin patterns() listesi büyük boyutlara ulaştığında yukarıdaki yöntem kullanılabilir.

Şimdi "/pardus/2008/1" adresini yazacağım pardussurumleri() fonksiyonu ile oluşturmak istiyorum. Bunun için yeni bir pardus.py dosyası açıp şu şekilde yazdım;


# -*- coding: utf-8 -*-

from django.http import HttpResponse

def pardussurumleri(request, version, subversion):
html = "Pardus "+version+"."+subversion
return HttpResponse(html)

Düzenli ifadede olarak kısaca "pardus/", 4 haneli sayı, "/" ve bir haneli sayı tanımı yapıyoruz.

urlpatterns += patterns('deneme.pardus',
(r'^pardus/(\d{4})/(\d{1})/$', pardussurumleri),
)

Peki fonksiyon tanımını şu şekilde yaptığımızı farz edelim;

def pardussurumleri(request, subversion, version):

Bu durumda "/pardus/2008/1" url adresi sonucunda Pardus 1.2008 gibi bir çıktı alırız, ancak aşağıdaki gibi bir pattern tanımı yaparsak fonksiyonumuz pardussurumleri(request, version="2008", subversion="1") olarak çağırılacak.

urlpatterns += patterns('deneme.pardus',
(r'^pardus/(?P<version>\d{4})/(?P<subversion>\d{1})/$', pardussurumleri),
)

Bunun ışığında /pardus20081 url adresi için şöyle bir ifade kullanılabilir.

r'^pardus(?P<version>\d{4})(?P<subversion>\d{1})/$'

Eğer henüz test aşamasındaki bir sürüm için kullanılacak bir url için "/pardus2009test" yerine "/pardus2009" kullanmak istersek pattern ile fonksiyona sabit bir değer geçirebiliriz.

(r'^pardus(?P<version>\d{4})/$', pardussurumleri, {'subversion' : 'test'})
23
Eyl
Bende sonunda eğlenceyi doruklarda yaşamak için Django ile "Selam cümlet-ül alemin" (Hello world) dedim. Linus'un Linux 1.0 duyurusunu yaptığı sıralarda (tabii 2 yıl öncesine kadar bundan haberim yoktu) ben bir Apple makinasındaki GWBasic ile "hello world" yazmanın heyecanını yaşayan bir gençtim. O gün bu gündür ne zaman yeni bir "hello world" yapsam hep aynı heyecanı duyuyorum. Bu arada "hello world yapmak" diye bir deyimi ilk kullanan kişiyim herhalde.

Her neyse, bu yazı öyle geyik bir yazı olmasın bir işe yarasın, diye neler yaptığımı anlatayım.

Django 1.0'ı Pardus'da kurmak için "sudo pisi it Django" komutu veya Paket Yöneticisinden tıklamanız yeterli.

Daha sonra projeler için bir klasör açmanız iyi olur, ben ev dizininde django adında bir klasör açtım, konqueror ile bu dizine girip F4 tuşuna basarak konsolu açın ve ilk projenizi aşağıdaki komut ile oluşturun.

django-admin.py startproject deneme

Django bu komutla deneme adında bir dizin oluşturacak ve proje için gerekli temel dosyaları buraya yazacaktır. Proje henüz boş ancak çalışıp çalışmadığını aşağıdaki komutla hemen test edebilirsiniz.

python manage.py runserver

Bu komutu deneme dizininde vermelisiniz, çünkü manage.py orada. Komut çıktısından anlayacağınız gibi tarayıcınızın http://127.0.0.1:8000 adresinden projenizi görüntüleyebilirsiniz. Kocaman bir "It worked" yazısı görmüş olmalısınız. Evet şimdi kendi kodlarımızı yazalım;

deneme Dizini altında "dersler.py" adında bir dosya oluşturun, içeriği şöyle;


# -*- coding: utf-8 -*-
#Üst satır Türkçe karakterler için

#Django kütüphanesinden bir işlev ekliyoruz
from django.http import HttpResponse


#Bu fonksiyon sitemizin indeks sayfasını oluşturacak
def dersindex(request):
html = "<a href='bolum1'>Bölüm 1</a><br>"
html += "<a href='bolum2'>Bölüm 2</a><br>"
return HttpResponse(html)


#Bu fonksiyon da başka bir sayfa
def ders1(request):
msg = "Django mu? o da ne?"
return HttpResponse(msg)



#Bir başkası
def ders2(request):
msg = "Django Reinhardt ünlü bir gitaristtir."
return HttpResponse(msg)


Bu üç fonksiyonun ortak özelliklerine dikkat edin, parametre olarak "request" alıyorlar ve HttpResponse ile değer döndürüyorlar. Buradaki her bir forksiyonun yaptığı sadece sayfanın içeriğni oluşturmak. dersindex Fonksiyonunudaki HTML kodlarına bakarsanız /bolum1 ve /bolum2 dizinlerine bağlantı verildiğini görüyorsunuz, ancak projemizde böyle bir dizin açmadık, şimdi anladığınız üzere ders1 ve ders2 diye iki fonksiyonumuz var ve bu url adreslerini bu fonksiyonlara bağlamamız gerekiyor. Bunu da Django'nun oluşturduğu urls.py dosyasından yapıyoruz. Bu dosyayı şöyle düzenledim;


# -*- coding: utf-8 -*-
#Bunu ben ekledim

from django.conf.urls.defaults import *

#Bunu da ben ekledim, yazdığımız fonksiyonları projeye ekliyoruz
from deneme.dersler import dersindex, ders1, ders2

# Uncomment the next two lines to enable the admin:
# from django.contrib import admin
# admin.autodiscover()


urlpatterns = patterns( '',
('^$', dersindex),
('bolum1', ders1),
('bolum2', ders2),
)


Böylece patterns fonksiyonundaki parametreler ile sitemizin /bolum1 adresi çağırıldığında ders1 forksiyonunun çalışmasını sağlamış oluyoruz. Bu url adreslerinde '^$' gibi düzenli ifadeler kullanılabiliyor, bunula ilgili http://pythontr.blogspot.com/2008/09/dzenli-ifadelelerde-kullanlan.html adresinden bilgi alabilirsiniz.

Merak etmeyin Django ile veritabanı kullanmak en az bu örnek kadar basit :) Bir sonraki örnekte ona bakarız.

20
Eyl

Bugün şöyle bir e-posta aldım;

"Acaba bana ücretsiz pardus cdsi bıraka bilirmisiniz adres:..... lütfen posta kutuma atın"

Sonra aklımdan şunları yazmak geçti;

-Olmaz, imza karşılığı teslim ediyoruz, evde yoksanız ihbar mektubu bırakırım, gelir benden alırsınız.

-Ücretsiz dediysek ortalık malı değil öyle posta kutusuna at git, teslimatı ikimiz yalnızken yapmalıyım, gece yarısı havaalanı köprüsünün altına gelin, kimsenin sizi takip etmediğinden emin olun, sizi uzaktan izliyor olacağım...

-Biz öle her isteyene CD vermeyiz deliganlı, önce kimsin kimledensin, ne iş yapasın, ailen nasıl tanınır bi öğrenelim, yeni işletim sistemi gurmak sorumluluk ister özveri ister, biz gül gibi yetiştirdik onu, Pardusumuza eyi bakabilcenmi bakem, haa?!...

-Hay hay beyefendi, isterseniz hediye paketi de yapıyoruz, ayrıca Ramazan boyunca kurulan CD yanında KDE4 çalışan CD hediye!!, üstelik 5 CD ve üzerindeki siparişlerinizde %5 ttnet kotası kazanma şansı, daha bitmedi yapılacak çekilişle....

9
Eyl
Son günlerde basının "süper malzeme" muamelesi yaptığı Hadron Çarpıştırıcısını herhalde duymayan kalmamıştır. Hadron herhalde Dünya'daki en büyük partikül hızlandırıcısı olması ve yapılacak deneyin sonuçları açısından yüzyılın mühendislik ve fizik projelerinden birisi olarak tarihe geçecek.

Eğer bu konuya meraklıysanız yaklaşık 8000 bilim insanının katkısıyla hazırlanan ve Hadron'un tüm tasarım, inşa ve teknik detaylarını içeren dokümanlara aşağıdaki [1] adresten ulaşabilirsiniz. Ancak gözünüz korkmasın insanlığın bu dev projesinin raporları sadece 1600 sayfa tutmuş.[2]

Yani OOXML'nin 6000 sayfalık inanılmaz rekoruna yaklaşamamış bile. Şimdi insan düşünmeden edemiyor, bu OOXML nasıl üstün bir teknolojidir? Yoksa MS labaratuvarlarında kocaman siyah gözlü birileri mi çalışıyor nedir?

Sonra aklıma şu güzel hikaye geldi;

Adamın biri 5 adım öteden attığı ipi bir iğnenin deliğinden geçirmesiyle ünlüymüş.
Bu adam halkın diline düşünce Padişah gerçek olup olmadığını anlamak için adamı saraya çağırtmış.
Huzura çıkan adama eğer gerçekten ipi 5 adım öteden atıp iğne deliğinden geçirirsen sana 10 kese altın veririm demiş, yoksa kellen gider...
Adam gayet kendinden emin bir şekilde ipi atıp delikten geçirince Padişah şaşkınlıktan ayağa kalkmış.
Hemen vezire dönüp bu adama 10 kese altın verin sonra da 50 kırbaç vurun demiş.
Adam altınlara sevinemeden diz çöküp af dilemiş neden Padişahım diye sormuş.
Padişah adama dönüp bu altınlar bu kadar yetenekli olduğun için, kırbaçlarda bu yeteneğini böyle absürd bir şeye harcadığın için demiş. :DD

[1] http://www.iop.org/EJ/journal/-page=extra.lhc/jinst
[2] http://www.symmetrymagazine.org/breaking/2008/08/25/free-online-full-documentation-for-the-large-hadron-collider/
[3] http://en.wikipedia.org/wiki/Office_Open_XML

8
Eyl
Soru: Emekleme aşamasındaki bir "python coder" bu konuyu proje olarak seçerse ne olur?
Cevap : pogy.tar.gz

İlgililerin paketteki README dosyasını okumasını... (Henüz beta bile olmadığını düşünerek pisilemedim.)
3
Eyl
ITU (International Telecommunication Union) Başkanı Türkiye'nin "Spam Posta Dağıtma Şampiyonu" olduğunu ve böyle devam ederse kara listeye alınacağını söylemiş. Bu gerçekleşirse Türkiye'deki sunuculardan gönderilen postalar yerine ulaşamayacak. [1]

Bu spam postalar büyük oranda "zombie" denilen ve uzaktan gizlice yönetilen bilgisayarlardan kaynaklanıyor, yani evinizde veya ofisinizde Microsoft ürünleri kullanan zavallı bir PC'nin dünyanın herhangi bir yerindeki bir kırıcı tarafından ele geçirilmiş olması yüksek ihtimal.

[1] http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=21840
25
AğU
Bu hafta sonu büyük bir şirketin bir şubesinde bilgi işlem sorumlusu olarak çalışan yüksek öğrenim görmüş bir gençle tanıştım. Bu kişi kendisini "Mikrosoftcu" olarak tanımladı ve bu tanımı nasıl kullanmaya başladığını anlattı.

Birkaç yıl önce Antalya'da düzenlenmiş seminer şeklindeki bir Microsoft etkinliğine katılmış. Her ne kadar özel ve kamu sektöründeki bilgi işlem yöneticilerinin ağırlıkta olduğu bir toplantı olsa da sektördeki teknik personelin de katılımı sağlanmış. Microsoft ürünleri kullanarak yetişmiş bu gencin o güne kadar Linux ve özgür yazılım üzerine pek fikri ve merakı yokmuş, Linux dünyasını "geçici bir heyecan" olarak görmüş her zaman (konuştuğumuzda hala öyleydi).

Bu seminerde "Linux fanatiği" diye tanımladığı bir grup da varmış. Seminer boyunca bu kişiler Microsoft ürünlerini ve projelerini anlatma derdindeki konuşmacıları sorular ve çeşitli görüşleriyle terletip müdehale etmişler hatta bazı anlarda tartışmaya varan konuşmalar geçmiş ve ortam gerilmiş. Sonunda bu agresif Linux taraftarları çizdikleri hoş olmayan tablo ile seminerdeki pek çok kişinin antipatisini kazanmayı başarmış. Sonuçta bu genç bilişimci arkadaş Linux hakkındaki düşüncelerinin o günden sonra iyice keskinleşerek Linux'a karşı antipatiye dönüştüğünü ve "iyiki Microsoft varmış" diye düşündüğünü söyledi.

Kendisi özel ders veren bir arkadaşımın öğrencisi olduğundan ve kısa bir ders arasında lafladığımızdan muhabbeti pek koyulaştıramadık, ancak anlattıkları bana yetti. Kaş yapalım derken göz çıkarmak böyle bir şey işte.
23
AğU
Pardus için yazdığım çevrimdışı güncelleme yardımcısını kurulum CD'sinde bulunmayan PyQt4 ile geliştirmişim. Geliştirmişim diyorum çünkü bu trajik-komik durumu interneti olmayan bir kullanıcının test ederken aldığı "
ImportError: No module named PyQt4" hatasıyla anlamış olmamdan dolayı yaşadığım dumuru hala üzerimden atamadım. :D

Bu sabah programı pek içimden gelmeyerek PyQt'ye uyarlamak için biraz kurcaladım ama bu iki kütüphanenin birbirinden temel farklılıkları olduğunu anlayınca bu işi şimdilik bir kenara bırakıp programı bir komut satırı aracına dönüştürmenin daha az acı vereceğine karar verdim. Bu projeyi Qt ve özellikle QtXml'i tanımak için yapmıştım, beni teselli eden herhalde bu amacıma ulaşmış olmam oldu. Tabii bunu yaparken işe yarar bir şeyler ortaya çıkmasını da istiyordum.

Ancak kodlarla boğuşurken bu defa farklı olarak üyesi olduğum www.live365.com'dan bir Smooth Jazz [1] kanalını Amarok ile açtım. Kod yazarken ihtiyaç olan konsantrasyon, meditasyon, navigasyon vs.için oldukça etkili olduğunu fark ettim. Genelde sıkı bir Jazz dinleyicisi değilim ama sesi fazla açmadan yan taraftaki bir caz kulübünden odaya süzülen melodiler havasında dinlenen bu tür Cazın "Cazz'n Gazz" etkisini de hiç hafife almayın ve deneyin derim.

[1] http://www.live365.com/stations/bo67
31
Tem
05.07.2008 Tarihinde Bimer aracılığı ile yaptığım başvuru metni;

Ulaştırma Bakanlığı - Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına bağlı İnternet Dairesi Başkanlığının bir hizmeti olan ve amacı aileleri internet kullanımı konusunda bilinçlendirmek olan http://www.guvenliweb.org.tr adresinde bir site yayınlanmaktadır.

Bu sitede bilgisayarları daha güvenli hale getirmek için yapılan açıklamaların hepsi Windows işletim sistemi temel alınarak yapılmıştır, buna gerekçe olarak bir bölümde bu sistemin daha yaygın kullanıldığı öne sürülmüştür.

Ancak Windows sisteminden daha güvenli olduğu bilinen Linux temelli (Pardus ve Ubuntu gibi) işletim sistemlerinden bilgilendirme amaçlı da olsa bu sitede neden hiç bahsedilmemiştir?

Özellikle ülkemizde TUBITAK bünyesinde geliştirilen, binlerce kullanıcısı olduğu bilinen ve tamamen ücretsiz ve özgürce dağıtılan Pardus sisteminin güvenlik avantajları konusunda ailelere neden hiç bilgi verilme gereği duyulmamıştır.

Aynı sitede, özellikle gençler arasında yaygın kullanılan diğer sistemler dışlanarak sadece Windows işletim sisteminin açıklanması, ticari bir ürün olan Windows'un üreticisi Microsoft firması ile Telekomünikasyon Başkanlığı arasında bu konuda ticari bir ilişki olduğunu düşündürmektedir, bu doğru mudur?


31.07.2008 Tarihinde aldığım cevap;

Sayın İmrek,

Başbakanlık İletişim Merkezine yapmış olduğunuz başvuru ilgisi nedeniyle Kurumumuza yönlendirilmiştir. Başvurunuzda söz etmiş olduğunuz konu ile ilgili olarak İletişim daire başkanlığımızdan alınan bilgi aşagıda belirtilmiştir.
22.05.2008 tarihinde yayın hayatına başlamış bulunan http://www.guvenliweb.org.tr sitesi ile genelde toplumumuzu, özelde ise çocukları, aileleri ve eğiticileri bilinçlendirerek "internetin doğru, etkin ve güvenli kullanımının" sağlanması hedeflenmektedir.

Güvenli Web internet sitesinde kullanıcıları bilinçlendirmek amacıyla yer alan içerikler bilgisayarların işletim sistemleri arasında herhangi bir fark gözetmeksizin yayınlanmakta olup, içeriğin daha da zenginleştirilmesi adına sürekli olarak çalışmalar yürütülmektedir. Fakat bu içeriğin internet kullanıcılarının sağlayacağı katkılar ile daha da zenginleştirilebileceği düşünülmektedir ve içeriğe ilişkin olarak siteye katkıda bulunmak isteyenlerin iletisim@guvenliweb.org.tr e-posta adresine gönderecekleri içerikler, teklif ve öneriler mutlak surette degerlendirmeye alınacaktır.

Ayrıca, Başkanlığımızın http://www.guvenliweb.org.tr sitesinde yayınlanan içeriklerin temin edildiği kurum, kuruluş ve kişiler ile herhangi bir şekilde ticari bir ilişkisi olmadığı hususunda bilgilerinizi rica ederim.

Bilgilerinizi rica ederiz.


http://www.guvenliweb.org.tr/guvenli_bilgisayar.html Adresindeki metnin yapılmış olan değişiklikten sonraki hali. Önceden bu sitede Linux hakkında tek kelime yoktu.


2. Güvenli Yazılımlar Seçin

Her bilgisayar programı aynı oranda güvenli değildir. Bazı programlar, diğerlerine göre çok daha fazla hata/açık içerirler. Hatta bazı programlar, yalnızca başka bilgisayarlara zarar vermek amacıyla yazılmıştır. Bu nedenle güvenli yazılımları tercih etmek önemlidir. Genel olarak, büyük açık kaynak kodlu yazılım projeleri, pek çok kişi tarafından geliştirilip denetlenebildiğinden daha az güvenlik açığı içerirler. Siz de güvenli yazılımlar kullanmaya Firefox ve Thunderbird ile başlayabilirsiniz. Saldırılar daha çok Windows işletim sistemine yapıldığından risklerinden tamamen uzaklaşmak için Linux tabanlı işletim sistemlerini kullanabilirsiniz. Örneğin Pardus, Tübitak UEKAE tarafından geliştirilen kolay kullanılabilir, Türkçe bir Linux dağıtımıdır. Ya da kullandığınız işletim sisteminin güvenlik güncelleştirmelerini yüklemelisiniz.


Ayrıca verilen cevapta koyu olarak işaretlediğim bölüm özgürlükiçin.com topluluğuna bir mesaj niteliğinde :)
25
Tem
Son zamanlarda telefon dinlenme olayları nedeniyle pek çok kişinin farkına vardığı "dijital paranoya" da denilebilecek bir ruh hali her geçen gün yayılıyor. Bir haber sitesindeki [1] yazıya bakılırsa dinleme işi çocuk oyuncağı. Tek yapmanız gereken dinlemek istediğiniz kişinin telefonuna 5-10 saniye içinde küçük bir yazılım yükleyivermek :)

Aslında bu konuda özel bir telefonu kurbana hediye etmek ve "Man in the middle" gibi gelişmiş yöntemler olsa da bizi ilgilendiren yöntem "software injection".

Çünkü bidiğiniz gibi mobil cihazlar artan bir ivmeyle bilgisayarlaşıyor ve yeni cihazlar kullanıcı tarafından sonradan değiştirilebilen işletim sistemleri ile geliyor. Bu da doğal olarak virüs programcıları ve cracker'lar için yeni bir eğlence alanı. Yani yakında casusluk, crack veya henüz karşılaşmadığımız suçlar için internette pek çok program dolaşıyor olacaktır (Belki de dolaşıyor). Bu işin bu kadar ayağa düşmesi de ister istemez herkeste bir endişeye neden olacak.

Böyle güvenlik endişelerinin paranoyaya dönüştüğü bir dünyada herkesin güvenebileceği bir mobil işletim sistemine ihtiyacı olacağı açık. Bu açıdan bakınca Linux temelli mobil sistemlerin yıldızı parlayacak bence.

[1] http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=21518