11
Mar

Herkezin yaptığı gibi bende şehrimde Pardus kullanıcılarına ulaşmak istedim. Hepsi bu düşünce ile başladı zaten. Beş altı kişiyle başlar, git gide işi büyütür, asıl ulaşmak istediğimiz kitleye ulaşacağımı zannediyordum. Tabi her zamanki gibi olmadı ve hayal aleminin bir köşesinde kaldı. Denedim bulduğum herkeze mail gönderdim. Yedi kişiye ulaşmıştım. Bulduğum yedi kişiye ciddi bir mail gönderdim alaya almasınlar diye. Sadece birinden cevap geldi. Şimdiye kadar cevap vermedim ama bir kişide olsa belki ihtiyacım olan üye sayısına ulaşacağımı zannediyorum. Birkaç kişi olsa daha iyi olur ama işte hemen olmuyor. Hala beklemede olmayı kabul ediyorum. Benden bu kadar.
Ayrıca bu haftanın başında Python çalışmaya başladım önceden C falan kullandığım için zor gelmiyor. Hatta bence C dende daha basit. Bu konuda da yine Özgürlük İçin’deki paylaşımcılara teşekkür ediyorum.
Şimdide bazı gelişmelerden bahsedelim.

Özgürlük İçin’de son yapılan bir kaç yenilikten bahsetmek istiyorum. Podcastle başlayayım. Yeniliklerimizden biride Podcastimiz. Benim çok hoşuma gitti. Pardus’la yeni tanışan, okumayı pek sevmeyen veya vakti olmayan bir kişinin bir hayli işine yarayabilecek bir uygulama. Hem gelişmelerden bahsediyor. Hemde radyo sistemi gibi hava kattığı içinde ilgi çekici olmuş. Tebrikler Pardus sevenlerine. :D

Son olarak da PardusWiki’mizden bahsedeceğim. PardusWiki’si paylaşmayı seven kullanıcılarımızın yeni kullanıcılara yardımcı olabilmesi için hazırlanan bir platform bana göre. Yardıma ihtiyacı olan kişilerin arada bir uğrayabilecekleri bir yer. Tekrar Teşekkürler sizlere. :D


Filed under: Ömer Said, Özgürlük İçin, Pardus

Tumblr diye bir miniblog keşfettim.(evet daha yeni tanışıyorum kendisi ile=) ) Sade ve hızlı ve de benim için ideal. Şimdi geleyim neden bu yazıyı gezegende yayınladığıma… Dedim belki gezegenden Tumblr kullanan vardır bakmak ister ne bileyim izlemek ister.(Tumblr’da daha çok çektiğim fotoğraflarım olacaktır bilgilerinize..) tabii oldukça da gene Linux ve Pardus’la ilgili WordPressten yazıyor olacağım. Madem Pardus Gezegeni’ndeyiz o zaman herkese bol Pardus’lu günler:=)

http://mgokay.tumblr.com/


10
Mar

Kullandığınız svn deposunu başka bir sunucuya taşımak oldukça basit. Öncelikle yeni sunucunuzda deponuzu oluşturmanız ve gerekli yapılandırmayı (kullanıcılar, gruplar vb..) yapmış olmanız gerekiyor. Yeni sunucunuz hazır ise şu adımları izleyerek aktarımı tamamlayabilirsiniz…

Deponun yedeğini almak için şu komutu uyguluyoruz:

svnadmin dump /svn/deponuzun/yolu > depoadi.dump

daha sonra yeni sunucunuza bu dosyayı taşıyıp şu komutu uyguluyoruz:

svnadmin load /svn/deponuzun/yolu < depoadi.dump

Deponuzun aktarımı tamamlanmış oldu.

8
Mar
Sanki uzun zaman oldu blog girdisi yapmayalı diyerek bir giriş yapmış bulunayım :) Bir süredir Necdet Yücel tarafından sıkça "Blog yazın...." çağrılarına cevap vermek istedim.


Girdi konusu olarak da bir süre önce Gökmen Görgen ile konuştuğumuz bir konu olan fPIC olmasını tercih ettim. Neden olduğunu ise not olarak koyacağım. Konuyu daha çok dağıtmadan bi giriş yapayım konuya,


Nereden geldi bu fPIC?


fPIC ile karşılaşmam ilk olarak 64bit için paketleri hazır hale getirirken karşılaştım. Derleme sırasında aldığım hata ise;
"relocation R_X86_64_32 against `a local symbol' can not be used
when making a shared object; recompile with -fPIC .libs/assert.o: could not
read symbols: Bad value"


Oradaki 32'yi görünce kıllanıyor tabi insan. Güzelce derle şunu diyesi geliyor insanın, yoksa hata GCC de mi diye düşünebiliyor insan ;) Peki ufak bir araştırmadan sonra sorunu gördük ki paylaşımlı kütüphaneler için oluşturulan nesnelerin düzgün şekilde linklenebilmesi için -fPIC parametresi ile derlenmesi gerekiyormuş. Tabi ki sorunun çözülmüş oldu.


Kendisi bi gcc bayrağıdır. "Position-Independent Code"un kısaltılmasıdır. Türkçe'ye çevirdiğimizde konum bağımsız kod oluyor herhalde :) PIC, çıkan ikilik dosyanın belirli bir taban adresine yüklenmesini beklemez, bellekteki herhangi bir yerde mutlu olmayı bilir anlamına geliyor ;)
Kendisi i686 mimarisinde kullanıldığında bir fark oluşturmadığı söyleniyor. Bilemiyorum nedir, ne değildir. Ancak x86_64 mimarisi için daha yavaş çalıştığına dair rivayetler dolaşıyor. Alpha, SPARC64 ve iirc HP-PA mimarileri içinde gerekli olduğundan bahsi geçiyor.


Daha ayrıntılı bakmak isteyenler için :

http://www.technovelty.org/code/c/amd64-pic.html
http://en.wikipedia.org/wiki/Position-independent_code
http://www.gentoo.org/proj/en/base/amd64/howtos/index.xml?part=1&chap=3
http://www.redhat.com/archives/fedora-maintainers/2005-August/msg00094.html


Not: Herhangi bir yerde hata görürseniz bildirmekten çekinmeyin. Herkes herşeyi bilemez sonuçta ;)

7
Mar

Bu yazıda , başlığından da anlaşılacağı gibi Pardus kurulu bir bilgisayardan   web sayfası yayınının nasıl yapıldığını anlatmaya çalışacağım. Anlattıklarım internetten okuduğum belgelerin , #pardus kanalından ve bilgisayarıma ssh ile bağlanan yardımseverlerden  ,  öğrendiklerimin bir sonucudur. Sonucudur çünkü pek çok deneme yapmak zorunda kaldım. sonunda aşağıda göreceğiniz ayarlamalarla kendi bilgisayarımdan web yayını yapabildim. burada anlattıklarım çok detaylı değil o yüzden uygulamadan önce  konuyu daha iyi kavramanız için başka belgeleri de okumanızı öneririm.Renklendirmelerin işinizi kolaylaştıracağını umuyorum.

Bilgiler :

Bilgisayar  Adı : pardus


dış ip (statik ip) : 85.98.93.98

Ön Hazırlık :

1-Domain tescili yaptırdım .( www.nic.tr den www.yeniay.gen.tr alanadı’nı tescil ettirdim.)

2-Tescilini yaptırdığım alanadı için  ns (name server) ismi belirleyip statik ip me  yönlendirdim. (bu işlemi isim tescili yaptırdığınız yerden yaptırabilirsiniz.)

3- DNS için bind paketini kurdum

4-Web sunucusu olarak apache paketini kurdum.

Yapılandırma :

1-  /etc/host.conf dosyası içinde  order , hosts ,bind yazan bir satır bulunması gerekiyormuş, bunu kontrol ettim.

2- /etc/nsswitch.conf dosyası içinde  hosts: files dns nis yazan bir satır bulunması gerekiyormuş, içeriği bu şekilde düzenledim.

3- /etc/host dosyasının içeriği şöyleydi.
127.0.0.1 localhost pardus

4-/etc/bind/named.conf dosyası yayınlamak istediğimiz alanadı bilgilerini gireceğimiz dosyamız. bu dosyaya iki bölüm ekledim. ilk bölümde alanadım (yeniay.gen.tr) ve bu alanadına ait ayarların bulunacağı dosyanın yolu (pri/yeniay.gen.tr.db) bulunuyor. İkinci bölümde statik ip min ters kaydı ( 93.98.85.in-addr.arpa ) ve bu kayda ait ayarların bulunacağı dosyasının yolu ( pri/85.98.93.db )  bulunuyor.

options {
directory "/var/bind";

query-source port 53;

pid-file “/var/run/named/named.pid”;

};

zone “.” {
type hint;
file “named.ca”;
};

zone “0.0.127.in-addr.arpa” {
type master;
file “pri/127.zone”;
};

zone “localhost” {
type master;
file “pri/localhost.db”;
};

zone “yeniay.gen.tr” {
type master;
file “pri/yeniay.gen.tr.db“;
};

zone “93.98.85.in-addr.arpa” {
type master;
file “pri/85.98.93.db“;
};

5- /var/bind/pri/ içerisine yeniay.gen.tr.db adında alanadımızın ayarlarının bulunacağı  bir metin dosyası oluşturdum.  içeriği şu şekilde ;



$TTL 86400
@ IN SOA pardus.yeniay.gen.tr. root.pardus.yeniay.gen.tr. (
2010030405 ; Serial
10800 ; Refresh
3600 ; Retry
3600000 ; Expire
86400 ) ; Minimum
@ IN NS pardus.yeniay.gen.tr.
@ IN MX 10 pardus.yeniay.gen.tr.
ns1 IN A 85.98.93.98
www IN CNAME pardus
ftp IN CNAME pardus

6- /var/bind/pri/ içerisine 85.98.93.db adında  ip  ayarlarımızın bulunacağı bir metin  dosyası oluşturdum. En alt satırda yeralan 98 ip bloğumun son bölümü(  85.98.93.98 )


$TTL 86400
@ IN SOA pardus.yeniay.gen.tr. root.pardus.yeniay.gen.tr. (
2010030403 ; serial
10800 ; refresh
3600 ; retry
36000000 ; expiry
86400 ) ; minimum
@ IN NS pardus.yeniay.gen.tr.
98 IN PTR yeniay.gen.tr.

7- /etc/apache2/vhost.d/ içerisine www.yeniay.gen.tr.conf adında  web sayfamızın içeriğini barındıran dizinin yolunu göstereceğimiz bir dosya oluşturdum. içeriği şöyle;

NameVirtualHost *:80

<VirtualHost *:80>
ServerAdmin sezaiyorum@gmail.com
DocumentRoot  /var/www/yeniay.gen.tr
ServerName www.yeniay.gen.tr
</VirtualHost>

8- /etc/apache2/vhost.d/www.yeniay.gen.tr  dosyasında yolunu belirttiğim dizini oluşturduktan sonra (var/www/yeniay.gen.tr ) içerisine web sayfamın içeriğini ekledim.

9- son olarak ayarlarımın etkin olması için apache ve bind servislerini başlattım.

10- sonuca www.yeniay.gen.tr den bakabilirisiniz :)

bakabileceğiniz adresler :

- http://web.deu.edu.tr/doc/lis/lis-9.html

- http://www.ciscotr.com/forum/linux-genel/4222-linuxta-domain-name-system-dns-kurulumu.html

- http://www.zytrax.com/books/dns/ch6/

- http://httpd.apache.org/docs/1.3/vhosts/


6
Mar

Kontrolcu 2.0 ile Mutlu Son!

r207 ile başlayan r333 ile biten, (yani toplam r126) 14 Kasım 2009′da 2.0 sürümünün çalışmalarına başladığımız Kontrolcu’nün yeni sürümünü bugün 06.03.2010 tarihinde çıkardık. 2009′un Mayıs ayında osmank3 (Osman Karagöz) ile tanışmamız ile başladı ve bugünlere kadar geldi. Çıkardığımız alpha-1, beta-1′den sonra (tabi arada bir sürü revizyonlarda var.) stabil sürümü yayınlamanın vakti geldi.

Öncelikle stabil sürüm beta-1′den çok farklı değil. Görünüş olarak logomuz ve sağ altaki ? işaretini (?) şeklinde yaptık.  Bunun dışında Windows’da PyQt’den kaynaklanan komik bir hata vardı ki Windows’da QListWidget sürükle bırak”da kara delik oluşturduğundan, güzel bir ‘if os.name == nt’ diyerek bu olayı çözmüş olduk.

Bir başka yeniliğimiz ise artık üç büyük platforma yani Windows, Linux ve Mac OS X’e destek veriyoruz. Hatta çok isterseniz oturup ’setup.py’ üzerinden can sıkıntısı niyetine, üç platformda derleme çalışmalarına başlayabilirsiniz.

Osman Karagöz’ün wine ile cebelleşmesi sonucunda artık Windows’da dil desteğinin önü açılmış oldu. (Tabi ben üşengeçlik edip Mac OS X’de dil desteği için uğraşmadım. ) Şu an için bazı güncellenmeyen dillerimiz dışında desteğimiz hazır.

İngilizce bir kılavuz hazırlandı ama bir sürü hatası var.  Kılavuzu yazan arkadaş ilgilenecektir umarım. :)

Unutmadan KDE için çok güzel bir servis menüsünün bulunduğunu söyleyeyim. Sağ tıkladığınızda ‘Eylemler’ bölümünde dosya kontrolü yapabilirsiniz.

Son olarak logomuzu yapan Cemalettin Kara’ya teşekkür ederiz.

Kontrolcu 2.0 ve Mac OS X adlı resim  ile sizleri  baş başa bırakıyorum.

Kontrolcu Mac'de

Benzer yazılar:

  1. Kontrolcu 2.0-alpha’yı Yayınladık!
  2. Kontrolcu 2.0 Beta-1′e Merhaba!

Beta sürümünün çıkmasından epeyce sonra nihayet kararlı sürümüne geçiş yapabildik Kontrolcu'nun. Beta ile kararlı sürüm arasında ne fark var acaba diye şöyle bir bakalım.

  • Yeni bir logo hazırlandı.
  • Windows ortamındaki dil problemi çözüldü.
  • Kaynak koddan kurulum betiği windows ve mac'te de çalışacak şekle düzenlendi.
  • Windows için tut-çek-bırak özelliği pasif hale getirildi(Siliyormuş dosyayı hiç denemedim :D).
  • Dil dosyaları güncellendi(Çevirmenlerimize teşekkür ediyoruz).
  • İngilizce bir kullanma kılavuzu hazırlandı(Türkçesini de bir ara hazırlarız. Hazırlamak isteyen olursa da yok demeyiz :D).

İşte bu yenilikleri(!) getiriyor kararlı sürüm. Kararlı sürümün bir resmini de koyalım.



Resimde de gördüğünüz gibi arayüzde sadece simge değişikliği var. Yeni simgemizi hazırlayan Cemalettin Kara'ya çok teşekkür ediyoruz. Windows kullananlar için biraz daha fazlası var aslında. Örneğin türkçe olarak kullanabilecekler artık :D

Windows'ta kurmaya gerek yok. Windows için olan arşivi indirin ve açın. İçindeki kontrolcu.exe'yi açın ve kullanın :D

Pardus'ta kurmak içinse şimdilik benim hazırladığım inşa dosyalarını kullanabilirsiniz. Konsolu açın ve sırası ile komutları verin.

sudo pisi build http://kontrolcu.googlecode.com/svn/packages/linux/pisi/pspec.xml

sudo pisi it kontrolcu*.pisi


Bu komutları girdikten sonra kontrolcu pardus'unuza kurulmuş olacaktır. Menüden kontrolcu'ya ulaşabileceğiniz gibi konsoldan da kullanabilirsiniz. Deyince aklıma geldi! Sanırım konsol kullanım belgesini yazmayı yine unuttuk. Neyse zamanla onu da yazarız :D

Ha birde mac için kurulum dosyası falan var ama benim mac'im yok o konuda birşey diyemiyorum.

Bütün indirme dosyalarına buradan ulaşabilirsiniz
Hala duymayan kaldıysa 25-26-27 Haziran'da aşağıdaki grupların İstanbul'a geldiği haberini vereyim onlara. Metallica, Slayer, Megadeth, Anthrax, Heaven & Hell (Dio'lu Black Sabbath), Rammstein, Manowar ve Alice In Chains'in yanında pek güzel başka gruplarda var. Bu kadar büyük grupları üç gün boyunca dinlemenin bedeli de neredeyse tek birinin konser ücretine yakın.

Kaçıran kesinlikle pişman olur.

x86-64 tarafında önemli değişiklikler olduğundan yeni bir önizleme sürümü[1] daha hazırladık. Bu sürümde toolchain tamamen yenilendi, artık (birer sembolik link olan) /lib64 ve /usr/lib64 dizinleri yok. PiSi'de önemli yenilikler var. Bu önizleme sürümünün bir deneme sürümü olduğunu unutmamak gerekir.

Bu sürümün kod adı: seruhatto[2]

[1] http://tinyurl.com/seruhatto
[2] http://nyucel.blogspot.com/2009/11/64-bit-ekibinden-ilk-ayrls.html
5
Mar
Bildiğiniz üzere Özgürlük İçin E-Dergisi'nin 20. sayı editörlüğünü ben yapıyorum. Şu başlıkta belirttiğimiz gibi bu sayımızın konusu Pardus ve Masaüstü Ortamları olacak. Bu ay Sürüm Camia Temsilcisi sevgili, Kubilay KOCABALKAN ile röportaj gerçekleştireceğiz. Kendisine sormak istediğiniz soruları şu başlık altından sorabilirsiniz. Yazıların son teslim tarihi 15 Mart olarak belirlenmiştir.

Bu sayı ile ilgili çalışmaları şu başlık altından izleyebilirsiniz...
Seval Ünver
01.02.2010 / Ankara

Bilmeyenler olacağı için- açıklayarak gitmek istiyorum. Özgür Yazılım Vakfının başında -bir çoğunuzun da bildiği gibi- Richard Stallman var. Kendisi aynı zamanda açık kaynak GNU işletim sisteminin de yaratıcısı. Bu GNU da UNIX'e benziyor, adının açılımını daha önce ben de hiç araştırmamıştım fakat Linus Torvalds'ın kitabında okuyunca şaşırdım. Açılımı "GNU is Not Unix" imiş. Kendi kısaltmasını içerisinde barındırıyor.

UNIX 1960'lı yıllardan kalma çok eski bir tarihe sahip. GNU ise 1980'lerde ortaya çıktı. Daha sonra Minix geldi ve insanlar onu da hemen kabullendiler. 1990'larda Linux onu izledi ve hızla büyüdü. Linux o zamanlar yaygın olan Minix kullanıcıları yavaş yavaş Linux'a göç etmeye başladı. Ayrıca piyasadaki kapalı kaynak diğer rakipler de büyüdü. Ortalık kızıştı ve 2000'lerde bu sistemlerin hepsi kendi içlerinde büyümeye & rekabete devam etti. Ayrıca Açık kaynak felsefesi yayıldı ve sevildi.

Linux'un yaratıcısı Linus Torvald'ın anlattıklarını okuyunca benim fikrim bir çok yönden değişti. Onun kendi hayat felsefesi, açık kaynak felsefesine çok yakın fakat tam olarak o değil. Kendisi bilgisayar için geliştirilen yazılımların tamamen bütün kodlarına ücretsiz erişmenin mümkün olmasını istiyor. Ayrıca bu kodlarda değişiklik yapmak, onları kendi sistemine adapte olacak şekilde uyarlamak istiyor. Fakat hiçbir ticari amaç güdmüyor. Tek istediği elindeki bilgisayar sistemini sonuna kadar bütün nimetleri ile kullanmak. Zaten bunu diğer işletim sistemleri ile yapamadığı için kendi işletim sistemini yazmaya başladı. Üniversitedeyken, daha 20'li yaşlarda iken bunları yapmış olması beni ürkürüyor. Gerçi günümüzde hangi bilgisayar-delisi, henüz çocuk yaşlarda yazılım geliştirmeye -ya da dünyayı değiştirmeye- kalkmıyor ki?

Linus o zamanlar dünyayı değiştirmek istemiyordu, ya da büyük bir proje yaratarak ondan para kazanma peşinde değildi. Üniversitede de hiçbir dersinde Linux ile ilgili bir araştırma yapmıyordu. Linux onun hobisiydi. Küçüklüğünden beri zaten bilgisayar için yazılımlar yazıyordu. Linus'un bir gün gelecek dünyayı saracak bu kadar büyük bir topluluğun öncüsü olacağından haberi yoktu.

Linus kendisi bilgisayarına işletim sistemi veya yazılımı alacağı zaman katlandığı çileyi çok iyi bildiği için lisanslardan ya da yazılıma ödenen onca paradan hiç hoşnut olmuyordu. Bu yüzden kendi yazılımını ücretsiz sundu. İnsanlardan onu kullanmalarını, denemelerini ve geridönüş bildirmelerini istedi. Böylece Linux'u geliştirmeye devam etti. Diğer insanlardan ona yardım ettikleri için para alamayacağını söylüyordu. Böylece özgür yazılımın en güzel örneklerinden biri LINUX doğmaya başlıyordu.

Linux projesi gelişip büyüdükçe onu satmak isteyenler, ondan çıkar sağlamak isteyenler çıktı. Linus onlara karşı bir mücadele vermek istemiyordu. Fakat kendi projesinin de çalınmasından hiç mutlu olmayacaktı. O zamanlar -1991'de- GNU'dan haberi bile yoktu. Kendi lisansını yazıp içine koydu. İleride bunu GNU'ya çevirdi ve bunu yaptığı için şu anda çok mutlu. Fakat GNU'nun da kendi içinde Linus'u rahatsız eden bazı sıkıntıları var. Bunlardan birazdan bahsedeceğim. Benim anlatmak istediğim Linus'un çıkarsız hayat görüşü çok güzel ve dikkate değer. Gazeteciler onu bazen “Hayırsever” olarak tanıtsalar da o yaptığı işten zevk alıyor, Linux'u eğlenerek geliştiriyor.

Özgür yazılım dediğimizde şimdi biz ne anlamalıyız? Ticari yazılımlar ne derece özgür olabilir? Linux bir ticari yazılım değil, belki de o yüzden insanlar onu çok seviyor. İşin içine ticaret -para- girince bütün insanlar için sıkıntı doğuyor.

Yurtdışında Silikon Vadisinde bir çok özgür yazılım tartışması var. Bu işin içinde büyüklerin olduğunu görebilirsiniz. IBM ve Sun'ın Linux'u serverlarda kullanmaya başlamasıyla özgür yazılım müthiş alevlendi. Linux'un güvenlik ve hızdaki başarımları insanları etkiledi. Herkes hızla linux kullanmaya başladı. Microsoft ve Apple artık işletim sistemi kavgasında Linux'u kendilerine denk görüyorlar.

Sun ve IBM hakkında çok net kararlar veremiyorum. Onların içinde lisans, ticari anlaşmalar, uyumsuzluklar, işbirlikleri gibi birsürü tartışma mevzusu dönüyor. Açık kaynak bir yazılımdan ücretsiz faydalanabilirsiniz, fakat asıl mesele teknik destek ve servistir. Ve bu tür işlerden bir çok şirket -bir sürü- para kazanıyor. Biz mühendisler ticareti pek sevmiyoruz :)

Özgür yazılımcılar için önemli olan nedir rahatça söyleyebilirim. En güzel örnek; Linus, kendi yazılımından -Linux'dan- belki milyon dolarlar kazanmadı ama milyonlarca kullanıcı kazandı ve bu onun tabirinde "kusursuz denilecek kadar iyiydi".

Sektöre girdiğinizde bunlardan kolayca haberdar olabiliyorsunuz. Çünkü yazılım alanında haberler internette ister istemez hemen yayılmaya başlar. Eskiden haber-mail grupları ile daha çok bilgi edinilebilir. Şimdilerde ben kendi adıma söyleyebilirim ki Pardus hakkındaki gelişmeleri genelde mail grubundan hemen öğreniyorum.

Türkiye'de -diğer ülkelerde olduğu gibi- sürekli bir açık kaynak & Özgür yazılım tartışması mevcut. Pardus projesine devletin yaptığı yatırım bir çok insan tarafından eleştirildi. Pardus, en az diğer özgür yazılımlar kadar eleştiri bombardımanına maruz kaldı. Tıpkı Linus'a diğer insanların Linux hakkında yaptıkları gibi. O da bir sürü aşamadan geçti. Hatta milyonlarca insanın beklentisini üzerinizde taşıdığınız bir sorumluluk olarak düşünün. İşte Linus'un bazı geceler uykusunu kaçıran böyle derin bir sorumluluğu vardı. İnsanların beklentilerini karşılamaya çalışıyordu. Pardus geliştiricileri de şu anda biz kullanıcılar için aynı sorumluluğu taşıyor. Her sürümde daha iyisini yapmak için uğraşıyorlar.

Yapılan işe ve emeğe saygı internette en az rastlanan olgulardan biri. Pardus projesinin Türkiye için gerçekten müthiş bir potansiyel olduğunu düşünüyorum. Fakat buna katılmayanlar da var elbette. Özellikle açık kaynak sisteminin ruhunu özümseyemeyenler bu konuda çok kırıcı yazışmalar yapıyorlar. Fakat çok azında gerçek teknik elemanların -geliştiricilerin- cevapları var. Geliştiriciler bütün o tartışmalardan uzak durarak harika bir iş başarıyorlar.

Devletimiz Pardus projesini başlatmaya karar verirken amaçları “en iyi ve en uygun” işletim sistemini Türkiye'ye kazandırmaktı. Bir saha araştırması sonucunda Linux'un buna uygun olduğu görüldü. Sonra Tubitak'taki geliştiriciler Linux çekirdeğini kullanarak yeni bir işletim sistemi yazabileceklerini söylediler. Neden bir Ubuntu kullanalım ki? Ya da bir Suse? Devletim neden imkanları varken gidip başka linux sürümlerini geliştirmeye o kadar emek ve para harcasındı ki? Kendi kontrolümüzde, kendi işletim sistemimizi yazmak bence harika bir karardı.

Pardus asla bir Türkçe çeviri projesi değil. Proje'nin içinde Linux üzerine bir sürü katman inşa edildi. Sadece kullanıcı arayüzü sizi yanıltabilir. Bütün sistem PISI adı verilen paketleme yöntemini kabul edecek şekilde oluşturuldu. Bu yüzden başka linux dağıtımlarının paketleri bu sistemde çalışması için önce uyumlu hale gelmeleri gerekecekti. Fakat sizin için gerekli olan bütün paketler hazırlandı ve depoya konuldu. Arkaplanda bütün işleri organize eden Çomar, ya da açılışı kontrol eden YALI, kurulum için GRUB gibi yeni bir sürü yazılım ortaya çıktı. Teknik bilgilerini Pardus gelişticileri sonuna kadar kullandılar.

Pardus kullandığım zaman "Bu insanlar bana bu hizmeti nasıl hiç bir karşılık beklemeden sunuyorlar?" diye şaşırdım. İtiraf ediyorum benim ilk Linux'um Pardus'tu. Yine de Linuxlar arasında bir ayrım yapamam, ben Linux olan her şeyi seviyorum. Ubuntu da kullanıyorum, Suse de kullanıyorum, ya da diğerlerini...

Linuxlar arasında rekabet var mı? Sadece diğer yazılımlarla kavga ettikleri yetmiyormuş gibi, insanlar bir de linuxlar arasında bir rekabet ortamı yaratmaya çalışıyorlar. Bunlar gayet normal. Ubuntu, Archlinux, Gentoo kullanan arkadaşlarımın Pardus'dan hoşlanmadıklarının farkındayım. Ben belki aşırı idealistim bu konuda ve bir insanın nasıl Pardus'u sevemeyeceğine hayretle bakıyorum.

Microsoft'un da ürünlerinden kullanıyorum. Bunda çekinilecek bir durum yok. Piyasaya hakim olmasının verdiği bir güç var onlarda. Elbette uyuşmayan fikirlerimiz her zaman olacaktır. Windows 7 ile başardıkları işi görünce ben etkilendim. Elinizde o kadar iş gücü, zaman ve nakit varken çok güzel işler çıkarmanız mümkün. Microsoft'da sevmediğim şöyle bir şey gözlemledim; "milliyetçilik" gibi akın akın microsoftçuluk yayıyorlar. Pazarı belki de bu şekilde istila ediyorlar. Bu her markanın yapmak istediği bir şey. Bu bir suçlama değil. Bu benim belki de oyuna karşı tarafın gözünden bakış açım da olabilir.

Microsoft'un ofislerinde Linus Torvalds'ın fotoğrafını dart tahtalarına astıklarını görenler varmış. Belki de şaka yapıyorlardır (umarım). Microsoft'un sadece açık kaynak ile savaşları yok, diğer büyük şirketlerle de kıyasıya bir rekabeti var. Hatta geçen gün Microsoft'ta çalışan bir arkadaşıma Google Docs şeklinde bir dosya gönderdim, bana eğer Microsoft'tan birisine bu şekilde bir dosya gönderirsem açmayacaklarını ve maili direk sileceklerini söyledi. Bu normal elbette ama basit bir maili tartışma konusu haline getirmelerine canım sıkılmıştı. Bu kadar kıyasıya rekabete girmek bana hiç doğru gelmiyor. Birlik beraberlik olsun isterdim ama bu Silikon Vadisinde, Kurtlar Vadisi yaratmak gibi bir şey olur.

Ben takım elbiselilerden belki uzak durmalıyım belki değil. Gelecek hakkındaki fikrim, kendi kurallarımla yaşamak istiyorum. Steve Jobs'un mükemmeliyetçliğini, Bill Gates'in karizmasını, Linus Torvalds'ın insaniyetini çok kıskanıyorum. Daha bir sürü örnek var.

Bilişim sektörünün içerisinde bir çok farklı yol var. Bunlardan birini seçmek bir bilgisayar mühendisliği öğrencisi için çok zor bir tercih dönemi oluyor. İşte ben bu dönemden geçiyorum. Açık kaynak felsefesine aşık olmama rağmen, kendi hayalini kurduğum ve başarmak istediğim şeyler de var. İyi kod yazıp yazmadığımı bilmiyorum. Gerçekten bu işi harika yapan insanlar var. Bir bilgisayar-delisi değilim. Kendi hayallerimin peşinden gideceğim. Sadece yazılımla değil, Tasarımla da uğraşacağım. Ayrıca Özgür Yazılma desteğimi her zaman sürdüreceğim. Özgür yazılım, benim için iyi bir yazılımcının gerçekten ayak basması gereken bir alan.

Türkiye'de işler zor ilerliyor. Eğer gerçekten yazılım işinin içinde "en iyilerden" olmak istiyorsanız "Silikon Vadisi"ne gitmeniz gerekiyor. Benim hayat gayem her zaman yaptığım işte en iyisi olmaya çalışmak. Fark yaratmak.

Herkes Pardus'a aşık olduğumu düşünüyor. Ever olabilir :) Fakat bu Ubuntu'ya, diğer yazılımlara, en kötüsü Microsoft'a, Google'a, IBM'e ya da Sun'a karşıyım demek değildir. Öğrenciyken bütün bu sistemlere açık olmam ve elimden geldiğince hepsini incelemem gerekiyor. Hepsinden öğrenecek bir sürü şeyim var. Bunlar kariyerimi belki de belirleyecek adımlar olacak.

Teknolojinin ne kadar hızlı ilerlediğini biliyorsunuz. Belki bu yıl başka yazılımlar da ortaya çıkacak. Belki siz bir anda rakip şirketten harika bir teklif alacak ve orda çalışmaya başlayacaksınız. Hayatta her şey mümkün. Fanatiklikten uzak durun ama hayat felsefenizi asla kaybetmeyin. Her zaman verdiğim en güzel örnek var, şimdi onu biraz değiştirmek istiyorum; Linux bir takım oyunudur, fakat hayat da öyle...

Kaynak: Yukarıda anlattıklarım okuduğum, duyduğum ve gördüğüm şeylerden derlemedir. Açıkcası direk bir kaynak sunamayacağım. Sanırım iki kaynak var; biri hafızamdakiler, diğeri belki de bu gece bana gelen ilham perisi.
Örnek1: Simple Example

a = 2
print a,7,'eve'


Örnek2: Factorial

def myFactorial(n):
if(n<1):
print 'end of the computation'
return 1
return n * myFactorial(n-1)

print myFactorial(5)


Örnek3: Double Factorial

#Seval Unver 2009-10-08
def myDoubleFactorial(n):
if(n <= 0):
print 'end of the computation'
return 1

if(n % 2 == 1):
if(n <= 1):
print 'end of the computation'
return 1
return n * myDoubleFactorial(n-2)

if(n % 2 == 0):
if(n < 1):
print 'end of the computation'
return 2
return n * myDoubleFactorial(n-2)

return 0

print myDoubleFactorial(5)


Örnek4: Split

#Seval Unver 2009-10-08
def mysplit(word, split):
list = []
part = ''
for x in word:
if not (x == split):
part += x
else:
list += [part]
part=''

list += [part]
return list

print mysplit('eb334mlpjiefwxuhbnlaxz7xknxnjn','x')


Örnek5: Chritsmas Tree

#Seval Unver 2009-10-08
def xtree(star, length):
var = ''
for row_number in range(1,length):
for y in range (1,length-row_number+1):
var +=" "
for z in range (1, 2*row_number):
var +=star
print var
var = ''



xtree('*',4)

***
Örnek1:

#test of a multiline string
def test():
    print "Hello Python", '''this is
    a multiline string'''

def test1(): #simple text operations
    a='{'
    b='}'
    c='<'
    d='>'
    e=' '
    print c+e+'12'+a+e+'zxc'+e+d

def test2(): # iterator
    t= {1:'amy', 2:'ivi', 7:'eve'}
    for i in t:
        print i,t[i]

test()       
test2()
test1()

print '13 % 2 =', 13 % 2

Örnek2:

#analyze what is passed through value and what through reference
def test():
a=[1,2,3]
print a[0],a[-1] #returns: 1 3 - this means that Python starts numbering at 0

b=[4,5,6]
a=a+b
c=a
print c

a[1]=7
c[5]=8
print c
print a

x=[]
x=x+a
a[1]=3
print a,x

z=2
y=z
z=5
print z,y

test()

#conclusions: basic data types are passed through value

Örnek3:

# variables of classes and instances;
class test:
d = 3
e = 3
def __init__(self):
test.d +=1
self.e +=1

def test1():
print test.d,test.e

a=test()
b=test()
c=test()

print test.d,test.e,c.d,c.e

test1()

Örnek4:

def test():
a={1:'ivi'}
if not a.has_key(2):
print 2, 'is not a key of a'
if not a.has_key(1):
print 1, 'is not a key of a'

test()

def test1(): #building a stack
a=[3,6,8]
print 'a=[3,6,8] a: ',a,', len(a):',len(a)
a.append(11)
print 'a.append(11) a:',a
b=a.pop()
print 'b=a.pop() a,b:',a,',',b
print ' a:',a
print ' a:',a
print ' a:',a
print ' a:',a

test1()

Örnek5:

class testclass:
def __init__(self,a):
self.a=a
def __repr__(self):
return "_"+str(self.a)+"_"
def __str__(self):
return ".."+str(self.a)+".."

class anothertest:
def __init__(self,a):
self.a=a
def __repr__(self):
return str(type(self.a))

class onemore:
def __init__(self,a):
self.a=a
def __str__(self):
return (str(self.a)+" ")*3

def test():
x=testklas(9)
print x
print str(x)
print `x`
y=anothertest('ivi')
print y
print str(y)
print `y`
z=onemore('eve')
print z
print str(z)
print `z`



test()

#useful: function str(_) returns a string representation of a given argument.

Örnek6:

class sixth:
a=3
def __init__(self):
print self.a
if self.a==4:
self.a=5
print klasa6.a,self.a
if self.a==3:
klasa6.a=4
print klasa6.a,self.a

def p(self):
print klasa6.a,self.a


def test6():
print 'q'
q=sixth() #wynik 3,3 4,4
klasa6.a=5
q.p() # wynik 5,5
q.a=3
q.p() # wynik 5,3
print 'w'
sixth.a=4
w=sixth() # wynik 4,4 4,5
print 'e'
sixth.a=3
e=sixth() # wynik 3,3 4,4
e.a=3
e.p()

#################################################################################
# test6 presents a mechanizm of creating a variable\field inside an object - #
# it is created through assignment of a value. #
#################################################################################

test6()

***
Yine bana gelen soruları derledim. Soruları soran arkadaşlar gizli. Cevaplarımda hatalarım olabilir, bilgisayar/linux/programlama gurularından af diliyorum :)


1- İlk olarak banka programının arayüz kısmını nasıl yaptınız? Tüm proje ne kadar zamanınızı aldı? Sanıyorum GUI için yine kodlar kullandınız ama bana genel olarak bu işin nasıl yapıldığını anlatırsanız çok sevinirim. Çok kısaca mesela, belli classlar var bunları kullanıyorsun, bazı pencere kodları var gibi bir cevap...

Cevap: Arayüz'ü Netbeans IDE ile arayüz hazırlama tool'unu kullanarak yaptık. Otomatik olarak kodlar zaten var oluyor. Sadece hangi tuşa tıklayınca ne olacak onu kendim belirliyorum. Netbeans candır, tavsiye ederim.


2- Genel anlamda C# mı yoksa Java mı daha iyi? (C# 'ı biliyor musunuz bilmiyorum ama .. Eğer bilmiyorsanız bu soruyu geçebilirsiniz.)


Cevap: Java (1995), C# ve .net(2001)e göre çok daha eskidir. Fakat Java'nın C#'dan daha zor olduğunu söylüyorlar. O yüzden şu anda yaygın olmayabilir ama gelecekte daha yaygın olacak. C# bir çok projede kullanılıyor, fakat dünya çapında yapılan araştırmalar sonucu elde edilen verilere göre Java'ya daha çok önem verildiği için biz Java kullanıyoruz ve Java tercihimdir.


3- Sitenizde Assembly olarak yazdığınız bir Binary Search vardı. Bu assembly dilin özel bir adı var mı? Çünkü eğer yanlış bilmiyorsam her işlemcinin (Intel, AMD, ..) ayrı bir assembly dili var.

Cevap: Assembly dili makine diline en yakın dildir. Programcıların bilmesi lazımgelir. Bütün işlemciler kendi compiler durumuna göre yorumlar. Her işlemcinin assembly kodları farklıdır. Biz bir işlemci modeli üzerinde kullandık bu programı. Fakat işlemcilerin mantığı sonuçta aynı. Aralarında derleme yönünden bir sürü farklı kriter var. Microişlemciler dersinde bu konular uzun uzun anlatılıyor.


4- Ben ubuntu kullanıyorum. Daha önceden Pardus kullandım. 2007de kurdum ilk defa ama sonra bilgisayarım bozuldu ve çeşitli başka sebeplerden olmadı. Bu sene Pardus 2009 çıkar çıkmaz indirdim ve kullandım.. Daha sonra Ubuntu daha iyi dediler, ve Ubuntu Pardus'a oranla biraz daha mmm şey böyle Türkleşmemiş hani alıştığımız Windows tarzı yok. Ben o alışmışlığı kaybetmek için Ubuntu yükledim. Fakat Pardus'a destek vermek istiyorum. Siz aynı anda 2 Linux tabanlı işletim sistemi yüklemişsiniz sanıyorum. Bilgisayar için bir sorun oluyor mu?


Cevap: Eskiden benim bilgisayarım tam bir külüstür olmasına rağmen içinde 3 tane işletim sistemi takır takır çalışıyordu, istersem 8 tane bile yapabilirdim. Memory'yi elle istediğim parçalara bölüp biçimlendiriyorum. NTFS biçimlendirmesini Windows için, ext3'ü de diğerleri için. Geçen yıl 10 gb Ubuntu, 30 gb Pardus 35 gb Windows idi, sorun olmuyor. Yeni bir pc aldım. Bunda durum değişti 130 GB Windows, 40 Ubuntu, 60 da Pardus. Bunları da içlerinde bölümlendiriyorsun, home için ayrı bellek yeri tutuyorum, böylece sistem çökerse dosyalarıma bişe olmuyor.
Linux'da konsol'dan yapıyorsun her şeyi. Windows'da da Regedit'i ve Bilgisayar Yönetimi'ni Çalıştır'dan "C:\WINDOWS\system32\compmgmt.msc" komutu ile açarak incele, işe yarar şeyler var.


5- Son olarak Linux işletim sistemlerini öğrenmek için neler yapmalıyım? Bu işin tabiri caizse Gurusu olmak istiyorum :)

Cevap: Linux kullanmak zor değil, abartıyorlar. Bol bol konsol kullan, ayrıca Gentoo, Archlinux dene seni geliştirir.

***

4 senedir çalıştığımız Ulusal Metroloji Enstitüsü laboratuvarlarını geride bırakarak Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü içindeki (kısaltma kullanmayayım da yazı uzun görünsün) yeni ofislerimize geçtik bu hafta.

UME laboratuvarları iyiydi, güzeldi ama son zamanlarda Pardus ekibine dar geliyordu. Staj döneminde de öğrenci sayısını sınırlı tutuyor, daha kötüsü rahat bir çalışma ortamı sağlayamıyorduk. Yeni staj döneminde (detaylar çok yakında) önceki senelere daha fazla stajyer alabiliriz.

Eski ofis fotoğraftaki gibi, herkesin sürekli bir arada olduğu bir yerdi. Yeni ofislerimiz ise, yaklaşık 400m²'lik dev bir laboratuvardaki 10 odadan oluşuyor.

Fotoğraf çekme izni alabilirsek, Pınar'ın başlattığı 366 projesini devam ettirmeyi ve her gün bir fotoğraf yayınlamayı planlıyoruz.

Tebdil-i mekanda ferahlık varmış, bizzat tecrübe ettik :)

19 Şubat 2009 tarihinde ben bir mail atmışım. Bugün o maile denk geldim. Sizinle paylaşmak istiyorum. Mailin amacı belgeler.org sitesindeki "Linux kullanan bayanlar" hakkındaki bir yazıya gösterdiğim tepki idi. Maili yazıyı yazan kişiye attım. Daha doğrusu yazıyı yabancı dilden Türkçe'ye çeviren kişiye. Ama tepkime gelen cevap çok ilginç olmuş. Okuyun...

Merhaba,

Ben bilgisayar mühendisliği okuyan ve yıllardır Linux kullanan bir bayan üniversite öğrencisiyim. Üniversitedeki sayımız her ne kadar az olsa da, diğer üniversitelerle beraber değerlendirdiğimizde günümüzde sayımız neredeyse erkeklerle eşit sayılmaktadır. Başarı oranlarında ise erkekleri geçtiğimiz aşikardır. Bunu bir bay-bayan kavgası başlatmak amaçlı yazmıyorum. Bu şeklinde düşünmeyiniz. Sadece belgeler.org sitesindeki bir yazı şu günlerde özgürlükiçin.com'un gezegeninde gündeme geldi ve yazıdaki biz bayan bilgisayar mühendislerini inciten unsurlar olduğu kanaatindeyim.

Belgeler.org sitesindeki şu sayfa http://www.belgeler.org/howto/encourage-women-few.html daki makalede hatalar ve bizi inciten taraflar olduğunu düşünüyorum. Düzeltilmesini rica ederim. Kendim uygun bulmadığım yerleri size kısaca bir özet geçeyim.

Kadınlar kendilerine daha az güveniyor: hiç de böyle değil, bu makale bunu destekler şeyler yazmış ama anlamadığı taraf şu ki, aslında kadınlar çevresine güvenmez, makinelere, internete, erkeklere falan. Yani kendime güvenim asla bu kadar çok olmamıştı!

Kadınlar arkadaşlık ya da danışmanlık için daha az fırsata sahipler: Yine bu konudaki hata erkekler erkek erkeğe sohbetten hoşlanmıyor olacaktı. Erkekler bayanlarla daha fazla sohbet etmek istiyor ve bir bayan yardım istediğinde daha çok yardım etmeye çalışıyorlar. Bu konuda bana ne kadar destek geldiğini görseniz şaşarsınız.

Kadınların erken yaşlarda cesaretleri kırılıyor:
Aileler ve çevreler artık çok daha bilinçli, böyle bir ayrım söz konusu değil.

Dişi rol modellerinin olmayışı: Bu konunun da yeterince aşıldığı kanaatindeyim. Zira staj yaptığım şirketim Portakal Teknolojide 20 elemandan 10'u bayan ve aktif linux kullanıcısı idi. Ama asla şunu örnek alayım şu kalsın demedim. Rol model olarak erkek kullanıcılar da alınabilir. Artık kimse görüş açısını böyle kısıtlamıyor.

Reklamlar, medya bilgisayarların erkekler için olduğunu söylüyor:
Bu konuya bir yandan katılıyorum bir yandan kızıyorum. Böyle söyleyerek insanların gözünde biz bayanların sanki hiç yaratılmamışız gibi bir izlenim uyandırmasından korkuyorum. Daha geçenlerde bir Pardus reklamında bayan resmi vardı ve ben bunu bloguma taşımıştım.

Genel olarak yazının doğruları da var. Tamamen yanlış demiyorum. Ama bizi hiçe sayan bir yazım tekniği var. Biz de varız. Biz harika linux kullanıyoruz, seminerler veriyoruz. Sayımız hiç de az değil. Ve sektörde asla bir ayrım yapılmıyor. Aksine bayanlara daha fazla iş imkanı verildiğini bile görüyoruz.

İlgilendiğiniz için teşekkür ederim. Eğer bu maili yazmasaydım içimde kalacaktı:) İyi günler.
 
--------------------

Nilgün Belma Bugüner'den gelen cevabı yazıyorum. Nilgün hanıma bana verdiği cevaptan dolayı teşekkür ederim. Sizinle de paylaşmak beni mutlu ediyor.

Selam,

O belge bir çeviri ve yazı bence akıllıca yazılmış.

Dikkat edin yazı erkeklere hitabediyor, kadınların bakış açısını değil, erkeklerin olaya nasıl bakması gerektiğini anlatmaya çalışıyor.
Akıllı olun. Bazı konularda üstün olduğumuzu kanıtlamanın uzun vadede bize bir yararı olmaz, aksine fiziksel üstünlüklerini kanıtlamaya kalkarlarsa vay halimize... En iyisi onları hoş tutmaktır. Bazı zorlu yazılımları bırakın onlar yazsın. Bize daha eğlenceli işler kalsın, mesela onları yönetmek gibi... ;-)

Esen kalın,
Nilgün
4
Mar

Yaklaşık 2 haftadır Nexus One kullanıyorum. Genel olarak oldukça kullanışlı bir cihaz olduğunu söyleyebilirim.

Fakat gelen smslerde ki Türkçe karakterleri göstermiyor. Çözümünü araştırdım fakat pek bir şey bulamadım beklemekten başka bir çaremiz yok sanırım :) . Alma niyeti olanlara duyrulur….

Bu yazıyı okuyabiliyorsanız, yazılım geliştirmek için gerekli teknik imkana sahipsiniz demektir. Bunun farkındaysanız, muhtemelen bu yazı size sıkıcı gelecektir; "Nasıl yani?", "İmkan derken?" ya da "Hani nerede?" diyorsanız, bu soruların cevaplarını (ve belki de Lost adasının sırlarını) da bu seride bulabileceğinizi umuyorum.

Baştan söyleyeyim: tavsiyelere uymanız Pardus geliştiricisi olmanızı garantilemez ve süper programlama becerilerine sahip olmanızı sağlamaz. Süper programlama becerisine sahip olmak için Balmer Peak'e ulaşmayı deneyebilirsiniz.

Halet-i Ruhiye

  • Sabırlı olun. Herşeyi bir anda öğrenmeniz mümkün değil. Aşırı yükleme yapıp dumanlar tüter halde dolaşmanızı kimse istemez. Yorum bölümünde sevgili Çetin'in hatırlattığı 10 Yılda Programlama Öğrenin makalesi okumanızı öneririm. Peter Norvig, programlamanın neden birkaç günde/haftada öğrenilemeyeceğini anlatıyor.
  • İngilizce öğrenin. En azından, teknik belgeleri okuyabilecek kadar. Kullanacağınız uygulamaların ve okuyacağınız kaynak kodlarının (evet, bol bol kaynak kodu okumanız gerekecek) İngilizce olacağını unutmayın. Okumanızı önereceğim belgelerin büyük bir kısmı ne yazık ki İngilizce olacak.
  • Bir işi yapmanın farklı yollarını arayın. Merak edin, merak iyidir. Araştırın, okuyun, bol bol kod yazın.

Posta Kutusu

  • Yoksa hemen bir tane e-posta adresi edinin. GMail'den iyisini görmedim. GMail hesabınız varsa, Google'ın sunduğu diğer hizmetlerden de faydalanabilirsiniz, serinin ilerleyen bölümlerinde bu servislerden sıkça söz edeceğim.
  • Adres içinde takma isim kullanmayın, isim bölümüne "LiNuX cOdEr" gibi komik şeyler yazmayın. Ciddiye alınmazsınız.
  • E-posta imzanızı kısa tutun. İsim, ünvan ve şirket/proje ismi yeterlidir, sahibi olduğunuz 20 web sitesi kimsenin umrunda olmayacağı gibi, ciddiyetinizden şüphe edilmesine sebep olabilir.
  • Nasıl Akıllıca Sorular Sorulur ve e-posta listeleri etiği belgelerini mutlaka okuyun. Liste etiğine uymayanlara cevap vermeyen bir ofis dolusu insan tanıyorum, haklılar da.

Çalışma Alanı & Araçlar

  • Konsol kullanmayı öğrenin, işlerinizi konsolda yapmaya alışın. Konsol size hız kazandırır. Kullanabileceğiniz uygulamaların geniş bir listesini A'dan Z'ye konsol uygulamaları sayfasında bulabilirsiniz.
  • Rahat kod yazabileceğiniz bir metin editörü ya da bir IDE bulun. Ben VIM kullanıyorum, konsolda çalışan editörlerin IDE'lerden çok daha kullanışlı ve hızlı olduğunu düşünüyorum. VIM kullanmayı denemeden önce kullanım kılavuzunu okumayı unutmayın. "Nereden kapanıyordu bu?" diye gelirseniz pis pis sırıtırım karşınızda :) Emacs da harikadır, lakin VIM daha kolay geliyor bana.
  • En az bir sürüm kontrol (revision control) sistemi kullanmayı öğrenin. Biz SVN kullanıyoruz, fena değil.
  • Python öğrenin. Hep söylerim, Pardus bir kısaltma olsaydı (ki değil), P kesinlikle Python olurdu. Hızlı geliştirme yapılabilen, güçlü bir dil.

Aklıma gelenler şimdilik bu kadar, iyi eğlenceler.

Gecen bir aylık süre içerisinde yeni bir blog girdisi yapmamış olsam da, gerçekte piside ki ilk paketten pek çok gelişme oldu.

Öncelikle PİSİyi sistemde çalışır hale getirmek için gereken programları onların bağımlılıkları ve onların bağımlılıklarını… gösteren belgeyi oluşturduk.

ilk paketin(helloWord:) ardından Pardus kurumsal 2 deposunun görüntüsünü alıp kapsadığı paketleri 64 bit mimariye taşımaya başladık. Daha çok Gentoo'nun o paket için ne yaptığıyla ilgilenerek ilerledik.

64 it mimaride derlenmesi için değişiklikler yapılması gereken paketleri değişiklikleri uygulanmış halde kullandığımız svn deposuna(devel-X86_64) commit ettik. Ayrıca paketlerde ki bu değişikleri PardusWiki'deki X86_64-64_Mimarisine_Port_Edilmesi başlığı altındaki Paketlerin X86_64 Mimarisine Taşınmasında Yapılması Gerekenler maddesi altında gruplanmış halde yazdık.

System-base ve system-devel deki paketlerin tamamı 64 bit mimariye taşındığında, kök dosya sistemi duyuruldu. Duyurulduğun da grup tam olarak halledilmediği için rootfs i kullanmak isteyenler rootfs i bir disk bölümüne açıp eski grup içine yazmaları gerekiyordu; ya da sanal makine kullanmak ki bu kısımda x olmadığı için eğer yeterli donanıma sahipse daha mantıklı bir seçimdi bence. Fakat bu kısımda geçmişte kaldı. Artık Ximiz, KDEmiz var:))

Grub 64 bit mimaride derlenmiyor ve artık geliştirilmemekte. Diğer dağıtımlar Grubı 32 bitte static olarak derleyerek kullanmışlar. Bizde bu yöntemi kullandık. Artık bir GRUBımız da var.

Şu anda kurulan cd için yeterli paketimiz olduğunu düşünerek, kurulan cd hazırlamaya çalışıyoruz.

Pek çok şey öğrendiğim bu işte olmak, bu ekiple çalışmak çok güzel:). Kurulan cd den sonra ekibimizin büyüyeceğini düşünüyoruz;)