8
Şub

Büyük bir veri tabanının karakter setlerini değiştirmeniz gerekebilir. Bende böyle bir ihtiyaç için küçük bir php script yazdım.

Lazım olabilecekler için script indirebilir.

Daha iyi bir yöntem biliyor iseniz dürtmekten çekinmeyiniz…

7
Şub

In my last post, I wrote that I am going to work on Machine Learning for my master’s thesis. I am coding an interactive machine learning framework which enables users to run basic/advanced machine learning algorithms online.

In fact, component based frameworks for collecting together data input/output, pre-processing, classification, clustering, regression and visualization schemes and alike have been implemented before in various languages, for use on different platforms, and operated on a variety of data formats. But unfortunately, due to platform depended solutions, it is difficult to try out and compare different machine learning algorithms quickly and easily.

Hopefully, with ML-LAB will provide a sophisticated and easy-to-use wireable interface for creating the workflow. You can upload a dataset, and put a classification algorithm (currently supports K-NN, Naive Bayes and ID3) after it, then wire it to a dimensionality reduction algorithm (PCA, LDA or Isomap), and if you want to, you can wire the results to another algorithm, … It has no connection limits, you can create a workflow with a hundred connections for a single dataset.

The collection of machine learning algorithms are purely implemented in Python and Django is used for interface and matplotlib for the graphics. I’m sharing some screenshots of it, you’ll notice it looks like Yahoo! Pipes a lot. Hopefully, it will be online at www.ml-lab.com after the core library finished.

You can follow ML-Lab on twitter! http://twitter.com/ml_lab

Maalesef Flash Player'in Linux sürümü çok kötü bir performansa sahip, buna bazı ekran kartı sürücülerinden kaynaklanan performans sorunları da eklenince bazı sistemlerde yoğun flash bulunduran siteler açıldığında gözle görülür hız sorunları yaşanabiliyor.

Adobe bu yıl içinde Flash Plugin'in 10.1 sürümünü duyuracak, ancak 10.0 ile performans sorunları yaşıyorsanız şimdiden bir deneme yapabilirsiniz.

http://www.adobe.com/software/flash/about/ Adresinden kullandığınız Flash Player sürümünü öğrenebilirsiniz, 10.1 için http://labs.adobe.com/downloads/flashplayer10.html adresindeki "Download plugin for Linux (TAR.GZ)" bağlantısından arşiv dosyasını indirip, içerisindeki libflashplayer.so dosyasını çıkarıp, root kullanıcı ile /opt/netscape/plugins yoluna kopyalamanız yeterli. Tarayıcınızı kapatıp açtığınızda 10.1 sürümü kullanmaya başlayacaksınız.

Ancak 10.1 henüz kararlı bir sürüm olmadığından geri dönüş yapmak isteyebilirsiniz. Bunun için ya mevcut .so dosyasının üzerine yazmadan bir yedeğini alın, ya da "sudo pisi it flashplugin --reinstall" komutunu çalıştırmanız yeterli olacak.

Statement of Purpose (S.O.P) is probably the most annoying thing in the graduate school application process. It is very important because it is your only opportunity to speak up for yourself. You have to structure your essay carefully and explain why you are the best and why you’re that awesome for the program and unfortunately you have to manage all of these in 500 words (or a bit more for some schools).

Hopefully, the application process is over and the only thing to do now is a long wait. I would like to thank to Suzan Uskudarli, Arman Aksoy, Sarp Centel, Duygu Ozpolat and Elif Surer for their help on my S.O.P.

I created a wordle cloud from my statement of purpose for Carnegie Mellon. The distribution of the topics seems fine ;) (click on the image to see larger version).

Note: Wordle is a powerful and fancy tool for creating word clouds. –> Wordle.net

6
Şub
2008 Yılının Mayıs ayında Linux.Com yeni sitesini yayına sokmuştu. Sitenin yayına girmesiyle birlikte yeni özelliklerinden biri olan gruplar bölümüne Pardus Linux User Group adı altında bir grup kurmuştuk. Amacı yabancı kullanıcılara Pardus'u duyurmak olan bu grup bugün itibariyle yüzüncü üyesiyle çok daha büyük çok daha güçlü.

Elimizden geldiğince Pardus'un tanıtımına katkı yapmaya çalıştık. Umarım grubumuz daha da büyür ve bazı şeylere ön ayak olur. Son zamanlarda topluluk süreçlerinden oldukça uzak kalmış olsam da 100. üyemiz olan Volkan arkadaşımızın aramıza katılmasından çok mutlu oldum.

Amacımız yabancı kullanıcılarla birlikte olmak olsa da üyelerimizin çoğu Türk. Dilerim onların bu öz verisi yabancı kullanıcılarında dikkatini çeker de daha fazla kullanıcıya ulaşabiliriz. Destek veren herkese teşekkürler.
4
Şub

Her hâlde forumda, deneyimli kullanıcıların en sinir olduğu olaydır; Daha Pardus hakkında bir şey bilmeyen, Pardus’u tıpkı Windows gibi zanneden kişiler eski alışkanlıklarını devam ettirip bir ‘exe’ uygulamasını kurmayı deneyince başarısız olurlar ve forumda “Bu ne başarısızlık, daha doğru dürüst exe bile çalıştıramayan işletim sistemine kararlı diyorsunuz!” diye sövüp sövüştürür. Biz de insanlık görevimiz olarak “Exe Windows uygulamalarıdır. Linux ile Windows benzer değil, mimari açıdan tamamen farklıdır. Dolayısıyla Linux’ta exe çalıştırmak, 3 tekerli bisiklet ile dağ yamacından aşağı kaymaya benzer.” diye cevaplamaya çalışıyoruz ama nafile… “İlla exe isterim!” diye tutturmuş bu insanlar. Sanki exe bir avantajmış gibi.

Linux ve Windows Arasındaki Farklar:

Pek çok kişi Linux’u (dolayısıyla Pardus’u), Windows’a para vermemek için geliştirilmiş, Windows çakması işletim sistemleri sanmaktadır. Belki günümüzde görünüş olarak Windows’a oldukça benzeyen dağıtımlar mevcuttur. Ama o yapının içlerine indiğimizde en ufak bir benzerlik bile bulunmamaktadır. En başta kök dizin yapısı bile farklıdır. Bu sadece farklardan biridir.

Windows, sizi sadece tek bir masaüstü yöneticisine iter. Fakat Linux, zaten terminal tabanlı olduğu için seçme özgürlüğüne sahiptir. İster KDE, ister Gnome, ister XFCE, ister E17, ister eski usul terminal…

Mimari farklarda ise, Linux’un hem kullandığı çalışabilir dosyaların, hem kütüphanelerinin, hem de ayar dosyalarının uzantıları, Windows’takinden çok farklıdır. Hatta bazılarında uzantı bile yok :D . Bunun dışında Linux, her şeyi tek bir dizin içine zorlamaktansa, birkaç dizine dağıtarak rahatlama sağlar.

Sen Bu Hikâyeleri Geç! Nerede Benim EXElerim?

Kısa ve öz cevap: hiç bir yerde. Demin de anlattığım gibi, exe, tamamen ayrı bir platform olan Windows’un uygulamalarıdır. Dolayısı ile onları çalıştırmak yerine, o uygulanın Linux versiyonunu bulmak, yoks da alternatifini bulmak en sağlıklı çözümdür. Tam tersi durum da geçerlidir. Linux uygulamalarını Windows’ta çalıştıramazsınız.

Ama Şu Şu.EXE Benim İçin Şart…

Özel durumlara gelecek olursak. Windows oyunları ve CAD gibi mevzular. Bu tip olaylarda sorun Linux’tan değil, üreticinin tek platform ısrarındandır. Bunun için elimizde 3 alternatif var:

  1. Çift sistem: Bu yönetimi genelde oyun oynayanlar çok kullanır. Çoğu işlerini Linux üzerinde görüp, oyun oynayacağı zaman Windows’u açmak gibi. Linux bize bu imkânı sunar. Açılışta hangi işletim sisteminin açılacağı da sorularak seçim şansı sunulur.
  2. Emulatör ve Taklitçi: Taklitçi dememin sebebi, pek çok kişi tarafından emulatör olarak bilinen WINE, aslında bir emulatör değilidir. Emulatör mantığı, uygulamanın orijinal platformunun çekirdeğini çalıştıran bir sanal bilgisayar üzerinden uygulamayı çalıştırmak şeklindedir. WINE ise, Windows DLL yöneticileri ve Uygulama çalıştırıcıları, ters mimari ile, yani bir çeşit deneme yanılma ile yeniden yazılarak oluşturulmuş bir uygulamadır. Bu sayede sanal bilgisayar değil de gerçek bilgisayarda çalıştırır. Ama bu yöntem %100  garantili değildir.
  3. Sanal Bilgisayar: Benim favori yöntemim. Özellikle Virtual Box ile birlikte, artık sanal bilgisayarın 3D özelliklerini kullanabilme yeteneği geldiğinden beri sanal bilgisayar oldukça akıllıca bir çözüm olmaya başladı. Oyun dışındaki belli başlı işlerde Windows’a bağımlı olanlar için en ideal çözüm bu olsa gerek.  Hele hele günümüzde sanal bilgisayarların ne kadar gelişmiş olduğunu düşünürsek…
Filed under: Özgürlükİçin Gezegenine Tagged: Özgür Yazılım, Özgürlükİçin Gezegenine, Eleştiri, Fintows, Linux, Pardus, Sanal Bilgisayar, WINE

Evet, dün bir hareketliğinin olacağının ilk sinyallerini vermiştik. İşte günlüğüme de yansıyacak gelişmelerin devamı…

Özgürlükİçin sitesinden alıntıdır…

Pardus 2009 serisi sonrasında çıkacak ilk ana sürümün Pardus 2011 olacağının açıklanması sonrasında, Pardus 2011′e yönelik hazırlıklar da hız kazanmaya başladı.

Pardus 2011′in geliştirilme süreci şekillendirilirken, kullanıcı topluluğumuzun bunun içinde nasıl yer alacağı gibi konular da masaya yatırılıyor. Bu nedenle Pardus 2011′in geliştirilmesinde kullanıcı camiası ile iletişimin Sürüm Camia Temsilcisi (kısaca SCT) eliyle sağlanmasına karar verildi.

Pardus 2009′un geliştirilme sürecinde sevgili Selim OK’un üstlendiği görevi, yeni dönemde Özgürlükİçin topluluğundan çok iyi tanıdığınızı düşündüğümüz sevgili Kubilay KOCABALKAN üstlenecek.

Sürüm Camia Temsilcisi Ne Yapar?

SCT’nin iş tanımı şu maddeleri içeriyor:

* SCT, geliştiriciler ve topluluk arasında bir köprü görevi görerek Sürüm Yöneticisi’nin sürümün getireceği yenilikler ve kapatacağı eksiklere karar vermesine Pardus kullanıcılarının taleplerini ileterek katkıda bulunur.

* SCT, Pardus kullanıcıları listesini, ozgurlukicin.com forumunu, ozgurlukicin.com beyin bölümünü, özellikle küresel Linux ve özgür yazılım mecralarındaki Pardus değerlendirmelerini ve Pardus hata takip sistemini yakından takip eder. Bu platformlardaki yararlı gördüğü fikirleri, kullanıcıların acil ve/veya engelleyici sorunlarını belirli periyotlarla Sürüm Yöneticisi’ne bildirir.

* SCT, Sürüm Yöneticisi ve geliştiriciler tarafından verilen teknik kararların, kullanıcı deneyimini etkileme durumlarına bağlı olarak, kullanıcı camiasına iletilmesi konusunda Sürüm Yöneticisi’ne yardımcı olur.

* SCT, YALI tanıtım metinleri, yardım merkezi, kullanıcı kılavuzu, sürüm duyurusu da dâhil olmak üzere, sürüm ile ilgili olarak üretilen tüm belgeleri inceler ve nihai onay konusunda Sürüm Yöneticisi’ne görüş bildirir.

Kubilay KOCABALKAN’ı önümüzdeki 11 ay, hatta Pardus 2011 sürümünün güncel sürüm olarak kalacağı süre de hesaba katılırsa 2,5 yıl boyunca zorlu bir maraton bekliyor. Kendisini bu yeni görevinden ötürü kutlar, çalışmalarında başarılar dileriz.

Evet benim, Özgürlükİçin Topluluğu ve Pardus Projesi için yeni ve heyecanlı bir dönem başlıyor.

Bu süreçte yanımda olacağınız, heyecanımı, sıkıntılarımı, sevinçlerimi paylaşacağınız ve destek olacağınız için şimdiden hepinize teşekkür ediyorum.

Sevgi ve saygılarımla…

Kubilay KOCABALKAN

Filed under: özgürlükiçin
3
Şub

Özellikle Kurumsal sürüm dalımızın belirginleşmesi ve resmiyet kazanması ile 2000 serisi sürümlerimizin geliştirilmesinde kullanıcı camiasının sesine daha fazla kulak verme gereği ve olanağı ortaya çıkmış durumda. UEKAE ekibi olarak olabildiğince açık ve paylaşımcı bir yönetim tarzı oturtmayı can-u gönülden istiyoruz, her zaman çok belli etmesek de :-) Kullanıcı camiamıza sürüm geliştirme konusunda daha fazla yetki ve inisiyatif vermek de bu konudaki uygulamalarımızdan biri. Pardus 2009 yolunda bir Ürün Yöneticisi belirlemiştik, uzunca bir zaman da Sürüm Yöneticimiz ile hayli uyumlu çalıştı. Ancak sonrasında çeşitli kısıtlar ve özel nedenlerle bu programdan fazla verim alamadık Pardus 2011 için bu yolu bir kez daha, bu kez biraz farklı bir yaklaşımla deneyeceğiz…

Pardus 2011′in geliştirilmesinde kullanıcı camiası ile iletişimimizi Sürüm Camia Temsilcisi (kısaca SCT) sağlayacak. SCT’in iş tanımı şu maddeleri içeriyor:

  • SCT, geliştiriciler ve topluluk arasında bir köprü görevi görerek Sürüm Yöneticisi’nin sürümün getireceği yenilikler ve kapatacağı eksiklere karar vermesine Pardus kullanıcılarının taleplerini ileterek katkıda bulunur.
  • SCT, Pardus kullanıcıları listesini, ozgurlukicin.com forumunu, ozgurlukicin.com beyin bölümünü, özellikle küresel Linux ve özgür yazılım mecralarındaki Pardus değerlendirmelerini ve Pardus hata takip sistemini yakından takip eder. Bu platformlardaki yararlı gördüğü fikirleri, kullanıcıların acil ve/veya engelleyici sorunlarını belirli periyotlarla Sürüm Yöneticisi’ne bildirir.
  • SCT, Sürüm Yöneticisi ve geliştiriciler tarafından verilen teknik kararların, kullanıcı deneyimini etkileme durumlarına bağlı olarak, kullanıcı camiasına iletilmesi konusunda Sürüm Yöneticisi’ne yardımcı olur.
  • SCT, YALI tanıtım metinleri, yardım merkezi, kullanıcı kılavuzu, sürüm duyurusu da dahil olmak üzere, sürüm ile ilgili olarak üretilen tüm belgeleri inceler ve nihai onay konusunda Sürüm Yöneticisi’ne görüş bildirir.

Bu kapsamda Pardus 2011 SCT olarak görev alması için sevgili Kubilay Kocabalkan‘a teklif götürdük, o da kabul etti. Bu sayede Kubilay’ı Sürüm Yöneticimiz sevgili Gökçen ile ilk etabı 11 ay, tümü de neredeyse 2,5 yıl sürecek bir yolculuğa çıkarıverdik. Kolay gelsin Kubilay, işlerinde kolaylıklar…


Uzun zamandır ilgi gösteremediğim günlüğümü, bu güzel haber ile yeniden şenlendireyim dedim.

TÜBİTAK UEKAE bünyesinde geliştirilen Pardus, başarılarla dolu 5 yılı geride bıraktı.

Açık kaynak kodlu, özgür işletim sistemi Pardus, bugün 5. yaşını kutluyor. Pardus’un ilk ürünü olan Çalışan CD 2005 yılı Şubat ayında Gaziantep Üniversitesi’nde düzenlenen Akademik Bilişim Konferansında kamuya duyurulmuştu.

Pardus, 2003 yılında TÜBİTAK UEKAE (Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Enstitüsü) bünyesinde bir olurluk ve planlama projesi olarak başlatılmış ve hızla çekirdek bir teknik ekip toplanarak Linux temelli, açık kaynak kodlu ve GNU GPL özgür lisanslı bir işletim sistemi dağıtımı geliştirme işine girişilmişti. Bugün varılan noktada Pardus, geniş kitleler tarafından çok yakından takip edilen ve her geçen gün artan sayıda kurum tarafından tercih edilen bir işletim sistemi haline geldi.

Özgür yazılımların kapalı kaynak kodlu yazılımlara göre çok sayıda üstünlüğü bulunuyor. Bunların başında güvenlik geliyor. Açık kaynak kodlu yazılımlar, doğası gereği geliştirilme sürecinden kullanılma aşamasına kadar on binlerce göz tarafından denetleniyor. Kötü niyetli bir programcı ya da kuruluş tarafından yerleştirilebilecek bir kod parçasının böyle bir ortamda gizlenmesi mümkün değil. Ayrıca, kaynağın açık olması nedeniyle olası güvenlik açıkları hızla yamanabiliyor. Linux platformunun bir diğer üstünlüğü ise, bu ortamda virüs, truva atı, solucan, casus yazılım gibi tehlikelerin “yok denecek kadar” az olması…

Yazının devamına buradan ve buradan ulaşabilirsiniz…

Filed under: özgürlükiçin, pardus

Pardus 5 yaşında

Pardus resmi web sitesinden:

Açık kaynak kodlu, özgür işletim sistemi Pardus, bugün 5. yaşını kutluyor. Pardus’un ilk ürünü olan Çalışan CD 2005 yılı Şubat ayında Gaziantep Üniversitesi’nde düzenlenen Akademik Bilişim Konferansında kamuya duyurulmuştu. Pardus, 2003 yılında TÜBİTAK UEKAE (Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Enstitüsü) bünyesinde bir olurluk ve planlama projesi olarak başlatılmış ve hızla çekirdek bir teknik ekip toplanarak Linux temelli, açık kaynak kodlu ve GNU GPL özgür lisanslı bir işletim sistemi dağıtımı geliştirme işine girişilmişti. Bugün varılan noktada Pardus, geniş kitleler tarafından çok yakından takip edilen ve her geçen gün artan sayıda kurum tarafından tercih edilen bir işletim sistemi haline geldi.

yazının tümü burada ve ayrıca burada

1
Şub

Son iki-üç günümü kitaplara adamış gibiyim. Önceden fazla kitap okumazdım. Yılda iki-üç kitap falan anca okurdum. Artık ayda iki kitap bitiriyorum.

Geçen cumartesi bir arkadaşın dersten çıkmasını bekliyordum. Dershane binasının zemin kısmında kiralık boş bir dükkanı kitap reyonuyla dolu bir saray gibi gördüm. İlk başta içeri girmek aklımın ucundan bile geçmiyordu. Bir ara gözüm içeri takıldı. Artık içeri girmiştim. O kadar çok kitap vardı ki kendimi tutamaz hale gelmiştim. Her kitabın üzerini ve içeriğini anlama çabasındaydım. Teker teker arkalarını okuyordum. Bir süre sonra gözlerim fiyatlarda takılı kaldı. Biraz şaşırmıştım. Seçtiğim tüm kitaplar pahalıydı. Bir süre sonra görevlinin dikkatini çektim ki adam gelip, benle konuşma nezaketinde bulundu. Biraz sohbetten sonra kitapların bazılarında indirim olduğunu öğrenmiştim. Kafamda bir yandan “Bu nasıl bir kriz ya beni bile etkiledi.” diyor. Diğer yandan da kitapların hangilerinde indirim olduğunu araştırıyordum. Kendimi çıkış kapısına yönelttiğimde elimde beşe yakın kitap vardı. Tabi ki her zamanki gibi hepsini alamamıştım. Bir kitabı alıp çıktıktan sonra bir akrabamın yanına gidip borç para isteme cesaretinde bulunmuştum. Biraz etkileyici bir konuşmadan sonra aldığım borç parayla tekrar kitapçıya dönüp istediğim bir kitabı daha almıştım.

Bugün o kitapçının önünden yine geçtim. Kendimi durduramadım yine girdim içeri. Bu sefer hazırlıklıydım. Seçtiğim iki kitabı daha alıp çıktım. Baya mutluydum. Kendimi biran kitaplara aşık olan bir okur olarak gördüm. Galiba artık öyleyim. :)

Kitapların isimlerini de yazmak istedim size:

Gizli İkna Taktikleri, Kevın Hogan
3 Saniyede Karşınızdaki İnsanı Nasıl Anlarsınız, Kevın Hogan
Dünyadaki Ayak İzlerim, Hüseyin Gökçe
Hata Kanunları, Akın Başal
Dost Görünen Düşman, Mevlana-Heredot-Beydeba

Filed under: Ömer Said, Özgürlük İçin, Blog, Diğer

IPad’in tanıtımlarından sonra artık düşünmeye başladım.Şahsen artık Steve Jobs’un bilgisayar mühendisinden çok tasarımcı çalıştırdığı kanısındayım..

O kadar çok dezavantajı var ama en basitinden Ipad’i e-book kralı yapacaklarını sölediler ama bir e-ink teknolojisi ile karşılaştırınca Ipad sınıfta kalır. Ve e-book kralı olmak için sadece kitap sayfasının çevrilme animasyonu yetmiyor.. :)

Dün akşam yakın bir arkadaşımın bilgisayarına Pardus kurulumu yaptım, kendisi uzun zamandır benim Pardus kullandığımı biliyordu ve sonunda benden kurmamı istedi. Zira malum sistem programlar kuruldukça yavaşlamış, virüs ve trojan korkusuyla yaşamaktan bıkmış, yakın çevrede yaşanan birkaç msn şifresi çalınması olayından dolayı da bankacılık işlemleri konusunda kendini güvende hissedemiyormuş. Bilgisayarı 40 yaşlarında bir anne ve 11 yaşındaki kızı kullanıyor. Daha önce sadece Windows kullanmışlar.

Bilgisayar biraz eskiydi, 512MB Ram ve yavaş bir diski vardı, KDE4'den dolayı bu beni biraz endişelendirdi, çünkü en azından hızlı bir sabit diski olsa hızlı takas dosyası kullanımına güvenirdim. Anakartta Intel'in Brookdale (bayağı eski) görüntü çipinden emindim, ama çok fonksiyonlu HP yazıcının sorun çıkarabileceğini düşündüm. Tam tersi oldu, görüntü çipi yüzünden kuruluma geçemeden görüntü dondu ama kurulumdan sonra yazıcı tıkır tıkır çalıştı :)

Kurulumu F3-Vesa ile açarak yapabildim, kurulumdan sonra da yine açılış seçeneklerinden Güvenli Kip seçerek ancak 640x480 ile açabildim. Bu çözünürlükte yönetim işlemlerini yapmak imkansız. Pardus 2009 ile popülaritesini kaybetmiş olan meşhur xorg.conf'a 800x600 ekleyip yeniden başlatıp Ekran ayarlarından sürücü modülü olarak Intel seçtim ve bingo. Tabii ki hemen arkasından masaüstü efektlerini denemek istedim, ama ekran tekrar dondu, sonra tüm işlemleri yeni baştan yaptım. Yani kurulum biraz sancılı geçti, sistemi pek tanımayan bir kullanıcı olsaydım destek almadan Pardus'u kurmam çok zordu.

Efektler olmasa da olur dedikten sonra herşey çok iyi gitti, Plasma masaüstü konusundaki kısa bir bilgilendirmeden sonra Dizin Görünümü ve Basit Menü kullanımının iyi olacağına karar verildi ve kullanım demosuna geçtik.

Tabii ki ilk kullandıkları yazılım Firefox oldu, Windows'ta da onu kullandıkları için hiç yabancılık çekmediler, sonra MSN istemcisi olarak amsn iyi olur diye düşündüm, onu da beğendiler, Amarok'a ise hayran kaldılar. Ne yazık ki son ikisini hiç kullanmadığımdan pek yardımcı olamadım. Zaten basit internet-ofis kullanıcıları oldukları için ihtiyaç duldukları her şey kurulumda yükleniyor.

Biraz kullandılar ve ilk izlenimlerini aldım, herkesi şaşırtan şey Pardus'un daha hızlı olması olmuş, (Daha Xfce'yi görmediler tabii), program ekleyip kaldırmanın bu kadar kolay olmasından ve masaüstünün şıklığından da etkilenmişler. Plasma masaüstü ben kullanırken bir defa çöktü ama onlar kullanırken canavar gibiydi :) Sanırım KDE uzun zamandır Xfce kullandığım için bana tepkili... bu olaydan sonra bende KDE4'e güvenmeye başladım ve bir süre KDE kullanacağım.
30
Oca

Şu günlerde bazı açık kaynak projelerin kurulum dökümanlarına ve başlangıç betiklerine bakarken karşıma ‘glob’ isimli bir modül geldi. Meğerse ne şahane bir şeymiş, haberim yok. Efendim glob ile istediğiniz dosyaları uzantılarına göre dosya yakayalabiliyorsunuz. Nasıl mı ? Şöyle:

import glob
pdfdosya = glob.glob('/home/tdgunes/*.pdf')

ile pdf dosyalarınızı bulabilirsiniz. Eğer betiği çalıştırdığınız noktadaki dosyaları bulacaksanız yapmanız gereken

import glob, os
pdfdosya = glob.glob(os.getcwd() + '/*.pdf')

Kurulum betiklerinde genellikle .ui, .qrc gibi dosyaların derlenmesinden önce dosyaların bulunması için kullanılıyormuş. İsterseniz güzel bir betikle tüm diskteki .pdf dosyalarını da bulabilirsiniz.

Python ile dosya bulmakta böylece kolay oldu.

Benzer yazılar:

  1. Python ile Konsoldan Tıklanan Tuşları Yakalamak!
  2. Python ile .mp3 ve .midi dosyalarını açmak/dinlemek
  3. Python ile MySQL!

Yıl 2003, aylardan Eylül.. IBM firması Linux'un tanıtımını yapacak bir reklam filmi arayışı içindedir. Veee bomba patlar. Mükemmel bir reklam filmi çekilir ve Linux dünyası çalkalanır. İşte ben de ilk defa izledim ve çok etkilendim. Sizin için Türkçe'ye bile çevirdim. İşte o efsane reklama şurdan ulaştım, buyrun siz de izleyin:



Man#1: I think you should see this.
Woman#1: It's just a kid.
Rock Guy: This is a G cord. (Strums his guitar)
Man#1: He's learning. Absorbing. He's getting smarter every day.
Anthropologist: Homo habilis was the first to use tools.
Coach Wooden: A player who makes a team great is more valuable than a great player. Losing yourself in the group, for the good of the group, that's teamwork.
Man#1: It's happening fast.
Astrologer: We've always watched the stars. If you look at the sky, you can see the beginning of time.
Mr. Gates: Collecting data is only the first step toward wisdom. But sharing data is the first step toward community.
Poet: Poetry. There's not much glory in poetry, only achievement.
Voice: Knowledge amplification. What he learns, we all learn. What he knows, we all benefit from.
Ms. Nasar: One little thing can solve an incredibly complex problem.
Ms. Marshall: Everything's about timing kid.
CEO: This is business. Faster. Better. Cheaper. Constant improvement.
Pilot: So, you wanna fly, huh? Wind speed, thrust, it's physics.
Latin Teacher: Res publica non dominetur.
Plumber: Plumbing, it's all about the tools.
Ali: Speak your mind. Don't back down.
Cut to camera panning over boy's head into white.
Woman#1: Does he have a name?
Man#1: His name is Linux.


Adam#1:
Bence bunu görmelisin.
Kadın#1: Bu sadece bir çocuk.
Rockçı: Bu G akoru. (Gitarını çalar)
Adam#1: O öğreniyor. İçine emiyor. Günden güne daha da zeki olmaya başladı.
Antropolog: Homo habilis (Latince yetenekli insan) araçları kullanacak ilk kişiydi.
Takım koçu: Bir takımı harika yapan bir oyuncu, harika bir oyuncudan daha değerlidir. Bir takım içinde kendini kaybetmek, grubun iyiliği için, işte bu takım çalışmasıdır.
Adam#1: O çok hızlı oluyor.
Müneccim: Biz her zaman yıldızları izleriz. Eğer gökyüzüne bakarsan, zamanın başını görebilirsin.
Bay Gates: Veri toplamak, bilgeliğe doğru atılan yalnızca ilk adımdır. Ama veri paylaşmak topluma doğru atılan ilk adımdır.
Şair: Şiir. Şiir'de çok fazla zafer yoktur, sadece başarı.
Ses: Bilgi büyür. O ne öğrenirse, biz hepsini öğreniriz. O ne bilirse, biz hepsinden kar ederiz.
Ms Nasar: Bir küçük şey, inanılmaz karmaşık bir sorunu çözebilir.
Ms Marshall: Her şey çocuğu zamanlamakla ilgilidir.
CEO: Bu bir iş. Daha hızlı. Daha iyi. Daha ucuz. Sürekli iyileştirme.
Pilot: Eee, uçmak ister misin ha? Rüzgar hızı, güven, bu fizik.
Latince Öğretmen: Res publica non dominetur. (Halka ait hiçbir şeye zorla sahip çıkılmasına izin verme)
Tesisatçı: Su Tesisatı, tüm araçlar içindir.
Ali: Fikrinizi söyleyin. Arkanızı dönmeyin.
(Kamera çocuğun başının üzerinden geçer)
Kadın#1: Onun bir ismi var mı?
Man#1: Onun adı Linux.


Youtube'daki Linux Reklamı

Youtube'deki Linux reklamı da çok ilginç ve dikkat çekici. (Youtube'yi açamayanlar şurayı okuyup Youtube'ye giriş yapabilirler) İşte şurdaki reklamı çok sevdim, siz de izleyin:



Reklamdaki sözlerin Türkçe'si:
Uyarı!- En çok - davetsiz misafir - gelir - içeriye - arasından - pencerelerin.
Güvende ol. Linux kullan.


Bir de Youtube'da (açamayanlar şurayı okuyup Youtube'ye giriş yapabilirler) başka bir linux reklamı daha var. Şu adresteki reklam filmini izleyin:



Reklamdaki sözleri ve onların Türkçe'si burda:

1991 Helsinki. A 21 year-old student named Linus Torvalds writes a new computer operating system. He calls it "Linux". Then he does something revolutionary. He gives it away free over the internet. The Powers That Be dismiss him as an eccentric, a freak. But everywhere quoters and free thinkers embrace Linux, improve and refine it. Now the forces of openness have a powerful and unexpected new ally.

It's a different kind of world. You need a different kind of software.

Yıl 1991 Helsinki. Linus Torvalds adlı 21 yaşında bir öğrenci yeni bir bilgisayar işletim sistemi yazar. Buna "Linux" adını verir. Ardından devrim niteliğinde bir şey yapar: İşletim sistemini internetten ücretsiz dağıtır. İktidar Sahipleri ona ucube, kaçık damgası vurur. Ama dünyanın her yerinden eleştirmenler ve serbest düşünürler Linux'u kucaklar, geliştirir, iyileştirir. Artık "açık kaynak güçlerinin" kuvvetli ve beklenmedik, yeni bir müttefiki vardır.

Farklı bir dünyada... Sizin de farklı bir yazılıma ihtiyacınız var.



Biz bir takımız, ben buna inanıyorum. Linux bir takım oyunudur. Linux severler olarak beraber olalım.

***
29
Oca
Pardus'ta henüz kolay yönetilebilen bir internet içerik filtresi arayüzü bulunmuyor, bu nedenle şimdilik en pratik çözüm filtreleme işini yapan bir DNS servisi kullanmak.

Geçen yıl bu amaçla kullanılabilecek OpenDNS servisi hakkındaki bir yazım özgürlükiçin'de yer almıştı. Ancak orada ddclient adında bir konsol programının kullanımını anlatmıştım ve o gün bu gündür Pardus'ta bu işi kolaylaştıracak bir araç hayali kuruyordum.

Birkaç ay önce bu amaçla biraz bilgi toplayıp ufak tefek kodlamalarla işe başladım ve birkaç hafta önce POG adını verdiğim program iş görür hale geldi. Pardus depolarına alınması için hata takip sisteminden başvurmuştum, sonunda bu gece katkı deposunda yerini almış.

İçerik filtrelemeye ihtiyacınız varsa OpenDNS'ten bir kullanıcı hesabı açıp bir ağ (network) oluşturun ve bu ağda filtrelemek istediğiniz içerikleri ayarlayın. POG'u paket yöneticisinden kurun ve ilk çalıştırdığınızda OpenDNS kullanıcı adınız, şifreniz ve ağ adınızı yazıp, düzenli güncelleme süresini tespit ederek kaydedin.

Servisi kullanıma almak için Ağ yöneticisindeki İsim Sunucu Ayarlarındaki sunucu listesinin en üstüne OpenDNS servisinin adresini ekleyin, bağlantı profilinizin İsim Sunucu seçeneğini de öntanımlı olarak ayarlayıp, bağlantınızı kapatıp açın.

POG, Ip adresinizi, OpenDNS hesabınızdaki adres ile, belirttiğiniz aralıklarla senkronize edecektir. Kullanıcılar root şifresini bilmediği veya kullanıcı yöneticisinden ağ ayarlarını değiştirmekle yetkilendirilmediği sürece filtreyi aşmaları kolay değildir, ayrıca "proxy/Anonmyizer" sitelerini de filtrelemeniz şart. Ancak ayarlardaki değişiklikler 5-10dk. sonra aktif olmakta.

Sorularınız veya tespit ettiğiniz hatalar varsa http://www.ozgurlukicin.com/forum/gonullu-calismalar/12738/ adresinden iletebilirsiniz.


Bilindiği gibi subversion Tigris tarafından geliştirilen bir projeydi. Dün itibari ile artık subversion bir Apache projesi olmuş durumda. Artık subversion’a subversion.apache.org adresinden ulaşabiliyorsunuz. Eski adres olan subversion.tigris.com da ise bu konu ile ilgili bilgilendirme mevcut.

Bu gelişmenin hayırlı olmasını diliyorum…

28
Oca

TimeOut İstanbul dergisinden Aralık 2009 ayı içinde arandım. Arayan dergi editörlerin Merve Arkunlar hanımefendi idi. Ocak sayılarında İstanbul'daki ses kayıt stüdyolarını tanıtan bir yazı yazacaklarını ve benim PicasaWeb Google web sayfasına koyduğum resimlerin altına eklediğim bilgilerden yola çıkarak bana ulaştıklarını söylemişti. Ben de sevinerek bu konuda kendilerine birikimlerimi ve bilgilerimi aktarabileceğimi söylemiştim. Yazı ile ilgili olarak Merve hanım ile e-posta yoluyla yazıştık. Ve kendilerine teşekkür ederim, güzel ve kaliteli bir yazı oluşturduklarını bana gönderdikleri dergiyi elime alıp inceledikten sonra daha da iyi kavradım.

Ben paylaşımı sevdiğim için, bu yazıyı gerek Malatya - İnönü Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Müzik Bölümü Müzik Teknolojisi Ana Bilim Dalı'nda benden ders alan öğrencilerimin faydalanması için, gerekse diğer okuyucuların faydalanması için konuyla ilgili sayfaların taranmış hallerini burada paylaşmak istiyorum. Bu paylaşımı "TimeOut İstanbul" dergisinin Genel Yayın Yönetmeninden, Merve hanım aracılığı ile izin alarak burada yayınlıyorum. Paylaşıma izin verdikleri için kendilerine teşekkür ederim. İstanbul'da yaşayan ve bu dergiyi edinme şansına sahip olan kişiler Ocak 2010 sayısını alıp okuyabilirler de elbette.

Aşağıdaki linklere sırasıyla tıklayarak, taranmış dergi sayfalarının resimlerine ulaşabilirsiniz.

1 - http://xs.to/image-D0A0_4B617AC0.jpg

2 - http://xs.to/image-EA26_4B617AC0.jpg

3 - http://xs.to/image-C9E9_4B617AC0.jpg

4 - http://xs.to/image-9C1C_4B617AC0.jpg

Hani şu anda bu yazıyı okuduğunuz o plastik kutunun içindeki her şey. Her gün değişiyor teknoloji. Bazen tekrarlıyor kendisini bazen yeniliyor..

Bakış açılarımız değişiyor, alışkanlıklarımız değişiyor, teknoloji bazen ayak uyduruyor bazen bize yön veriyor.

3 sene öncesine kadar dokunmatik cihazlar yanlış tasarımlarının kurbanı kalemlerle birlikte pek bir kullanışsızdılar ama teknolojiktiler (!). Sonra birileri dokunmatik bir cihazın gerçekten dokunulabilir bir şey olmasını akıl etti ve gerçekleştirdi. iPhone mobil dünyayı sağdan sola geçirdi. Sadece o incecik, dokunulabilir, kompakt donanımı ile değil, üzerinde çalıştığı müthiş donanımın hakkını veren yazılımları ile de çok büyük bir değişime sebep oldu.Mobil dünyanın donanım üreticileri iPhone‘a bakarak donanım üretmeye başladılar. Yazılım üreticileri mobil MacOsX ‘i temel aldılar. Büyük abiler mobil yazılım pazarına girmeye karar verdi vs. vs.

Mobil pazarın en önemli oyuncusu Nokia bile Apple‘ın mükemmel bir şekilde gerçeğe dönüştürdüğü bu yaklaşımı yeni yeni keşfetmeye başladı.. Binlerce modele sahip olmasına rağmen hiçbir Nokia modeli iPhone’un yakaladığı başarıyı yakalayamadı.. Hatta birkaç yüz tanesi bile tek başına iPhone ile başa çıkamadılar..

Teknoloji durmuyor ya yerinde hani değişiyor, yeniliyor ya kendini.. E-book (elektronik kitap) denilen, başta pasif monochrome ekranları, elektronik mürekkebi ile geldi. Önce gerçek kağıttan kitapların en büyük oyuncusu Amazon el attı e-book işine.. Kindle’ı çıkarttı kısmen başarılı oldu.. Ekran okuma için gerçekten çok başarılıydı, müzik dinleyebiliyordunuz ve internete girebiliyordunuz siyah-beyaz.

Apple ?

Durmadı tabi, tablet bir bilgisayar çıkaracağı söylentileri dolaşmaya başladı.. Bir sürü tasarımcı olası iTablet tasarımlarını ortaya attılar (isim bile çelişkili idi iTablet, iSlate ..). Artık Apple’ın tasarım yaklaşımını anlamış olacaklar ki (sadece basit) ortaya atılan olası tasarımların hemen hemen hepsi dün Steve Jobs‘ın biz Dünyalılara duyurduğu iPad ile hemen hemen aynıydı.

Yine yaptılar. Steve Jobs efsanevi tanıtımı sırasında iPad’in yerini şu şekilde tarif etti; “herkesin telefonu ve dizüstü bilgisayarı var, biz bunların yanına üçüncü bir teknoloji yerleştirmeyi hedefledik ve sanırım başarılı olduk“.

Steve Jobs işe geri döndükten sonra ilk olarak büyük yanlışı düzeltti Intel‘e geçti. Masaüstü ve Dizüstünde çok değerli olan bu adımı yenilenmiş gri-siyah tasarımlı iMac‘ler izledi. iPod‘un başarısını ve gelişimini söylemeye gerek yok herhalde :) Arada o müthiş tasarımcılarının elinden MacBook Air çıktı.. iPhone ile dokunulabilen efsaneyi yarattıktan sonra yine yeni bir efsane ile aramızda. FSF‘nin dediği gibi iBad olabilir özgürlük için; ama teknolojinin bu kadar gelişmiş olması heyecan verici.. Hep Apple yapıyor olsa da ben mutlu oluyorum :)


Sitelerde dolaşırken doğum günüm olan 26 Ocak’la ilgili bir yer okudum ve paylaşmak istedim. Baya bir şey denk gelmiş doğum günüme. :D

26.01.1905 -Güney Afrika Pretoria’da 3,106 karat değerindeki dünyanın en büyük elması bulundu. Elmasa “Cullinan” adı verildi. 9 parçaya bölünen elmastan elde edilen “Afrika’nın Büyük Yıldızı” adındaki 530.2 karatlık 74 yüzlü dünyanın en büyük pırlantası Britanya tacına yerleştirildi

26.01.1918 – 1989′da darbeyle devrilerek idam edilen eski Romanya lideri Nicolae Causescu doğdu

26.01.1921 – İstanbul Tramvay işçileri greve çıktı.

26.01.1924 – Vladimir İlyiç Lenin’in onuruna Petrograd’ın adı Leningrad olarak değiştirildi.

26.01.1925 – Amerikalı sinema oyuncusu ve yönetmeni Paul Newman doğdu.

26.01.1931 – Hindistan’da Mahatma Gandhi serbest bırakıldı.

26.01.1948 – Milli Korunma Mahkemeleri kaldırıldı.

26.01.1948 – Kurtuluş Savaşı komutanlarından Orgeneral Kazım Karabekir yaşamını yitirdi.

26.01.1950 – Hindistan anayasası kabul edildi. Dünyanın en kalabalık demokrasisi kuruldu

26.01.1966 – İstanbul’un çeşitli semtlerinde “köylü pazarları” kurulması çalışmalarına başladı. Amaç, halkın daha ucuz sebze ve meyve yiyebilmesi idi.

26.01.1972 – Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idam dosyası Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne gönderildi.

26.01.1974 – Türk Hava Yolları’nın Van adlı yolcu uçağı İzmir Cumaovası Havaalanı’nda pistin 100 metre uzağında yere çakıldı; 63 kişi öldü.

26.01.1974 – Bülent Ecevit başkanlığında Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)- Milli Selamet Partisi (MSP) koalisyonu hükümeti göreve başladı.

26.01.1979 – Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Pol-Der, Pol-Bir, Pol-Ens ve Tem-Der’in çalışmalarını durdurdu.

26.01.1984 – Türkiye İşçi Partisi davası sonuçlandı;102 kişi çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı

26.01.1992 – 12 Eylül’den sonra ilk kez memur eylemi düzenlendi. İstanbul’daki eyleme 5 bin memur katıldı.

26.01.1993 – Ömer Said Erdoğan dünya semalarına ayakbastı.:D

26.01.2000 – İstanbul Devlet Konservatuvarının kurucusu Fuat Türkay İstanbul’da 93 yaşında öldü.

Filed under: Ömer Said, Özgürlük İçin, Blog, Diğer