28
Tem
Merhaba arkadaşlar, bildiğiniz üzere Xfce masaüstü ortamı ile birlikte ön tanımlı olarak Tango simge seti gelmektedir. Xfce’nin sadeliği ve simge setinden sıkılanlar için bu yazımızda Xfce’ye renk katması için simge setini değiştireceğiz.

İlk olarak kullanmak xfce-look.org yada, gnome-look.org adresinden kullanmak istediğiniz yada hoşunuza giden simge setini bilgisayarınıza indirin.Daha sonra ev dizininize girerek üst menülerde yer alan Görünüm > Gizli Dosyaları Göster yada kısa yol olarak, CTRL+H tuşlarına basarak gizli dosyaları göstermesini sağlayın. Bu işlemleri yaptıktan sonra ev dizininizin içerisine “.icons” isimli bir klasör açın.
xfce-look.org yada, gnome-look.org adresinden indirdiğiniz simge seti dosyasını arşivden çıkartın ve ev dizininize açtığınız “.icons” isimli klasörün içerisine kopyalayın.
Bu işlemleri tamamladıktan sonra, Xfce Ayarlar Yöneticisini açtıktan sonra Görünüm>Simgeler yolunu izleyin. Simgeler’e geldiğinizde “.icons” klasörünün içerisine kopyaladığınız simge setini göreceksiniz.
Simge setini kullanmak için üzerine bir kere tıklamanız yeterli olacaktır.

Eğer simge seti seçiminde kararsız kaldıysanız benim önerim, Crashbit-Classic yada gTango olacaktır. Her iki simge setini gnome-look.org adresinde bulup indirebilirsiniz…

Sevgili Bahadır Kandemir, bir süredir gayet arsızca “blog yazın eyyy Linux taifesiii” şeklinde çemkirdiğinden, onu utandırmak için bu yazıyı kaleme almaya karar verdim. Sanırım bir sürü hayırlı gelişmenin ve güzel yazının da habercisi olacak bu yazı :)…

Yaklaşık iki yıldır soluksuz ve dinlenmesiz bir şekilde devam eden topluluk yöneticisi görevime bir-iki hafta ara vermeye ve tatile gitmeye karar verdim. Ama Pardus’tan uzak kalmanın mümkün var mı? Pazartesi günü üzerimdeki “İçinde Pardus Var” t-shirt’üm, Pardus’a hevesli iki genç kızın yanıma gelmesiyle sonuçlandı. Hanım da yok yanımda, allah kahretsin!

Neyse, “karda yürürüm izimi belli etmem” hesabı, eyleme giriştim. Kendimi kızlara “genç kızların sevgilisi” Erkan Tekman olarak tanıttım. “Erkan ve manitaları” şeklinde mutlu mesut yaşıyoruz burada.

Erkan’ın adı çıkmış dokuza, inmez sekize zaten… Yarın laf çıksa “Erkan Tekman bilgisayar mühendisi genç kızları kandırıyor, onların saf ve temiz duygularıyla oynuyor” diye, bunun inananı bol olacağından, benim burada karnım bile ağrımaz!

(…)

Bugün, Bozcaada’dan Çanakkale’ye geçtim ve sevgili Necdet Yücel ve Mete Bilgin ile gizli bir sabah kahvaltısı organize ettik.

Aslında bu toplantıların gizli bir ajandası var. “Derin Pardus“a alternatif bir yapılanma olarak kurulan ve toplantılarını tatil beldelerinde düzenlediğimiz “Serin Pardus, herkesi itinayla çekiştiriyor, masada olmayan herkesin arkasından sırayla bok atıyor. İşin tek kötü yanı, masada iki kişi kalıncaya kadar, sürekli don lastiği gibi uzayan bir gerilim yaşamanız.

“Ulan şimdi kalkarsam arkamdan konuşacaklar” gerilimi, gün boyunca sürüyor. Günün sonuna doğru allahtan Mete dayanamayıp da masadan kalktı da, Necdet Hoca ile onu çekiştirmeye başladık. Tek dersten çakmış sıpa! Hem de “mimari” dersinden! 64 bit mimari kimlere kalmış, yarabbi…

Necdet Hoca “Gözüm tutmamıştı zaten sıpayı, şimdiki aklım olsa kesin bırakırdım” diyor.

Bu arada nedensiz bir şekilde, Onur KÜÇÜK‘e, Renan ÇAKIRERK‘e ve İşbaran‘a da diş biliyoruz fena halde. Necdet Hoca bir hırsla “Kıstıralım oğlum şunları bir kuytuda ve eşek sudan gelinceye kadar dövelim…” diyor ama sonra cüsselerini aklımıza getirince bu projeden vazgeçiyoruz. Bizi fena harcayabileceklerini düşününce, “aslında o kadar da fena çocuklar” olmadıklarına kanaat getiriyoruz.

Sonrasında Mehmet Emre ATASEVER ve Eren TÜRKAY gibi “ekonomik boy” arkadaşları gözümüze kestirip, hain planlar yapmaya devam ediyoruz…

(…)

Son tartışmalardan sonra, dışarıya böyle bir görüntü verdiğimizin farkındayım.

Şaka bir yana, Pardus geliştiricileri kendi aralarında e-posta listesinde çok sert bir şekilde tartışsa da, birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi anlıyoruz.

“Hani” diyoruz, “Tekman da olsa masada…” diyoruz. Koray ve Doruk’un çok sağlam birer meze sever olduğu düşüyor aklıma. Gürer’in muhteşem bir rakı sofrası arkadaşı olduğunu; Meren’in eser miktarda alkolle sarhoş, Gökmen Göksel’in ise içmeden sarhoş olabilmesini anımsıyorum.

Birbirimize Pardus ekibinin komik hikayelerini, İsmail’e yaptığımız eşek şakalarını, “sözümona avukat olan” Akın’ın apartmanındaki asansörün programını değiştirerek hep yedinci katta durmasını sağlamasını falan anlatıp, saatlerce gülüyoruz. Bütün yemek boyunca, hep iyi şeylerden bahsediyoruz.

Ulan! Birbirimizi fena halde özlüyoruz galiba!

Sonra bir anda, birbirimize ne kadar benzediğimizi ve ne kadar az kişi olduğumuzu anlıyoruz…

Biz işte böyle bir ekibiz…

Başlığı okuyanlar bir an korkmuş olabilirler sanki, hemen belirteyim, bir yere gittiğim yok:) Ama ya gidersem? Beni unutabileceğinizi hiç sanmıyorum. Forumun sağında solunda sürekli adımı göreceksiniz, adım peşinizi bırakmayacak:) Peki sizin adınızın da sitenin bir yerlerinde her zaman duracağını bilmek nasıl hissettirir?

Özgürlükİçin, binlerce sayfa görüntülenmesine sahip, Pardus‘un topluluk sitesi. Bir haber yayınlandığında, bir yazı yazıldığında, bir paket tanıtıldığında binlerce kişi bunları takip ediyor. Yani bunların sağında solunda bir yerinde adınızın geçmesi demek, binlerce kişinin sizi tanıması demek.

Bunun yanında bu işi yapmanın hazzı da var tabi ki. Bir şeyler yapıyorsunuz ve binlerce kişiye yardımcı oluyorsunuz. Babam yeni bir kamera alınca sağı solu çekmeye başladı, sonra da bunları birleştirmek istedi. Windows ile önce kameranın kendi programında denedi, sonra Movie Maker ile denedi ve başaramadı. Ben el attığımdaysa zorlandım. Sonra “Eminim ki bunun güzel bir özgür versiyonu vardır” dedim ve Özgürlükİçin’e baktım. Sonuçta Kdenlive programını buldum. Tanıtım yazısını 3 dakikada okumam sonucunda bütün videoları birleştirdim, aralarına efekt bile koydum. Babama Pardus’un ne kadar iyi olduğunu anlatırken de o tanıtımı yazan kişiye kucak dolusu teşekkürler göndermeyi düşünüyordum:)  Boş bir anında yazdığı bu ufak tanıtım yazısı, kim bilir daha kaç kişinin hayatını kolaylaştırmıştır.

Biter Mi? Bitmez!

Psikolojik tatminle de bitmiyor ayrıca. 2010 yılına girerken, Özgürlükİçin ve E-dergi çalışmalarımızda bize yardımcı olan tüm destekçilerimize ufak bir yılbaşı hediyesi gönderdik. Paketin içinde tişörtten kupaya şapkadan rozete bir çok güzel hediye vardı. Hatta ben de hemen hepsini giyip bir fotoğraf paylaşmıştım :) Ya da Wiki Seferberliklerimiz sırasında bize destek olan yöneticilerimize Pardus yazılı güzel USB belleklerimizden göndermiştik. Ya da en çok güncelleme yazısı yapan arkadaşlara birer Pardus tişörtü göndermiştik. Tik tik tik diye gider bu liste..

Bize destek olmak hiç de zor değil aslında. Adınızın Özgürlükİçin’de gözükmesi için tek yapmanız gereken kısa bir sürenizi ayırmanız. İngilizceniz fena değilse ya da ben yazı yazmasını severim diyorsanız Ticket sistemimizden haber beğenip haberleri çevirebilirsiniz. Böylece haberlerin yanında adınız gözükür. Ya da bir oyun oynuyorsanız bunun tanıtımını yazıp paket tanıtımlarımızı arttırabilirsiniz. Ya da “Bu paket çoktan tanıtılmış.” diyorsanız üzülmeyin, güncelleme seferberliğimize katılın. Hem bu, yeni bir yazı yazmaktan çok daha kolay. Eski yazı, eski bir sürüm için yazılmış olabilir ve bir kaç güncelleme ile halledilebilir. Ya da sadece eski bir Pardus sürümüne ait görselleri vardır ve onların güncellenmesi yetecektir.

Görüldüğü gibi, Pardus’a katkı vermek hiç de zor değil. Üstelik size her an yardım etmek için hazır bulunan bir sürü yöneticimiz de var. Ee ne duruyorsunuz? Haydi pamuk eller klavyelere:)


27
Tem

2500‘den fazla özgür yazılımı bir araya getirerek oluşturuyoruz Pardus’u. Bu, binlerce geliştirici demek. Binlerce insan, hepsi birbirinden farklı. Kullandıkları programlama dilleri, yöntemler, kütüphaneler, stiller de öyle. Bu farklı parçaları düzgün ve çalışır bir şekilde bir araya getirmekten sorumlu biz geliştiriciler için zorlu engeller bunlar. Bir şekilde aşıyoruz bu engelleri; bazen kendi çözümlerimizle geliyoruz, bazen yazılımın geliştiricisine havale ediyoruz.

Bütün bu işleri yaparken onlarca parçaya bölünüyoruz; birkaç satır kod yazarak çözülecek bir iş için hata takip sisteminde, e-posta listelerinde, (bazen aşina olmadığımız dillerde yazılmış) kaynak kodlarda cirit atıyoruz; kendi çalışma ortamımızda ve test sistemlerimizde tekrarlayamadığımız ancak var olduğundan emin olduğumuz hataları üretmek için saatlerimizi harcıyoruz (tekrarladıktan sonra çocuklar gibi seviniyoruz); istikrarlı ve başarılı bir şekilde olmasa da yaptıklarımızı yazıyor, anlatıyor, o da olmazsa “twitliyoruz”. Soran olursa “her işi yapıyoruz”.

Geliştirici dünyası dönmeye/duraklamaya devam ederken, fark ettiğiniz üzere, hata yapıyor ya da başkalarının yaptığı hataları çözmekte problem yaşıyoruz. Kendi yaptığımız hataları azaltmaya, başkalarının yaptığı hataları çabuk düzeltmeye çalışsak da; her zaman başarılı olamıyoruz. Bu yazıyı yazmaya başlarken açık olan 1419 hata gibi, hiçbir zaman sıfıra düşmeyeceğini bildiğimiz bir kusur listesini kısaltmak ya da en kötü ihtimalle uzamasını engellemek için çaba harcıyoruz.

Birbirimize ara sıra Superman, Pardusman, aslan, kaplan diyoruz ama aslında yazılım geliştirme ve işletim sistemi dağıtımı oluşturma konusunda tecrübe sahibi ve bu işi yapacak zamana/enerjiye/kaynağa sahip GNU/Linux kullanıcıları olarak sizinle aynı yerde duruyoruz. Bu yüzden (farkında olmadan) sizin de bizimle aynı dili konuşmanızı istiyor, “dmes ve lspci çıktısını ver” dediğimizde anlamanızı bekliyoruz, “/proc dedim, /sys demedim” diye azarlıyoruz. Biliyoruz, arada yazılımsal olmayan hatalar da yapıyoruz.

Bu bir gerçek, yakın zamanda hata sayısını dörtte üçüne bile indiremeyeceğiz, ancak hata düzeltme süreci hep birlikte daha az acılı hale getirebiliriz. Önerileri dikkatli takip ederek, sorulanları mümkün olduğunca detaylı şekilde cevaplayarak, bir şeyler anlaşılmadığında soru sormaktan çekinmeyerek (“lspci de ne kardeşim?” gibi), her zaman (karşılıklı) sakin olarak ve -en önemlisi- sabırla bekleyerek, bazen sadece bekleyerek bunu sağlayabiliriz. Farklı bir iş yapıyoruz; siz diye birşey yok aslında, biz varız, ve biz kendimiz için çalışıyoruz. En sık karşılaştığımız mekan olan http://hata.pardus.org.tr‘de daha uygun şartlarda bir araya gelmek istiyoruz.

Akademik Bilişim Konferansları öncesinde yapılan kursların daha kapsamlısını INETD ve LKD iş birliği ile bu yıl Işık Üniversitesi ev sahipliğinde, Üniversitenin Şile Yerleşkesinde 1-10 Ağustos arasında yapıyoruz.

Kamp, üniversite bilgi işlem çalışanlarına yönelik olacak ve üniversite internet hizmetlerinin linux ve özgür yazılımlarla yönetilmesini hedefleyecektir.

Yorucu ama eğlenceli bir etkinlik olacağını umuyorum.
26
Tem
Selamlar herkese!
Ben Hüseyin Tekinaslan.Gezegene yeni iniş yapanlardan biriyim.Bu gezegende yer almak beni gerçekten mutlu etti.Tabi sizlerle tanışma heyecanını da unutmamak gerek.Heyecan diyorum çünkü Pardus'un geliştirici ve katkıcılarıyla tanışmak, tartışmak ve konuşmak gerçekten heyecan verici birşey.Bu heyecanı bir daha ki yazılarımda da ister istemez dile getireceğim.Bunun için lütfen kusura bakmayın.Neyse tekrar hepinize selamlar...
25
Tem

Özgürlükİçin Tema bölümüne girip bakıyorum ara sıra, KDE’nin ne kadar fazla özelleştirilebilir olduğunu bilsem de, beni şaşırtan masaüstü tercihleri ile karşılaşabiliyorum. Bazılarının tamamını, bazılarının parçalarını kendi bilgisayarlarıma uygulamak istiyorum; ancak bunu yaparken sistem ayarları uygulamasındaki onlarca seçenek arasında kaybolmak, sağdan soldan duvarkağıdı, yazıtipi, simge seti indirmek istemiyorum.

Tembel adam yaratıcı olurmuş derler ya, benimki de aynı durum. Daha ismini koyamadım (önerilere açığım), yeni projem çok az arkadaşıma bahsettiğim ancak fırsat bulup yazmaya başlayamadığım masaüstü ayarları paylaşım uygulaması. Birkaç tıklama ile, kendi masaüstü ayarlarınızı tek bir paket haline getirip istediğiniz kişilerle paylaşabilmeniz için. Aktarılacak masaüstü ayarlarının listesi şimdilik kısa, yorumlarınızla şekilleneceğini umuyorum. Sıralama, kolaydan zora doğru:

  • Yazıtipleri
  • Simgeler
  • Duvarkağıdı
  • Renk temaları
  • Masaüstü tipi (plasma taşıyıcı, dizin görünümü, ara&çalıştır, …)
  • Plasma temaları ve plasmoid ayarları

Pardus 2011 için verilmiş bir söz değil bu, sadece uygulanması zor olmayacağını düşündüğüm bir fikir. İsim, özellik, uygulamanın arayüz tasarımı ve davranışı konularında önerilere açığım. Bileşenler belirgin hale gelip ihtiyaçlar ortaya çıktığında, bu bileşenleri kodlayacak geliştiricileri (ya da geliştirici adaylarını) yardıma beklerim.

Not 1: Yukarıdaki enfes duvarkağıdı, masaüstü sihirbazı dediğim Kerim Aydın‘dan. Projeyi tamamlamak ve onun gibi masaüstü sihirbazlarının temalarını zahmetsizce bilgisayarımda kullanmak için sabırsızlanıyorum.

Not 2: Ahenk yazılarımdan sıkılanlar için teknik mambo-jambo içermeyen bir yazı yazdığım için de pek menunum :)

Siz de değişken yazarken seç yerine sec, üst yerine ust büyük yerine buyuk içinde_mi yerine icinde_mi yazmaktan sıkıldınız mı? O zaman python++ ile sorunlarınıza elveda deyin.

Python++ ne yapıyor?

Bu küçük program size hep aradığınız rahatlığı yaşatacak. Artık değişken isimlerinizde çşğüİıö kullanabileceksiniz. Tek yapmanız gereken kodunuzu python++’ya yollamak. O sizin için çşğüöİı yerine __ koyarak yeni bir cikti.py hazırlar ve çalıştırır.

Nasıl yapıcam?

Şimdi bu kodları python++.py adındaki bir dosyaya yazıp kaydedin ve çalıştırabilme izni verin (konsolda chmod +x python++.py). Ve daha sonra /usr/bin/python++ diye kopyalayın (konsolda sudo cp python++.py /usr/bin/python++ yazıp kullanıcı parolanızı girerek yapabilirsiniz). İşte kodlar:


#!/usr/bin/python
#-*- coding:utf-8 -*-

import os,sys
yol=sys.argv[1]

gir=open(yol,'r')
cik=open("cikti.py",'w')

kod=gir.read()
tirnak=False
for c in kod:
    if c=='"':
	tirnak=not tirnak
	cik.write(c)
	continue

    if tirnak:
	cik.write(c)
	continue

    if not "çÇşŞİıöÖğĞüÜ".count(c)==0:
	cik.write("_")
	continue

    else: cik.write(c)

gir.close()
cik.close()
os.system("python cikti.py")
  

Artık hem çiçek yazabileceksiniz hem böcek. Ama birkaç eksiğimiz var. Mesela karakter katarı içinde çift tırnak kullanamazsınız. Tek tırnak sorun olmuyor. Ve karakter katarlarını tek tırnakla belirtmeyin. Yoksa onların içindeki "çğşıİöü" "__" haline gelir. Hepinize kolay gelsin.


24
Tem

Yüzlerce sunucunun bağlı olduğu bir ağ var elimizde, her biri merkezi bir sunucuya bağlanarak kendilerine ait politikaları alıyor ve uyguluyor. Adını duymaktan sıkıldığınız uzaktan yönetim sistemi Ahenk ile, elbette. 10′ar dakika ara basit bir sorgulama, uzun olmayan bir cevap. Tek noktadan nadir değiştirilen, yüzlerce noktadan sıkça okunan politikalar. Tam LDAP‘lık bir senaryo: Yazma nadir, okuma sık.

Politikaların daha çabuk uygulanması gerekiyor bazen, 10 dakika beklememek. Elbette bunu, sorgulama aralığını 30 saniyeye çekmeden, düzgün bir şekilde yapmak. Bir şekilde, “anında uygulama” sağlanması, çoğu zaman da yapılan işlemin sonucunun anlık olarak öğrenilmesi gerekiyor. Problem, işte burada başlıyor.

İstemcilerin belirli aralıklarla “çekme” yapması yerine, sunucunun bir değişiklik varsa “itme” yapması gerektiği durumlarda, LDAP’ın yanında çalışacak bir protokol ihtiyacı ortaya çıkıyor. Yerine değil, yanında; çünkü politikaların tutulması için “hafif” bir veritabanı çözümü gerekiyor ve LDAP bunu başarılı bir şekilde sağlıyor. Mevcut LDAP sunucularının yedekleme ve çoğaltma konusunda hazır çözümlerle gelmesi de ayrı bir avantaj, vazgeçilecek özellikler değil bunlar.

“İtme” kısmına geri dönersek, bu konuda aklıma ilk gelen çözüm, XMPP (Jabber) kullanmak ve “anında mesajlaşma” işini zahmetsizce halletmek oluyor. “Hata ayıklama işini Kopete ile yaparım” düşünceleri beliriyor tabi ister istemez, sonra çevreden “slm, asl?” yazınca işlemci bilgilerini versin esprileri yapılıyor :)

XMPP, LDAP kadar olmasa da eski bir standart. Açık, ücretsiz; kullanımı, geliştirmesi, genişletilmesi kolay. Birden fazla sunucu/istemci/kütüphane mevcut, kararlılığı kanıtlanmış. Alternatif arama gereği hissettirmiyor. Özgür, çalışıyor, işimi görüyor, daha ne isterim? Düzgün bir XMPP kütüphanesi, saç-baş yoldurmayacak bir sunucu; hepsi var, hatta hepsi (Twisted ve EJabberd) Pardus depolarında var. Noktaları birleştirmek kalıyor geriye, eğlenceli kısım burası işte.

Dökümanın yetmediği yerlerde kaynak kodları açılıyor, “döküman kötü ama kodlar tertemiz” deniyor, birkaç deneme sonrasında Jabber sohbet botu geliştiriliyor, sonra da aynı mesajlaşma tekniği Ahenk prototipine ekleniyor, sonra Kopete ile sistem yönetimi oyunu oynanıyor: “selam, nerden?”

Bu yazı Özgürlük İçin Gezegeni‘ne iniş yaptıktan sonraki ilk yazım. Herkese merhaba.

Bu yazımda bir arkadaşımı nasıl zorla Pardus kullanıcısı yaptığımdan bahsedeceğim. Arkadaşıma Pardus kullanmasını hep söylerdim ama o rahatını kaçırıp bunu yapmadı. Belki de daha önceki Pardus üzerinde CS (CSharp değil Counter Strike) çalıştırmayı denemesi etkili olmuş olabilir. CS hastasıdır kendisi. Neyse ben yine birkaç gün önce ona "Pardus’u dene bak pişman olmayacaksın" dedim o da sızlanarak "Yaa ben naapiiim Pardus’u yaa. ıhıı" demişti. Ama ben iyice karar vermiştim. Bir sonraki buluşmamızda yanımda Pardus 2009 CD kalıbıyla gittim. Giderken de arayıp "Sende boş CD var mı? Eğer yoksa ben gelene kadar bir tane al" dedim ve arkadaşın evine gittim. Bilgisayarın başına geçtiğimizde hiç vakit kaybetmeden işe koyuldum. İlk yazma başarısız oldu. İşlem tamamlanmıştı ama CD boş görünüyordu. Elimizdeki tek boş CD de boşa gitti diye düşünürken Google’de "image burn" yazıp karşıma çıkan ilk yazılımı yükleyip kalıbı diske yazdırdım. Hayret! Oldu ama nedense diskin boyutuna 1.4 GB falan diyor. Her neyse, hemen bilgisayarı yeniden başlatıp Pardus’u daha önceden ayırdığım bölüme (geçenki buluşmamızda ayırmıştım) kurdum.

Kurulduktan sonra ilk ayarları yapıyoruz. Dizin görünümü mü yoksa programcıkları mı kullanacağını sordum, "Pardus olmuşken programcık olsun bari" dedi. Ondan sonra ben programcıkları, eklemeyi, kullanmayı falan anlattım. Sonra hemen güncelleme yaptım.

Ama içim gitti KDE4 kullanırken. Benim bilgisayarda güncelleme yapmak bile işlemciyi %100′e dayandırırken onun bilgisayarında dın bile demiyordu. Benim bilgisayarda KDE4 açmak bile işkenceydi. Fareyi hızlı oynatsan sistem donuyordu. Falan filan.

Arkadaşın bir HP tarayıcı-yazıcı aleti varmış, Windows üzerinde bir türlü çalıştıramamışlar. Ama bizim Pardus’umuz hemen tanıdı ve işe başladı. Annesi de KDE4 efektlerinden çok memnun kaldı. Ne yapsın Windows’ta masaüstü resmini bile değiştiremezken… Herkes mutlu, herkes memnun, herkes iyi, herkes özgür. Çünkü o Pardus… :)


Hemen hemen herkes tatilde demiştim. TÜBİTAK’ın toplu izin döneminin ilk haftası geride kaldı, havalandırma ve klima sistemlerini bakıma alınması yüzünden içerde mi kalsak, dışarı mı çıksak bilemediğimiz bunaltıcı bir haftada, ilk dönem stajına geç başlayan iki stajyer aramızdan ayrıldı, iki geliştirici de kalan işlerinin tamamlayarak tatile çıktı.

Geliştirici sayısının azlığından, depolara (tahminen) pek fazla commit yapılmayacak bu hafta. Ancak her toplu izin döneminde olduğu gibi, güvenlik açıkları ve kritik hatalar için hazırda bekleniyor olacak. Ofisteki sessizlikten istifade eden geliştiriciler sürpriz projelerle ortaya çıkabilir, bazı geliştiricilerin de gizli ajandasındaki önemli tarihler, tam da bu toplu iznin ortasına denk gelebilir…

Benim proje artık sürpriz değil [1] [2], Ahenk ile ilgili kod ve belgeler bu hafta depoya girmeye başlayacak. Ardından da proje ajandası şekillenecek. Ara verip farklı projelerle uğraşmam gereken zamanlarda Pardus 2011′deki yapılandırma altyapısı (COMAR) değişiklikleri ve danışmanı olduğum GSoC projesi ile iligileneceğim. Çok az arkadaşıma bahsettiğim ve Özgürlükİçin – Temalar bölümünde “reyting patlaması” yaratacağını düşündüğüm çok gizli proje ile ilgili de bir şeyler karalarım belki :)

Gidenlere iyi tatiller, kalanların acılarını paylaşıyorum, selamlar…

23
Tem
durum = 0 #ile 0 değerinde bir değişken atıyoruz.
while durum < 100:#durum 100 den küçük olduğu müddetçe
durum = durum + 1#duruma 1 ekle
self.progressBar.setValue(durum) #ve progressBar ile durumu açıyoruz.
Pardus geliştiricileri tarafında Pardus 2011 hazırlıkları devam ederken, ayrıntılar da yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlıyor. Pardus 2011 sürüm yöneticisi Gökçen ERASLAN, bugün geliştirici listesine attığı e-postayla Pardus 2011'de neleri hedeflediklerini yazdı.
Peki, Pardus 2011'e ilişkin geliştirici ekibin ne tür planları var? Sevgili Gökçen'in e-postasından alıntılıyarak, hedefleri madde madde aktaralım:
  • KDE ve Qt hariç paketlerin çoğunluğu Pardus Kurumsal2'den alınacak. Daha yeni sürümü çıkmış olan paketler yeni sürümlerine geçirilecek. KDE 4.5 ve Qt 4.7'nin kullanılması düşünülüyor.
  • GCC derleyicisinde 4.5 ailesine geçilecek..
  • Öntanımlı 64 bit olarak geliştirme planlanıyor. Alfa, beta kararlı sürüm gibi sürümlerin her biri 32 bit için de yayınlanacak.
  • 2011'i hem "Kurulan" hem "Çalışan" bir DVD olarak çıkarmak düşünülüyor. DVD olması, ortamın illa ki 4.7 GB olmak zorunda olduğu anlamına gelmiyor.
  • Açılış sistemi olarak, MÜDÜR yerine yeni geliştirilmekte olan systemd projesine geçiş düşünülüyor.
  • Bahçeşehir Üniversitesi ile yapılan anlaşmayla, Pardus'un kullanılabilirlik testleri yapılacak ve daha kullanışlı ve tutarlı arayüzler için bir Pardus Arayüz Kılavuzu yazılacak. Bunu "KDE Usability" ekibiyle ortaklaşa ilerleyen bir süreç haline getirmek hedefleniyor.
  • 2011 için yine güzel görseller ve yenilenmiş bir Milky simge seti hazırlanıyor.
  • Ağ Yöneticisi yerine, çok daha fazla özellik sunan, aktif olarak geliştirilen ve diğer dağıtımlar tarafından da gelecek vaat ettiği düşünülen bir proje olarak NetworkManager ve onun KDE arayüzü olan KNetworkManager ikilisine geçmeyi düşünülüyor.
  • Pardus 2011 için önemli amaçlardan bir tanesi, Ağ Yöneticisi hariç tüm yönetici ailemizi KDE'ye dâhil ettirmek.
  • Paket Yöneticisi için, çok daha basit ve muhtemelen Paket Yöneticisi'nden bağımsız bir güncelleme ekranı düşünülüyor.
  • Paket Yöneticisi'ne paketlerin popülerliğinin oylanması, paketin ekran görüntülerinin gösterilmesi vs. gibi artık çoğu modern paket yönetici arayüzünde olan özelliklerin eklenmesi planlanıyor.
  • 2009-2011 geçişi sorunlarını en alt seviyede tutulması hedefleniyor.
  • Pisi, derleme çiftliği, YALI'ya da birçok özellik eklenmesi düşünülüyor.

Pardus’un 2010 yılı ilk dönem stajyerlerinden stajını ofisimizde yapan arkadaşlarımız Engin Manap ve Ufuk Uzun stajlarını başarı ile tamamladılar. Başarı ile tamamlamak ne demek bilmiyorum ama klasik bir giriş yapmak adetini bozmak istemedim.

4 hafta boyunca ofisimizde bizlerle birlikte çalıştılar, yeni bir programlama dili öğrendiler ve o dil ile yazılmış bir framework kullanarak Özgürlükİçin kullanıcılarının fikirlerini Pardus projesine ulaştırmakla yükümlü Beyin uygulamasını yenilediler.

Aslında sadece yenilemediler, bir çok eksiğini düzeltip yeni özellikler eklediler. Bu esnada bol bol eğlenip Pardus ve özgür yazılım üzerine sohbetler ettik. Ne yalan söyleyeyim benim bir stajyerden beklentilerimi karşılamakla kalmayıp fazlasını yaparak staj ve stajyerler hakkındaki önyargılarımı fazlasıyla kırdılar.

Geçtiğimiz günlerde beyin2 adını verdikleri django uygulaması Özgürlükİçin’deki selefi ile değiştirildi ve kullanıcılara sunuldu. Kullanıcılardan gelen tepkilere bakılırsa ortaya çıkan uygulamayı tek beğenen bizler değiliz :)

Kendi ağızlarından stajlarını UEKAE yerine Artistanbul ofisinde yaptıkları için kendilerini şanslı hissettiklerini de duyduğumuza göre yazımızın dilekler kısmına geçebiliriz ;)

UEKAE’deki Pardus ofisinde ve Artistanbul ofisinde stajını tamamlayan arkadaşlarımıza kariyerlerinde başarılar diliyor, Pardus ve özgür yazılım dolu geçirdikleri bu kısa süreli yakınlaşmanın uzun sürmesini istiyoruz.

Önümüzdeki haftalarda Artistanbul ofisinde çalışacak ikinci dönem stajyerlerinin hangi konu üzerinde çalışacaklarını ve neler yapacaklarını da yazarım :)

Milli Savunma Bakanlığı’ndaki bir ihtiyaç için geliştirilen Ahenk 1.0‘da (Pardus’un uzaktan yönetim sistemi), politikaların LDAP üzerinde tutulduğu ve istemcilerin belirli aralıklarla bu politikaları aldığı ve uyguladığı bir yapı mevcut. Olabildiğince basit ve sade. Büyük resme bakıldığında, yapılan iş aşağıdaki metnin veritabanına yazılması, okunması ve bu bilgiler ile işlem yapılması:

  dn: cn=server1, dc=pardus, dc=org, dc=tr
  pisiRepository: http://192.168.1.1/packages/2009/pisi-index.xml.bz2
  pisiUpdateInterval: 3600
  pisiUpdateType: security
  comarUserSource: ldap
  comarUserURL: ldap://192.168.1.1/dc=pardus,dc=org,dc=tr
  ...

Yönetim arabiriminde yapılan iş, bir arabirim kullanarak yukarıdaki politika metnini oluşturmak ve LDAP’a kayıt etmek. Nispeten kolay bir iş, ve bir sonraki Ahenk blogumun konusu :). Sisteme dahil köle bilgisayarlarda çalışacak Ajan uygulaması ise “sihrin” gerçekleştiği, ve benim en çok sevdiğim Ahenk bileşeni.

Ajan’ın yapısı aşağıdaki gibi. XMPP ile ilgili kısım 2.0 ile geldi:

LDAP istemcisi belirli aralıklarla, “bu bilgisayara ait politika var mı?” diye soruyor: Yaptığı şey “ldapsearch” komutu çalıştırmaktan çok farklı değil. Politika bulursa kuyruğa atıyor, ve kuyruktaki politikalar ilgili Ajan modüllerine gönderilerek işleniyor. Misal, PiSi ile ilgili politika metinleri -eğer kuruluysa- yazılım güncellemelerinden sorumlu modülde (bildiğiniz Python modülü) işleniyor.

XMPP istemcisi ise politikaların “anında” uygulanması ya da bilgisayarlara komut gönderilmesi gerektiğinde kullanılacak “opsiyonel” iletişim kanalı.

Uzun süredir Zühre ikon teması üzerinde çalıştıktan sonra Kamer isimli ikon temasının da yenilenmesine bir el atayım dedim.Pek bir değişiklik yapamadım açıkçası.Belli başlı değişiklikler ofis dosyalarına ait ikonlarda oldu.Bazı ikonlar aşağıdaki gibi.
22
Tem

Bilgisayar çok yavaş çalıştığından KDE masaüstünü kullanmayı bırakın açmaktan bile korkardım. Geçenlerde bir denemek istedim. Aman aman! Uzak olsun. Boşuna Xfce kullanmıyormuşum onu anladım. O da olmasa benim makina ne yapacak kim bilir?

Arkadaşımın kardeşi de Pardus kullanıyormuş. Dediğine göre Firefox’u açmak istediğinde tıklayıp çay koymaya gidiyormuş. O derece artık düşünün. Belki abartı gelebilir size ama bilgisayarınızda 128 Mb RAM var ve siz de KDE 4 kullanıyorsanız olacağı budur. Xfce kursun bir o hızı anlar o zaman.


20
Tem
Evet arkadaslar uzun bir aradan  sonra tekrar yeni yazimla karsinizdayim. Bu yazim daha cok windows kullanicilarina hitab ediyor diyebilirim. Ama aklinin bir kosesinde Linux olanlarina ya da Linux a alismak istiyorum diyenlerine. Bu yazimla birlikte ozgurluk deryasina bir adim daha yaklasacaklarina inaniyorum. Evet bu adim sizin icin kucuk fakat insanlik icin daha ozgurluk icin daha kucuk bir adim olacak. Cunku siz ve ben gibi kullanicilardan cok var. Ama unutulmamasi gereken sudur "Damlaya damlaya gol olur." Neyse giris kismini biraz fazla uzattim sanki:) Konumuza yavas yavas gecelim. Linuxa ilk gecisler ve alimak isteyenler icin Linux makinamizi windows makinamiz uzerine sanal makinayla kuracagiz bugun. Boylelikle bilgisayarimiza acemilikten dolayi gelebilecek butun riskleri ortadan kaldirmis olacagiz ve gonul rahatligiyla Linux makinamizda calisabilecegiz. Simdi windows bilgisayarimiza VirtualBox sanallastirma programini indiriyoruz. Yaklasik 72mb bir program. Internet hiziniza gore 15dk lik bir bekleyisten sonra programi kurmaya basliyoruz.Kurulum islermi bittikten sonra yeni kullanicilara tavsiye edebilecegim Pardus un isosunu bilgisayarimiza indiriyoruz. Bu islemde bitince Pardus isosunu ister bir cd ye yazarak istersek Daemon Tools gibi bir programla sanal bir cdrom surucu yaratip oraya mount ederek aciyoruz. Bunun sonrasinda VirtualBox programimizi aciyoruz ve New e tikliyoruz.

Ekranimiza yukaridaki gibi bir ekran geliyor. Bu ekranda next diyoruz ve virtual makinemiz icin bir ad seciyoruz. Operating System kismini Linux yaptiktan sonra Version kismini Other Versiona ayarliyoruz.
Next dedikten sonra karsimiza sanal makinemize ne kadar ram vermek istedigimizi soran bir ekran cikacak. Burada benim tavsiyem 512 mb tan az ram vermeyin; Ben sistemime gore 1gb lik ram verdim.

Next diyoruz ve asagidaki gibi bi ekran karsiliyor bizi.

Bu ekranda da next diyoruz ve karsimiza harddisk icin ayarlar geliyor. Bu ayarlarda istediginiz ayarlari yapabilirsiniz. Dynamic secerseniz harddisk verdiginiz kisita kadar dinamik olarak buyur. Fixed size secerseniz belirli bir boyut her zaman ayrilmis olur harddiskinizde. Secimimizi yapiyoruz ve next diyoruz. Diger ayarlamalarida harddiskimize gore yaptiktan sonra Finish butonuna tikliyoruz. Finishe tikladiktan sonra karsimiza asagidaki gibi bir ekran cikiyor.


Start butonuna tikladiktan sonra isomuzun nerede oldugunu seciyoruz.Benim bilgisayarimda sanal olarak yarattigim Fsurucusunde.

Next ve Finish dedikten sonra karsimiza cikan ekranda ilk secenegi secerek kuruluma basliyoruz. GPL metnini okuyup kabul ettikten sonra ileri seceneklerine tikliyoruz. Bilgisayarimizdaki klavye ayarlarini yapiyoruz. Ileri ye tiklayip saat dilimi ayarlarinida yaptiktan sonra kullanici ve parolasini belirliyoruz ve ileri tusuna tikliyoruz. Burada da yonetici parolamizi belirliyoruz. Ileri sekmesine tikladiktan sonra karsimiza disk bolumlerndirme ekrani geliyor. Burada sanal makinemiz sadece sanal harddiski gordugu icin otomatik secili bir hade ileri tusuna tikliyoruz. Onyukleyici seciminde onerilen kismi isaretliyoruz ve tekrar ileriye tikliyoruz. Ileriye tikladiktan sonra karsimiza gelen ekranda yapmis oldugumuz ayarlari kontrol ediyoruz. Istemedigimiz bir sey varsa geri donup tekrar yapiyoruz ve Kuruluma Basla diyoruz. Eger Pardus kurulumu hakkinda resimli bilgiye ihtiyaciniz olursa bu kaynaktan yararlanabilirsiniz. Herhangi bi sorunuz oldugunda gungorbasa@gmail.com adresine maillerinizi bekliyorum.
19
Tem

Cumartesi günü Türkiye’de bir ilk gerçekleşti : İnternet Sansürden Daraldı Sokağa Çıktı!

Sansürsüz İnternet

Bin kişi kadar Taksim Meydanı’ndan Galatasaray Meydanı’na kadar yürüdük. Talebimiz ise internet sansürlerinin kaldırılması ve insanların kendilerini özgürce ifade edebilmelerinin engellenmemesiydi.

Basın açıklamasının tam metnini Sansürsüz İnternet sitesinden okuyabilirsiniz. Diğer paylaşımları ise tüm sosyal medya üzerinde bulabilirsiniz. Eğer “şimdi kim uğraşıp arayacak” diyorsanız,  buyrun FriendFeed‘e bir bakın…

Fotograf : Hasan Ümit Ezerçe

TÜBİTAK MAM Kampüsü bomboş, 5000+ çalışanın %90′ı 2 haftalık toplu (bazı işkoliklere göre “zorunlu”) izinde. Ben dahil birçok Pardus geliştiricisi ise, UEKAE binasındaki ofiste mesaide. Proje çalışanlarının, farklı zamanlarda izne çıkmasının çalışmaları olumsuz yönde etkilemesi sebebiyle böyle bir karar alınmış MAM kampüsünde. Tatile çıkanlar alınan bu karardan memnun, geride kalanlar ise ıssız koridorlarda vahşi batı kasabalarında yuvarlanan çalılar gibiler: Yalnız ve mutsuz.

Schindler’s List OST dinlerken okursanız halimizi biraz olsun anlayabilirsiniz :)